| Hakkı Koca |
Müdahalenin sınırlarını TÜRKSOLU gazetesi yalın bir ifade ile “Ordu Nereye” diyordu. Kapakla bağlantılı olarak TÜRKSOLU gazetesi başyazarı Sn. Gökçe Fırat bu cümleyi bir adım daha ileri taşıyarak soruya bir soru daha ekliyordu, “Ordu Nereye? Türkiye Nereye?” Çok çarpıcı olan Bu soru aslında içinden çıkamayacağımız bir karanlığa doğru gittiğimizin ipuçlarını da bizlere veriyordu. TÜRKSOLU olarak bizler her zaman Kuzey Irak’ta yuvalanan hain bölücü Kürt faşistlerine karşı en sert operasyonların yapılmasını ve ordaki bataklığın kurutulmasını hep destekledik. Bu Türk halkının özlemini duyduğu bir müdahaleydi. Ancak yapılan müdahalenin zamanlaması çok da doğru bir noktada durmadığımızı ileriki günlerde gösterecek gibi duruyor. 2007 yılının ilk aylarında PKK eylemlerinin arttığı günlerde ve buna paralel olarak Kuzey Irak’ta kurulan sözde Kürt devleti yöneticisi aşiret artığı Barzani tarafından, verilen demeçlerde saldırganlıklarını sergileyen bu hainlere gereken cevabın en sert şekilde verilmesini her hafta TÜRKSOLU gazetesinde kapaklarımızla ve yazılarımızla sürekli istedik ve Ordumuzun yanında olduk. 21 Mayıs 2007 tarihli 139. sayımızda kapakta kullandığımız “Al Sancak Kuzey Irak’a” cümlesi şimdi sıralayacağımız TÜRKSOLU gazetesinin diğer sayılarında da farklı cümlelerle hafızalara yerleşerek gündemi çok önceden yakalamayı başardı. TÜRKSOLU gazetesi; Tarih 28 Mayıs 2007, sayı 140: “Ordu Irak’a” Tarih 4 Haziran 2007, Sayı 141: “Dersimiz Coğrafya, Konumuz Irak” Tarih 11 Haziran 2007, Sayı 142: “Söz Askerde” Tarih 18 Haziran 2007, Sayı 143: “Vatan Sana Canım Feda” Tarih 02 Temmuz 2007, sayı 144 ve yeniden: “Ordu Irak’a” Bu sayılarda Irak operasyonun mutlaka yapılması gerektiğini bütün yazılarımızda defalarca vurgulamıştık. Dikkate değer en önemli nokta ise bu çağrıların 22 Temmuz seçimlerinden önce yapılmış olması idi. O dönemde AKP hükümeti güç kaybetmeye başlamış, bunun karşılığında Türk Ordusu Türk halkının kurtarıcısı durumuna gelmişti. Şehit cenazelerinde AKP’liler yuhlanırken askerlerimiz alkışlanıyor, PKK ve ABD karşıtı antiemperyalist söylemler yükseliyordu. Hatta ABD, Türk Ordusu’nun müdahale edebileceğini düşünerek Kuzey Irak’ta bulunan askeri gücünün büyük bir kısmını Irak’ın güneyine indirmişti. ABD Türk Ordusu ile yapılacak bir savaştan zararlı çıkacağını çok iyi hesaplıyor, ona göre stratejiler geliştiriyordu. Kuzey Irak’a yapılacak müdahalenin belki de en büyük kazancı AKP hükümetinin yıkılması ve bunun sonucunda erken seçime gi dilmeden Kasım 2007’de yapılacak seçimler öncesinde AKP’nin kapatılmasını hızlandıracak gündemi doğuracaktı. Ancak süreç istenilen bir konumda ilerlemedi. Türk Ordusu’nun en üst yönetim kadrosu bu tarihi sorumluluğu alamadı. ABD ile bölgede hesaplaşma yerine uzlaşmaya gitmek zorunda kaldı. Eğer Mustafa Kemal Atatürk gibi devrimci ve antiemperyalist olma yolunu seçebilselerdi tarihin akışı değişebilirdi. Bugün yaşadığımız bu süreç TÜRKSOLU’nu haklı çıkarıyor. Aylar öncesinden yaptığımız çağrılar ve uyarılar bugün “Ordu nereye” ve “Türkiye Nereye” sorularını sormamızı mutlak kılıyor. TÜRKSOLU gazetesi başyazarı Gökçe Fırat 175. sayıdaki tarihsel yazısındaki ders niteliğindeki cümleleri oynanan oyunu çok net ortaya koyuyor. Diyor ki Sn. Fırat: “Demek ki önümüzdeki dönem ‘Türkiye Nereye’ sorusunun karşılığı birden fazla ülke olacaktır: İran Afganistan Kosova Kısacası ABD’nin ve NATO’nun çıkarının olduğu her yer. ABD-Türkiye-İsrail üçgeni Türkiye’yi felaketten felakete sürükleyecek bir dönemin habercisidir. O nedenle PKK bitiriliyor diye sevinmek bize göre değil. Daha önce PKK’yı sadece ve sadece kendi ordumuzla ve kendi gücümüzle zaten bitirmenin örnekleri dururken hele… ABD ile İsrail’le girilen ittifakı desteklemek bize göre değil.” Doğru söze, doğru yoruma ne denilebilir ki. Yapılan operasyonun sınırlarının ABD tarafından belirlendiği ve her aşaması uydudan izlenip Türk Ordusu’nun bir savaş halinde neler yapabildiği ve becerisi teste tabi tutulurken daha doğrusu kobay olarak kullanılırken bu soruları sormak hakkımız. Her geçen gün şehit olan vatan evlatlarının acısı Türk halkının yüreğini dağlıyor. Mustafa Kemal, Büyük Taarruz emrini verirken bu savaşın sınırlarını Afyon şehrinin hemen güneyi olarak göstermemişti. Özlü sözünde “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” derken tüm vatanın kurtuluşunu istemişti. Aynı kararlılığı Ordumuzdan beklemek gerekmektedir. Ordumuzun yapacağı müdahalenin sınırlarını ABD belirleyemez. Biz Ordu’yuz, Ordu biziz. Bu tüm Türk tarihi boyunca böyle olmuştur. Ordu ve Türk Milleti birdir. Yapılan yanlışın cevaplarını aramak ve araştırmak zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti, Sevr karanlığına sürüklenirken bu süreci durdurmak hepimizin görevidir. Başarmak zorundayız... Başaracağız.
|