18.02.2008/Sayı:174
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Ekonomi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Eser Özaltındere

MHP AKP’nin yedek lastiğidir...

MHP’de tespit edilen; sahibine hizmette kusur etmeyen, küreselcilik modasına uymuş ve mutasyona uğramış bir milliyetçilik anlayışıdır. Onun milliyetçilik anlayışına “ılımlı milliyetçilik” demek daha doğru olur. O yüzden bu derece iniş çıkışlar içerisinde olan milliyetçilerden Türkiye’ye, geçmişte olduğu gibi bugün de yarar gelmez. MHP, AKP’nin sadece koltuk değneği değildir. Aynı zamanda “yedek lastiğidir” de…

MHP’de tespit edilen; sahibine hizmette kusur etmeyen, küreselcilik modasına uymuş ve mutasyona uğramış bir milliyetçilik anlayışıdır. Onun milliyetçilik anlayışına “ılımlı milliyetçilik” demek daha doğru olur. O yüzden bu derece iniş çıkışlar içerisinde olan milliyetçilerden Türkiye’ye, geçmişte olduğu gibi bugün de yarar gelmez. MHP, AKP’nin sadece koltuk değneği değildir. Aynı zamanda “yedek lastiğidir” de…

MHP, TÜSİAD’ı eleştirmiş.

Bir güldüm, bir güldüm.

Neden derseniz, cevabı TÜSİAD’ı eleştirmek için kaleme aldıkları yazılı açıklamada.

Bu yazılı açıklama da Devlet Bahçeli adına yapılıyor. Bu açıklamanın bir yerinde; “…TÜSİAD’ın ‘Türkiye’nin milli çıkarlarını ve milli birliğini ilgilendiren konulardaki duruşunun herkesin malumu olduğu’ görüşünü dile getiren Bahçeli…” şeklinde bir cümle var.

İyi de Sayın Bahçeli sizin “Türkiye’nin milli çıkarları ve milli birliğini ilgilendiren konulardaki” duruşunuz ne? Türbanı durup dururken milletin gündeminde en ön sıraya siz taşımadınız mı? Gerçekte, kuvvetli bir muhalefet karşısında türban olayını yedeğe almaya hazır bekleyen AKP’yi bu tutumunuzla azdıran, dolayısıyla onların ekmeğine yağ süren siz olmadınız mı? Böylelikle, türbanın üniversitelere girmesiyle orada var olacak saflaşmalar geçmişte olduğu gibi ülkeyi kamplara bölmeyecek mi? Çatışmalara neden olmayacak mı? Hatta belki Türkiye’yi iç savaş noktasına getirmeyecek mi? Bu ise Türkiye’nin milli birliğini zedelemeyecek mi? Bu da beraberinde milli çıkarlara zarar vermeyecek mi? Türkiye’nin başında onca bela varken ve zaman Türkiye’yi paramparça etmek isteyen Kürtçülere, işbirlikçilere ve sömürgecilere karşı bir bütün olma zamanıyken, türban gibi gereksiz bir konuyla insanların yeni bölünmelerine olanak tanımak “milli çıkar ve milli birlik” söylemlerinizle ne kadar örtüşebilir? İnsanlar size bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu dese haklı değiller midir?

MHP bir taraftan “Ülkücüleri artık hiç kimse provoke edemez ve çatışma ortamına çekemez” derken diğer taraftan çatışma ortamının oluşmasına zemin hazırlıyor. Tabii ki, bunları yaparken de sömürgeciler göbek atıyor. Maşaallah, onlara düğünlerinde istek parçalarıyla göbek attıran sazendeler gibiler. MHP böyle bir çifte standart ortaya koyarken TÜSİAD’ı, “…AKP’nin son 5.5 yıldır izlediği ve bugün Türkiye’yi bir bataklığa sürükleyen ekonomik politikalarının en hararetli destekçisi olduğu; Türkiye’nin bölünme modelleri ve parçalanma reçetelerinin çağdaşlaşma adına misyonerliğini yaptığı…” şeklinde de eleştiremez. Çünkü o zaman, esas onların çok kritik bir dönemeçte verilen türban desteğiyle “…Türkiye’nin bölünme ve parçalanma reçetesinin misyonerliğini” yaptığı suçlaması getirilir. Çünkü kamplaşmanın önünü açarak düşmanlıklara fırsat tanımışlardır.

Kalkmışlar bir de bu açıklama da TÜSİAD’ı, “AKP’nin koltuk değneği” olmakla suçluyorlar.

Bence bu da olmadı. Çünkü koltuk değneği olma konusunda MHP de TÜSİAD’dan aşağı kalmaz. Buna en güzel örnek türbandan da önce Abdullah Gül’e verilen destektir. Bu, hukukun siyasallaşmasının ve ılımlı İslam yandaşlarının eline geçmesinin önündeki yolları açtığı gibi, üniversitelerde gerici kadrolaşmanın karşısındaki engellerin kalkmasını da sağlamıştır. Bilindiği gibi Gül’ün noter misali her önüne gelen kararnameyi imzalaması, ABD güdümündeki İslamın tüm devleti ele geçirmesine fırsat tanımaktadır. Bunun da sorumlusu baştan aşağı MHP’dir. Oysa onlar Cumhurbaşkanı konusunda biraz dik durmasını becerebilselerdi, AKP belki de daha liberal bir kişinin Cumhurbaşkanı koltuğuna oturmasına rıza göstermek zorunda kalacaktı. En azından hiç yoktan iyi olacaktı. Çünkü öyle kritik bir makamla ilgili seçimde parmak çokluğundan ziyade, farklı oy profillerini yansıtan, farklı partilerin hep birlikte çıkarabildiği kuvvetli ve ortak ses belirleyici olabilirdi. MHP burada da AKP’nin işini kolaylaştırdı. O zaman Cumhurbaşkanlığı seçimini ve türban desteğini de ortaya koyarsak AKP’ye koltuk değnekliği yapmada MHP ve TÜSİAD’ın yarıştığını görürüz. Yani kısacası tencere dibin kara, seninki benden kara! Al birini vur ötekine.

İş bu kadarla da bitmiyor. MHP açıklamasında tutarsız eleştirilerine devam ediyor. Diyor ki; “…AB’nin dayatmalarının haklılığını Türk kamuoyuna anlatmayı kendisine misyon edinen bu kuruluşun, Kıbrıs, Rum Patrikhanesi’nin statüsü, Heybeliada Papaz Okulu, cemaat vakıfları, Türk milli kimliği, Türkiye’de azınlık hakları, Kürtçe eğitim ve Türklük değerlerine hakaret edilmesinin önünü açacak yasal düzenlemeler konularında…” şaibeleri vardır. Bence yine tutmadı. Neden derseniz, ben de şunu söylerim:

“Ey MHP! Yukarıda saydığın olumsuzlukların hepsini iktidar partisi olarak AKP savunup uygulamaya sokarken sen de onun gücüne güç katması için koltuk değnekliğini ve partnerliğini yapıyorsun. Dolayısıyla bu politikaların hayata geçmesine destek vermiş ve Türkiye’yi sömürgeleştirmede pay sahibi olmuş oluyorsun. O zaman da senin TÜSİAD’ı eleştirmeye hakkın olmuyor.”

Yukarıdaki bölümle ilgili bir şey daha söylenebilir. O da şudur; MHP durup dururken türbanı gündeme taşıyarak “Rum Patrikhanesi statüsü, Heybeliada Papaz Okulu, cemaat vakıfları” konularının arka planda kalmasına çanak tutmuştur. Özellikle de “vakıflar” gibi Türkiye’nin Osmanlılaştırılmasına ve topraklarının sömürgecilere peşkeş çekilmesine olanak sağlayacak olan çok ama çok önemli bir yasanın halkın gündeminden uzaklaştırılmasında başrol oyunculuğu yapmıştır. Bu da bir koltuk değnekliğidir. AKP ne zaman sıkışsa MHP yetişmektedir. Hem de Türkiye’nin ulusal çıkarları aleyhine.

Bütün bunlar dile getirilip eleştirildiğinde de Bahçeli; tıpkı seçim meydanlarında ip atıp Tayyip Erdoğan’ı Mars’ta da olsa bularak getireceği ve vatana ihanetten yargılayacağı meydan okumaları gibi hamaset nutuklarıyla ve kabadayılık içeren laf kalabalığıyla gerçekleri örtbas etmeye çalışıyor. Ama ne yaparsa yapsın güneşi balçıkla sıvamak mümkün olmuyor.

Ah pardon! Koltuk değnekliğine, ANAP-MHP-DSP koalisyonunu bozarak AKP’nin iktidar olmasını sağlamayı eklemeyi de unuttuk. Zaten koltuk değnekliği olayı, daha Söğüt meydan kavgasından sonra yine kuruluş günü kutlamalarında omuz omuza dua etmelerde belli olmaya başlamıştı.

MHP’de tespit edilen; sahibine hizmette kusur etmeyen, küreselcilik modasına uymuş ve mutasyona uğramış bir milliyetçilik anlayışıdır. Onun milliyetçilik anlayışına “ılımlı milliyetçilik” demek daha doğru olur. O yüzden bu derece iniş çıkışlar içerisinde olan milliyetçilerden Türkiye’ye, geçmişte olduğu gibi bugün de yarar gelmez.

Bu arada şunu da söylemeden edemeyeceğim; Bahçeli TÜSİAD’ın, “… ‘Türkiye’nin Atatürk’ün çağdaş medeniyet seviyesine erişme hedefinin gereği olan, Batı normlarını esas alan demokratikleşme sürecinden’ dem vurmasını…” tebessümle karşılıyormuş. Ama hiç olmazsa onlar yalan yanlış da olsa Atatürk’ün adını arada sırada ağızlarına alıyorlar. Ya MHP? Onların ağızlarından pek “Atatürk” ve “laik sistem” sözlerini duymuyoruz.

MHP, AKP’nin sadece koltuk değneği değildir. Aynı zamanda “yedek lastiğidir” de…


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe