21.01.2008/Sayı:170
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Şener Bostancı

Barbar geleneğin
şımarık çocuğu Amerika!

Emperyalizm kağıttan bir kaplandır.” demişti Mao Zedung. ABD kendi içinde çelişkiler, eşitsizlikler, ayrımcılıklar barındıran gerçek bir muz cumhuriyetidir. Amerika Colomb’un keşfinden günümüze değin barbarlık, soykırım ve şiddet geleneğini sürdürmüş ve bunu ihraç etmiştir. Bu olguyu açımlamak için ABD’nin tarihine bir bakmak gerekir:

Coğrafi keşiflerle zenginleşmeyi uman Avrupa’nın gözü yeni kıtalara çevrilmişti. Zengin hammadde arayışıyla kıtalar bir bir keşfediliyor, yeni sömürge alanları oluşturuluyordu. Gözü dönmüş Anglo-Sakson Avrupalılar barutun gücüyle donatılmış top ve tüfeklere sahipti. Girdikleri her kıtaya vahşet, soykırım götüren günümüzün çağdaş değer timsali Batılılar, buldukları yerlileri ya öldürmeyi ya da köle yapmayı yeğledier.

Americo Vespuci, Amerika kıtasını keşfettiğinde de katliam geleneği değişmedi. Yeni kıtaya hakim olunmalıydı ve bunun için insan gerekiyordu. Avrupa limanlarında bekleyen yüzbinlerce aç ve çaresiz insan ne olursa olsun bir iş umudundaydı. Buna rağmen keşifler baş döndürücü hızla sürüyor, sürdükçe de insana olan ihtiyaç artıyordu. Kalkacak gemiler gerekli personeli bulamaz hale geldi. Adeta tüm Avrupa Hindistan’a, Afrika’ya, ABD’ye taşınır olmuştu. Bir çözüm bulunmalıydı. Sömürülecek daha pek çok yer vardı. Emperyalist anlayışın çözümü de elbette ki kendine göre olacaktı!

Veee çözüm: Ortaçağ kilise hukuk anlayışının mağduru, hapishanelerdeki tutuklular... Bitmedi salgın hastalık mağduru (cüzzam vb.) toplumdan soyut yaşatılan gariban hastalar... Bunlarla konunun ne ilgisi var demeyin. Çünkü bu suçlu, hasta ve sakatlar gemilere yüklendi, Amerika’ya götürüldü ve ellerine barutun adalet tanımaz gücü verildi. Sonuç malum; bu hikayenin görüntülerini kovboy filmlerinden bile çıkarmak mümkün.

Barbar gelenek bugün sınır tanımaz bir yayılmacılıkla elinden geleni ardına koymuyor. Yukarıda anlatılanlar minicik bir özetten öteye gitmez. Bu konuya dair ciltlerce kitabın olduğunu da hesaba katınca anlattıklarım anlatılanların yanında küçük kalacaktır.

Gittikleri her yere ölüm, kan ve mutsuzluk götüren ABD yüzyılın da baş belası olmaya devam etmektedir. Kafa derilerini yüzdükleri Kızılderili yerlileri geçtimiz haftalarda bir mektupla bağımsızlıklarını talep etmişlerdir. Batı kamuoyunun insan hakları, demokrasi, eşitlik vs. gerekçelerle Amerika’ya bir yaptırım yapabileceğini düşünebiliyor musunuz! Ama sıra mazlum milletlere gelince arslan kesilip haktan hukuktan bahsediyorlar.

Ortaçağ Avrupası’nın hapishane kaçkınları bugün Irak’ta işlerine devam ediyor. Şimdilik soykırımın bilançosu 1.200.000 kişi. Dile kolay bir milyon iki yüz bin!!! Hammadde, enerji vb.ni obez halkına sunmak için Irak mazlum halkının ödediği fatura işte budur.

Barbaros(!) Hayrettin Paşa kuşkusuz Türk denizcilik tarihinin en büyük simalarından birisidir. Batılıların yaptığını örnek alarak barutun adalet tanımaz gücüne inanıp katliam yapmamış, sömürge kurmamıştır. Çizgisinden taviz vermeyişi, Batılı emperyalistlere karşı amansız mücadelesi ve de başarıları Batılıların sonsuz nefretini kazanmıştır. “Ol sebeple” ki şahsını karalamak için ona Yunanca “Barbaros” sözcüğü yakıştırılarak propaganda yapmışlardır. Oysa “Barbaros” Yunananca barbarların çoğulu anlamına gelir. Hiçbir Türk kendi soydaşına böylesine haksız bir yakıştırmayı kabul etmez. Bugün biz caddelerimize Barbaros Caddesi diyebiliyoruz, çocuklarımıza Barbaros ismini koyabiliyoruz. Ne yazıktır ki tarihimize Batılı gözüyle bakan Tanzimat aydınlarının dilimize yerleştirdiği değer yargısı budur ve kesinlikle yanlıştır. Gerçek barbarlar Batılılardır. Bunu Amerikan tarihinde görmek ziyadesiyle mümkündür. Hayrettin Paşa günümüz Amerika’sını yaratan Avrupa’nın hapishane devşirmesi toplama halkının Hıristiyan donanmalarıyla, açık denizlerde sayısız savaş vermiş, onları bozguna uğratmıştır.

ABD baştan sona yalandır ve de yalancıdır. Övünülecek tarihleri de hiç olmamıştır. Örneğin Red Kit, Bufallo Bill adıyla bilinen azılı bir hayduttur ve başına ödül konulmuştur. ABD’de kim kahraman ilan edildiyse, mutlaka ABD’nin ulusal çıkarları diye nitelenen vahşet tarihine katkıda bulunulmuştur. Kızılderililerin katledilişi ABD’nin ulusal çıkarıydı ve buna hizmet eden “ulusal kahraman” dı. Bufallo Bill (Red Kit) tam da bunu yaptığı için Amerikalıların ulusal kahramanıydı. Bu soykırımcılığının dışında işlemiş olduğu cinayet suçları ve hırszlıkları yokmuş gibi karşımıza bir çizgi film kahramanı olarak çıkarılmış ve çocuk zihinlere ilerisinin Amerikan hayranı potansiyel oluşturulmuştur. Gerçekte Red Kit tam bir hayduttur ve Amerikan hamburgerinden ya da Hiroşima’ya atılan Amerikan atom bombasından daha az zararlı değildir geleceğin çocuk beyinlerine...

ABD’nin PKK’sı var mı?

ABD’nin Türkiye ve dünya üzerinde oynamış olduğu etnik vb. bölücülüğün bizzat bu ülke üzerinde oynandığına şahit olabilseydik eğer, bugün ABD diye bir yer kalmazdı. Beşyüz bine bölünüverirdi. Olacak da o zaten. Tarihin olgunlaşmaya ve zamana ihtiyacı var anlaşılan. Hem de ABD’nin PKK’sı bizden de çok: Siyahiler, Meksikalılar, Kızılderililer, İspanikler, çokkültürlü ve karmaşık etnik yapıya sahip Avrupalı ırklar ve diğerleri...

Bizde PKK bir tane. Bizi ne kadar sıkıştırsalar da açlık ve yokluk pahasına Kurtuluş Savaşında olduğu gibi vatan savunmasına canımız pahasına koşarız. Ya bu Amerikalılar! Halkı azcık bir açlık ve yoksulluk görsün bu etnik farklılıklar nasıl da önemli hale geliverecek. “Amerikan Yahudisi” olduğu iddiasıyla borusunu öttürenler Meksikalının; Siyahiler Anglo-Sakson Beyaz Amerikalıların vb. gırtlağını sıkacak. Buna ömrümün yeteceğine inanıyorum.

Allahtan bizde PKK illeti bir tanecik; onu da biz Ulusal Solculara bıraksalar o da kalmayacak. ABD bugün azcık zayıflayıversin Allah muhafaza(!) sonu felaket. Biz Kurtuluş Savaşını verirken topla tüfekle vermedik. İnançlı bir halkla kazmayla, kürekle verdik. Aynı mücadeyi Amerika’nın obez, homoseksüel, cahil, ulus bilincine erişememiş toplama milleti mi verecek? Türk milletinin geleneğinde ve asaletinde bu türden bir zaafiyet yoktur elbettte. Bir gün biri çıkar ABD’yi de bizde olduğundan çok çok daha kolay karıştırıverir ve işin kötüsü(!) sonuca ulaşıverir.

Yanlış hesap Bağdat’tan döner

Bu barbar(os) zihniyet “gittiği yere kadar” politikasıyla hareket ededursun tarihin diyalektiği devam etmektedir. Her ne kadar bu barbarlar, Türkiye ile İran arasında muhtemel bir ittifakı önlemiş olsalar da Türrkiye’yi olası İran operasyonunda yandaş olarak algılamalarına reel bir zemin oluşturmamaktadır. Ben Ordu’ma hâlâ güveniyorum. O istemediği sürece emperyalistlerin direktifi doğrultusunda hareket edeceğine inanmak istemiyorum. Bu istemediğim resim de haber programlarında “flaş flaş” olarak karşıma çıkarsa işte o zaman “Milli Mücadele Ruhu” zuhur etmeli görüşündeyim.

PKK elbette ki bitmedi, bitmez de... Taaa ki Amerikan idealleri bitinceye kadar. Biz bunu bekleyemeyiz. Görünen o ki önce Irak, ardından İran, sonra Suriye derken, Türkiye...

ABD enerji dar boğazında, euro-dolar rekabetinde mağlup, Çin, Rus baskısı arasında sıkıştı sıkışacak... İleriki yıllarda dünya kamuoyu, ABD tek kutupluluğunun yerini çok kutupluluğa bıraktığını izleyecek. Yanlış hesap nerede derseniz: ABD’nin yenilmezliğinin ve gücünün mutlaklığıdır. Buna yanlışa oynayanların da akibetini hep beraber izleyeceğiz. Bu filmi TÜRKSOLU zevkle sunar!...

ABD bir fırsatlar ülkesi mi; yoksa...

Fırsatlar ülkesi, medeniyetin beşiği... Yok böyle bir şey! Külliyen yalan, palavra. Meksikalı, Çinli vb. gettolara sıkıştırılmış, adeta kendi kaderine bırakılmış halklara sormak lazım bir de ABD’yi. Siyahlara, çöpten beslenen, sokakta yaşayanlara bakmak lazım örneğin. Hollywood görüntüleri sizi aldatmasın sakın.

George Orwell: “... Kötülük imparatorluğunun özü yalandır. Özgürlük ve kurtarma yalanının arkasında halkları köleleştirme emeli yatar. Hakkı, barışı ya da güvenliği gözetmek bahanesiyle halkları bir çırpıda yok etmeye çalışır. Şeytanın sloganı: Yok et ki kaos hüküm sürsün.” Bir Batılının gözünden Batı budur.

Böyle bir anlayışa sahip bir Amerika ne demokrattır ne çağdaş ne de başka bir şey. Olsa olsa “Vahşi Batı”dır ve öyle kalacaktır.

Fırsatlar ülkesi diye yutturulan ABD’nin ipini yine kendi mazlum halkları çekecektir: Kızılderililer, siyahlar, İspanikler vb.

Sonsöz: Her yokuşun bir inişi vardır. Ey Amerika, yükselişini gördük, sıra inişini görmekte. Sende bu barbar gelenek olduğu sürece başın beladan kurtulmayacak. Ve senin o başını yine katliam yaptığın halklar alacak.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe