11.02.2008/Sayı:173
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Vedii Bilget

Mustafa Kemal bağımsızlık çekicini
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve
Türk gençliğine emanet etmiştir

Farkında mısınız? Heraklites’in diyalektiğini bütün boyutlarıyla birlikte yeniden yaşıyoruz Türkiye’de. “Heraklites’in İ.Ö. 544-483” bu yana biliyoruz:

Evren, ardı arkası kesilmez bir oluş ve akış içindedir. Her şey durmadan deviniyor, başkalaşıyor. Durup değişmez, oluşmaz hiçbir şey yok doğada ve toplumlarda. Her varlıkta iki karşıt güç çarpışıyor çünkü. Bunlardan biri, olduğu gibi kalmasını istiyor varlığın, öteki ise değişmesini istiyor. Aralarında bir çekişmedir sürüyor. Sonunda bu çekişmeden başka nitelikte bir varlık, yeni bir bileşim doğuyor. Bu bileşim, bir süre sonra kendi çelişmesini yaratıyor. Gene bir çatışma başlıyor. Varlığı, yeni bir bileşim ve yeni bir değişime ulaştıracak büyük bir kavga başlıyor... Bir süre sonra yeni bir bileşim, yeni bir değişme daha... Bu böylece sürüp gidiyor, sürekli, kesintisiz olarak...

Aynı oluş toplumların tümünde de görülüyor. Toplumda da olmakta olan ile olacak olana bağlı güçler karşı karşıya. Eskiyi, kötüyü, çirkini tutanlar ile yeniyi, iyiyi, güzeli tutanlar yüz yüze. Geniş anlamıyla olumsuzlar ile olumlular diz dize. Kimi yerde bu karşıtlıklar ölçüleri yetersiz, dar belki ama çoğu yerde de alabildiğine geniş, yoğun. Ama her yerde var. Bizde de. Hem de birçok diğer toplumlardan da çok daha yoğun, fazla. Olmakta olan ne denli yatkınsa da, olacak olanın tohumlarını taşıyor bağrında. Bugün, her türlü dirence karşın, yarını hazırlıyor. Gelecek günlerin olumluluğunu kendinde taşıyan kişilerin sayısı hiç de az değil. Bu güçsüzler şu an için ama varlar. Olmaları da tarihsel diyalektikçe zorunlu. Hiçbir biçimde engellenemezler. Üstelik bugünkü yenilikleri, bir çiviyi duvara çakmakta olan çekicin, vurucu hamlesinden sonra geri çekilişini andırıyor. Daha mıhlayıcı bir hamle için yapılan geri çekilişe... İnsan her şeyi olanaklıya çevirebilir, bu iyi biline. Şu an için yeniğiz. Ama çekiç gibiyiz de. Çiviyi iyi çakacağız. Kimsenin kuşkusu olmasın! Emperyalizmin ve Osmanlı’nın askersel, siyasal sultasına son veren en güçlü karşıtı antiemperyalist Mustafa Kemal’di. Emperyalistler ve Osmanlılar Mustafa Kemal karşısında direndiler ama tutunamadılar. Dehalar dehası Mustafa Kemal emperyalizmin tüm efsanesini yıktı. Osmanlı yok oldu. Gelelim günümüze, Amerika emperyalizmi, Avrupa emperyalistler birliği, Türkiye de borsa paralarıyla satın aldığı çıkarlarına uygun iktidarını kurdu. Kapitalizmin, emperyalizmin evrensel soygun sistemini sürgit sürdüreceğini hesapladı ya da zannetti ve iktidar da bu köleler sisteminin maşalığını yapmaktan çekinmedi. Ezilen, sömürülen ülkelerin halkları da bu yobaz iktidarı “yuha”ya tuttular. Bu durumda Türkiye halkının ilk hedefi, değişmez ezeli ve ebedi düşmanımız kapitalist sistemin kesin olarak imhasıdır.

Tam bağımsız ve egemen Mustafa Kemal Türkiye’sinin tüm halkı elindeki çekiçle, masonist ve emperyalist sistemle işbirlikçisi dinci iktidara son darbesini vuracak, yeniden yeniye Mustafa Kemalleşeceğiz. Heraklites’in diyalektiğini, elimizde bağımsızlık çekicini taşıyarak bütün boyutlarıyla yeniden bağımsız yaşayacağımızı kanıtlayacağız. Yineliyorum: Mustafa Kemal Türkiye’si halkının elindeki bağımsızlık çekici ile değişmez ilk hedefi, ezeli ve ebedi düşmanlarımızın ve işbirlikçilerin ve kapitalist sistemin kesin olarak imhasıdır. Andımıza sadığız, meydan boş değildir.

Heraklites’in diyalektiği, evrimsel dünyamızın tartışması günümüzde, bir şeyin başka bir şeye karşıt olması tezini savunan görüştür. Giderek bir eylemdir. Burada fikirlerin zıtlığı ile bir senteze gitmeyi amaç etmektedir.

Diyalektik düşünceye göre gerçek, zıtlaşmadan ve zıtların çatışmasından doğar. Her tez, bir anti tezi varlaştırır. Ve bunların çatışmasından bir sentez oluşur. Her sentez de daha sonraki bir olgunlaşmayı ya da gelişmeyi hazırlar.

“Marksist diyalektiğe göre her toplum üretim araçlarının bölüşülme, ekonomik sistem, hukuk ve kültür temellerine göre oluşur. Bu oluşum ise enfrastrüktürlerin her türlü gelişmesine karşıdırlar ve onları yıkacak araçlarla imkanları sağlarlar. Eski süperstrüktürlerle yeni enfrastrüktürlerin zıtlaşmasından ise iktidarlar doğar.”

Diyalektik materyalizm 19. yy. ortalarında Karl Marks ve Friedrich Engels tarafından ortaya konan diyalektik materyalizm işçi sınıfının felsefesidir.

İşçi hareketlerinin uygulanması ile gelişmiştir.

Marks ile Engels bu görüşü insan düşüncesinin tarih boyunca evrimleştiğini göz önünde bulundurmuşlardır. Diyalektik materyalizm, tabiat, toplum ve düşüncenin gelişme yasaları ile ilgilenen kapitalizmin sınıfı burjuvazi karşıtlarını da ilgilendirir. Bilimsel bir yapıttır. Bu ise ilmi sosyalizmin dünya görüşüdür. Diyalektik çatışma bu yapıtla da sürmektedir. Yayılmacı, sömürgeci emperyalizmin icazetiyle devlet etmeye kalkışanlara karşı çıkan Mustafa Kemal’in yiğit ve onurlu ordularıdır.

Çağdaşlığın birincil koşulu tam bağımsızlığın, demokrasinin, laikliğin Türkiye’si bir özgürlük, eşitlik, tüze mutluluk Türkiye’si yapmanın savaşını Mustafa Kemal Türkiye’sinde verenlerin onurlu çıkarlarını koruyacak olan günümüzdeki Mustafa Kemal ordularıdır.

Bu yüz karası iktidar, Fethullah Gülen’in kapitülasyonlar döneminin emirlerini beklemektedir.

Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı Orduları’nın devamı, diyalektik çekicin son darbesini elinde tutmaktadır.

Mustafa Kemal yarını görürdü.

Mustafa Kemal ya bağımsızlık ya ölüm savaşını başlatan tek adamdı.

Kurtuluş Savaşı zaferinin çekicini elinde tutan, Mustafa Kemal Türkiye’sinin onurlu halkıydı.

Askersel barışın Lozan’da siyasal barışa dönüştürülmesi tarihte eşi olmayan bir siyasal çekiç hareketiyle, barışçıl onurlu Türkiye halkıyla gerçekleşmiştir.

Mustafa Kemal’in elindeki barış çekiciyle aydınlanan tarihte, Türkiye’de ve dünyada hiçbir zaman bağımsızlıkla kurulması gibi bir olaya tanık olunmamıştır.

Tarih çok büyükler gördü. İskender’ler, Napolyon’lar gördü. 20. yy.’da elinde bağımsızlık çekiciyle bu büyüklüğe Türk oğlu Türk Atatürk ulaştı.

Mustafa Kemal Türkiye’sinin tüm milleti, büyük kurtarıcısını, en son büyük evladını 1938 Kasımında kaybetti.

Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’nın bağımsızlık ve özgürlük çekicini Türk gençliğine emanet etti:

Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetini ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyetini müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkan ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kast edecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Türkiye siyasi şeyhler ve ılımlı İslam Türkiye’si değildir.

Elinde Mustafa Kemal’in bağımsızlık savaşı çekiciyle evrensel son darbesini, Türk gençliğinden oluşan bağımsızlık orduları vuracaktır.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe