Solingen geri döndü
Ve sonunda korkulan oldu. Irkçı tasarıların ve yasa tekliflerinin birbirini kovaladığı Almanya’da siyasilerin davranışlarından cesaret alan kişi(ler) ırkçı söylemlerini bu kez eyleme geçirme zamanının geldiğine karar verdiler.
İlk bilanço ise gerçekten korkunç oldu. Almanya’nın Ludwigshafen kentinde, Türklerin yaşadığı bir binada kundaklama sonucu çıktığı neredeyse kesinleşen yangında 5’i çocuk olmak üzere dokuz Türk yanarak can verdi. Danzigerplatz caddesindeki 32 numaralı binada çıkan yangında 2’si ağır olmak üzere 24 kişi de yaralandı. Binanın tahta olan merdivenlerinin yangın sırasında yanmasının çıkış yolunu kapattığı için ölü sayısının artmasına neden oldu.
1993 yılında Almanya’nın Solingen kentinde yaşanan benzer olayda ölenlerin sayısının 5 kişi olması ve Ludwigshafen Kenti Belediye Başkanı Eva Lohse’nin bu yangının İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kentteki en büyük yangın olduğunu açıklaması ırkçı saldırının boyutunu gözler önüne seriyor.
Suçu kanıtlanıncaya kadar herkes masumdur ama görgü tanıklarının ifadeleri ve aynı binaya daha önce de böyle bir saldırı girişimi olduğu düşünüldüğünde aslında oklar yeni bir Solingen vakasını işaret ediyor.
Polis kayıtlarına göre aynı binaya 2006 yılı Ağustos ayında bir kez daha sabotaj girişiminde bulunulmuş. 2 Ağustos 2006 tarihinde kimliği halen daha belirlenemeyen kişiler binanın altındaki lokalin camlarını kırarak içeriye molotof kokteylli saldırıda bulunmuş. İlk saldırı neyseki yalnızca maddi hasar ile atlatılmıştı.
Yangının hemen ardından, kundaklanan binaya 100 metre mesafedeki bir duvara Nazi oldukları tahmin edilen iki kişinin “Pis Türklerin kökünü kazıyacağız” yazıp kaçması da binayı kimin kundaklamak isteyebileceğinin ipuçlarını veriyor.
Bölge açıkçası Alman ırkçılarının hedefi durumuna gelmiş.
Alman polisi, Türklerin uyarısı üzerine olayın daha da gerginleşmemesi için yazıyı hemen sildirdi. Fakat yangının hemen ardından bölgeye yüzlerce polisin sevk edildiği düşünüldüğünde Nazilerin duvara kolaylıkla yazı yazması ve ellerini kollarını sallayarak bölgeden ayrılabilmiş olması son derece düşündürücü.
Bölgede yaşayan Türklerin büyük çoğunluğu yangının kaza ya da kısa devre sonucunda çıkmış olmuş olasılığına inanmıyor. Bölgede yaşayan Türkler kentte son on yıl içinde Neo-Nazilerin giderek güçlendiğine ve eyalette sık sık yürüyüş düzenlediklerine dikkat çekiyor.
Olaydan yaralı olarak kurtulan Aylin (9) ve Bedriye Kaplı (8) adlı iki kız kardeşin tedavi gördükleri hastaneden taburcu edildikten yaptıkları açıklama da olayın Türklere yönelik ırkçı bir saldırı olduğunu gözler önüne seriyor:
“Kapıda bir adam vardı. Elinde çakmak, değnek ve kağıtlar vardı. Almandı. Üzerine kapıyı kapatmaya çalıştık ama ayağını araya koyarak içeri girdi. Elindeki kağıtları tutuşturdu ve bebek arabasının kenarına koydu.”
Olay gerçekleşmeden 10 gün önce de Türk milletvekillerine tehdit mesajları gönderilmeye başlanmış.
Yeşiller Partisi Milletvekili Özcan Mutlu, “10 gün önce ‘Siz Türkleri toplama kamplarında yakma ve külleri bacadan savurma vakti geldi’ mesajları almaya başladım ve polise başvurdum” açıklamasında bulundu. Polisin bu ihbarları ne kadar ciddiye aldığını söylemeye gerek yok sanırım.
Saldırı öncesi önlem almayan Alman polisi “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye” hesabı saldırının hemen ardından olayın geniş çaplı soruşturulmaya başlandığını açıkladı. İş siyasilere kadar uzanır mı bilemiyoruz ama Alman hükümetinin ısrarla kundaklama sözcüğünü kullanmaktan kaçınması, soruşturmanın fazla derinleştirilmeyeceği ya da suçun piyonların üzerine atılacağı izlenimini veriyor.
Bizim yetkililer de her ne hikmetse aynı tehlikeyi hissetmiş olacaklar ki, olayı soruşturmak için Türk uzmanların görevlendirilmesini Almanya İçişleri Bakanı Wolfang Schaeuble’den talep ettiler. Olayı artık 50 kişilik Alman soruşturma ekibiyle birlikte daha önce Almanya’da görev yapan ve iyi Almanca bilen 4 Türk uzman daha yürütecek.
Wolfang Schaeuble bu talebi kabul etse de bu istekten hiç de memnun değil. Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik’in, Alman hükümetinin yangının doğal koşullardan kaynaklandığı ısrarına karşılık, “Bazı Alman politikacıların yangın sebebi henüz kesinleşmeden olayın yabancı düşmanı bir saldırı olmadığı yönünde açıklama yapmalarını garip karşılıyorum” açıklaması Alman Bakanı bir hayli sinirlendirmiş.
“Herkes haddini bilsin. Bazen büyükelçilere de görgü öğretmek lazım” diye kükreyen Bakana, 13 yaşındaki bir İngiliz kızına Antalya’da tecavüz ettiği doktor raporuyla da kanıtlanan Alman genci kurtarmak için Türkiye’ye yaptıkları baskıyı anımsatmak yerinde olur. Üstelik biz, kundaklamayı yapanların Türkiye’ye gönderilmesini istemiyoruz, yalnızca adil bir soruşturma ve yargılama yapılmasını istiyoruz.
Ne de olsa geçmişinizde bir Reichstag yangını şaibesi bulunurken doğru suçluları yakalayacağınıza inanmamız biraz zor oluyor.
Schaeuble hızını alamamış, Almanlar ve Türkler arasındaki ilişkinin istendiği kadar iyi olmadığından da şikayetçi olmuş. Sayın Bakan acaba bundan kimin sorumlu olduğunu da düşünme zahmetinde bulunmuş mu hiç?
Almanları bu zor durumda aklama görevi ise sanki kendi göreviymiş gibi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a düştü. Başbakan Erdoğan 9 Türk’ün yaşamını yitirdiği yangının gerçekleştiği evde incelemelerde bulunmak için gittiği Almanya’da ayağının tozuyla Almanları savunan açıklamalarına başladı.
Örneğin olayın görgü tanıkları itfaiyeyi olaya geç müdahale etmekle suçluyorlar, itfaiyeyi savunmak ise Erdoğan’a düşüyor: “Değerli kardeşlerim bu olay esnasında gerek Alman polisi, gerek Alman itfaiyesi elinden gelen gayreti göstermişler.” Valla kimin doğruyu söylediğini bilemiyorum ama görgü tanıkları ile Başbakanımız arasında büyük görüş farklılıkları olduğu son derece açık.
Almanya bakalım gerçek suçluları yakalayabilme cesaretini gösterebilecek mi?
Gerçek suçluyu aslında hepimiz biliyoruz. O, seçim kampanyalarında Türkleri ve diğer göçmenleri hedef olarak gösteren tüm siyasi partiler ve canilere bu ortamı hazırlayan Alman hükümeti.
Aylar boyunca Türklere ve göçmenlere yönelik ırkçı politikaları sayfalarımıza taşıdık ve durumun giderek daha da vahimleşeceğini söyledik. Sonuç ortada. Kundaklamayı yapanlar yalnızca birer piyon.
Geçmişinizde Hitler gibi bir lideriniz varsa bu gidişin sonucunun size nelere mal olacağını bizden çok daha iyi biliyor olmanız gerekir.
|