10.03.2008/Sayı:177
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Ekonomi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Okur Mesajları

Okur Mesajları

“Devlet” Bahçeli ismine yakışanı yapmıyor. Yok, eğer gerçek ismi “Eyalet” ise bir insana ismi ancak bu kadar yakışır. Kaleminize sağlık.

Rasim Taş, Yozgat


Sayın Gökçe Fırat;

Bugün 29 Şubat 2008. Kara harekatı başladığında içimde kuşku vardı. Sebebi ise AKP hükümeti idi. Pek çok Türk insanının da benim gibi düşündüğüne eminim. Yazınızı 5 gün önce okumuştum ve gerçeği görmüştüm. Bu yazı şüphelerimi perçinlemişti ama yanılmayı umut etmiştim. Bugün sabah TV’yi açtığımda Barzani’nin yardımcısı Zebari, operasyonun bittiğini açıklamıştı. Bir kanalın alt yazısında gördüm, demek ki bu haber çok önceden Kürt yönetimince biliniyordu. TSK ise biz karar verdik diyor. Yazınızın başlığını tekrarlamak zorundayım: Ordu ve Türkiye nereye?

Faik Karagöz, İstanbul


Ben Pendik’ten sizi takip eden bir dershane öğrencisiyim. Özellikle Gökçe Fırat üstadımızın yazılarını ilgiyle takip ediyorum. İçimde çok büyük bir öfke var. Dini araç gibi kullanarak insanlarımızın gözlerini bağlıyorlar. Ben artık bunu istemiyorum. TÜRKSOLU dergisi olarak azda olsa birkaç arkadaşımla birlikte sizin düşüncelerinizi destekliyoruz. Bütün yazar arkadaşlarınızı tebrik ediyor ve onlarla aynı düşüncede olan insanların olduğunu söylemek istiyorum!

Ersin Yaramaz, İstanbul


Ben Cihanbeyli Cumhuriyet Halk Partisi gençlik kollarında görevliyim. Öncelikle bu derneğin kuruluşunda tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bilsinler ki biz laikliğin bekçileriyiz. Türkiye laiktir laik kalacak. Aynı zamanda tam bir ABD düşmanıyım. Ne ABD ne AKP yaşasın tam bağımsız Türkiye! Hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Emre Çelik, Konya


TÜRKSOLU çok gerçekçi bir dergi. Gerçekleri çok güzel dile getiren gerçek bir gazete. Bu düzenin kirli çarkına ortak olup susmuyorsunuz. Umarım diğer gazeteler de sizin gibi cesur davranır ve gerçekleri en açık şekilde dile getirip halkımız uyandırırlar ve Kurtuluş Savaşında ölen onca gencimizin ve darağacında can veren 3 fidanımızın cabası boşa gitmez. Denizler bu kavganın onlarla bitmeyeceğine inandılar. Haklılarda, bu topraklar hepimizin ve bu kavgayı onlardan devralıp sürdürmeliyiz. Atatürk ilke ve devrimlerine, laik cumhuriyetimize sahip çıkalım. Yeter artık uyanalım halkım, vatanımıza sahip çıkalım. Yaşasın tam bağımsızlık savaşı veren Türkiye halkı, kahrolsun emperyalizm!

Sinem Toral, İstanbul


Son 10 yıldır çok sulu gözlü oldum. Daha da olacağa benziyor. Ama bu göz yaşları çaresizlikten, acizlikten kaynaklanmıyor. Tam tersine içimde kopan fırtınalardan, engellenemez bir hırstan kaynaklanıyor. Duygularımı, hissiyatımı kelimelere dökmem yetersiz kalır, kelimelerin gücü yetmez. Beni az da olsa anlatabilecek kadar kelimeleri kullanmak istiyorum. Ben de aileme sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Çünkü Kemalizm’le büyüdüm, çünkü Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla büyüdüm. Ne mutlu bana ve benim gibi düşünen arkadaşlarıma. Deniz’im, ruhun şad olsun. Biz cumhuriyet çocukları olarak bayrağı senden aldık ve tam bağımsızlığımızı kazanmadan da bırakmayacağız. Zamansız, haksız gitmiş olabilirsiniz ama fikirleriniz ebediyen yaşayacak. Şimdi gaflet ve dalalet uykusundan uyanma zamanıdır, şimdi bağımsızlık zamanıdır!!

Beril Orak, Ankara


Bugün türban yarın kara çarşaf. Açık açık hilafet, saltanat, Şeriat propagandalarının yapıldığı bir ülkedeyiz. Atatürk Cumhuriyetinden ne kaldı geriye? Şunun şurasında İran olmaya ne kaldı? Oysa Atatürk; “Gericiliği nerede görsem tepelerim, tepelerim, tepelerim...” dememiş mi? Sorarım muhataplarıma, Atatürk Cumhuriyetin 10. yılında, “Yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz.” demiş. Ama biz durmaktan hatta gerilemekten kendimizi alamadık. Gericiliği başıboş bıraktık. Devrimleri sürdürmektense ondan bir an önce kaçıp uzaklaşmayı tercih ettik. Gün geçtikçe geriye gitmeye devam ediyoruz. İçinden çıkılmaz karanlığa doğru bir sefer yapıyoruz. Yapılan çoğu şeye ya sesimiz çıkmıyor ya da kabulleniyoruz. Biz susarsak üzerimize binerler, bizleri teperler. Biz uyanık olalım, gerçekleri görelim, gösterelim. Biz ki, Atatürk’ün devrimci torunları, dimdik ayaktayız. Hiç bir zaman davamızdan vazgeçmeyeceğiz. Kahrolsun faşizm, kahrolsun ABD ve işbirlikçileri. Yaşasın tam bağımsız Türkiye. İleriye, hep daha ileriye.

Soner Güngen, İzmir


Sizin fikirlerinizi benimsiyorum ve fikirlerinize sahip çıkıyorum. Yeri geldi eleştirdim sizleri, yeri geldi gönlümü fethettiniz, başımın üstüne koydum sizleri. Bazen kızsam da size, anladım ki bambaşka bir ideoloji bu TÜRKSOLU örgütlenmesi. Milliyetçilik ve Sosyalizm kaynaşması. Devrim kokuyor bu gazete. TÜRKSOLU okurken 68’lerin devrimci ruhunu hissediyorum damarlarımda. Yaşasın tam bağımsız, Atatürkçü ve laik Türkiye!

Efe, Tokat


Sayın Gökçe Fırat;

Yaşasın emperyalizme karşı şanlı bir mücadele veren bu dergi. Günümüzde o kadar sahte solcu dergiler türedi ki anlatamam. DTP kuyrukçusu sosyalist işçi dergisi diye bir dergi var. Fidel Castro için diktatör kelimesi kullanmaktan çekinmiyor. Başörtüsü yasağının uygun bir yasak olduğunu söyleyenlere, Kemalist burjuva diye hakaret ediyor ve ben 18 yaşındaki bir genç olarak diyorum ki, lanet olsun böyle marjinal ve Kürtçü solculara.

Uğur Efe Ökte, İstanbul


Sayın Gökçe Fırat,

Bu yazınız birkaç gündür kafamın içinde var olan düğümleri çözmeye yetti. Ordunun Irak’tan çekildiği haberini duyar duymaz şoka girdim. Bunu Türk Ordusu’na hiç yakıştıramadım. Bizim ordumuz değil sanki ABD’nin ordusu! ABD derse gireceğiz, ABD çıkın derse çıkacağız. Olmaz böyle şey ama bu zamanda olur. Bu zamanda her şey olur, hele ki insanların ordunun laikliğe verdiği önemine en çok ihtiyaç duyduğu zamanda. En başta kendime kızdım. Sen bunu orduya nasıl yaparsın, nerden biliyorsun belki zamanlamadan dolayı bir tesadüf olmuştur dedim. Kendimi buna inandırmaya çalıştım, orduya bunu yakıştıramadığım için. Aklımdaki serapları gerçek sandım. Hatta Genelkurmayın bu konuyla ilgili yazısını okudum ama içim rahatlamadı. Ordumuza çok üzülüyorum. Bunu bize nasıl yaparlar? Orada da ABD’nin talebiyle askerlerin Irak’tan çekildiği zamanın tesadüf olduğu gibi bir şey yazıyordu. Tuncay Özkan da, yok efendim ordumuz böyle bir şey yapmaz, eğer böyle bir şey yaptıysa neden Afganistan’a asker göndermedi gibisinden bir şeyler söyledi. Objektif olarak bakmadı galiba CHP’ye adaylığını koymanın heyecanı vardı üstünde. Ordu’nun böyle haberlerle yıpratılmaya çalışıldığını, diğer kurumların da yıpratılmaya çalışıldığını söyledi. Kısaca ordunun böyle bir şey yapmayacağını demek istedi. 22 Temmuz seçimlerinden önce de AKP’ye karşı kim varsa onların yanındaydı. AKP’ye karşı AB, AKP’ye karşı Saadet Partisi, AKP’ye karşı MHP, vb. şeyler. Günü geldiğinde AKP’nin karşısında ABD’nin de yanında olacağına şüphe yok. Peki sonuçta ne oldu? Tuncay Özkan ve diğer ulusalcılar için 22 Temmuz bir yıkım süreci oldu. Yok sağcılar MHP’ye, solcular CHP’yeymiş, sonuç ne? Tam bir rezalet! Ben mandacı değilim, ben Atatürkçüyüm diyor ama AB’nin yanında olmak ne olmayı getiriyor bunu hiç düşündü mü? (kiosk programında AB’nin katkıları olması gibi) Bu bir çelişkidir. AKP’nin karşısında olmak adı altında bir gün ABD’nin yanında yer alacaktır. Ulusalcılık diye bir şey yoktu aslında, ulusalcılığın belli bir ideolojisi de yoktu. Sadece belli olaylara verilen tepkilerdi ulusalcılık. Atatürkçülük ve tam bağımsızlıkla bir ilgisi yoktu bence. 22 Temmuzda aldığı yenilginin karşısında “biz kaç kişiyiz?” hareketini başlattı. Bu hareketin de başarılı olacağını sanmıyorum. Bu hareketin sonunda yine kaybedenin biz, yani halk, olacağına eminim. O harekette de bir bölünme söz konusu. Bazıları Tuncay Özkan’ın siyasete atılmasından taraf, bazıları buna karşı çıkıyor. CHP bir var bir yok gibi. Ses soluk yok. Hani CHP Atatürk’ümüzün partisiydi? Hani muhalefetti her şeye rağmen? MHP’den zaten bunu bekliyordum. O nedenle yaptığı pislik beni şaşırtmadı. Gerçi CHP de beni pek şaşırtmadı. Çünkü CHP’nin yöneticileri, özde Atatürkçü değiller. Bize devrimci bir parti lazım. Bize devrimci, Atatürkçü ve tam bağımsızlığı destekleyen bir parti lazım!

Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

Betül Yağmur Polat, İstanbul


Öncelikle harika bir gazete, sizi tebrik ediyorum. Bu ülkenin kimlerin eline düştüğünü, nerelere sürüklendiğini çok iyi analiz ediyorsunuz ve gazetenize yansıtıyorsunuz. Bu ülke Tayyip ve yandaşlarından kurtulmalı. Biz Atatürkçüler olarak bunlara dur demeliyiz. Gerekirse yeni Deniz Gezmiş’ler olmalıyız. Ülkemizi bu kan emicilerden kurtarmalıyız. Bunun için de bu gazeteye çok iş düştüğünü düşünüyorum. Adam gibi partinin kalmadığı, meclisin mahalle kavgasına dönüştüğü, siyasetçilerin halkı uyuttuğu ortamda ancak size güvenebiliriz solcular olarak. Başarılarınızın devamını diliyorum.

Duygu Coşkun, Çorum


Sayın Kaya Ataberk;

Yazınızın her satırına katılıyorum. Bu, Türk ulusunun emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı yapılan mücadelesini pasifize etmek gazını almaktır. Ben bunu gördüğüm için daha önce bu hareketten ayrıldım. Emperyalizme, işgale karşı tek mücadele şekli vardır. Bu gidişe Atatürk felsefesiyle dur denebilir.

Adnan Işık, İzmir


Sayın Gökçe Fırat;

Sizin ve TÜRKSOLU gazetesindeki yazarların yazılarını devamlı okumaya çalışıyorum ve okudukça artık bazı düşüncelerimin daha açık olduğunu görüyorum. Yazınızda dediğiniz gibi PKK ve yandaşlarının “Türk ordusu bizimle savaşamadı, biz kazandık onlar kaçtı” cümlesini dün akşam ROJ TV’de bizzat duydum. Bugün ne saçmalayacaklar dedim ve izledim. Yine her zamanki gibi yalan yanlış haberlerle halkı kandırıyorlar. Haberi duyunca şaşırmadım, çünkü yazınızı okumuştum. Dediğiniz gibi vakit geldi de geçiyor. Bize gerekli olan gerçek bir Kemalist düşünce yapısına sahip, laik, her konuda tam bağımsız Türkiye anlayışını benimseyen bir parti gerek. Ben CHP’den daha, doğrusu Deniz Baykal’dan hiçbir şey beklemiyorum. Beklentilerimize cevap veremez durumunda .Bize gerçekten gerçek devrimciler gerek. Gözü kara değil, devrimci olma özelliği olan davasından vazgeçmeme ve davasını koruyan biri ya da birileri lazım, hem de hemen.

Özge Şentürk, Bursa


 


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe