| Ayşegül Anıt |
Kürt-İslam iktidarı ve icraatları Geçtiğimiz hafta içinde yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre AKP’nin aldığı halk desteğini yüzde 51’lere çıkmış. Aynı yoklamada Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül’ün güvenirliliği ile ilgili soruya karşılık verilen cevaplarda, yüzde 29 Sezer’e, yüzde 71 Abdullah Gül’e güvenoyu çıkmış. Peki, Türk halkının bu kadar güvendiği(?) adamlar neler yapıyorlar, gidişat nereye? Türk halkı Kürt-İslamcı iktidarlara çok mu hevesli? O çok güvenilen adamlara iki çok basit soru soruluyor. Ülkeyi kendi mülkleri gören bu zat-ı muhteremler cevap verme tenezzülünde bile bulunmuyorlar. İstemedikleri adamlara çek git deyip her sorunu hallediyorlar. Tayyip Erdoğan’a yöneltilen soru şu: “20 Eylül 2007’de BM’nin New York’taki resmi toplantısına katılmak için ABD’ye gittiğinizde, bir gün hiç kimsenin haberi olmadan ortadan kaybolmuşsunuz. Söylentilere göre, 22 Temmuz 2007 genel seçimleri’nde yandaşlarına size oy verdirttiği için, Nur cemaati lideri Fethullah Gülen’in Pennsilyvania’daki çiftliğine teşekkür ziyaretinde bulundunuz mu?” Diğer soru Abdullah Gül’e yöneltildi: “Suudi Arabistan Kralı Abdullah, Türkiye’ye geldiği zaman size ne hediye verdi?” Her iki soruya da cevap verilmedi. Abdullah Gül, “Ben bakanlığım döneminde de, şimdiki görevimde de aldığım hediyeleri kayda geçirttim. Hem Cumhurbaşkanlığında hediyelerle ilgili bir düzenleme yok. Süleyman Demirel kendisine verilen hediyeleri İslamköy’de açtırdığı bir müzeye koydurmuş’’ dedi. Soru ne cevap ne! Söyleyeceği sadece, “Şu değerde bir hediye aldım” gibi basit bir cevaptı. Cumhurbaşkanlığında hediyelerle ilgili bir düzenleme yok derken yanılgıya düşüyor. Mal bildiriminde bulunulması? Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 2. maddesine göre, her türlü seçimle işbaşına gelen kamu görevlilerinin yabancılardan aldıkları, değeri asgari ücretin 10 katını aşan hediye niteliğindeki eşyayı kurumlarına teslim etmeleri belirtiliyor. Aynı kanunun 14. maddesinde, hediye niteliğindeki eşyanın 10 gün içinde değer tespiti yapılmak üzere defterdarlıklara gönderilmesi emrediliyor. Yani herhangi bir düzenleme yok derken işi laf kalabalığına getiren Gül, böyle bir düzenlemenin olduğunu iyi biliyordur. YÖK’ün başına getirdikleri Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın ilk yurtdışı gezisini Mısır’a gerçekleştirmesinin gerekçesi soruldu, henüz bir açıklama yapılmadı. Yine Cumhurbaşkanı Gül’ün atayacağı 3 üyeyle birlikte, YÖK’te türban serbestliğini savunan isim sayısı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan da dahil olmak üzere 11’e çıkacak. Üniversitelerarası Kurul’un ve Sezer’in atadığı üye sayısı 10’da kalacak. Yani türban, istenildiği anda üniversitelerde serbest bırakılabilecek. Kim bilir belki yarın, belki de yarından da yakın. Güvenilir adamlar iktidarı, ÖSYM’nin başında olan Necmi Yüzbaşıoğlu’na takmış durumda. Yüzbaşıoğlu’nun istifa etmesi için baskı uygulanıyor. Necmi Yüzbaşıoğlu’nun seçimlerde, TBMM’nin 367 üyeyle toplanması gerektiğini söyleyen kişi olması, baskının nedenini anlamak için yeterlidir. Hatırlanırsa, Meclis’te 367 üye çoğunluğu sağlanamadığı için Abdullah Gül o dönemde Cumhurbaşkanı seçilememişti. Yani istemedikleri adamları tasfiye etme, yandaşlarını da devletin ele geçiremedikleri bütün kurumlarına yerleştirme, istila etme çalışmaları devam ediyor. Güvenilir adamlar iktidarı Milli Eğitim’in laik, cumhuriyetçi kadrolarını emekli ediyor ya da farklı mevkilere kaydırıyor. Milli Eğitim ile ne ilgisi varsa, buralara Diyanet’ten adamlar atanıyor. Her memur alımı döneminde arada belli edilmeden yüzlerce imam-hatipli devlet kadrosuna alınıyor. Meclis’te babadan oğula iş devri yapılmaya çalışılıyor. Yaşlanan Meclis çalışanlarını emekli edip yerlerine çocuklarını almak için çalışmalar yürütülüyor. İşsiz güçsüz bırakılan Türk gençlerinden KPSS’ye girmeleri için paralar toplanıyor. Yüz binlercesi kazanamadınız diye diskalifiye ediliyor. Kazananlar arasında da iktidar yandaşlarını seçmek için mülakat sınavları düzenleniyor ve cımbızla seçer gibi yine devlet kurumları kendi zihniyetlerinden olan adamlarla dolduruluyor. Artık Türk insanının bilinçlenmesi gerekiyor. Yüzde 50’lere varan desteklerini sorgulama zamanları geldi de geçiyor bile. Kürt-İslam iktidarı bütün değerlerimizi ele almış durumda. Bütün bunların karşısında ne yapılması gerektiği de belli. Türklerin güvenliğini, menfaatini göz ardı eden adamlardan bütün destek çekilmelidir.
|