| Engin Alptekin |
Önce Merkez Bankası’nı
Merkez Bankası ve başkent Ülkenin adı:Kürt İslâm Halifeliği Payitaht: İstanbul Halife: Günü geldiğinde ABD’den ithal edilecek. Başbakan 60. hükümet programını geçtiğimiz günlerde açıkladı. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) ve kamu bankalarının “İstanbul’un finans merkezi olması” projesi kapsamında Ankara’dan İstanbul’a taşınmasına karar verildiğini, bunu sağlamak için kanun gerekiyorsa onu da çıkaracaklarını açık bir dille belirtti. Bir gazetecinin Merkez Bankası’nın bağımsız olduğunu hatırlatması üzerine ise; Merkez Bankası’na bağımsızlık hakkını verenin Parlamento olduğunu ve taşıma kararını da Meclis adına hükümetin alabileceğini belirtti. Yani hükümet ve onun başındaki Başbakan’ın kararıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli bağımsızlık simgelerinden biri olan Merkez Bankası İstanbul’a taşınacak, Türkiye Cumhuriyeti başkentinin içi boşaltılmaya başlanacak ve payitahtın (İstanbul) yani zihinlerindeki sözde başkentin içi doldurulmaya başlanacak. Para basmak her devlet için bir egemenlik göstergesidir ve para icat edildikten sonra da bu böyle olagelmiştir. Osmanlı Devleti’nde de Darphane yine devletin başkentinde yani İstanbul’da idi. Darphane Osmanlı malî düzeni içinde önemli bir yer tutuyordu. Bu nedenle de saraya yakın olması isteniyordu. Yani Osmanlı o zamanın Merkez Bankası olan Darphane’yi değil başkentin dışında başka bir şehre taşımak, saraya yakın olması için eski sarayın bulunduğu Beyazıt semtinde ve daha küçük olan diğeri ise Topkapı sarayı yapıldıktan sonra sarayın birinci avlusunda faaliyete geçirmiştir. Şimdi birileri çıkmış, Merkez Bankası’nı Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi olan Ankara’dan İstanbul’a taşıyacağım diyor. Gerekçesi de İstanbul’un finans merkezi olacağı... Acaba öyle mi? Devletlerin para basmak, piyasalara müdahale etmek, döviz alım satımını yönetmek vb. işlemler için kullandığı bankalar merkez bankalarıdır. Almanya, Avusturya ve Hindistan hariç ülkelerin yönetim merkezlerinde yani başkentlerinde bulunurlar. Merkez bankalarının ülkelerin başkentlerinde bulunmaları; o kentlerin finans merkezi olmalarından değil, o kentlerin ülkelerin yönetim merkezleri olmaları nedeniyledir. Almanya Merkez Bankası’nın Frankfurt’ta olmasının nedeni ise, ekonomist yazar Taylan Ertem’e göre; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Berlin’in Müttefik işgali altında dört parçaya bölünmesidir. Savaş sırasında Berlin de, Frankfurt da yakılıp yıkılmış, savaşın sonunda ne Berlin’in ne de Frankfurt’un finans merkezi olacak hali kalmıştı. Yukarıdaki birkaç örnek istisna olmak üzere bütün dünya merkez bankaları ülkelerinin başkentlerinden yönetilmektedirler. ABD, Fransa, İtalya, İngiltere, Çin, Japonya, Yunanistan ve hemen hemen bütün dünya ülkelerinin merkez bankalarının idare merkezleri ülkelerinin başkentlerinde bulunmaktadır. Ticarî faaliyetlerin yoğun olduğu ve ticarî bankaların merkezlerinin yoğun olduğu kent veya kentler başkentin haricinde ise, merkez bankasının günlük operasyonları o kentte yapılmaktadır. Kaldı ki elektronik bankacılığın çok geliştiği günümüzde işlemler elektronik ortamda yapıldığından, bankanın merkezinin bulunduğu şehrin fazlaca bir önemi yoktur. Nitekim Garanti Bankası Genel Müdürü, 16 Ocak 2008 tarihinde verdiği beyanatta; günümüz şartlarında Merkez Bankası’nın genel merkezine yılda en fazla iki defa gitmeye ihtiyaç duyduğunu belirtmiştir. Bir devletin kendi parasını basmasının egemenliğin en önemli unsurlarından biri olduğunu, günümüz merkez bankalarının birkaç istisna hariç tümünün ülkelerinin yönetim merkezlerinde kurulu bulunduklarını, söz konusu merkez bankalarının idare merkezlerinin ülke başkentlerinde olmasının, bu şehirlerin finans merkezi olmalarından değil, adı geçen şehirlerin başkenti olmalarından dolayı olduğunu gördük. Hedefleri Başkent’i taşımak O halde mevcut iktidar niçin Merkez Bankası’nın ve diğer kamu bankalarının idare merkezlerini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetim merkezi olan Ankara’dan yani başkentten İstanbul’a taşımak istiyor? Başkent nedir? TDK Sözlüğü’ne göre başkent; “Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, devlet merkezi, başşehir, hükümet merkezi”dir. Devlet başkentten yönetilir. Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki 3. maddesine göre ise; Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, Dili Türkçe, Bayrağının şekli kanunda belirtilen beyaz ay yıldızlı al bayrak, Millî Marşı İstiklâl Marşı ve Başkenti Ankara’dır. Yani Türkiye’nin yönetim merkezi Ankara’dır. Lozan Barış Antlaşması’nın TBMM tarafından onaylanmasından sonra işgalci devletlerin orduları 23 Eylül 1923’ten itibaren İstanbul’dan çekilmeye başlamışlar ve 6 Ekim 1923’te İstanbul yabancı işgal kuvvetlerinden tümüyle temizlenmişti. Artık sıra Anadolu’nun bağrındaki, Türk Kurtuluş Savaşı’nın yönetim merkezi konumundaki Ankara’nın başkent ilân edilmesine gelmişti. İsmet Paşa (İnönü) 9 Ekim 1923’te on dört arkadaşı ile birlikte Malatya milletvekili olarak Ankara’nın başkent oluşuna ilişkin önergeyi TBMM’ye verdi. İsmet Paşa; Ankara’nın hükümet merkezi olması konusunu acil sorun olarak görmekte ve Lozan Barış Antlaşması’ndan itibaren zihnine yerleşmiş olduğunu ifade etmektedir. İsmet Paşa’ya göre Ankara’nın başkent olması iç ve dış sebeplere dayanmaktadır. Teklif edilen Anayasa maddesi gayet kısadır. “Türkiye Devletinin makarr-ı idaresi Ankara şehridir” denilmiştir. Makarr-ı idare, idare merkezi demektir. O yıllarda yürürlükte olan 1924 Anayasası’nda “Makarr-ı hükümet (hükümet merkezi, devletin başkenti) Ankara’dır” denilmektedir. Merkez Bankası da görev ve yetkileri nedeniyle bir makarr-ı hükümet kurumudur ve bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası başkent Ankara’da kalmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk Kurtuluş Savaşı’nın yönetildiği yönetim merkezi Ankara’dır. Bu ülke atalarımızın kanı, canı pahasına kurulmuştur ve yönetim Merkezi de bu nedenle Ankara’dır.
Ankara’nın taşına bak Ankara’nın taştır yolu Ankara’da şanlı ordu Ankara’dan uçan kuşlar İşte biz Türkiye Cumhuriyeti’ni böyle kurduk. Saltanatı, hilafeti ülkeden böyle def ettik, kulluğa son verdik. Emperyalistleri atalarımızın kanı, canı pahasına aziz vatanımızdan kovduk ve bu savaşın yönetim merkezi olarak Ankara’yı seçtik. Şimdi kanımız canımız pahasına kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi olan Ankara’nın içi boşaltılarak işlerin yine bir zamanlar olduğu gibi payitahttan (İstanbul) yürütülmesinin şartları oluşturulmaya çalışılıyor. Yaptıklarını izah edebilmek için çarpık bir mantık yürütüyorlar. Nedir bu çarpık mantık?. Çarpık mantık Başbakan; Merkez Bankası’nı ve kamu bankalarını İstanbul’a taşımak istemelerinin nedenini İstanbul’un ekonomik merkez olmasıyla izah ediyor. Biz de aynı düşünce sisteminden hareket ederek biraz düşünelim. Kamuya borç veren bankalar İstanbul’da olduğuna göre; Hazine Müsteşarlığı’na bağlı olan Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğünü, Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğünü, Sigorta şirketlerinin tamamının merkezlerinin İstanbul’da olması nedeniyle Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nü kısacası Hazine Müsteşarlığını, Vergi gelirlerinin büyük bir bölümü İstanbul’dan toplandığından dolayı Maliye Bakanlığı’nı, Bankaların büyük bir kısmının idare merkezlerinin İstanbul’da olması ve TCMB da İstanbul’a taşınacağına göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nu (BDDK), Ankara’da deniz olmaması nedeniyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı’nı, Havacılık, denizcilik ve kara taşımacılığı şirketleri ile telekomünikasyon şirketlerinin Türk Telekom hariç olmak üzere İstanbul’da olması, Türk Telekom’un da yakında İstanbul’a taşınacak olması nedeniyle Ulaştırma Bakanlığını, TRT haricindeki televizyon şirketleri ile basın ve yayın kuruluşlarının büyük bir bölümünün idare merkezlerinin İstanbul’da olmaları nedeniyle TRT Genel Müdürlüğü ile birlikte Radyo Televizyon Üst Kurulu’nu (RTÜK), Ankara’da Tekel’e ait bira fabrikası haricinde tütün ve alkollü içecek üretimi olmaması, tütün ve alkollü içki fabrikalarının İzmir ve İstanbul’da yoğunlaşmış olması nedeniyle Tütün ve Alkol Piyasaları Üst Kurulu’nu, kamuya ait enerji şirketlerinin haricindeki enerji şirketlerinin idare merkezlerinin İstanbul’da olmaları nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nu (EPDK)’nu İstanbul’a taşıyalım Ayrıca GAP İdaresi Başkanlığı’nın da Ankara’da ne işi var? En iyisi onu da gelecekte sözde Kürdistan eyaletinin merkezi olacak Diyarbakır’a taşıyalım. Oldu olacak bu kadar kurum İstanbul’a gitmişken, Cumhurbaşkanlığını, TBMM’yi, Başbakanlık ve diğer bakanlıkları, Genelkurmay Başkanlığını ve Kuvvet Komutanlıklarını, Yüksek Yargı organlarını, Kamu İhale Kurumu’nu da İstanbul’a yani payitahta taşıyalım. İşte size küresel şirketlerin cirit attığı, halkın fakru zaruret içinde bitap düştüğü, işbirlikçi beylerin refah içinde yaşadıkları, küresel şirketlerin ve yabancı devletlerin güdümündeki payitaht şehri İstanbul. ABD’deki adamı da ithal ettiğimizde yeme de yanında yat. Yukarıdaki senaryonun hayal ürünü olduğunu sakın düşünmeyin. Zihinlerde yatan bu. Ama yağma yok. Biz bu vatanı atalarımızın canı pahasına emperyalistlerden kurtardık, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduk. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’dır ve öyle de kalacaktır.
|