18.02.2008/Sayı:174
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Ekonomi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Okur Mesajları

Okur Mesajları

Sayın Gökçe Fırat;

TÜRKSOLU’nun 173. sayısında yazmış olduğunuz yazı gerçekten dünü bugünü ve yarını anlatıyor. Ben 19 yaşında bir Atatürk genciyim. Ülkemde ne olup ne bitiyor farkındayım. Bunda sizin de payınız büyük. Ama dediğiniz gibi bazı kişiler devrim mücadelesinin ne olduğunu bilmeden kiteleleri bir araya getirip cesaretsizce bayrak sallatıyor. Cesaretsiz olan kitle değil, onları bir araya getirip iktidara sadece söz gelimiyle karşı çıkan kişilerdir. Elbette bayrak bizim her şeyimiz. Atamız o bayrak için ve Türkiye Cumhuriyeti için bağımsızlık istedi ve mücadele etti. Bizler neyin ne olduğunun farkındayız. Sadece muhalefetin cesaretsizliğidir canımızı sıkan. Eğer ülkemdeki kötü gidişata son vermek için bir takım şeyleri göze alıp devrim yapmaksa, ki başka çare yok, ben varım. Önce arkadaşlarımdan, ailemden sonra mahallemden başlarım bu işe. Doğru birdir ve bu doğruyu gözleri kapalı oldukları için görmüyorlar. Ben zorla da olsa, zor da olsa o gözleri açmak için çabalarım. bunu tüm Türk halkı gururla yapacaktır. Hele ki bizler, Türk gençleri, Ata’mızın bize hitabesini unutmuş değiliz. Bizi yok saymasınlar, faşizme karşı tek yumruk olmasını da biliriz.

Özge Şentürk, Bursa


Sayın Ekin Akkol;

“Aslolan Devrimci Olmaktır!” yazınızı etkilenerek ve severek okudum. Yaşım 19 ve bu devrimci safınızda ben de yerimi almak istiyorum. Yazınızda dediğiniz gibi devrimci olmaya engel ne işiniz, aileniz vs. bahane olmamalı. Bu sözlerinizi çok doğru bularak, işimi bırakmam gerektiğine inanıyorum. Çünkü işyerim dünya kapitalist devi Mc Donalds. İşimi bırakıp devrimci safa geçmek ABD’nin piyonlarına karşı yerimi almak istiyorum.

Adem Akağız, İstanbul


Evet, türbanın yasallaşması için kollar sıvandı. Bütün işbirlikçiler, emperyalizmin kulu kölesi Şeriatçılar kafa kafaya verdiler. Yiyip içtiğimiz yemek, yattığımız yatak, gördüğümüz rüya türban! Hangi haber bültenini takip etmeye kalkışsan türban. Fakat, bu durum tabi ki böyle sürüp gitmeyecek. Peki, sen hiç mi düşünmedin kardeşim? Atatürk’ün kurduğu çağdaş, laik Cumhuriyetin bekçileri senin yapmaya çalıştığın yolu elbet bozacaklar, elbet taş koyacaklar. Ve sen, ayağın takılıp düşeceksin. Kimse elinden tutup da kaldırmayacak, yüzüne bile bakmayacak. O gün şimdiki gibi sahte gülücükler ve nutuklar atıp rahat olamayacaksın. Anayasa dediğin, senin bağnaz ve gerici düşüncelerine oyuncaklık etmedi, etmeyecektir! Bölmenin ve bölünmenin alasını da, böyle giderse toplumun her alanında, göreceksin merakta kalmayasın. Yalnız unuttuğun bir şey daha var ki, dikkatli olman gerek, çünkü bu Türkiye bizim be kardeşim!

Tuğçe Öztürk, Çanakkale


Biz, Atatürk gençleriyiz. Biz, türban takmak istemiyoruz. Daha 13 yaşındayım ama “Deniz” adlı kitabı okuduktan sonra çok duygulandım. Bir insan bir insana bunları nasıl yapar. Kısacası ben, biz ve kardeşlerimizin geleceğinin karamasını istemiyorum.

Damla Başaran, Manisa


Sayın Engin Alptekin;

Günümüz Türkiye’sinde artık Atatürk kanunlarını takan veya bu kanunlara aldırış eden yok. Kamu dairelerinde, cadde ve sokaklarda her türlü yasak kıyafetlerle dolaşanları görüyoruz. T.C.nin jandarma ve polisi var, savcı ve hâkimleri var, avukat ve öğretim üyeleri var. Bütün bu saydığım yerlerde hep okumuş ve yüksek tahsil görmüş, yani ufku geniş insanlarımız var veya öyle biliyoruz. Bütün bu kanun ve yasa koyucularımızın gözleri önünde cüppeli-sarıklı, sakallı-şalvarlı, türbanlı-kara çarşaflı insanlar gezmekteler, orta yerde dolaşmaktalar ve kanunla yasak olmasına rağmen tüm aydın bildiğimiz, Türkiye’mizin emek verip okuttuğu insanların bu kişileri neden engellemediklerini, neden tutuklamadıklarını düşünüyorum. Ve bu aydın kişilerin Türkiye gibi sosyal ve Cumhuriyet ilkeleri ile idare edilen bir ülkenin çatısı altında okuyup yetiştiklerine yüreğim yanıyor. Kendilerine acıyarak bakmak istiyorum. Çünkü kanunla yasaklanmış bir şeyin savunmasını yapamayacak kadar acz içindeler. Bunlar Atatürk’ün dediği gibi ancak bedbahtlar olabilirler. Aydınlık bir Türkiye’nin zayıflayan mumunu kuvvetlendirelim. Hep birlikte ve beraberce el ele mücadele edelim. Ey aydınlar uyanında balığa gidelim ha! Ne dersiniz? Anlayana sivrisinek saz, anlamayana bateri az.

Kamil Çetiner, Hatay


Türban nedir? Sorulması gereken soru aslında şöyle: Ilımlı İslam denen yalanla türban arasında nasıl bir ilişki vardır? Şöyle ki, Ilımlı İslam, kanlı Amerikan emperyalizminin BOP adlı oyununda Ortadoğu ülkelerini, özellikle Türkiye’yi, düşürmek ve vasıfsızlaştırmak için uygulatmak istediği bir düzendir. İşte bu düzeni sağlamak için Ulu Önder Mustafa Kemal’den sonra Menderes hükümeti getirildi. Devrimci 1960 müdahalesiyle son verilen bu oyun, tamamen Amerikan yanlısı gerici ve faşist 1971 ve 1980 darbeleriyle devam ettirildi.

Sonrasında Özal ve şimdi Tayyip diktatörlüğü ile sürdürülen bu oyun, şimdilerde hedefine ulaşmak için ilerlemesini hızlandırdı ve türban denen İslam’da asla yeri olmayan Fethullah kalıntısı bez parçasını bilim yuvalarına, sonrasında da devlet dairelerine sokarak, kargaşa yaratmak kutuplaştırma oluşturmak ve sonunda ülkeyi bölmek için faşist uygulamalarla kabul ettirilmeye çalışılıyor! Yani o bez başa değil, Türk Milleti’nin gözüne bağlanmak isteniyor. Son olarak bir çağrı: Bu düzen böyle gitmez Tayyip Bey! Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!

Tüm devrimci duygularımla selamlar. Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

Emrah Şeliman, Kars


Sayın Ali Özsoy;

Biz Atatürk gençliği ayakta olduğumuz sürece, laik Türkiye Cumhuriyeti de ilelebet ayakta olacaktır. Bu gibi gericiler gelip geçer. Kalıcı olan Atatürk’ün kurmuş olduğu laik Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Metin Özdemir, Samsun


Sayın Nur Arslan;

Mustafa Suphi hakkında bilmediğimiz gerçekleri ortaya koyduğunuz için, size teşekkür ederim.

Tarık Göker, İstanbul


Ben bu siteyi ilgiyle takip ediyorum. Çok önemli noktalara değiniyorsunuz. Teşekkür ederim.

Gül Aydınlık, Kırşehir


Sayın Özgür Erdem;

Sosyalist bir devrimci olarak, ben de aynı bakış açısıyla bunları yineledim durdum. Keşke yanılsaydım ama yanılmadım. Çünkü biliyordum ki,

“muhannette olmaz iman
var derlerse kanma yalan
var git yüce dağlar dolan.”

Şöyle söylemiştim, tavşan yamaca geçti. AKP-MHP-DTP şimdi aynı saftalar! Yazınıza aynen katılıyorum.

Eylem Terdi, İstanbul


Sayın Nur Arslan;

Türbanla ilgili yazınız tek kelimeyle mükemmel olmuş. Bir düşünce ancak bu kadar güzel bir şekilde anlatılabilirdi. Sizden herkese bahsedeceğim ve yazınızı sizin isminizi kullanarak, noktasına ya da virgülüne dokunmadan dağıtmak istiyorum. Başarılar.

Kemal Avanaş, Ankara


Sayın Barış Özkarabekir;

Gittikçe sinirlenmeye başlıyorum. Halk doğru düzgün tepki bile göstermiyor artık. Bu adamlar canları ne istiyorlarsa yapıyorlar. Artık, çok geç kalınmadan, halk ayaklanmaya başlamalı.

Hakan Oymak, Denizli


Sayın Okan İşbecer;

Kemalist bir solcu olarak, düşünce ve görüşlerinize sonuna kadar katılıyorum. Komprador solculara, Kürtçülere, gericilere, ümmetçilere, faşistlere karşı Mustafa Kemal’in izinde ulusal sol (sosyalist) parti kurmak, bu ülke ve geleceği için son derece nemlidir. Bu konuda da öncülük yapmanızı canı gönülden bekliyorum.

Ahmet Kütükçü, Giresun


Sayın Celal İmren;

Celal Bey, çok güzel yazmışsınız. Vatanımız uğruna mücadele etmek için TÜRKSOLU karargâhlarını Anadolu’nun dört bir köşesine istiyoruz.

Efe, Tokat


Sayın Ali Özsoy;

Ne yazılabilir ki; her şey ortada. M. Kemal Atatürk’ün kemikleri sızlıyor. Deniz’lerin, Yusuf’ların, Hüseyin’lerin ve daha diğerlerinin kemikleri sızlıyor. Yukarıdan bakıyorlar ve şunu diyorlar, bizim uğruna dar ağacına gidip uğruna öldüğümüz tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye gerçekten bu mu?

Ey Recep Tayyip Erdoğan, sana diyeceğim şu ki, bir yorumda yazdım yine yazıyorum diyorsun ki biz bu yolda ölümü göze aldık. Ne olacağını sen de biliyorsun, bak hazırlamışsın çarşafları. Deniz’ler gibi biz ölmeye hazırız diyebilecek misin? Ne demesi be, düşünceni bile savunamayacaksın. Biz ettik bir hata, siz etmeyin, affedin bizi diyeceksin. Ama çok geç olacak be Tayyip. Ne yaparsın hayat işte. Menderes gibi geldin Menderes gibi gideceksin.

Ali Çalışkan, İzmir



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe