| Yılmaz Ekinci |
“Pis Türk Kanını” akıtarak yerine temiz Ermeni kanı koymak ASALA’nın kuruluşu 20. yüzyılın son çeyreğinde, yurtdışında görev yapan Türkiye Devleti’nin temsilcilerine karşı arka arkaya düzenlenen saldırılarla Dışişleri temsilcilerimizi şehit verdik. 27 Ocak 1973’de Amerika’da başlayan suikast darbesinin ardından 1975 yılında 48 saat içerisinde üç Dışişleri görevlimiz daha bu sefer Avrupa’da şehit verildi. Bu suikast ile ASALA adı verilen “Ermeni terör örgütü”, Viyana Büyükelçisi Danış Tunagil’in vurulduğu gün doğmuştur. 1976-79 yıllarında Beyrut, Roma, Madrid, Cenevre, Lahey ve Paris şehirlerinde görev yapan diplomatlarımıza karşı yeni ve peş peşe suikastlar düzenledi. Artık diplomatların eş ve çocukları da hedef olarak seçilmişlerdi. 1980’li yıllarda kanlı Ermeni saldırıları, dünyanın ayrı noktalarında 27 silahlı saldırı ile diplomatlarımıza yöneldi. “Solcu” ASALA örgütü yanı sıra sağcı “Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları” adı verilen yeni bir örgüt daha cinayetleri üstlenmeye başlamıştır. Yıllar önce Anadolu’yu kana bulayan Hınçak ve Taşnak komiteleri yüzyıl sonra ASALA ve “Adalet Komandoları” adlarıyla yeniden sahnedeydi. Hedefleri Türk Devleti’ne darbe indirmekti Suikast örgütleri, Türkiye’yi temsil eden Dışişleri mensuplarını vurarak Türk Devleti’ne bir darbe indirmiş sayıyorlardı kendilerini. Gerekçelerinde asılsız soykırım iddialarını Türkiye’ye kabul ettirerek, uzun vadede Türk vatanının bir bölümünü “Ermeni yurdu” sayarak güya Ermeni topraklarını kurtarmak için savaşıyorlar. Kendilerine “Ermeni” adı veren vahşi teröristler, yıllar boyu yer yuvarlağının dört bucağında kanlı izler bırakarak insanlık haysiyetini kayıtsızca lekelediler. Yurtdışı görevlere giden Dışişleri görevlileri artık yurda bavullarıyla değil tabutlarla dönmeye başladılar. Hazin törenlerle onları ebediyete, yeni görev yerlerine gözyaşları içinde uğurladık. Şehit diplomatlarımızı unutmuyoruz Onları hiç unutmadık. Onları saygıyla anıyoruz ve hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Onlar memleketleri, yani bizler için öldüler. Onları hiç unutmadık ve unutmayacağız. Diplomasi şehitlerimizi bir abide ile sonsuzlaştırmak bizler için artık kaçınılmaz bir görev olmuştur. Türk Dışişleri çok büyük bir trajedi yaşadı. Yaşadığımız bu trajedinin tarihte bir benzeri daha bulunmamaktadır. Başka hiçbir ülkenin diplomatları böylesine sistematik suikastlara maruz kalmamıştır. Ermeniler Türk diplomatlarına karşı peş peşe 27 suikast düzenlemiş ve 34 şehit almışlardır. Türk diplomatları demokratik diye anılan Batı ülkelerinde şehit olmuşlardır. Tutumunu sürdüren ülkelere gerçeği göstermek üzere, Türkiye için can veren bu insanlar için sonsuzluğa uzanacak bir abide ile şehitlerimize sahip çıkmaya çağırıyoruz. Ermenilerin suikastçi geleneği Bizler Cumhuriyet çocuklarıyız Kanlı Ermeni tarihini, Ermeni suikast geleneğini unutmak için artık bunları okullarda okumuyor, kitaplarda görmüyorduk. Çünkü gözlerimizi geleceğe yöneltmiştik. 1896’da Galata’da başlayan suikast ve terör 1905’de Abdülhamit’e, 1921 Talat Paşa’ya, 1922’de Cemal Paşa’ya, 1922-23’te İsmet Paşa’ya ve 1929-37 Atatürk’e karşı suikast girişimleriyle hep sürmüştür. Fevzi Paşa 11 Temmuz 1921 Pazartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmasında, Yunan taarruzu hakkında bilgi verdikten sonra yaptığı açıklamada şunu der: “Düşman ordusu gerçekten her yenilgisini, acısını, gerideki masum ve silahsız insanlardan çıkarmayı, köyleri yakıp yıkmayı şiar edinmiştir. Ama efendiler, bizim askerimiz, yüz yıllardan beri intikamını savaş meydanlarında almayı öğrenmiş bir askerdir.” Teröristlerine ve katillerine heykel dikenlere ve katilleri kahraman gösterip isimlerini belirtenlere karşı görev şehidi diplomatlarımızın adlarının kazınacağı abideyi dikmek ve onları unutturmamak boynumuzun borcudur. “Hrantçı-Ermeniciler”in 19 Ocak’ına karşı 27 Ocak’ı Dışişleri Şehitlerini Anma Günü yapalım Bu amaçla ilk suikast günü olan 27 Ocak gününün Dışişleri Şehitleri Günü olarak anılması ve onlara yaraşır bir abide dikmek amacıyla bir kampanya başlatılması uygun olacaktır. 19 Ocak’ta “Hepimiz Ermeni’yiz” diyenleri, 27 Ocak tarihinde ülkelerinin adından dolayı ve damarlarında dolaşan pis Türk kanının akıtılarak yerine Ermeni kanı koymak isteyenler tarafından katledilen “Dışişleri Şehitleri” anısına hepsinin “Türk’üz” demelerini bekliyoruz. Soykırım; tarihimizde, kültürümüzde ve edebiyatımızda da yoktur. Türk ve Ermeni toplumlarını birbirinden uzaklaştıran, tarihi gerçekleri göz ardı eden bakış açısını silmek ve gerçekleri sergileyerek kişi ve toplumların sıhhatli karar vermesini sağlayarak bütün ulusa dönük Batı emperyalizmine karşı bir direniş simgesini hep birlikte dikmek üzere kampanya başlatılmalıdır.
|