11.02.2008/Sayı:173
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Kapak Yunus Yılmaz

MHPMHP:
Mürteci Hareket Partisi

Mürteci Hareket Partisi yine işbaşında

AKP-MHP el ele Türkiye’de rejim düşmanlığı nasıl yapılır, ortak noktaları olan Kürt-İslam ülküsünde nasıl kardeşlik dayanışması yapılır bize çok iyi gösterdi bu iki mürteci parti. Her ne desense bundan 5-7 sene önce kuzu gibiydiler. Hele hele MHP’nin 28 Şubat sürecinde gıkı bile çıkmıyordu. Ama Bahçeli’ye sorarsanız, “MHP’nin siyasi geçmişinde ve geleneğinde hiçbir kırılma yokmuş.” Yalanın bu kadarına da pes doğrusu. Madem o kadar erkektiniz, madem o kadar türbanı savunuyordunuz, o dönemde türbanın üniversitede özgür olması için neden hiçbir faaliyette bulunmadınız? Ya da hükümet ortağı olduğunuz dönemde neden üniversitelerde türbanın özgür olması için çalışmadınız?

Tunca Toskay ise, “Türbanla siyaset yapanlar hep avantajlı oldu. Haksız rekabet sona ermeli” diyerek geçmişte güya dini siyasete alet etmedikleri için türbanın rantını yiyemediklerini söylüyor, insanın üzülesi geliyor! Gördüğünüz gibi Tunca Toskay’ın açıklaması MHP’nin hangi niyette olduğunu çok iyi göstermektedir.

AKP gibi türban sömürüsünü sizden daha iyi yapan bir parti varken, seçmen size oy vermez. Yani buralardan nemalanamazsınız. Dini siyasete alet ederek oy almak istiyorsanız, AKP’den daha fazla İslamcılık yapmanız, dini daha çok sömürmeniz gerekir!

Peki, MHP neden böyle yapıyor?

Kürt-İslamcı bir geçmişe sahip olan bir partinin milli bir kaygısının olamayacağını, bunun yerine dini bir kaygısının olduğunu defalarca söyledik.

Türbanın yılmaz savunucusu derneklere bir bakın: Mazlum-Der, Özgür-Der gibi bu dernekler hem türbancılık, hem de Kürtçülük yapmaktadır. Peki MHP bunu bilmiyor mu? Biliyor, hem de bal gibi biliyor. Türbanı özellikle bu derneklerin kaşıdığını bizden çok iyi biliyor. Ama MHP, bunlara karşı hiçbir eleştiride bulunmaz.

Peki, neden bir eleştiride bulunmamaktadır?

Çünkü eleştirmek zorunda kalacağı dernekler de kendileri gibi Kürt-İslamcıdır da ondan. Bu derneklerin türban eylemlerinde attıkları sloganlara bir bakalım: “Muhammed’in ordusu, laiklerin korkusu”, “Tek yol İslam”, “Kahrolsun laik diktatörlük”, “İslami hareket engellenemez!”

Attıkları sloganlardan da anlaşılacağı üzere, rejime küfredenler mazlum edebiyatı yapmaktadır. İşte bunlar devlete hem küfredecekler, hem de türban takacaklar. Kimin sayesinde? AKP’nin payandası MHP sayesinde!

Kürt-İslamcı bir parti olan MHP, gördüğünüz gibi başta laiklik düşmanlığı yapanlara, Kürtçülük yapanlara özgürlük vermektedir.

MHP, nasıl türbancıların oyunu almak için türban özgürlüğü diyorsa, yarın da Kürtlerin oyunu almak için Kürtçeye özgürlük diyecektir. Bundan hiç şüpheniz olmasın! Bizce bir partide bu kadar demokrasi kültürünün bulunması, kendini milliyetçi olarak lanse eden bir partiyi bozar!

Mürteci Hareket Partisi’nin geçmişi

Siyasi geçmişinde ve geleneğinde hiçbir kırılma olmayan MHP’nin(!) şöyle bir geçmişini kurcalayalım bakalım neler çıkacak:

1- Tarih: 1977

Yayının adı: Hasret

Yazan: Galip Erdem

Konu: İslama Vurulan Zincir-163. Madde

“Kaldı ki, laiklik denen kafaların kendilerinin düşünme özellikleri bulunmadığı, Batıdan gelen birtakım düşüncelerin rüzgarında dümen tutturdukları bir gerçektir. Bunların düşünerek doğruyu bulmalarını beklememiz mümkün değildir. Meselenin halli gasp edilmiş haklarımız için şuurlu bir mücadele içinde olmakla gerçekleşebilir

Bu mücadeleyi Türk Milleti’ne yabancı olan her şeye karşı verdiğimiz mücadeleden ayırmayı düşünemeyiz.”

Gördüğünüz gibi laiklikle, Türk Milleti’ne yabancı olduğu gerekçesiyle mücadele edilmesi gerektiğini savunuyor. Yazının bir yerinde de Hz. Muhammed’in cihad ile ilgili bir hadisi alınarak, Türkiye’de İslamın yüceliği ve İslamın hayat nizamı olmadığını söylüyor. Buna karşılık cihad imasında bulunuyor. Ayrıca konu başlığına dikkate edilmelidir. Bunların laikliğe nasıl bir gözle baktığının ayrı bir göstergesidir.

Nevzat Köseoğlu

Tarih: 1970
Yayın adı: Ocak dergisi
Yazan: Nevzat Köseoğlu
Konu: Milliyetçi Hareket ve Metot Meseleleri

“Laik ahlak nedir; …milliyetçi, üstün bir kaynak ve dayanağı olmayan ahlakın olamayacağını, varlık iddia ve propagandalarının ise, fiiliyatta, tam bir içgüdüler hakimiyeti olarak ortaya çıktığını bilir. Bunun içindir ki laik ahlakçılar, cemiyetteki bir milliyetçiye göre ahlaksızlığın, materyalizmin, içgüdü kudurganlığın fikriyatını yapmaktan, daha açık bir deyişle bunlara kılıf aramaktan başka bir şey yapamazlar.”

Yukarıdaki alıntıdan anlaşılacağı gibi, ülkücülere göre laikler ahlaksız olduğu gibi, laiklerin nefsi emmarelerine (nefsin kötü istekleri) göre hareket ettiklerini söyleyerek laiklere saldırıyor.

2- Tarih: 1970

Yayın adı: Ocak dergisi

Yazan: Nevzat Köseoğlu

Konu: Milliyetçi Hareket ve Metot Meseleleri

“Laik ahlak nedir; …milliyetçi, üstün bir kaynak ve dayanağı olmayan ahlakın olamayacağını, varlık iddia ve propagandalarının ise, fiiliyatta, tam bir içgüdüler hakimiyeti olarak ortaya çıktığını bilir. Bunun içindir ki laik ahlakçılar, cemiyetteki bir milliyetçiye göre ahlaksızlığın, materyalizmin, içgüdü kudurganlığın fikriyatını yapmaktan, daha açık bir deyişle bunlara kılıf aramaktan başka bir şey yapamazlar.”

Yukarıdaki alıntıdan anlaşılacağı gibi, ülkücülere göre laikler ahlaksız olduğu gibi, laiklerin nefsi emmarelerine (nefsin kötü istekleri) göre hareket ettiklerini söyleyerek laiklere saldırıyor.

Ayrıca Nevzat Köseoğlu, milliyetçi ahlakın İslami, kaynak itibariyle ilahi olduğunu söylüyor. Bunlar Milli Görüşçüler gibi her şeyin başına “milli” kelimesi koyuyorlar, ama tıpkı Milli Görüşçüler gibi her sözlerinden de “dini” anlamı çıkmaktadır (Milliyetçi ahlak denilince siz dini ahlak anlayın).

3- Tarih: 1969

Yazan: Ayvaz Gökdemir

Laiklik Düğümü başlıklı yazısında bakın ne diyor:

“Batı anlamında bir laiklik Türk-İslam cemiyetinde uygulamaya konuldu mu, bu fiilen İslamiyetin, en azından bazı hükümlerinin iptali manasına gelir. Oysa İslam imanı bir bütündür; Kur’an-ı Kerim’in bir hükmünü iptale kalkışmakla bütününü inkar veya iptal etmek arasında bir fark yoktur.”

Türkiye’deki laikliğin, Batı anlamında laiklik olduğunu söyleyerek çarpıtmada bulunuyor. Kaldı ki laikliği İslamın hükmünü kaldırdığı için, “Türkiye’de çok acı ve manevi bakımdan yıkıcı olaylar, neticeler ortaya çıkardığını” iddia ederek laikliğe saldırmaktadır.

Bugünlerde demokrasi ve özgürlük havarisi kesilen MHP’liler, bakınız geçmişte demokrasi için neler söylemişler:

1- Tarih: 1969

Yayın adı: Devlet

Yazan: Nevzat Köseoğlu

Konu: Demokrasi Gaye midir?

“Hakimiyet, Tanrı idaresinden koparılıp, cemiyet bünyesinden doğan üstün bir iktidar olarak da ele alınsa, hak ölçüleri ile sınırlıdır… hak ölçüleri ile sınırlı olmak, kanun koyma ve emretme kudreti olarak beliren hakimiyetin bünyesinde onun ayrılmaz, onsuz olunmaz bir varlık unsuru olarak anlaşılmalıdır. Çünkü aslolan Hakk’ın hakimiyetidir. Ve insanların saadeti, devletin nizamı, hakimiyeti Hak’kındır düsturu gerçekleşebildiği ölçüde mümkündür. En az fertler kadar istibdada meyilli olan kitleler için, demokratik terbiyenin özü olarak bu anlayışla muhteva kazanmayan, Hak’kın hakimiyeti için bir vasıta olduğu idrakine ulaşmayan demokrasi, çoğunluğun azınlığa veya bir zümrenin bütün bir millete hükmetmesini sağlayan bir seçim mekanizması olmaktan öte de değer taşımaz.”

Yukarıdaki alıntıdan özetle şu sonuç çıkarılıyor: Bunların dini, Allah’ı, İslamiyeti sokmadıkları bir kavramı bulamazsınız. Demokrasiyi açıklarken bile İslami kavramları kullanıyorlar. Türkiye laik olduğu için, Türkiye’deki demokrasinin onlara göre Allahsız bir demokrasi olduğunu anlamışsınızdır artık!

Galim Erdem ise, 1973 yılındaki bir yazısında, Tayyip Erdoğan gibi demokrasinin bir amaç değil, araç olduğunu söylüyor.

Kaldı ki, TÜRKSOLU gazetesini, kendisini karalamakla suçlayan Mehmet Gül, 1977 tarihinde Ülkücü Kadro dergisindeki bir yazısında, “Bu Türk insanının dini İslamdır. O halde Türk demokrasisi çoğunluk iradesini ortaya koymak açısından salt çoğunluğun dini olan İslamla ters düşmemek zorundadır. Hatta bütünü ile Türk insanının kültür ve inanç sistemleriyle ters düşmemekten de öte bilakis onları yaymak, yüceltmek zorundadır” diyordu.

Daha düne kadar demokrasi şöyledir, demokrasi böyledir diyenler, en hızlı demokrat kesilerek sözde türbana özgürlük tanınmasını istiyorlar. Dün İslami kaideler nedeniyle demokrasiye karşı çıkanlar, şimdi türban Allah’ın emri olduğu gerekçesiyle türban özgürlüğü adı altında demokrasi havariliği yapıyorlar.

İşte tüm bu deliller, MHP’nin geçmişinde ve geleneğinde pek bir kırılma olmadığını gösteriyor aslında!

MHP’de bahane bitmez

Türban konusunda çokça eleştiri alan MHP’liler, “Eğer sizler 367’yi dayatmasaydınız AKP % 47 oy alamazdı. Böylelikle türban konusu için Anayasa değişikliğine gerek kalmazdı, bu tartışma da olmayacaktı” diyerek laik kesimi eleştirmeye çalışmaktadır. Ama aynı MHP öte yandan, “Üniversitelerde türban mağduriyeti önlenmeli” diyerek olaya özgürlükler noktasından baktığını söylemektedir. Aynı zamanda da AKP’ye istismar edeci bahane bırakmadıklarını, AKP’nin mağdur ve mazlum edebiyatını bitirdiklerini iddia etmektedirler.

Madem 367’yi dayatma olarak kabul ediyordunuz ve laik kesimin düşüncelerine katılmıyordunuz, bunu laik kesimlere çok açık ve net bir biçimde söyleseydiniz de hakkınız olmayan laik ve Atatürkçü kesimin oylarını almasaydınız, dimi ya…

Hem türbana özgürlük verilmesi gerekir diyerek özgürlükçü takılacaksınız, hem de 367’yi dayatmasaydınız bugün bu tartışma olmayacaktı diyeceksiniz. Yani demek ki AKP seçimlerde % 47 oy değil de % 30’ların altında oy alsaydı MHP, AKP’ye destek vermeyecek miydi? Şimdi Allah aşkına buna inanalım mı? Demek AKP, %30’ların altında oy alsa, olaya özgürlük noktasından bakmayıp, laiklik noktasından bakacaklardı!

Güya MHP, bu tarz hareketler ile AKP’nin % 47’den fazla oy almasını engelliyor. Yani şimdi MHP, AKP’ye türban konusunda destek vererek, AKP’nin yaklaşan yerel seçimlerde türbanı koz olarak kullanıp % 47’nin üzerinde oy almasını engellemiş oldu! Neyse, bunun cevabını yerel seçimlerden sonra öğreneceğiz. Tabii ki seçimlerden sonra MHP’yi de göreceğiz!...

Dikkat edilirse Anayasa’da değişiklik yapılması konusunda MHP’nin desteği gelince, o günlerde yapılan bir anket sonucu açıklanmıştı. Bu anket sonucuna göre MHP’nin oyu artıyormuş!

MHP kim, laik cumhuriyeti savunmak kim?

Türkiye’de tüm hukuk kurumları “Türban; rejime, devlete başkaldırıdır” açıklaması yapmasına rağmen MHP, türbanı rejim karşıtı olarak algılamamıştır. 1999 yılında Meclis’e türbanıyla giren Fazilet Partisi Milletvekili Merve Kavakçı’ya tepki göstermeyen partilerden biri kimdi dersiniz? Tabiî ki MHP idi.

Hafızalarımızı biraz zorlarsak, 2004 yılı sonunda gündemi zina tartışmaları meşgul ediyordu. “Sayın Öcalan”cı Tayyip, “Zina meselesi bizim bir dahili işimizdir, AB buna burnunu sokamaz” gibisinden sözlerle güya Avrupa’ya rest çekerken, bizim Devlet Bahçeli de, “Zina haramdır, bir müeyyidesinin olması gerekir” cinsinden laf ederek AKP’den daha dinci takılıyordu.

Daha o günlerde AKP’den daha Şeriatçıyım diyen MHP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’ye yardım ettiği gibi, türban konusunda da yardımını esirgememiştir. Tüm bunlara rağmen, laik Cumhuriyet’in koruyucusu olduğu imasında bulunan Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi’ni hiç kimsenin Cumhuriyet veya laiklik karşıtı olarak suçlaması veya bu kavramları öğretmeye kalkışması kabul edilemez bir hezeyan ve küstahlıktır” diyor. Bu tip sözlerle anti-laikçiliğini örtbas etmeye çalışan MHP bizce hiç inandırıcı değildir.

MHP, 80 öncesi Erbakan ve Demirel ile birleşip MC hükümetlerini nasıl oluşturmuş ise, 80 sonrası da Refah Partisi ile ittifak yaparak Meclis’e girmeye çalışmıştır. Yani MHP’nin geçmişinde de siyasal İslamcılarla işbirliği vardır. Onun için bugünkü duruma pek şaşmamalıyız…

Seçimlerden önce MHP’nin CHP ile ittifak yapılacağı söylentisi MHP’yi rahatsız etmişti, ama bunu kesin bir dille reddedememişlerdi. Şimdi ise MHP’liler, AKP ile ittifak yaparak MHP’nin daha iyi görünüm çizdiğini düşünmektedirler. CHP AKP’nin tam karşıtı mıdır derseniz, bizce değildir.

Peki MHP AKP’nin karşıtı mıdır? Asla!

Aslında AKP’nin karşıtı olarak lanse edilen MHP, AKP ile ittifak yaparak bizim iddialarımızı da doğrulamıştır. Bu nedenle MHP, CHP ile ittifak yapmayı kendisine yakıştıramazken, AKP ile ittifak yapmayı pekala kendine yakıştırmıştır.

Neden dersiniz acaba? Laik Cumhuriyet’in savunucu olduğunu söyleyen MHP, CHP ile ittifakı kendine yakıştırmazken, AKP’yi kendine yakıştırmıştır. Sakın bu yakıştırmanın nedeni köken birliği olmasın, Kürt-İslamcılık olmasın?


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe