Zavallı Gül sol düşmanlığına devam ediyor hâlâ
Hatırlayacağınız gibi bundan birkaç ay evvel MHP eski milletvekili Mehmet Gül ile ilgili bu sayfada kısa bir eleştiri yazısı yayınlamıştık. Vatan gazetesinde Mine Şenocaklı’ya verdiği röportajda PKK’lı teröristler için “Onlar da bizim şehitlerimizdir” demişti. Daha sonra bu ifadenin çarpıtma olduğunu beyan etmişse de röportajı yapan Şenocaklı, röportajın çözümlerini yayınlayarak Gül’ün gerçekten bu sözleri sarf ettiğini kanıtlamıştı. Biz de bu ülkücü eskisinin dönüşümünü vurgulayarak ve de tamamen Türk’ün yüksek acıma duyguları içinde, sadece “zavallı Gül” diyebilmiştik.
Yine hatırlayacağınız gibi Mehmet Gül, en son olarak, geçtiğimiz ay İstanbul’da bir suç şebekesine yönelik düzenlenen “Matkap” operasyonu çerçevesinde gözaltına alınıp bırakılmıştı.
Ancak bizim Mehmet Gül’ü tekrar gündemimize almamızın sebebi bir çete operasyonu kapsamında gözaltına alınıp bırakılması değil. Serbest bırakıldıktan sonra katıldığı bir televizyon programında TÜRKSOLU hakkında ettiği laflar. Bu nedenle bize doğan cevap hakkını birkaç hatırlatma ile birlikte kendisine iletmek istiyoruz. Bu arada televizyon izlemediğimiz için Mehmet Gül’ün ifadelerini programı izleyen dostlarımızdan öğrendik. Bu nedenle, geciken cevap için sizlerden ve “zavallı Gül”den peşin peşin özür dileyerek başlayabiliriz.
Öncelikle Mehmet Gül’ün bizim hakkımızda söylediklerini kısaca bir özetleyelim. Dostlarımızın aktardıklarına göre Mehmet Gül programda belli çevrelerin özellikle kendisi ile uğraştığını, karalamaya çalıştığını anlatıyor. Sunucunun “Bu çevreler kim?” sorularını ilk başta yanıtlamayan Gül, daha sonra ısrarlara dayanamayarak, “Vatan gazetesindeki röportajımı çok büyüten, ırkçı kampanyalarıyla tanınan, 10 yıl önce Marksist, şimdi Atatürkçü, milliyetçi, sol ideolojiyi temsil ettiğini iddia eden TÜRKSOLU grubu” diyerek sıkıntısını dile getirmiş.
Sağcılar genellikle fikirsel anlamda çok sığ oldukları için fikirler üzerinden bir tartışmaya giremezler. Ortaya karşı fikir koymak yerine, komünist, vatan haini, Türk düşmanı gibi kalıplaşmış sözcükler ileri sürerek karşısındakini sindirme yolunu seçerler. Bu nedenle sağcılar ile bir fikir tartışmasına girilemez. Şimdi Mehmet Gül’ün bize karşı kullandığı üslup da klasik sağcı üslup olarak karşımızda duruyor. “Bugün kendini Atatürkçü, milliyetçi olarak lanse eden TÜRKSOLU aslında 10 yıl önce Marksist bir hareketti” diyerek yine sağcıların sığ ve gerçeğe dayanmayan propagandasını yapmaya çalışıyor. “Onlar aslında Marksisttir ama bugün konjonktür Atatürkçü olmayı gerektirdiği için bugün Atatürkçüyü oynuyorlar” demeye getiriyor. Tabii Gül’ün gözünde bütün komünistler de vatan haini olduğu için bizi vatan hainliğiyle suçluyor aklı sıra.
Bir kere söze başlarken Mehmet Gül’e bizi kendisiyle ya da her beş yılda bir dümen kıran Perinçek türü hareketlerle karıştırmamasını tavsiye ederiz. 10 yıl önce TÜRKSOLU diye bir siyasi hareket yoktu. Ama ortaya çıktığından beri emperyalizme, Kürtçülüğe, Şeriatçılığa karşı duruşu net olan ve yıllardır değişmeyen tek hareket olduğu, karşıtları tarafından bile teslim edilen bir harekettir TÜRKSOLU.
Belki de Mehmet Gül’ün bize saldırmasının altında yatan gizli neden budur. Gerçek milliyetçi tavrı alarak kendisi gibi sahtelerin ipliğini pazara çıkarttığımız için bizimle uğraşıyordur. Bugüne kadar hep arkasına saklandıkları vatan, bayrak gibi kavramları bugün solcular ellerine aldıkları içindir. Sonuçta biz kendisi gibi dün milliyetçi gözüküp bugün Kürtçülük yapmıyoruz. Belli meselelere karşı tavır geliştirirken bir yerlerden sinyal gelmesini beklemiyoruz ve kendi kafamızla düşünüyoruz.
İkinci olarak vatan hainliği meselesine gelecek olursak, şu soruyu sormamız gerekir: MHP mi bu ülkeye daha çok zarar verdi, yoksa Mehmet Gül’ün ağzından salyalar akıtarak “vatan haini” dediği solcular mı?
Bu noktada Gül’ün de temsilcisi olduğu MHP geleneğinin kısa bir bilançosunu çıkarmak sanırım sorumuzun cevabını verecektir.
En başta Komünizmle Mücadele Derneklerinden başlayalım. Belki Gül de hatırlıyordur, hani şu kurucuları Fethi Tevetoğlu ve arkadaşları olan dernek. Hani Amerikan bayrağı etrafında poz veren Fethi Tevetoğlu.
Komando kamplarını da hatırlıyordur Gül. CIA’in kurdurduğu komando kamplarını. O kamplarda yetişen Amerikan uşaklarının vatansever solcu gençlere nasıl saldırdığını ve onları nasıl öldürdüğünü de hatırlıyordur eminim. Tüm bunları yaparken nasıl da vatan, bayrak gibi kavramların arkasına saklandıklarını da hatırlıyordur. Bu komando kamplarından çıkanların ülkeyi nasıl bir çatışma ortamına doğru sürüklediklerini de hatırlıyordur.
6. Filo’yu da hatırlıyordur Gül. Hani Dolmabahçe’de kıble yapıp namaz kıldıkları 6. Filo’yu. Devrimci gençleri de hatırlıyordur Gül. Hani o 6. Filo’yu denize döken devrimci gençleri. Hani Samsun’dan Ankara’ya “Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü” düzenleyen devrimci gençleri. Komünizmle Mücadele Derneği üyelerinin o gençlere ne yaptığını da hatırlıyordur Mehmet Gül. Kanlı Pazar’ları da hatırlıyordur, ülkücülerin diğer katliamlarını da. 16 Mart’ı ve nicelerini hatırlıyordur.
Bir de hatırlamadıkları vardır Gül’ün ya da hatırlamak istemedikleri. Mehmet Gül’ün de yazarı olduğu bir gazete var Yeniçağ adlı. Bu gazete sözde Atatürkçü geçinmeye çalışır ama klasik ülkücülükten kurtulamadığı için bir türlü beceremez. Bu gazete her taşın altında İsrail’i arar. İlk başta zannedersiniz ki Amerikan karşıtı bir gazetedir ama bütün meselelerde İsrail’i ön plana çıkartarak aslında gerçek düşman olan ABD’yi gizleyip Amerikancılık yapar. Mesela Mehmet Gül, başbuğu Türkeş’in İsrail’in amblemi olan Siyon yıldızı altındaki fotoğrafını hatırlamak istemez. Türkeş’in İsrailli dostları ile el sıkıştığı fotoğrafı. Mehmet Gül hatırlamak istemez ama tarih unutmaz. Hiç beklemediği anlarda insana bu tür sürprizler yapar. Çat diye önüne koyar gerçekliği ve “Sen busun!” der.
Mesela Mehmet Gül 1999’dan sonrasını da hatırlamayı pek istemez. Hani Apo’nun teslim edilmesiyle birlikte esen rüzgardan faydalanarak MHP’nin Meclis’e girdiği tarihten sonrasını. Meydanlarda attıkları “Apo’yu asacağız” naralarını hatırlar da, Meclis’e girdikten sonra aynı MHP’nin Apo’nun ipten kurtulması için çıkarılan idam yasasına imza attığını unutur. Hani kendisinin de milletvekili olduğu MHP’nin. AKP’ye yolu açmak için MHP’nin koalisyonu dağıttığını unutur Mehmet Gül.
Tıpkı aynı koalisyon hükümetinin bugün çok karşı olduğunu söylediği AB Uyum Yasalarını jet hızıyla geçirdiğini unuttuğu gibi. 22 Temmuz öncesi MHP yine meydanlarda Apo’yu asmak için ip atarken keyfi yerindedir Mehmet Gül’ün. MHP’liler ile DTP’liler Meclis açılışında el sıkışınca da onun için çok sorun yoktur. Çünkü ikisinin de ipi ABD’nin elindedir ve ABD “öpüşüp barışın” dedikten sonra onlara sadece rollerini oynamak kalır.
Aynı MHP bir AKP’liyi cumhurbaşkanı seçerken gocunmaz. DTP’nin de onlarla birlikte hareket etmesi sorun değildir. Tıpkı bugün aynı üç partinin türbanla ilgili yasa tasarısını Meclis’e getirirken ortaya koyduğu kutsal ittifakın Gül’ü rahatsız etmemesi gibi.
Ya da her Allah’ın günü şehit cenazesi gelirken, Türk Milleti PKK’ya karşı meydanlara dökülürken itidal çağrısı yapan MHP’den rahatsız değildir. PKK’ya ya da uzantılarına bir kez bile vatan hainleri diye saldırmak geçmez aklından. Kendisinin geçen zaman içinde sözde milliyetçiliğini unutup, PKK’lılara “şehidimizdirler” dediğini zaten sözü ettiğinin ertesi günü unutmuştu.
Tüm bunlar tarihin sonsuz hafızasında yerini almışken Mehmet Gül neden bize saldırıyor sorusunun cevabı tek:
Mehmet Gül sol düşmanlığına devam ediyor hâlâ!
|