Solcuların ev krokilerini basmasıyla ünlü Perinçek
ilk defa bir sağcının ev krokisini bastı!
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i hepiniz tanırsınız. Binde üç’lük Perinçek, zaman zaman derin bağlantılarıyla gündeme gelir. Aydınlık’ın her iki kapağından birinde ya MİT vardır ya da CIA. O kadar derindir ki, bazen Perinçek’in kendisi de bu derinlik içinde kaybolur. Normal zamanlarda bile saçmalarken böyle dönemlerde ultra saçmalamaya başlar.
Perinçek’in bazı takıntıları vardır. Mesela kendisinden başka kimsenin bilmediği ve inanmadığı birtakım gizli örgütler vardır. Bu örgütlerin bütün derdi davası Doğu Perinçek ve İşçi Partisi’dir. Bu örgütlerin en meşhuru kimsenin ne menem bir şey olduğunu çözemediği “Süper Nato Örgütü”dür. Perinçek açıklamalarının önemli bir kısmında “Süper Nato” örgütünden bahseder durur ama bu örgütü Perinçek’ten başka gören, duyan olmamıştır. Perinçek’in Süper Nato takıntısı öyle bir hal almıştır ki evinin ya da partisinin yakınlarına süper market açılsa “O süper market değil, Süper Nato şubesidir” der.

Perinçek 80 öncesi sol grupların liderlerinin
krokilerini yayıhlıyordu. Şimdi ise kendi evinin krokilerini yayınlıyor. |
|
Her neyse, biz gelelim asıl meselemize. Perinçek’in bir de suikast takıntısı vardır. Özür dilerim yanlış söyledim; takıntıyı aşmış artık paranoya haline gelmiştir. Aşağı yukarı her sene bir kez Perinçek basın toplantısı düzenler ve bir suikast girişiminden kılpayı kurtulduğunu anlatır. İsmi bu güne kadar duyulmamış istihbarat örgütleri, bugüne kadar denenmemiş yöntemlerle Perinçek’i öldürmeye çalışırlar ama ne hikmetse Perinçek hepsinden burnu bile kanamadan kurtulur. Perinçek’in suikast ihbarlarının dökümünü çıkarmaya kalksak köşemizde yer kalmaz. Zannedersiniz mübarek Fidel Castro! Herhalde Fidel’e bile bu kadar suikast girişiminde bulunulmamıştır. E ne de olsa emperyalizmin en büyük(!) düşmanı Perinçek. MİT, CIA, Süper Nato, MOSSAD dünyada ne kadar istihbarat örgütü varsa işi gücü bırakmış Perinçek’i tufaya düşürmek için pusuya yatmış vaziyettedir. Ama Perinçek bu, emperyalizme karşı yılmaz savaşçı tüm bu tuzakları atlatarak devrimci(?) mücadelesine devam ediyor.
Perinçek’e karşı planlanan suikast girişimleri ile ilgili senaryoları Hollywood değerlendirse eminiz birkaç yıl senaryo sıkıntısı çekmezler. Hazır senaristler de grevdeyken Perinçek’i değerlendirmelerini öneriyoruz kendilerine.
Sözün burasında isterseniz Perinçek’e karşı planlanan suikast girişimlerinden birkaç örnek verelim. Perinçek Ekim 2001 tarihinde düzenlediği bir basın toplantısında, CIA’in MİT’e 200 adet bombalı cep telefonu gönderdiğini ve bu telefonlardan biriyle kendisinin öldürülmek istendiği bilgisini açıklamıştı. Bu açıklamadan sonra bir dönem partide cep telefonlarının yasaklandığına dair rivayetler ortaya atılmıştı. Perinçek’in o açıklaması daha sonra terör örgütlerine ilham olmuş ve cep telefonu düzeneğiyle bombalamaların sayısı artmıştı.
Hatta bugünlerde ortalıkta dolaşan bir habere göre PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan tam da böylesi bir suikast girişiminden kılpayı kurtulmuştu. Olay şöyle; Murat Karayılan kendisine verilen cep telefonunun bombalı olduğu bilgisine ulaşıyor (nereden ulaşıyorsa?) ve bunun üzerine söz konusu telefonu korumasına vererek biraz uzaklaştırıp telefon çalınca açıp görüşmesini istiyor. Koruması uzaklaşınca Karayılan numarayı çeviriyor. Telefon çalar çalmaz booom! Koruma sizlere ömür. Tabi burada ayrı bir salaklık da yok değil. Telefonun patlayıp patlamayacağını anlamak istiyorsan koyarsın bir kenara, ararsın, patlayıp patlamadığını görürsün. Korumayı niye boşu boşuna öldürüyorsun ki? Tabi telefonun patlaması için illa bir Kürtle temas etmesi gerekiyorsa o ayrı.
Her neyse biz Perinçek’e geri dönelim. Bir gün Perinçek yine haber merkezlerine faks geçer. Kendisine düzenlenmek istenen bir suikast girişimi ile ilgili çok önemli açıklamalar yapacaktır. Parti merkezine gelen gazeteciler dumura uğrarlar. Çünkü kapıda bekleyen partili görevliler basın açıklamasını izlemeye gelen basın mensuplarının kalemlerini toplamaktadır. İşin özü içeride anlaşılır. Meğerse Süper Nato denilen emperyalist uşağı kuruluş, Perinçek’i kalem şeklindeki bir silahla öldürecekmiş. Bu açıklamadan sonra bir müddet Parti’nin güvenilir kalemleri dışında kalem kullanmamak gibi yöntemlerle tehlike bertaraf edilir.
Perinçek’e yönelik efsane haline gelmiş bir diğer girişim(!) ise geçtiğimiz yıl gerçekleşti. 2007 Mart ayında medyada yer alan haberlere göre Perinçek’in makam aracının fren boruları kimliği belirsiz kişiler tarafından kesilmişti. Genelde Parti binasının önünde muhafaza edilen makam arabası o gece ne hikmetse şoförünün evinin önünde kalmış. Bunu fırsat bilen menfur şahsiyetler de “fırsat bu fırsat” deyip fren borularını kesmişler. Sabah arabayı çalıştıran şoförü durumu fark etmiş. Arabayı tamirciye götürüp polis eşliğinde tutanak tutturmuşlar. Bu emperyalist suikastçılar da çok acemiymiş canım. Sen tutup hidrolik borusunun tamamını kesersen ilk çalıştırmada fark edilir. Bu arada Perinçek’in arabası da arabaymış hani. Fren boruları kesik halde tamirciye kadar sağ salim götürmüş. E ne de olsa Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığı sırasında makam aracı olarak kullandığı zırhlı Cadillac.
Perinçek’in son bombası da diğerlerini aratmayacak cinsten. Aydınlık dergisinin 3 Şubat tarihli sayısında yer alan bir habere göre Perinçek, İçişleri Bakanlığı’na, İstanbul Valiliği’ne ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yeni bir suikast girişimiyle ilgili başvurmuş. Başvuru dilekçesinde yer alan bilgilere göre Perinçek, 30 Ocak günü evinin önüne geldiğinde evinin önünde üç adet şüpheli araca rastlar. Kıllanan Perinçek, şoförü ve yanındaki koruma polisi ile birlikte araçlardan birini takibe alır. Araçların Gayrettepe’de bir araya geldikleri tespit edilir. Ancak bizim zehir hafiyeleri fark eden araçlar, farklı yönlere doğru hareket ederek izlerini kaybettirirler. Ancak Perinçek ikisinin plakasını almayı başarır. Bunları nereden mi biliyoruz? Perinçek’in yolladığı dilekçede yukarıda bahsettiğimiz olay tüm ayrıntılarıyla anlatılmış. Hatta olay mahallinin krokisi bile yayınlanmış.
İşin içine kroki girince, bilirsiniz kimse Perinçek’in eline su dökemez. Hatırlarsınız Aydınlık, 5 Mart 1979 tarihinde “Bilinmeyen Sol” başlıklı bir yazı dizisi yayınladı. Nuri Çolakoğlu’nun hazırladığı yazı dizisi 33 gün sürdü ve 49 adet sol örgüt ve fraksiyon deşifre edildi. Bu örgütlere mensup kişilerin evlerinin krokileri ve kapı numaralarına kadar ulaşılması çok zor bilgiler gazetede yayınlandı. Eminiz bu kroki ve adresler 12 Eylülcülerin epey işine yaramıştır.
Bu girişim ile ilgili bilgileri emniyet ve basınla paylaşan Perinçek, affedilmez bir hata yaparak bir dahaki girişimler için koz veriyor. Ne mi yapıyor? Kendi evinin krokisini de yayınlıyor. Herhalde inandırıcı olmak istiyor ama Perinçek gibi her daim öldürülme korkusu içinde yaşayan biri için vahim bir hata.
Bir de bu krokiden anlaşılıyor ki Perinçek’in yeni bir reklam kampanyasıyla karşı karşıyayız. Krokide Perinçek’in evinin bulunduğu bölge zaten işlek bir cadde ve arabaların geçmesi kadar doğal bir şey olamaz. Kaldı ki o araç sahipleri bilseler Perinçek’in evinin orada olduğunu eminim ki oradan geçmezlerdi. Hem yine krokiden anlaşılıyor ki Perinçek’in evinin yanında otopark var. Perinçek acaba her gün emniyete dilekçe yazıp otoparktaki araçların da plakasını veriyor mudur?
Böylelikle bugüne kadar sol örgütleri deşifre eden Perinçek bu kez hedefi şaşırarak kendini deşifre etti. Galiba kendisinin de solcu olduğunu sandı! E hep solcuların evlerini deşifre edecek değil ya biraz da sağcıları etsin adamcağız!
Bu arada Perinçek’in yeni bir özelliğini daha öğrenmiş bulunduk. Devlet kurumlarıyla bu kadar sık aralıklarla yazışan bir sol örgüt liderine dünyanın hiçbir yerinde rastlayamazsınız. Yılda bir-iki kez Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na, Milli Savunma Bakanı’na mektuplar ve dilekçeler gönderir. Zannedersiniz adam parti genel başkanı değil müsteşar.
Bir de tabi Perinçek’in AKP hükümetinden talepleri var. “Türkiye düşmanı güçler tarafından sürekli hedef gösteriliyorum ve tehdit ediliyorum” diye yakınan Perinçek, AKP hükümetinden konut koruması talep etmiş. Sözde yıkmaya çalıştığı hükümetten, ölüm korkusu nedeniyle, koruma talep eden “öncü, cesur” Doğu Perinçek!
|