21.01.2008/Sayı:170
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Yunus Yılmaz

Kürtleri eğiterek
terörü bitirebilir misiniz?

Okumuşu araba yakar, cahili bombalı saldırıda bulunur!

28 Kasım’dan itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri, hükümetten yetkiyi alarak, Kuzey Irak’taki PKK kamplarına hava saldırıları düzenlemeye başlamıştı. Bu hava saldırıları ile PKK’ya büyük bir darbe vurulduğu iddiasında olan basın, olayı oldukça abartırken, İstanbul’un bazı semtlerinde araba yakılması olayları gündeme bomba gibi düşüyordu.

Önceleri bu olaylara bir anlam veremeyen halk, zaman geçtikçe bunun PKK’nın bir eylemi olduğunu anlamaya başlamıştı. Devletin güvenlik güçlerince de bu işin PKK tarafından tezgahlandığı kanısının güçlenmesi ile araçları ateşe verenler yavaş yavaş yakalanmaya başlamıştı.

Zanlılar yakalandıkça işin içindeki ilginçlikler de bir bir ortaya çıkıyordu! Özellikle, İstanbul’da yakalanan bir zanlının ÖSS Diyarbakır birincisi çıkmış olması, Antalya’da yakalan bir zanlının da avukatlıktan atılmış olması düşündürücüydü.

ÖSS’de Diyarbakır birincisi olmuş biri nerede olsa iş bulur. Avukat olan ise mesleğini zaten eline almış. Böyle insanlar neden araç yakarlar diye insan merak ediyor!

Hani hep söylenen bir söz var ya; “Doğuda iş sahalarını artırsak, insanlar daha bir eğitimli olursa terör ortadan kalkar” diye. Son günlerde yaşamış olduğumuz somut gerçekler, bu tezin ne kadar da yanlış olduğunu doğrular gibi.

PKK üniversitelerde örgütlenmeye çalışıyor. Basından öğrendiğimiz kadarıyla üniversitelerde örgütlenen bu öğrenci hareketinin ismi “Yurtsever Özgür Gençlik Hareketi” imiş. Peki, bunlar ne yapmak istiyor? Sivil vatandaşların malına zarar vererek bir nevi ekonomiye mi zarar vermeyi amaçlıyorlar?

Bu gençlerin ortak bir özelliği de DTP’li olmaları. Hani şu kapatılmaya çalışılan malum parti.

Kürdün okumuşu araç yakıyor, ama vakti zamanı geldiğinde dağa da çıkıyor. Ama cahilin pek bir şansı yok, o sürekli dağlarda. Ancak görev verilirse şehire inip bombalı eylemlerde bulunabiliyor.

Son olarak Diyarbakır’da gerçekleşen bombalı eylemi ele alırsak; PKK bitti, kökünü kazıdık, PKK dağılma süreci içinde gibi safsataların ne kadar yersiz olduğunu bir daha görmüş olduk. Zaten PKK ne zaman büyük bir saldırı yapsa; “PKK’nın bu son çırpınışları” diyerek, her zaman olduğu gibi kendimizi avutmaya çalışıyoruz. Oysa zaman, gerçekleri ifade etme zamanıdır.

Ne yaptık ki PKK’nın bu eylemleri son çırpınışları olsun? Yani, Kandil Dağı’nı bombaladık, 200 terörist öldürdük, PKK’yı bitirdik! Öyle mi? Bilseydik en başından 200 terörist öldürürdük!

Kimse kusura bakmasın, bu tip söylemlerle terörün kökü kazınmaz. Hele hele AKP’nin yöntemleri ile PKK’nın bitirileceğine inananlar var ise, eğer iyi niyetliyseniz şimdiden söyleyeyim; çok safsınız!

Devletin yetkili kurumları, milliyetçilerle uğraşacağına teröristlerle uğraşsın

Hatırlarsak, Ankara’da Ulus semtinde Anafartalar Çarşısı bombalanmıştı. Acaba o bombalı saldırı da PKK’nın son çırpınışları mı idi? Hayır! Terör örgütü her zaman, her yerde, görüldüğü gibi bombalı saldırı yapabiliyor.

Bu bombalı saldırılar gösteriyor ki, ülkemizde bir istihbarat zaafı vardır. Dağlıca baskınında 200 terörist sınırı geçip baskın düzenliyor ama maalesef bizim istihbarat birimlerimizin haberi yok.

Bu araç yakan PKK’lı gençler de MOBESE kameralarına yakalanmasalardı eğer, onların bile yakalanması zor olacaktı.

Yani güvenlik güçleri Şemdinli, Atabey gibi operasyonlarda gösterdiği hassasiyetin aynısını neden PKK için gösteremiyor merak ediyoruz. TSK Türk milliyetçiliğini esas almış bir kurumdur. TSK’yı zayıflatmak için harcadığınız zamanı terör örgütleriyle mücadeleye ayırmış olsaydınız şimdi bu durumda olmayabilirdik!

Ama nedense görevi istihbarat toplamak olan devlet görevlilerinin özellikle Kürtçülük yaptığını, tam bir Barzani ve PKK ağzı ile konuştuğunu, Kürt toplantılarına katıldıklarına çokça şahit olduk. Bazılarını da askeri eleştirmek için rapor hazırlayıp kamuoyuna sunarken gördük. İş bombalı eylemi önceden tespit etmeye gelince fos…

Sanki görevleri demokrasiyi sağlamakmış gibi, ülkede demokrasi olmadığından dem vururlar. Hatırlatırız beyler, sizin göreviniz ülkedeki demokrasiyi sağlamak değil, ülkenin güvenliğini sağlamaktır.

Ne yapsak, ne etsek de bu gençleri kazansak!

Bu araç yakan gençlerimizi kazanabilir miyiz? Baksanıza, “Hepsi okumuş çocuklar!” Terörün nedeni de eğitimsizlik değil miydi? Eğitemediğimizi zaten kazanamıyoruz, bak bunlar okuyor, demek ki bunları çok rahatlıkla kazanırız!

İş sanıldığı gibi bu kadar basit değildir. PKK terörünün gerekçesi ekonomi değildir, eğitimsizlik değildir; ideolojiktir, etnik kökene dayalı milliyetçilik yapmaktır.

Siz onlara istediğiniz kadar ekonomik imkan tanıyın, istediğiniz kadar eğitim imkanı verin, bu ideolojiye sahip olan biri, bunu kendileri tarafından kurulmasına inandığı devlet tarafından da pek ala yapabileceğine inanmaktadır.

Kürdü eğitimli-eğitimsiz; ekonomisi iyi-ekonomisi kötü olan veyahut iyi Kürt-kötü Kürt diye ayırmanın hiçbir yararı yoktur; Çünkü bunun pratik bir uygulaması söz konusu değildir; bir sonuca da varamazsınız. Onun için bu gençleri kazanamazsınız.

“Halkların kendi kaderini tayin etmesi”ne inanan biri, Kürt etnik kimliğine dayalı bir devlet kurma hakkı tanımayan otoriteye düşmandır. Bu otoritenin zayıflaması için de araba da yakar, bombalı ve silahlı eylemlerde bulunmaktan da çekinmez. Çünkü Kürt, ezilmekte, sömürülmekte ve asimile edilmektedir ona göre. Ezen, sömüren ve asimile eden taraf da Türk’tür.

Siz Kürdü ekonomik olarak iyi tutacağınızı, para vereceğinizi, eğiteceğinizi söyleyerek isyankar olmamasını temenni ediyor ve hatta buna inanıyorsunuz. Oysa dilinin, kültürünün sömürüldüğüne inanan biri, sizin vereceğiniz teminata neden güvensin ya da dilini, kültürünü para karşılığı neden satsın?

Tek gayesi Kürt kimliğine dayanan bir devlet kurmak isteyen Kürtçüler, sıkıştıklarında sinsi emellerini gerçekleştirmek için, “Türk-Kürt kardeştir” sloganını ileri sürüyorlar. Ezildiğine, sömürüldüğüne iman etmiş bir Kürt; kendisini sömürdüğüne, ezdiğine inandığı biri ile niye kardeş olmak istesin ki? Mantık çerçevesi içinde düşünmeniz bile sizi doğru yola götürecektir. Yeter ki birilerinin ortaya atmış olduğu yeme gelmeyin.

Alın size Kürdün okumuşuna bir örnek. Adı Sebahat Tuncel. DTP İstanbul milletvekili. Harita teknikeri. Tempo dergisinin 2008 yılı ilk sayısına bir demeç veriyor. ETA ve PKK gibi terör örgütleri arasındaki benzerliğin sorulması üzerine Sebahat Tuncel, “… Franco, iç savaş sırasında Cumhuriyetçilerle birlikte mücadele eden Basklılara karşı, kimlik ve kültürel haklarını elinden alarak, Bask dilini yasaklayarak bir baskı rejimi uyguluyor. PKK’nın çıktığı koşullara bakıldığında da ortak noktaları gözlemek mümkün.” diyor. Devamında, “Kurtuluş Savaşı’nda ve Cumhuriyet’in kuruluşunda Türk halkı ile ortak mücadele yürütseler de daha sonra Kürt halkı inkar ve asimilasyon politikalarına tabi tutuluyor” diyor.

Muhtemelen araçları yakan üniversiteli gençler de, Kürtlerin dilinin, kültürünün sömürüldüğüne, asimile edildiğine inanıyor. Eğer Sebahat Tuncel’i kazanırsanız(!) muhtemelen bu üniversiteli gençleri de kazanırsınız!

Baykal da Kürtlerin eğitilmesinden medet umuyor

Eğitimden bahsetmişken, bundan 1.5 ay önce CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın bir Kürt açılımı olmuştu. “Iraklı Kürt gençleri Türkiye’de okutalım” önerisinde bulunan Baykal, Türkiye’de eğitilecek Kürtlerin “Türkiye’yi savunması” temennisinde bulunarak, adeta içerdeki Kürtlerin eğitilmesinden sonuç alınmış gibi davranıyordu.

CHP’yi Türk milliyetçisi çizgiye getiren Baykal, Barzani, Talabani, DTP ve PKK’nın en çok saldırdığı siyasetçi idi. Türk kimliğini savunan Baykal, aslına rücu ederek tekrar “Türk-Kürt kardeşliği”nden bahsetmeye başlamıştır.

Atatürk’ün partisi olduğunu iddia eden Baykallı CHP’ye sormak isteriz: Atatürk dönemi Kürt politikasında “Türk-Kürt kardeşliği” gibi bir saçmalık söz konusu muydu? Hayır! O zaman Baykal, “Türk-Kürt kardeşliği” gibi bir saçmalığı gündeme getirerek nasıl Atatürk’ün partisi olduğunu iddia edebilir?

Evet, Baykal’a sormak istiyoruz. Kuzey Irak’taki Kürtlerin eğitilmesini istiyorsunuz, Türkiye’ye karşı olmamaları için. Eğer bu teziniz doğru ise, bu araç yakan kişiler de eğitimli, ama insanlarımızın malına zarar veriyor. Bunu nasıl açıklayacaksınız?

Eğer partinizdeki yerinizi sağlamlaştırmak için bu sözleri sarf etmişseniz, biliniz ki yanlış yoldasınız. Belki partinizdeki yerinizi bu şekilde koruyabilirsiniz ama halkın gözündeki yerinizi sağlamlaştıramazsınız.

Bu sözleriniz ile muhalefet ettiğiniz AKP zihniyetinden, bir farkınız da kalmamıştır.

Terörün çıkış noktası Kürtçülüktür

Türk siyasetçilerinin “Türk-Kürt kardeştir” sloganına sürekli olarak dem vurmaları, sanki ülkenin bozulan milli birliği ve bütünlüğü bu sözler tekrarlanınca artıyormuş gibi davranmaları, halkın bu siyasetçiler üzerinde olumlu düşünceler üretmesine neden olmaktadır. Dikkat edilirse teröre karşı etkili mücadele veremeyenlerin her daim hazır cevabı “Türk-Kürt kardeştir” sözüdür. Çünkü teröre karşı yapabilecekleri bir şey olmadığı gibi, ülkenin birlik ve bütünlüğü nasıl sağlanır onu da bilmiyorlar.

Siz Türk’ün yanına ikinci bir unsur olarak Kürdü koyduğunuz vakit, tek millet idealine dayalı bir devleti zaten ikiye bölmüş oluyorsunuz. Bu ülkenin kurucu unsurları arasında ben de varım diyen Kürdün ayrı bir devlet veya federal bir düzen istemesine bir ortam yaratıyorsunuz.

Birileri, “Kürt var, bunu kabul edin” dediği sürece PKK terörü devam edecektir. Çünkü, Kürtçülük yapılıyor. Hem Kürtçülük yapacaksın, hem de terörü kınayacaksın. Bu fikriyata sahip bir insan, kendisiyle çelişiyor demektir. Çünkü daha terörün çıkış nedenini bilmiyor. Terörün çıkış nedeni ekonomi veya eğitimsizlik değildir, ideolojiktir.

Kürt kimliği üzerinden bir devlet kurmak isteyen, doğal olarak silahlı mücadeleye başvuracaktır. Ülkenin güvenlik kuvvetleri de gerekli mücadeleyi bunlara karşı verecektir. Birileri de zannediyor ki sorun burada. Hayır efendim! Sorun, karşılığın silahlı mücadelede olmasında değildir. Sorun, Kürtçülük yapanların, sivil ve askeri vatandaşlarımıza saldırıda bulunan teröristleri haklı ve mazur görmelerindedir.

Teröre “Türk-Kürt kardeştir” sloganından başka bir cevabı olmayanlara hatırlatırız. Atatürk, “Bu ülkede Kürt diye ikinci bir unsur var” diyenleri tasfiye ederek bu ülkede birliği sağlamıştır. Siz, Atatürk’ün yaptığının tam tersini yaparak bu ülkede birliği sağlayamazsınız. Hem Kürtçülük yapacaksınız, hem de ülkenin bölünmesine karşı çıkacaksınız. İşte böyle yaparsınız terörist de gelir, şehrin göbeğinde bombalı saldırıda bulunur. Hiçbir şey de yapamazsınız.

Onun için terörün çıkış nedeni çok iyi tespit edilmelidir. Yanlış teşhis ile doğru tedavi yapılamaz. Yapmaya çalışan da, “Türk-Kürt kardeştir” gibi komik ve inandırıcı olmayan bir söylemi papağan gibi tekrarlamaktan başka bir şey yapamaz.

“Türk-Kürt kardeştir” söylemini dikkat ederseniz bir PKK yandaşı zor durumda kalmadıkça söylemiyor. Oysa bir Türk bunu sürekli söyleme gereği duyuyor. Adeta yalvarıyoruz: “Ne olur bizden ayrılmayın, biz kardeşiz” diye. Karşı taraftaki akıllı bir Kürdün, “Sürekli olarak bana biri böyle yalvarıyorsa vardır bir hatası” diye düşünmesine neden olursunuz. Siz adeta karşı tarafı kendi kimliği ile siyaset yapması için teşvik ediyorsunuz.

Kürtçülük yapanlar bunun farkında mıdır bilemiyoruz. Türk olup Kürtçülük yapan biri, bunu iyi niyetli olarak söylüyorsa teröre istemeyerek de olsa destek vermektedir. Ama Kürt olup Kürtçülük yapan biri bunu bilerek ve kasıtlı yapmaktadır.

Bu da bizi şu sonuca götürmektedir. Kürt olup Kürtçülük yapan bilinçli ve örgütlü iken, Türk, durumun vahametini algılayamamış, bilinçsiz ve örgütsüzdür.

Türk bu kafa ile giderse, “Terörün kökünü kazıdık” söylemlerini daha çok dinler. Olayın en vahimi de, Türk’ün terörün çıkış nedenini tam olarak algılayamadan Kürtçülük yapmasıdır.

Zaten en başından bilinçli ve örgütlü bir Türk yaratmış olsaydık, ortada ne terör ne de Kürtçülük olurdu. Ortada “Ben Kürdüm” diyen birini dahi bulamazdınız.

Herkes Türk olurdu.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe