
Avrupa’da Türk düşmanlığı yayılıyor
Avrupa Birliği üyesi ülkelerden artık neredeyse her ay yeni bir ırkçı kampanyanın haberi geliyor. Daha önce Fransa’da “Türkiye, Viagra ile bile olmaz” yazılı afişleri, demokrasinin en iyi uygulandığı yer olarak beynimize kazımaya çalıştıkları İsviçre’de SVP’nin göçmenleri kara koyuna benzetip ülke sınırları dışına göndermeye çalıştığını sizlere iletmiştik.
Şimdiki ırkçı kampanyanın uygulandığı ülke ise yurtdışında en fazla yurttaşımızın yaşadığı Almanya. Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkesi olan Almanya, artık Türklere yönelik bakış açısını hiç çekinmeden sergiliyor. Bu seferki hedef ise doğrudan Türk kökenliler, daha doğru söylemek gerekirse Türk erkekleri.
Almanya’da aşırı sağcı Cumhuriyetçi Parti (Republikaner), ülkenin Hessen eyaletinde 27 Ocak tarihinde yapılacak seçimler için Türk karşıtlığını temel alan seçim afişleri hazırladı. Partinin resmi yayın organı “Zeit für Protest”te (Protesto Zamanı) yayınlanan afişte, sarışın bir Alman bayanın yanında kocaman harflerle “Mach mich nicht an, Ali!” (Ali bana sulanma) yazıyor. Yine tüm eyalet çapında asılan partinin diğer seçim afişlerinde ise, “Kendimi hoşgörüsüz kadın düşmanı İslam dinine karşı koruyorum, Almanya’da zorla evliliğe ve namus cinayetine yer yok. İmza: Sizin Sophie...” yazıyor.
Cumhuriyetçi Parti’nin Frankfurt milletvekili adayı ve kampanyanın yaratıcısı Matthias Otmar’a göre sarışın Alman kızlar diskolarda, caddelerde, okullarda kısacası her yerde Ali’nin tacizine maruz kalıyor. Otmar’a göre tacize uğrayan Alman kızları polise gitmek yerine olanları sessizce kabulleniyormuş.
Otmar seçimler sonuçlanıncaya kadar kampanyanın diğer eyaletlere yayılacağını da söylüyor. Bu konuda bilimsel hiçbir gözlem yapmadıklarını itiraf eden Otmar aslında seçim yatırımı yaptıklarının açık sinyalini de veriyor. Çünkü kampanyanın başlatıldığı Hessen eyaletinde 9 yıl önceki seçimlerde de yine “Çifte yurttaşlığa hayır” sloganlı ırkçı bir kampanya başlatılmış, “Bu ülkede çok fazla suçlu yabancı var. Bunları yurtdışına yollayalım veya eğitim kamplarına verelim” diyen ırkçı Roland Koch seçimleri kazanmıştı.
Şimdi seçimleri kazanmak için aynı yöntemi Cumhuriyetçi Parti deneyecek gibi görünüyor. Hessen’de yapılacak seçimleri bu kez kazanacaklarını açıklayan Cumhuriyetçi Parti’nin bu söylemleri, ülkemizde de her seçimde kesin olarak birinci geleceklerini açıklayıp sonra kendi televizyon kanallarında seçim olmamış gibi davrananları anımsatıyor. Zira 2005 seçimlerinde yalnız binde 6 oy almayı başarabilmişler. 2001 yılından bu yana da hiçbir eyalette seçim kazanamamışlar. Bizim de kampanya için sloganımız hazır: “Denyoluğun lüzumu yok Hans!”
Bu ırkçılık virüsü Almanya’da o kadar hızlı yayılıyor ki, biz bu haberi yazarken birbiri ardına yeni ırkçı kampanyalarının haberi gelmeye devam ediyordu. Bu kampanyalardan ilkinin hedefi ise her zamanki gibi yine Türkler. Yani ellerinden gelse Türk sözcüğünü neredeyse şiddet ile özdeşleştirecekler. Neyse ki kimin kim olduğunu da, Almanların geçmişini de herkes biliyor.
Bu seferki ırkçı afiş ise Bavyera eyaletinde 2 Mart tarihinde yapılacak yerel seçimler için Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) tarafından hazırlanmış. CSU Münih parti teşkilatı tarafından, büyükşehir belediye başkanı adayı Josef Schmidt’in desteklenmesi amacıyla hazırlanan seçim afişinde “Şiddet suçlularına hayır! Sıradaki siz olmayın” yazısı yer alıyor. Afişte görülen kampanya kahramanları ise bir Türk ve Yunanlı. Suçları ise bir Almanı metro istasyonunda dövmüş olmaları. Olayda adı geçen Serkan Aksu o gün aşırı alkol aldığından dolayı böyle bir olayın yaşandığını ve mağdur olan Alman yurttaşına olaydan duyduğu pişmanlığı anlatan bir özür mektubu yazdığını söylüyor.
Fakat bu afişle birlikte yalnızca olaya karışan Serkan Aksu değil, onun şahsında bütün Türkler ve yabancı kökenliler hedef alınıyor. Afiş o kadar sırıtmış olmalı ki, tescilli Türk düşmanı olan Birlik 90/Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth bile bu afişlerden rahatsız olmuş durumda. Roth, bu afişin bugüne kadar demokratik bir partiden gördüğü en ahlaksız ve iğrenç seçim afişi olduğunu belirtiyor. Claudia Roth bile bu kadar iğrenç bulduysa varın siz düşünün afişin nasıl bir şey olduğunu.
“Alman yargısı bunları görmüyor mu?” diye soruyorsanız, hayır görmüyor, bilakis destekliyor. Örneğin Berlin Başsavcısı Roman Reusch da bir genelleme yaparak göçmen gençlerin aileleri tarafından birer suçlu olarak yetiştirildiğini ve bu yüzden suç işleyen yabancıların sınırdışı edilmesi gerektiğini söylüyor. “Suç işleyen göçmen gruplarının başında Türk-Kürt ve Lübnan kökeni bulunan büyük ailelerin çocukları geliyor. Bu gençler aileleri tarafından suçlu olarak yetiştiriliyorlar. Bazı ailelerin çocuklarına ‘Sakın bir şey çalmadan eve gelme’ diye baskı yaptıklarını da biliyoruz. Bu gençler okula gitmedikleri gibi lüks otomobil kullanıp hava atıyorlar. Bu gençler gözaltına alınma veya belirli bir bölgeden uzaklaştırma gibi cezalardan korkmuyorlar. Onlar sadece bir şeyden korkarlar, o da hapisten. Suç işleyenlerin büyük bölümünü yabancılar oluşturduğu için bu gruba özel olarak bir çare bulmak lazım. Özellikle dikkat çeken suçlu yabancıları bu ülkeden uzaklaştırmak gerekir” diyen Reusch, Hitler’in soyuna ne kadar yakıştığını adeta kanıtlamak istiyor.
Yabancı kökenlileri doğuştan şiddete eğitimli gösterme amacı taşıyan bu kampanyalara hükümet katından da destek geliyor. İmam-cemaat misali yani...
“Ülkemizdeki şiddet olaylarına karışan 21 yaş altı gençlerin yarısının yabancı olduğu gerçeği karşısında kimse gözlerini kapatamaz” diyen Almanya Başbakanı Angela Merkel, az önce adını andığımız Hessen Eyaleti Başbakanı Roland Koch’un göçmenler için önerdiği “toplama kampları” projesine şiddetle destek veriyor. Herhalde Hitler Almanya’nın bugünkü durumunu görse, yeni toplama kampları önerilerini duysa ülkeyi emin ellere bıraktığı için mutlu olurdu.
|