| Özgür Erdem |
MHP hep türbancıydı
AKP ile MHP türban konusunda anlaştı! Artık üniversitelerde türban serbest olacak. Şüphesiz bu bir süreç. Şeriatçılar bununla yetinmeyecekler. Önce üniversitelerde öğrenciler için, sonra kamu kurumlarında memurlar için türban serbest olacak. Sonra çarşaf ve peçe de serbest olacak. Sonra da sokakta başı açık kadın avına başlanacak. Bu sıradan bir paranoya değil. Bakın Şeriatçı dernek Özgür-Der eylem bile yapmış: “Yalnızca türban değil, sarık ve çarşaf da serbest bırakılsın.” Ve türban yasağının kamu kurumlarında da serbest kalması gerektiği vurgulanmış: “Öncelikle iki partinin ortak düzenlemesi başörtüsü yasağını sadece üniversite bazlı ele almakta. Oysa nitelikli çözüm ancak eğitim ve çalışma hayatını tümüyle ele almakla mümkün olabilirdi.” Türkiye’nin bu noktaya nasıl geldiğini bir tartışalım. Bugün türban yasağı kaldırılma aşamasına geldiyse bu değişiklikte temel aktör AKP değil MHP oldu. “AKP’nın oyuncağını elinden alıyoruz” açıklaması yapan MHP türban yasağının kalkması için bir yasa ve anayasa değişikliği önergesi hazırlayacağını söyledi. MHP’nin çağrısına AKP’den tabii ki olumlu yanıt geldi. İki parti arasında bir komisyon kuruldu. Komisyon üyeleri teknik ayrıntılarda da uzlaştılar ve değişiklik paketi Meclisin gündemine geldi. Siz bu satırları okuduğunuzda belki de türban yasağı kalkmış olacak! Suçlu MHP mi, ona ümit bağlayanlar mı? Peki MHP’nin bu süreçte aldığı rolü nasıl değerlendirmek lazım. Atatürkçüler arasında büyük bir hayal kırıklığı yaşandığını tespit etmek gerekiyor. En azından bir şaşkınlık söz konusu. MHP’den beklenmeyen bir hareket olduğu söyleniyor. Örneğin İlhan Selçuk. Bakın Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde neler diyor: “Aaaa.. o da ne?.. Meğer MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) de türbancıymış... Doğrusu şaşırdım kaldım... Neden böyle oldu?.. Kanun zoru mu vardı?.. MHP niçin AKP’nin kuyruğuna takıldı?.. MHP Genel Başkanı seçimlerde nutuk kürsüsünden AKP lideri RTE’ye ip atmıştı... Meğer Sayın Devlet Bahçeli AKP’ye attığı ipe kendisi tutunacakmış... Seçimlerden sonra RTE’nin AKP’sine en büyük destek MHP’den geliyor...” İşte mesele tam da bu. Bugün milletin başına türbanı aslında kimlerin bağladığını bu alıntıdan daha iyi hiçbir şey anlatamazdı. İlhan Selçuk şaşırmış kalmış. Neye şaşırdığını açıkçası biz anlayamadık. Mesela türban meselesinde AKP’yi destekleyen CHP olsa şaşırmasını anlardık. Ya da Genel Kurmay Başkanı çıkıp da türban yasağının kalkmasını istese ve AKP’ye bu konuda her tür desteği vereceğini söylese yine şaşırıp kalabilirdi. Çünkü CHP ile Ordu’nun türban konusundaki duruşu ve tutumu belli. Yasağın kalkması konusunda AKP’yi desteklemek geleneklerine uymazdı. Biz de şaşırır kalırdık. Ama MHP açısından öyle mi acaba? İlhan Selçuk “Meğer MHP de türbancıymış” diyor. Günaydın!
MHP, AKP ile Şeriatçılık yarışında Siz bugüne kadar MHP’nin türban karşıtı herhangi bir açıklamasını gördünüz mü? MHP’nin türbanlı milletvekilleri de olmadı mı? Örneğin türbanlı Nesrin Ünal Antalya’dan vekil seçilmemiş miydi? Mesela, şu açıklamayı yapan birisinin Genel Başkan yardımcısı olduğu bir partiyi türban yasağının kalkmasına neden oldu diye eleştirebilir misiniz: “Baş örtüsü meselesi MHP’ye göre bir inanç meselesidir. Biz dinimiz İslam’ın ve kitabımız Kur’an-ı Kerim’in emri olduğu için insanlarımızın başını örtmesine inanıyoruz (…) İnsanlarımız inançlarından dolayı başlarını özgürce örtebilmeli, başlarını örttüklerinden dolayı da hiçbir şekilde kamu hizmeti almaktan da kısıtlanmamalıdır. Baş örtüsü takanlar eğitim ve öğretim özgürlüğünden dışlanmamalıdırlar. MHP hem inancının hem ideolojisinin gereği bu milletin değerlerinin savunucusudur. İnancımız bu milletin en önemli değeridir. Dolayısıyla bize göre baş örtüsü, bir inanç değeridir.” Tabii, MHP bununla da yetinmedi. Son iki haftadır aldığı tavırlar herhangi bir Şeriatçı partinin alacağından farksız. Örneğin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı türban konusunda taviz vermezse AKP hakkında kapatma davası açabileceği açıklamasını yapınca ilk ve en büyük tepki MHP’den ve Bahçeli’den geldi. Aynı şekilde, TÜSİAD’ın türban yasağının kaldırılmasını eleştiren açıklamasına yanıtı da AKP değil MHP verdi. Hatta Bahçeli TÜSİAD’la bu konuda kamuoyunun önünde polemiğe bile girdi. MHP’nin son haftalarda “dini bütün, mütedeyyin, muhafazakar” parti söylemlerine daha fazla sarıldığını görüyoruz. Hatta AKP’nin yıllardır çözemediği türban sorunu çözmekle övünüyorlar. Asıl sorumlu MHP’yi Kuvayı Milliye’nin unsuru görenler... MHP’nin tavrı nedeniyle pek çok insanın şaşkınlığa uğradığını biliyoruz. Bu şaşkınlık aslında yine İlhan Selçuk’un önderliğini ettiği tavrın bir sonucudur. Seçimlerden önce İlhan Selçuk “MHP aslına rücu etti” demiş ve şöyle yazmıştı: “Ancak AKP iktidarına en sert muhalefeti MHP’li sözcülerin yaptıkları da bir gerçek... Peki, vaktiyle İslamcılarla al takke ver külah olan MHP şimdi nasıl oldu da dinci iktidara veryansın ediyor?..” İşte İlhan Selçuk bu noktada hataya düşmüştü. MHP’nin seçim döneminde AKP’ye muhalefet yürüttüğü bir gerçek. Ancak MHP dinci iktidara dinci olduğu için karşı çıkmadı ki... Tersine, “AKP yıllardar türban konusunu gündemde tutuyor. Ama çözemedi.” diyen MHP’ydi. “Oylarınızı bize verin türban meselesini biz çözelim” diyen yine Bahçeli’ydi. Yani MHP’nin AKP’ye yönelik muhalefeti laiklik eksenli değildi. Aksine, “Biz de onlar kadar dini ininçlara saygılıyız. Ama biz bunu onlar gibi siyaset malzemesi yapmıyoruz. Türkiye’yi Şeriata götürecek adımların atılması gerekiyorsa MHP bu yolda taşları döşemeye hazırdır.” mesajı vermekteydi. Bu gerçeği ısrarla görmek istemeyenler vardı. MHP’nin aslı Şeriatçılıktır, Türk-İslamcılıktır Mesela İlhan Selçuk şöyle diyordu: “MHP aslına rücu etti, milliyetçilik şiarını benimsedi, bu seçim kampanyasında dincilere karşı çıkıyor...” Tabii nereden tutsanız parçalanacak bir cümle. MHP’nin dincilere karşı çıkmadığını, dincilerle yarıştığını yukarıda yazdık. Peki MHP aslına rücu mu etti? MHP’nin aslı ne ki rücu etsin? Milliyetçilik mi? MHP’nin ne 80 öncesinde ne de 80 sonrasında milliyetçi olmadığını herhalde en iyi TÜRKSOLU okurları bilir. Bu konuda çok şey yazıp çizdik. MHP’nin aynı zamanda Şeriatçı olduğunun da unutulmaması lazım. Türk-İslam sentezi deyimi neyi ifade etmektedir sizce? Bu sentezdeki “İslam” kelimesi, Şeriatçılığı değil de neyi temsil etmektedir? Ülkücüler yıllardır eylemlerinde tekbir getirip “Ya Allah, Bismillah, Allahü Ekber” diye slogan atmaz mı? “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman” sözü MHP’nin değil midir? Bu söylemleri benimseyen bir partinin laik olması nasıl düşünülebilir? MHP’yi Meclise Atatürkçüler soktu 22 Temmuz öncesinde Türkiye’de bir oyun oynandı. Bu oyuna kimileri bilerek, kimileri ise bilmeden alet oldu. MHP’nin AKP’nin alternatifiymiş gibi, milliyetçi-Atatürkçü bir başka partiymiş gibi Meclis’e sokulması bu oyunun önemli bir parçasıydı. Türkiye’de CHP’ye tepki duyan, Baykal’ı eleştiren pek çok Atatürkçü MHP’ye oy verdiler. Hatta Tuncay Özkan’ın başını çektiği bir grup, seçimden sonra CHP-MHP koalisyonu kurulacağını, Ordu’nun bu koalisyonu destekleyeceğinin propagandasını yaptı. Hatta bunun laik-milliyetçi bir koalisyon olacağı söylendi. “Solcuların oyu CHP’ye, sağcıların oyu MHP’ye” denildi. Hatta CHP’ye oy vermekten imtina eden solculara “en azından MHP’ye oyunuzu verin de barajı geçsin” çağrısı yapıldı. Dolayısıyla “Solcuların oyu CHP’ye, sağcıların oyu MHP’ye” çağrısı “Solcular MHP’ye de oy verebilirsiniz”e dönüştü. Ve pek çok solcu-Atatürkçü oyunu MHP’ye verdi. MHP büyükşehirlerde tarihi boyunca görmediği oy oranlarına ulaştı. Orta Anadolu’daki klasik tabanını AKP’ye kaptıran MHP, özellikle kıyı şeridine topladığı oylarla eski oy oranlarını yakalamasını bildi. Hatta Mersin gibi yıllardır solun elinde olan bir yerde birinci parti oldu. Öyleyse bugün kimden hesap soracağız? Yıllardır yürüttüğü siyasetin gereklerini yapan MHP’den mi, MHP’den laiklik ve Atatürkçülük bekleyenlerden mi? MHP’nin Şeiatçılarla ittifakı yıllar önce de vardı Aslına rücu eden MHP, aslına rücu etmenin gereklerini yapmış ve bugün Şeriatçılık bayrağını taşımada AKP ile yarışa başlamıştır. Bu MHP açısından oldukça tutarlıdır. Türk-İslamcılığın gereğini yapmaktadır. Zaten türban yasası MHP ile AKP’nin ilk kez yan yana gelişi değildir. 70’lerde Milliyetçi Cephe hükümetlerinde de iki kere yan yana gelmişlerdi. Çok da iyi geçinmişlerdi. 1991 seçimlerinde de yan yana gelmiş, “Kutsal İttifak” adı altında birleşerek seçimlere girmiş ve bu sayede Meclise milletvekili sokabilmişlerdi. Tarihleri boyunca yan yana gelmemiş iki hareket bugün ortak açıklamalar yapıyor olsa şaşkınlıkları anlayacağız. Ama 40 yıldır hiçbir zaman karşı karşıya gelmemiş, karşıt oldukları için değil, aynı tabana seslendikleri için birbirleriyle mücadele etmiş iki hareketle karşı karşıyayız. MHP’nin karşı devrimciliği Amerikancılığından kaynaklanmaktadır. MHP’nin nasıl kurulduğunu defalarca yazdık. MHP ABD’nin dünya çapında yürüttüğü antikomünist mücadele stratejisinin bir ürünü olarak bizzat CIA ajanları tarafından kurulmuş bir partidir. Milliyetçi değil aslında Amerikancı ve antikomünisttir. Zaten bu nedenle hiçbir zaman Atatürkçü de olmamıştır. Atatürk yerine Türkeş gibilerini başbuğ gören zihniyetten Atatürkçü olması tabii ki beklenemez. Aynı şekilde MHP’nin ve faşist hareketin yürüttüğü “milliyetçi” söylem her zaman Atatürk karşıtı olmuştur. Faşist hareketin Atatürk’ün ölümünün hemen ardından palazlanması, hiçbir eylem, miting ya da gösterisinde Atatürk resmi taşımaması, hiçbir yayın organında Atatürk’ün sözlerine ve resimlerine yer vermemesi bir tesadüf değildir. Atatürk milliyetçiliğini “Türkçülüğe” dönüştürenler tabii ki Atatürkçü olamazlar. Ancak son yıllarda söylem olarak Atatürk’ün ismini sık sık ağzına almaya başlayan MHP Atatürkçüler arasında büyük bir yanılsama yarattı. MHP kongrelerinde Türkeş ve Bahçeli’nin yanı sıra Atatürk’ün resimleri de asılmaya başlandı. Türkeş’e başbuğ diyenler, Atatürk’e de “büyük başbuğ” deme “lütfunda” bulundular. Sağolsunlar… Ancak MHP gerçeği Meclis’e girdikten sonra ortaya çıktı. İlk icraatları DTP’lilerin elini sıkıp PKK’nın Meclis’teki varlığını meşrulaştırmak oldu. İkinci icraatları Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçileceği oturuma katılarak AKP’nin ihtiyacı olan 367 rakamına ulaşmasında yardımcı olmak oldu. Üçüncü icraatları geçen seneki Söğüt şenlikleri yüzünden AKP ve Tayyip Erdoğan aleyhindeki davalarından vazgeçmek oldu. Zaten bu yılki Söğüt şenliklerinde Tayyip ile Bahçeli samimi bir şekilde yan yana poz verdi. Son icraatları ise işte türban yasağını kaldırmak oldu. Kısacası MHP, 22 Temmuz’dan beri hiçbir konuda AKP’ye zorluk çıkarmadığı gibi, AKP’nin sıkıştığı tüm anlarda destek oldu. MHP türban konusunda AKP’den de aceleci MHP türban konusunda AKP’den de aceleci davranmakta bir sakınca görmedi. Tayyip Erdoğan, İspanya’ya giderken yaptığı açıklamada “velev ki siyasi simge, o zaman serbest bırakın” dediğinde Türkiye’de büyük tepkiyle karşılaştı. Tayyip Erdoğan her zaman izlediği taktiği izliyordu. Örneğin Türkiyelilik meselesini gündeme yine bu şekilde getirmişti. Yurtdışına çıkarken Türkiye’de Atatürkçü kesimlerin tepki göstereceği bir açıklama yapıyor. Yurtdışında olduğu için konunun üzerine birkaç gün gitmiyor ve tepkileri değerlendiriyor, dönüşte tepkilerin büyüklüğüne göre ya geri adım atıyor ya da tavizsiz savunmaya devam ediyor. MHP ortaya çıkmasa Tayip Erdoğan türban konusunda belki de yine aynı tavrı alacaktı. Abdüllatif Şener’in Tayyip’in “velev ki siyasi simge” açıklamasını eleştirmesi bu senaryonun bir parçası olarak değerlendirilmelidir. AKP belki de türban konusunda yine bir yoklama yapacak. Yoğun tepkilerin karşısında duramayıp yine geri adım atacaktı. Ancak MHP, konunun Meclis gündemine gelmesini sağladı. Üstelik AKP’nin elinden türban silahını aldıkları söylemiyle. Bakın MHP Genel Sekreter Yardımcısı Recai Yıldırım ne demiş: “Yıllardır siyasi istismar aracı olarak kullanılan türban sorunu, akılcı hamlemiz ile çözüm sürecine girdi.” Zaten bu MHP’nin taktiği. Kürtçülük yaparlar, böylece PKK ile DTP’nin Kürtçülüğü istismar etmesini engellediklerini iddia ederler! Türban istismarı yaparlar AKP’nin elinden önemli kozu aldıklarını iddia ederler! Yemezler! MHP hem Kürtçü hem de Şeriatçı yönünü bu şekilde aklamaya çalışıyor olabilir. Ancak yaptığının aslında AKP ile bir Şeriatçılık yarışı olduğunu görmek gerekiyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Şandır’ın şu açıklaması bunun bir göstergesi: “Başörtüsü konusunda AK Parti’nin 5 yıldır yapamadığını MHP olarak biz gerçekleştireceğiz. Ümit ederiz ki samimi olup, kararlı davranarak birtakım tepkilerden korkmazlar ve başörtüsü sorunu bu defa Anayasa’da