18.02.2008/Sayı:174
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Ekonomi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye İlyas Salman

İlyas SalmanKürdüm demek normal de Türk’üm demek neden suç?

Gecenin ileri bir saatinde Özgür Erdem aradı beni. Dedi ki: “İlyas Abi, bu hafta yazacak mısın?” Ben dedim ki ona;

Pir Sultan’ım şu dünya’ya
Dolu geldim dolu benim
Bilmeyenler bilsin beni
Ben Ali’yim Ali benim
Bilmeyene söylüyorum
Ben Ali’yim Ali benim

Ben dünyaya bir kez geldim. Bir daha rüşvet versem gelemem. İnsan gibi yaşamanın ya da insanca yaşamanın iki yolu var. Bir, hak yemeyeceksin; iki, hakkını yedirmeyeceksin.

Etrafımda şu anda on tane Kürt var. Onlar Kürt olduklarını açıkça, onurlu bir biçimde söylüyorlar. Ben neden Türk olduğumu söyleyemeyeyim?

Ben ülkemin bütün kıyılarına bakıyorum. Her yerden yoksulluk akıyor. O zaman Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şu şiiri geliyor aklıma:

Kardaş, senin dediklerin yok.
Halay çekilen toprak bu toprak değil.
Çık hele Anadoluya,
Kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayrı,
O kadar uzak değil.

Çamı bitmiş, kavağı azalmış,
Gamla örtülü bayırlar, çıplak değil.
Yedi ay kıştan sonra,
Yeşeren senin yaşamandır,
Yaprak değil.

Yersin, içersin sofrasında, üç yüz senedir,
Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.
Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan,
Mevsimler soğumuş, sular azalmış,
Buğday, Selçuklulardan kalan başak değil

Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar,
Ağır bir aydınlık bildiğin şafak değil.
Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna,
Uyandırmazsan,
Uyanacak değil.

Derler, sefaletle yüklü,
Siyah leşlerle kararmış, berrak değil.
Çağlayan ne,
Akan kim,
Kızılırmak değil.

Kardaş, görmüyorum ama hâlâ duyabiliyorum,
Geçmiş zamanlar geleceklerden parlak değil,
Vakte şahadet edercesine yükselmiş,
Akşam parıltısından, büyük zaferler üzerine,
Dağlar dalgalanmakta, bayrak değil.

Ben halkın ve hakkın aşığıyım. Ama burada dediğim hak, Allah değil. Bir insanın görevi; bir, insan gibi yaşamak; iki, üretmek ve paylaşmak. Acıları da, sancıları da paylaşmak. Eğer etrafımızda birtakım insanlar acı çekiyorlarsa ve sen gamsız yaşıyorsan buna yaşamak denmez. Madem ki şiirle başladık, şiirle devam edelim:

Seni sevmek
yedisinde bir sabinin günlük gelirine konmaktır
Alaca şafakta çıkmıştır yola
Simidinin yarısını satmıştır
Yüreği küçülmüştür elleri büyüdükçe...

Seni sevmek bir trencinin tren altında kalması gibidir
Çığlığı düdük sesine
Hasreti raylara takılı kalır...

Seni sevmek
kaşarlaşmış bir celladın kendini asması gibidir
Asılı cesede bakıp da hem ağlar hem güler ya
Oysa bir avuç gözyaşıdır
bedenini astıklarından arta kalan...

Seni sevmek zordur güzelim
Seni sevmek çelişkilidir
Ölümle yaşamın kardeşçe birliğidir
Ölünün mezarı görüp vazgeçmesi gibidir
Buna rağmen seni sevmek güzeldir...

Son sözümü yine Fazıl Hüsnü Dağlarca ile bitireceğim. Çünkü o şu anda yaşayan, dünyanın en büyük şairidir. O der ki:

Savcı nedir düşündün mü,
Dağları sorguçlu kılan?
Onlar susmaz, gece gündüz, onlar
haykırır yücede.
Geçmiş dağlardan yalnayak, durmuş
kapına bir işsiz,
Seni bile içli kılan.

Savcı, nedir düşündün mü,
Bıçakları uçlu kılan?
Bir eski hak alınmamış, bir dere kan
sorulmamış.
Şunun bunun alın teri,
Alınları taçlı kılan.

Savcı, nedir düşündün mü?
Yazıları suçlu kılan?
Usla, yürekle büyümüş, gündüzler geceye
karşı,
Ama nedir çağlar üzre,
Beni senden güçlü kılan?

Ey sağcılar, ey solcular!

Düşündünüz mü beni sizden güçlü kılan nedir?

Sormanıza gerek yok; yanıtını ben vereyim. Ben diyorum ki, ben yaratandan değil, yaratılandan yanayım.

Cümlenize selam olsun!


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe