21.01.2008/Sayı:170
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Kuzey Fırat

Yerel seçimler yaklaşırken
AKP-PKK savaşı

AKP-PKK neden karşı karşıya geldi?

TÜRKSOLU’nun geçen haftaki başyazısında Gökçe Fırat, PKK ne zaman ve nasıl güçlendi diye soruyor ve PKK’nın bu kadar etkin bir güç haline gelmesinin, 2002’den 2007’ye 5 yıl süresince izlenen AKP politikalarının bir sonucu olduğunu söylüyordu.

Bu 5 yıl içerisinde PKK, ABD ile işbirliği içerisinde olmuş, askeri gücünü hem sayı hem de teknik olarak arttırmıştır. Yine bu dönem AB’ye Uyum Yasaları adı altında çıkartılan yasalarla bölücülüğün önü açılmış ve bunun sonucu olarak PKK’nın yasal uzantısı siyasi parti Güneydoğu belediyelerinin çoğunu almış, son seçimlerde de parlamentoya girmiştir.

Bunun anlamı şudur; PKK hem Güneydoğuda, hem de büyük şehirlerde kendisine bağlı bir Kürt taban yaratmıştır.

AKP izlediği bölücü politikalarla PKK’yı güçlendirirken, şimdilerde aynı Kürt taban üzerinde büyük bir kavgaya tutuşmuştur. Kürtleri kim örgütleyecek, özellikle Güneydoğuda kim güçlenecektir, AKP mi PKK mı?

Bu savaş AKP’yle PKK arasındadır ama aynı zamanda, ABD’nin Ortadoğu politikalarıyla doğrudan bağlantılıdır.

AKP ve PKK, ABD’nin BOP için kullandığı iki önemli güçtür. Bu iki Amerikancı hareketin, mücadele mevzisinin de aynı olması kaçınılmazdır, çünkü etkilemeye çalıştıkları toplumsal taban, ABD’nin, gerek Irak’ta gerek İran’da, bölgenin sömürgeleştirilmesi için kullandığı Kürtlerdir.

Hemen akla şöyle bir soru gelebilir. Madem ABD, bu iki gücü kullanıyor o zaman neden bu iki gücün birbiri ile mücadelesini engellemiyor? Neden ikisinin de güçlenmesine izin vermiyor?

Bu soruyu sormakla birlikte, ortada tersi bir durum olduğunu görmek gerekir. ABD’nin çıkarları için bu iki gücün daha da güçlenmesi değil, bu iki gücün ABD denetiminde kontrollü bir biçimde güçlenmesi daha önemli. Elbette aralarında söylem farklılıkları olacak, birbirlerine karşıt oldukları durumlar ve zamanlar olacaktır, ABD için en uygun durum bu iki Amerikancı hareketin aynı anda varlığıdır. ABD her ikisine de ihtiyaç duymakta bu iki gücü denetim altında tutabilmek için her ikisini de aynı anda destelemektedir. AKP’yi ya da PKK’yı alternatifsiz bırakmak ABD’nin Ortadoğu çıkarları için de olumsuz bir durumdur.

Kürtleri bir tek AKP ve PKK örgütleyebilir

Bu noktada hemen şu soruları sormak gerekir? Özellikle Güneydoğuda AKP’nin ya da PKK’nın alternatifi nedir? Bu iki güç dışında başka bir partinin ya da örgütün güçlenme şansı var mıdır? Mesela CHP son dönem yaptığı gibi Kürtçü söylemleri daha da yükselterek bu iki güçten birine ya da her ikisine alternatif olabilir mi? Ya da MHP, kardeşlik söylemleriyle, Güneydoğu illerinde kadrolarını Kürtçe konuşun diye yönlendirerek AKP’ye ya da PKK’ya alternatif olabilir mi?

Bu soruların cevabı elbette hayırdır. Ne CHP’nin, ne MHP’nin, ne de bunların dışında başka bir örgütün Kürtleri örgütleme şansları artık yoktur. Geçtiğimiz seçim sonuçlarını değerlendirdiğimizde bu durum çok net görülmektedir. Önümüzdeki yerel seçimlerde daha da net görülecektir.

Zaten AKP-PKK savaşının en önemli nedenlerinden biri yaklaşan yerel seçimlerdir. PKK, DTP’li belediyeleri özellikle Diyarbakır’ı AKP’ye kaptırmak istemiyor, AKP ise şu anda DTP’nin elinde olan belediyeleri özellikle Diyarbakır’ı almak istiyor.

AKP-PKK savaşında Diyarbakır’ın ayrı bir önemi var

Diyarbakır bu gün ne yazık ki Kürtlerin seslerini dünyaya duyurdukları bir merkez haline gelmiştir. Diyarbakır denildiğinde akıllara Kürtler gelmektedir. Bugün Kürtlerin en yoğun yaşadığı ve kurulacak Kürdistan için önemli bir merkez olacak Diyarbakır’ı kimin alacağı bu anlamda önemlidir. Diyarbakır’ı almak, Kürtlerin esas temsilcisinin kim olacağını göstereceğinden, önümüzdeki dönemde Diyarbakır üzerinde AKP-PKK savaşı daha da kızışacaktır. Diyarbakır’da yaşanan ve yaşanacak olayları bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.

AKP-PKK savaşında Güneydoğuda AKP biraz daha şanslı gözükmektedir. AKP’nin PKK’ya göre en büyük avantajı dini daha iyi kullanabilmesidir. PKK, dinci gericilikle dönem dönem uzlaşsa bile AKP din temelli bir örgütlenmede PKK’dan daha avantajlıdır ve bu avantajının iyi değerlendirecektir. PKK da bu tehlikeyi görmekte ve buna karşı şimdilerde laik bir çizgi tutturarak, kaybettiği Kürt bölgelere karşılık farklı kesimleri kazanma stratejisi izlemektedir.

PKK’nın son dönemde AKP’yi Kürt-İslamcılıkla suçlamasının nedeni budur.

Dinci gericiliğe karşı laik PKK

PKK’nın gazetelerdeki etkili isimleri son dönemlerde özellikle Kürtlük ve İslamlık üzerine oldukça çok yazı kaleme aldılar. Osmanlı’dan günümüze kullanılan Kürtlerin hemen hemen hepsinin Nakşi olduğu tezleri yazılan tüm yazıların ortak yanıydı. Bununla bağlantılı, bugün AKP içindeki Kürtlerin özellikle Tayyip Erdoğan’ın danışmalarının Nakşi kökenli olduğu tezlerinin sık işlenmesi bu savaşın bir sonucudur.

PKK dinci, Şeriatçı Kürtlere karşı laik ve “ulusalcı”, “milli kimliğine” sahip çıkan Kürtlerin sözcülüğüne soyunmuştur. Şeyh Sait ayaklanmasını “Kürtlerin milli bir isyanı” olarak sahiplenen PKK, son dönemlerde isyanın önderlerinin dinciliğini, Nakşiliğini eleştirmektedir.

Ordu’nun son Kuzey Irak operasyonlarından sonra, Şeriatçıların ABD ve Türk Ordusu’na desteğini eleştiren PKK sözcüleri, laik bir çizginin temsilciliğe soyunmuştur. Şeriatçılar da PKK’yı bu tutumundan dolayı “Kürtlerin Kemalist hareketi” ilan etmişler, buna karşı sağcı bir Kürt partisinin gerekliliğini kanıtlama çabası içine girmişlerdir.

Alevileri üzerine AKP-PKK savaşı

PKK, bu çizgisiyle AKP’ye karşı laik Kürtleri örgütlemek isterken aynı zamanda kaybettiği Şeriatçı Kürtlere karşılık farklı bir toplumsal kesimi kazanmak istemektedir. PKK bu amaçla Alevilere yönelmiştir. Öteden beri PKK’nın Aleviler üzerine önemli planları olmasına rağmen, son dönemde PKK açısından Aleviler daha da önem kazanmıştır.

Özellikle büyük şehirlerde Alevileri kazanarak, Güneydoğuda kaybettiği Kürtlerin yerini bu şekilde doldurmaya çalışmaktadır. Elbette sadece büyük şehirlerde değil, Alevilerin yoğun yaşadığı Güneydoğu bölgesinin dışında başka bölgelerde etkili olmaya çalışmaktadır.

PKK’nın Alevileri etkilemesi, PKK için Güneydoğu dışında farklı bir bölge anlamına gelirken aynı zamanda Gökçe Fırat’ın dikkat çektiği gibi PKK’nın “Güneydoğulu Kürt örgütüden çıkarak Türkiyeli bir Kürt örgütü konumuna” gelebilmesi için de zorunludur.

AKP de PKK’nın bu açılımını görmüş ve Alevileri PKK’ya kaptırmak istememektedir. Elbette AKP’nin Alevileri PKK’ya kaptırmamanın yanında kendi Şeriatçı uygulamalarını meşrulaştırma kaygısı olsa bile AKP, Güneydoğuda kaybeden bir PKK’nın Aleviler üzerinden güçlenmesini istememektedir. AKP bir dönem tıpkı Kürt meselesinde olduğu gibi Alevi meselesinde de Alevilerin farklı bir kimlik olduğu söylemini kullanarak Alevi kitle üzerinde etkili olmaya çalışmaktadır. Ve belli oranlarda da başarılı olmuştur.

Bugün Alevi dernekleri olarak bilenen kuruluşlar AKP ve PKK arasında paylaşılmıştır. PKK’ya yakın olan Alevi dernekleriyle, AKP’ye yakın olan Alevi derneklerinin birbirini suçlayan açıklamaları AKP-PKK arasında yaşanan Alevi savaşının görülmesi açısından önemlidir.

PKK’nın Türkiyeli bir Kürt örgütü olabilmesi için de en başta büyük şehirlerde güçlü olması gerekmektedir. Büyük şehirlerde ise dayanacağı kuvvetin başında “laik Kürtlerin” yanında Aleviler gelmektedir. Zaten PKK’nın yıllardır Alevileri Kürtlerle özdeşleştirmek için yürüttüğü yoğun bir propaganda vardı.

Ezilen, hakları çiğnen, hiçbir özgürlüğü olmayan Kürt ve Alevi vurgusu yıllardır yapılıyor. Özellikle Aleviler “Aleviler kendi hakları için mücadele edemezken PKK Aleviler için de mücadele ediyor” propagandası yapılarak, PKK’nın arkasına takılmaya çalışıldı. Bu yönde tam bir başarı sağlanamasa da PKK büyük şehirlerde Aleviler içinde etkili oldu. PKK şimdi bu etkiyi daha da arttırmak AKP’ye karşı büyük şehirlerde bir güç yaratmak için Aleviler içinde örgütlenmeye özel önem veriyor.

AKP buna karşılık, iktidar gücünü de kullanarak -tıpkı PKK’nın yaptığı gibi- Alevilerin yıllardır verilmeyen haklarının verileceğinin propagandasını yapıyor. Ve bu şekilde belli bir kesimi de yanına çekmiş gözüküyor.

Kim daha emekten yana, kim daha halkçı?

AKP-PKK arasındaki savaşın devamı olarak, başka bir savaş da varoşlarda yaşanıyor.

Özellikle 90’lardan sonra Şeriatçı hareket, büyük şehirlerde yoksul kesimlerin yaşadığı yer olarak bilinen varoşlarda güçlendi. Şeriatçı hareket, “işçinin, emekçinin sesi” olurken, bunun karşısında herhangi bir sol hareket ortaya çıkamadı.

Bu bölgelerde Şeriatçı hareketle birlikte bir tek PKK güçlendi ve diğer sol siyasetler de bir süre sonra PKK’nın kuyruğuna takılmak zorunda kaldılar.

Elbette PKK’nın bu varoşlarda güçlenmesinin sebebi bu bölgelerin Kürtlerin yoğun göç ettiği bölgeler olması. Ancak bu bölgelerde PKK ile birlikte güçlenen başka bir hareket de Şeriatçı hareket AKP oldu. Tıpkı Güneydoğu’da olduğu gibi büyük şehirlerde varoşlar üzerinden, AKP ve PKK arasında yoğun bir savaş yaşanmakta.

PKK bu kesimlerde etkili olabilmek için, son dönem yaptığı eylemlerle bölücü örgüt imajını değiştirip, halkçı, solcu bir örgüt gibi görünmeye çalışıyor.

Kadrolarını köy kökenlilerden seçiyor ve bu şekilde varoşlarda kendini kabul ettirerek, halk içinde eriyerek halk örgütüne dönüşmeye çalışıyor. İkincisi; daha önceden sadece Kürtlerden bahseden PKK şimdilerde zengin Kürtlerin AKP’li olduğu propagandasını yapıyor.

Amerikancı AKP antiamerikancı PKK

PKK, halkçı imajı kazanmaya çalışırken bir yandan da son operasyonların bir sonucu olarak antiamerikancı söylemlerle, AKP’ye karşı, kendisine faklı bir alan daha yaratıyor. “Türk Ordusu ve AKP Amerikancı, PKK ise bunlara karşı mücadele eden antiemperyalist bir örgüt, devrimci bir örgüt” imajını tekrar kazanarak, büyük şehirlerde ve Türk bölgelerinde güçlenmeye çalışıyor.

PKK’nın Güneydoğu dışında, bu politikalarla, Kürt tabanı dışında başka bir taban yaratabileceğini gözden kaçırmamak gerekiyor. Çünkü AKP karşısında varlığını devam ettirebilmek için bunu yapmak zorunda. Bunun dışındaki seçeneği AKP ile anlaşmak aynı zeminde mücadele etmek. Ancak o zaman tabanını tamamen AKP’ye kaptıracak ve kendi kendisini zor duruma sokacaktır.

AKP’nin Amerikancılığı ya da PKK’nın antiamerikancılığı bölücülüğün meşrulaştırılması, PKK’nın meşrulaştırılmasından, Türkiye’nin üniter yapısın parçalanmasından başka bir şey değildir.

Önümüzdeki günlerde Türk milletine karşı PKK değişti, ya da AKP değişti propagandası yapılarak, Türkiye’nin ABD’ye daha çok bağlanmasının yolu açılacak, Kürt devleti Türklere kabul ettirilecektir.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe