Brüksel lahanasının hıyarlığı!


Hadi, Aydınlık tarikatından hocası Perinçek’le birlikte görülüyor. |
|
Hürriyet gazetesi yazarı Hadi Uluengin’i tanımayanınız yoktur. Vatandaşı olduğu Belçika’dan yazdığı yazılarla AB cephesinin yılmaz cengaveri olan Hadi, aynı zamanda medyadaki Atatürkçülük ve milliyetçilik düşmanı yazarlar arasında ilk sıralarda yer alır. Brüksel’den yazdığı yazılarla Batıcılığın bayrak tutanı önde gideni olmuştur adeta. Yazılarındaki bol kavramlara ve entelektüel (!) üsluba bakınca kendisini bir şey zannedersiniz ancak zahmet edip okuduğunuz zaman aslında içinin ne kadar boş olduğunu ve buram buram Türk düşmanlığı koktuğunu görürsünüz. Anında da mideniz bulanmaya başlar.
Hadi Uluengin aynı zamanda ilk ortaya çıktığı andan beri TÜRKSOLU’nun can düşmanı olan yazardır. Bugüne kadar TÜRKSOLU’na karşı medyada yürütülen tüm linç kampanyalarında en ön safta yerini alarak aklı sıra bizi bitirmeye çalışmıştır. Bize o kadar düşmandır ki, Hürriyet gazetesi’nin aldığı TÜRKSOLU’ndan bahsetmeme kararına rağmen kendini tutamayarak hakkımızda mesnetsiz iddialar ortaya atmaktan geri duramamıştır. Bunun böyle olması bizler için gayet doğaldır. Kendini hiçbir zaman giremeyeceği sözde Batı medeniyeti uğruna her türlü hizmeti yapmaya adayan Hadi, bizim gibi Atatürkçü, milliyetçi ve gerçek solcu bir harekete saldırmayacaktı da AKP, MHP gibi Türk düşmanı siyasi hareketlere mi saldıracaktı?
Gerçi Hadi’nin Türk ve sol düşmanlığını daha iyi anlayabilmemiz için onu bütünlüklü olarak değerlendirmemiz gerekir. Hadi’nin Türk düşmanlığı 80 öncesine dayanır. 80 öncesinde Aydınlık tarikatında Perinçek’in rahle-i tedrisinden geçen Hadi, bu tarikattan mezun olup farklı alanlarda Türk düşmanlığına devam eden Cengiz Çandar, Oral Çalışlar, Gülay Göktürk gibi diğer Aydınlık kökenli sözde aydınlar arasında önemli bir yer edinmiştir. Ama itiraf edelim bu saydığımız isimlerin hiçbiri Hadi’nin eline su bile dökemez. Nerede kalmıştık. Evet Perinçek’in rahle-i tedrisinden geçen Hadi, artık kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenince önce döneklik yolunu tutar. Ama bu öyle bir dönekliktir ki, geçmişine toptan küfreder ve döndüğü tarihi doğum günü olarak görür. Daha sonra ise önce Brüksel’e kapağı atar, sonra da Aydın Doğan’a kapılanır. Sonrası ise dozajı hergün artan Türk düşmanlığı, Atatürk düşmanlığıdır. Batılı efendilerine kendisini ispat etmek için canhıraş bir mücadeleye girer. Bütün saldırılarda en önde yer alır ve tetikçiliği kimseye bırakmaz.
Hadi’nin TÜRKSOLU düşmanlığı, ilk olarak, ABD’nin Irak’a saldırdığı dönemde başlar. ABD’nin mazlum Irak milletine saldırmasıyla eş zamanlı olarak Hadi de Türkiye’de mazlum milletleri savunan tek siyasi hareket olan TÜRKSOLU’na karşı bir linç kampanyasının fitilini ateşler. Amerikancı Hürriyet bir taraftan Hadi’nin eliyle “Saddamcı Atatürkçü olur mu?” diye bizi mahkum ettirmeye çalışırken, diğer taraftan da gazetemizde yazı yazan hayatı, çizgisi, mücadelesi belli olan Atatürkçü aydınlarımız üzerinde bir psikolojik baskı kurmaya çalışıyordu. Zannediyorlardı ki kendileri hakkında iki haber yapılınca bu isimler TÜRKSOLU’nda yazmaktan vazgeçecekler. Herkesi kendileri gibi anlık tavır değiştiren dolap beygirleri zannedenler, yazarlarımızın onurlu tavırları karşısında dumura uğramışlardı. Bu nedenle TÜRKSOLU’na ve yazarlarına olan düşmanlıkları hiçbir zaman azalmadı.
Bu ilk linç kampanyası bizim tavizsiz duruşumuz sayesinde bir anda TÜRKSOLU için reklam kampanyasına dönüşünce Hadi ve şürekası iyice çileden çıkmıştı.
Ancak yılmadılar ve ikinci linç kampanyası için pusuya yattılar. Yıldız Teknik Üniversitesinde PKK’lı güruhun satırlı, döner bıçaklı saldırısından çıktığımızın hemen ertesinde Hadi ve hempaları yine sazı ele aldılar. Neymiş efendim böyle Atatürkçülük olur muymuş? Yine bildik hikaye ve yazarlarımıza karşı bir psikolojik baskı süreci. Ancak Atatürkçülüğe samimiyetle bağlı yazarlarımız bundan yılmadılar. Sonrasında ise Hürriyet gazetesi, bundan sonra hiçbir şekilde TÜRKSOLU’ndan bahsetmeme kararını açıklamıştı. Çünkü ne zaman hürriyet gazetesi ve Hadi bizden bahsetse tam tersi bir etki yaratarak bizi büyütüyordu.
Ancak Hürriyet’in ve Ertuğrul Özkök’ün kararlılığı çok sürmedi. 2005 yazında başyazarımız Gökçe Fırat’ın Türk Milleti’nde bilinç sıçraması yaratan “Kürt İstilası” yazıları yayınlanınca Hadi, kendini tutamayarak çalıştığı kurumun kararlarını çiğnedi ve yeni bir kampanyanın startını verdi. Ancak bu kampanyanın sonucu da diğerlerinden farklı olmadı.
Bu tarihsel süreci kısaca özetledikten sonra günümüze dönebiliriz. İşte bu müzmin Türk düşmanı Hadi, yine geçtiğimiz hafta sütunlarını bize açtı ve sözde Ergenekon çetesi ile TÜRKSOLU arasında kendince kurduğu bağlantıları ortaya koyarak aklı sıra bizi hedef gösterdi. Hadi Uluengin, 31 Ocak tarihli “Karargahı ve İttifakı” başlıklı yazısında şöyle diyor: “Mesela, Patrikhane’nin sanık sözcüsü Sevgi Erenol’un “ordu göreve” ve “Kürt malı alma” provokatörü “Türk Solu” dergisine yazar olması; aynı derginin de yine “Ergenekon” sanığı Kemal Kerinçsiz’i “yılın Gandi’si” diye taçlandırması hakkında şöyle bir düşünün.” Böylece Hadi, bizi de Ergenekon sözde çetesine dahil etmiş oldu.
Öncelikle şunu söyleyelim. Bu bizim sözde çeteye ilk dahil edilişimiz değil. 17 Şubat 2007 tarihinde Aydın Doğan’ın sol kolu Radikal yayınladığı bir şema ile bütün ulusalcı örgütlenmelerin beyni olarak göstermişti. Ama aradan geçen zaman TÜRKSOLU hareketinin bu tip örgütlenmelerle herhangi bir alakası olmadığını ortaya koydu. Nitekim hiç kimse de Radikal’in yayınladığı bu sahte şemayı dikkate almadı. O nedenle şimdi Hadi’nin Sevgi Erenerol’u TÜRKSOLU yazarı gibi gösterip “TÜRKSOLU da onlardan” tarzında feryat etmesi beyhude bir çaba olarak kalacak. İsteyen gidip Hadi’ye sorabilir, bu ne biçim yazar ki yıllardır TÜRKSOLU’nda yazmıyor diye. Hadi de bilir Erenerol’un yazarımız olmadığını ama maksat çamur at izi kalsın. Yazdıklarından bir şey daha anlıyoruz ki Hadi, yılın faşisti seçilemediğine epey bozulmuş. 2006 yılında düzenlediğimiz ve çeşitli kategorilerde Türk düşmanlarını halkın oylarıyla belirleyip teşhir ettiğimiz kampanyada “aydınlar” kategorisinde Hadi de yarışıyordu. Ancak oylama sonucunda ola ola beşinci olabilmişti. Hadi hatırlar bu yılın faşistleri, Taksim meydanında açtığımız standlarda halkoylarıyla belirlenmişti.
Perinçek tarikatının yetiştirdiği en has Türk düşmanlarından olan Hadi, böylelikle milliyetçi ve sol düşmanı kimliğini bir kez daha gösterme fırsatı buldu. Eminiz ki Batılı efendileri yaptığı bu hizmetten dolayı onunla gurur duyuyordur. Hadi’ye son bir şey hatırlatalım. Bu tip bir propagandayla korkutabileceğin tek bir TÜRKSOLU yazarı ya da neferi yok. Çünkü bizler devrimciyiz ve de devrimciler satılık kalemlerin ucuz propagandalarını yemezler. Bunu defalarca ispatladık, gerekirse defalarca yine ispatlarız. Anlaşıldı mı Brüksel lahanası.
|