| Okan İşbecer |
Seçimlerde MHP’ye oy verin diyen İlhan Selçuk ve Tuncay Özkan şimdi nerede!!
Türkiye, Tayyip’in Medeniyetler İttifakı Toplantısı için bulunduğu Madrid’de yaptığı “Türban siyasi bir simge bile olsa yasaklanamaz” açıklamasından beri türbanı tartışıyor. Açıklamanın üzerinden 20 günden fazla geçmesine rağmen Tayyip ve küçük ortağı MHP, türbanı yasalaştırma yolunda önemli adımlar attılar. AKP türbanın serbest bırakılması için gerekli yasa değişikliği teklifini Meclis’e getirirken esas kilit rolü ise seçimler öncesinde meydanlarda AKP’ye karşı sert muhalefet yapar gözüken MHP ve Bahçeli üstlendi. Seçimler öncesinde meydanlarda, Tayyip’e demediğini bırakmayan “Bozkurt” Bahçeli, seçimlerden sonra ise tamamen tersi bir tutum takınarak Tayyip’in kuzusu oluverdi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Meclis’e girerek Gül’ü Çankaya’ya çıkaran yolda kırmızı halı olan MHP, türbanın serbest bırakılması sürecinde de AKP’ye yol gösteren ve tepkileri göğüsleyen taraf oluverdi. MHP’nin türbanın serbest bırakılması için verdiği cansiperane mücadele, bizce Amerikancı ve Şeriatçı geçmişiyle tamamen örtüşmekle birlikte bazı Atatürkçü saflarda şaşkınlıkla karşılandı. Seçimler öncesinde gazete köşelerinden ve sözde ulusalcı kanallarından “AKP’ye karşı MHP’ye oy verin” çağrısında bulunan İlhan Selçuk ve Tuncay Özkan kelimenin tam anlamıyla şok geçirmiş durumdalar. İşkencecilerini affeden İlhan Selçuk Hatırlayacağınız gibi seçimler öncesinde AKP’nin karşısına doğru dürüst bir alternatif olarak ortaya çıkamayan CHP, kimi Atatürkçüleri farklı arayışlara itmişti. İşte bu süreçte İlhan Selçuk gazetesindeki penceresinden yaptığı bir çağrıyla işkencecilerini affettiğini, MHP’nin nihayet “aslına rücu ettiğini” ilan ederek AKP muhalifi kesimlerin CHP’ye olmasa bile en azından MHP’ye oy vermelerini telkin ediyordu. Anlaşılan Bahçeli’nin meydanlarda attığı nutuklar İlhan Selçuk’u çok etkilemişti. O dönem şöyle yazıyordu Selçuk: “Laik Atatürk Cumhuriyeti’nin ‘varoluşu’ ve ‘bütünlüğü’ için dün bana işkence etmiş olanlarla bugün gerekirse el ele vermeyi yurtseverliğin doğal ve sade gereği sayıyorum...” Yani İlhan Selçuk, MHP ile el ele vermeyi yurtseverliğinin gereği olarak ortaya koyuyor ve yurtseverlere MHP’ye oy verin çağrısında bulunuyordu. Bahçeli’nin mitinglerindeki Tayyip’e karşı sert tutumu, İlhan Selçuk için yeni bir umut ışığı haline gelmişti. İşte bundan hareketle İlhan Selçuk da yeniden milliyetçi kimliğine büründüğünü zannederek, MHP’nin bir kesimin oyunu alarak AKP’yi zayıflatacağını ve Meclis’te de AKP’ye karşı sert muhalefet yaparak Cumhuriyet’i kurtaracağını düşünüyordu. O yazısında şöyle diyordu İlhan Selçuk: “MHP aslına rücu etti, milliyetçilik şiarını benimsedi, bu seçim kampanyasında dincilere karşı çıkıyor. Amerika’nın güdümünde Ilımlı İslam Devleti amacına dönük olanlarla, bunların kuyruğuna takılan entel-liboş takımı MHP’den hoşnut değiller. MHP bu tayfanın uykusunu kaçırıyor...” Aslında MHP’ye bu kadar umut bağlayan İlhan Selçuk’un MHP’nin türban meselesinde aldığı tavırdan sonra bu kadar şaşırması gayet normal. Sonuçta bu kadar bel bağladığı MHP’nin seçimler sonrası izlediği siyaset ortada. İlhan Selçuk’un sütununda CHP ile ilgili bile böylesi bir propaganda göremediğimize göre İlhan Selçuk’a geçmiş olsun demek ve bir bardak soğuk su ısmarlamaktan başka yapacak bir şeyimiz yok.
Gerçi İlhan Selçuk bunun neden böyle olduğunu hâlâ çözebilmiş değil. 26 Ocak tarihli köşe yazısında içinde bulunduğu şaşkınlığı dışa vuran Selçuk “Aaaa.. o da ne?.. Meğer MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) de türbancıymış... Doğrusu şaşırdım kaldım... Neden böyle oldu?..” diyerek bütün bu olup bitenlere bir anlam veremediğini ifade etmiş. Hadi İlhan Selçuk’un yaşından dolayı hafızasının zayıfladığını ve geçmişi hatırlamakta zorlandığını varsayalım. 80 öncesinde MHP’lilerin öldürdüğü solcu gençlerin aynı zamanda Cumhuriyet gazetesi okuru olduğunu unutmuş olabilir belki. Ama ufuksuzluğun ve omurgasızlığın bu kadarına da pes denir. MHP’nin rejimi yıkmak için attığı adımlar ortadayken bu adamların Meclis’e girmelerinde pay sahibi olduğu için özeleştiri vermek yerine hayal kırıklığına uğramış ayağına yatarak kurtulmaya çalışan Selçuk, aslında bugünkü tablonun mimarlarından biridir. Daha önce de İlhan Selçuk’un sağcılaşması üzerine defalarca yazmıştık. Bir dönem ulusal cephenin başına Demirel’i oturtmaya kalkan Selçuk, daha sonra Ülker’le sponsorluk anlaşması imzalayınca birden bire Erbakancı oluvermişti. O dönemki yazdıklarımıza kulak asmayıp sağcılıkta ısrar etmenin sonucu olarak seçimler öncesinde de MHP’yi destekleyen Selçuk, Şeriatçıların değirmenine su taşımanın bedelini Türk Milleti’ne ödetiyor.
Bir diğer sorumlu Tuncay Özkan Atatürkçülere MHP tuzağı kuran odaklardan bir diğeri de Tuncay Özkan ve Kanaltürk ekibi. Bilindiği gibi seçimler öncesinde Atatürkçü stratejiyi kendince “solcular CHP’ye sağcılar MHP’ye” şeklinde formüle eden bizzat Tuncay Özkan’dır. Eminiz ki İlhan Selçuk kadar o da hayal kırıklığına uğramıştır. Seçimler öncesinde yaptığı MHP propagandasıyla Türk Milleti’nin kafasını bulandıran Tuncay Özkan, şimdilerde de mücadele zeminini sanal ortama kaydırarak Atatürkçü örgütlenmeyi engellemeye devam ediyor. Var olan potansiyeli internet mesajları yoluyla eritmeye çalışan Tuncay Özkan, şimdilerde bir taraftan CHP’ye kapılanmaya çalışırken bir taraftan da yeni parti söylentileri yayarak Atatürkçüleri boş umutlar peşinde sürüklemeye çalışıyor. Bundan birkaç yıl önce ulusalcı çıkışlar yapmaya başlayan Tuncay Özkan, çok kısa sürede ulusalcıların eşsiz ideoloğu haline getirilmişti. Ulusalcı kesim içinde hızla yükselen Özkan, kaynağı bilinmeyen (her ne kadar kendisi ben kurdum diyorsa da Turgay Ciner’in önemli bir payının olduğu söylentisi aldı yürüdü) Kanaltürk adlı televizyon kanalı sayesinde çok kısa sürede Atatürkçü kesimlere nüfuz ederek belli bir kesimi yönlendirmeye başladı. Cumhuriyet mitingleri sürecinde yıldızı iyice parlayan Özkan, daha sonra sanal ortamda başlattığı “bizkaçkişiyiz” hareketiyle taraftar toplamaya çalıştı. Şimdilerde kurmayı düşündüğü parti ile bir siyasi hareket başlatmak niyetinde. Herhangi bir ideolojik referansı olmayan, siyasi bir programdan yoksun, salt AKP muhalifliği veya sadece laiklik üzerinden girişilecek bir örgütlenmenin başarılı olabileceğini düşünmüyoruz. Bu tarz örgütlenmelerin ve yapılan eylemlerin bir sonuç getirmediği daha önceki denemelerde ortaya çıktı. Bu tip hareketler ancak var olan potansiyelin harcanmasına neden olur. Bu nedenle girişilecek bir örgütlenmenin her şeyden önce Atatürkçü, Altı Ok’u referans alan, antiemperyalist, devrimci ve solcu bir karakterinin olması gerekir. Bu örgütün adresi de TÜRKSOLU ve Milli Mücadele Derneği’dir. Bahçeli’den Selçuk’a yanıt Geçtiğimiz hafta MHP’ye olan hayal kırıklıklarını bildirmek için MHP Genel Merkezi’ne siyah çelenk bırakma girişiminde bulunan emekli askerlerin başına gelenler, MHP’den dost olmayacağının en açık göstergesidir. Üzerinde “Tarifsiz düş kırıklıklarımızla” yazılı siyah çelengi MHP Genel Merkezi’nin önüne bırakmak isteyen emekli askerler, genel merkezden çıkan bir grup ülkücünün saldırısına uğradı. Dayak yiyen ve çelenkleri parçalanan emekli askerler, MHP’nin yola getirilemeyeceğini çok acı bir tecrübeyle anlamış oldular. Aynı şekilde geçtiğimiz hafta Devlet Bahçeli’nin İlhan Selçuk’a verdiği cevap da bu anlamda tam bir ibretliktir. Bahçeli, “Bugün partimizin siyasal hamlelerine kısır dünyalarında anlam veremeyerek, kendilerince hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade edenleri, kurguladıkları karanlık tezgahlardan uzak durmaya, kurdukları sanal dünyadan uyanmaya davet ediyoruz” dedi. Bütün seçim bildirgelerinde “türbanı çözeceğiz” diyen MHP’ye bile bile destek olan İlhan Selçuk’a bizim sözlerimiz pek etki etmez ama belki Bahçeli onu ikna eder. Ne de olsa seçim meydanlarındaki nutuklarına bir tek Selçuk kanmıştı.
|