bir düzenlemeyle çözülmüş olur. MHP olarak biz inanç değeri olan başörtüsünden dolayı kimsenin mağdur edilmesini istemiyoruz.” Yani MHP şu mesajı veriyor aklı sıra: AKP 5 yıldır türbanı serbest bırakamadı. Bunu biz başardık. Aynı söylem AKP ile MHP’nin ortak açıklamasına da girmiş. Açıklama adeta bir koalisyon protokolü: “Konu yüksek öğretimde kanayan bir yaradır. Bunun mutlaka çözülmesi gerekmektedir. İki parti müteakip defalar bu yasaya karşı olduğunu çok değişik tepkilerle kamuoyuna açıkça ifade etmişlerdir. Konu iki parti tarafından da hak ve özgürlükler açısından değerlendirilmektedir. Çözüme dönük müzakere yapılmıştır. Genel çerçevede bir mutabakata varılmıştır. Teknik çalışmalarımız devam etmektedir.” İki partinin türban konusunda hemfikiriz açıklamasından başka bir şey değil bu. Tabii daha sonra Şandır, AKP hakkında “türban meselesini 5 yıldır çözemediler” diye özetlenecek bir açıklama yaptı. Basına şu şekilde yansıdı: “Şandır, tek başına iktidara geldiklerinde konuyu çözecekleri konusunda halka söz verdiklerini anımsatarak, şunları söyledi: ‘Ancak olmadı. Tek başına iktidar olmadan da fırsat bulduğumuz takdirde değerlendirmek ve sonuç almak yine bizim görevimizdir diyerek bu günleri bekledik. İşte şimdi bir fırsat doğdu. Madem başörtüsünü çözmek istiyorsunuz, MHP olarak biz size hem formülünü buluruz hem de desteğini veririz. Bizim teklif ettiğimiz çözüm baş örtüsünden dolayı insanların mağdur edilmeleri ve özgürlüklerinin kısıtlanmasını ortadan kaldırmak içindir.’” Dolayısıyla MHP, AKP’ye karşı laik bir tavır değil, tersine AKP’nin yapamadığını biz yaptık diyerek daha da Şeriatçı bir tavır almaktadır. Zaten bu sağın genel karakteridir. Türban dendi mi istisnasız bütün sağ partiler safa geçer. Şöyle bir düşünün. Demirel’inden Özal’ına, Çiller’inden Yılmaz’ına, Ağar’ından Mumcu’ya hangi sağ parti lideri türbana karşı çıkmaya cesaret edebilmiştir ki, MHP etsin. Dolayısıyla onyıllardır bütün sağ partilerin aldığı ortak tavırdan farklısını MHP’den beklemek yanlıştı. Bu yanlışa düşenler bugün MHP milletin başına türbanı geçirdiğinde şaşırıp kalıyorlar. CHP ve MHP: Payandalar AKP’nin 5 yıllık iktidar dönemini şöyle bir hatırlayalım. AKP hangi önemli yasayı tek başına çıkardı? Hangi anayasa değişikliğinde yalnız kaldı? Mesela Meclis’te AKP dışında yalnızca CHP’nin olduğu yıllara bir dönelim. AKP, AB Uyum Yasaları’nın tümünü CHP’nin desteğiyle çıkardı. Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilmesi önündeki yasaklar CHP sayesinde kaldırıldı. Eve Dönüş Yasası gibi önemli düzenlemeler hep CHP’nin yardımlarıyla gerçekleşti. Aynı şey MHP açısından da geçerli. AKP, Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı seçemiyordu. Yardıma MHP yetişti. Oylamaya katıldılar, 367 sayısına ulaşıldı ve Gül şimdi Cumhurbaşkanı. AKP, türban yasağını kaldıramıyordu. İmdada yine MHP yetişti. Kısacası geri dönüp baktığımızda, Tayyip’i Başbakan yapan CHP, Gül’ü Cumhurbaşkanı yapan ise MHP’dir! Kürtçe eğitimi serbest bırakan CHP, türbanı serbest bırakan ise MHP’dir! Bu yüzde, CHP’ye ve MHP’ye ümit bağlayanlara tekrar sesleniyoruz! Bu partiler AKP’nin hangi icraatının karşısında durdu da bugün bunlardan muhalefet bekliyorsunuz? Parti değil payanda oldular. Artık bu payandaları kırıp atmanın ve gerçek Atatürkçü alternatifi yaratmanın vaktidir.
|