| Celal İmren |
Atatürkçülerin Baykal’a ve CHP’ye neden güvenmediğine dair Çanakkale’den küçük bir örnek TÜRKSOLU’nun 171. sayısındaki “Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli Ortaklığı” başlıklı yazımda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın gündeme türbanın düşmesi nedeniyle “çakı bulmuş çocuk gibi sevindiği” benzetmesini yapmıştım. Bu benzetme garip karşılandı mı? Sanmıyorum. En azından bu yolda bir eleştiri almadım. Ancak, “çakı bulmuş çocuk” benzetmesinin uygunluğu yönünde olgular var. Birinci olarak, Meclis’te (kendi oyuna dayanmadan giren BBP ve ÖDP’yi saymıyorum) dört muhalefet partisi var. Ama bunlardan MHP, AKP’nin başrol arkadaşı olduğu, Kürtçü DTP de hatırı sayılır bir role soyunduğu için CHP muhalefeti üstlenmiş görülüyor. Tek başına muhalefeti kağıt üzerinde CHP’yi, laik cumhuriyetçi güçlerin Meclis’teki sözcüsü konumuna getirmiş durumda. DSP’nin varlığı, oylarıyla girdiği, Meclis’te CHP ile birlikteliğin dışında bir etkileme koyamıyor. İkinci olarak, CHP’de Genel Başkan Deniz Baykal’a ve İhtiyar Heyeti’ne yönelik muhalefet şimdilik buzdolabında soğumaya bırakıldı. Meclis’te muhalefeti üstlenen Baykal ve ekibi, parti içindeki muhalefetin soğumaya bırakılmasından memnun. Ortada böyle garip bir hâl var. Bu gariplik, içinde bir başka gerçeği de barındırıyor: Laik cumhuriyetçi çevreler Baykal’a ve ekibine güvenmiyor! Bir başka deyişle, Baykal ve CHP’nin muhalefeti kitlelere inandırıcı gelmiyor! Çünkü Baykal ve çalışma arkadaşları kendilerine kitlelerinin güvenmemesi ve de inanmaması için ellerinden geleni esirgememişler, yapılabilecek her şeyi yapmışlardır. RTE’nin Parlamento’ya girebilmesinden tutun, MHP’nin CHP’ye oy vermeyi içine sindiremeyenlerin oylarını almasına kadar bir dizi olumsuzluk, güvensizlik ve inançsızlığı CHP’nin karakteri haline getirmiştir. CHP Meclis’te, hâlâ RTE’nin hidayete ereceğini sanan DSP Lideri Zeki Sezer’in turlarından bağımsız olarak kürsü mücadelesi veriyor ve AKP-MHP ittifakını dize getirecek biricik güç olarak yargıyı görüyor. Bu nedenle de Parlamento dışı muhalefet gibi güçlü bir silâhı göz ardı ediyor. Yani CHP de kendisine güvenmeyen ve inanmayan halka ne inanıyor, ne güveniyor. Türbana karşı ülke genelinde koyulan tepki eylemlerinin içinde CHP’nin örgütsel olarak güçlü bir yeri yok! Sadece partili belediye başkanları ile belediye meclislerindeki CHP’li üyelerin örgütten bağımsız çabaları dikkat çekiyor. Faşist partiye karşı muhalefeti TBMM ve laik bir eksenle sınırlayan CHP, içindeki muhalefeti de kongreleri sonuçlarıyla birlikte iptal etme, görevden alma, tedbirli olarak disiplin kuruluna sevketme gibi bir takım Genel Merkez oyunlarıyla sindiriyor olunca ortaya bir başka büyük tehlikeyi salıveriyor. Bir yıl sonra yapılacak yerel seçimlerde CHP, elinde bulundurduğu il ve ilçe belediye başkanlıklarının yerinde yeller estiğini görecektir… Bunun bir kanıtı olarak bugünden şöyle bir örnek vermek istiyorum. Sizler yaşadığınız il ve ilçelerle bu örneği çoğaltabilirsiniz. Çanakkale’de belediye, 12 Eylül faşizminin dışında, CHP’li başkanlar tarafından yönetilir yıllardır. Ne var ki, AKP’nin Çanakkale’de bile “zafer”e ulaşması için taşlar CHP Genel Merkezi tarafından yerine oturtuluyor. Şöyle: CHP Çanakkale Merkez İlçe Örgütü önce görevden alındı. Kayyum marifetiyle yapılan seçim maddeli kongreyi de yitiren CHP Genel Merkezi, kendisine muhalif olan yeni merkez ilçe yönetimini, tedbirli olarak disipline sevketme yöntemiyle etkisizleştirdi, yani, kibarca(!) görevden aldı. Şimdi ise CHP Çanakkale İl Kongresi’nin parti içi muhaliflerin güçlü kazanma olasılığına karşı yapılmaması söz konusu. Çanakkale’nin CHP’li Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Genel Merkez’e muhalif. Merkez İlçe de muhalif olduğu için eli kolu bağlanmış. Bu durumda, Çanakkale örneğinde, CHP’nin belediye başkanlığını yeniden kazanmasının neredeyse olanaksız hale geldiği görülüyor. Bu durum, birçok il ve ilçede yaşanılması kaçınılmaz bir gerçeklik şeklinde karşımıza çıkacaktır. CHP’nin içinde bulunduğu kendisi açısından vahim olan bu durum, Atatürkçü, milliyetçi ve solcu birikimin siyasi örgütlenme ihtiyacını ve mecburiyetini ortaya koymaktadır. Bu örgütlenmeyi sağlayacak güçlü bir karargâh, TÜRKSOLU karargâhı vardır. Yapılması gereken şey, acilen harekete geçmektir.
|