| İnan Kahramanoğlu |
Butto suikasti
ve Benazir Butto’nun öldürülmesi de bütün benzerlikler dolayısıyla Türkiye’de hiç kimseyi şaşırtmıyor. Siyasal cinayetlerin birbiri ardına ve yıllardır yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz. O nedenle Butto suikastini de sadece izliyoruz. İzlemekten sıkılmadık. Yıllardır seyrediyoruz. Oysa kardeş ülke Pakistan’da yaşanlar aslında bizim hikayemiz. O halde seyretmek değil ders çıkarma zamanı. Pakistan gerçeği ve Butto suikasti herkes için önemli dersler içeriyor. 1. Amerikan dostları: Türkiye’deki neredeyse bütün siyasetçiler bu kategoride. Dolayısıyla bugün var, yarın yoklar. Butto ailesi Zülfikar Ali Butto’dan başlamak üzere her zaman ABD’ye sadık politikacılar oldular. O nedenle hayatları bile sadece ABD izin verdiği kadar sürebildi. Baba Butto’yu Amerikancı bir darbe ile deviren general Ziya’ül Hak da ABD tarafından ortadan kaldırıldı. Benazir Butto’nun ölüm yolculuğu da ABD’nin izni ve hatta ısrarı ile başladı. Butto kuşkusuz, iyi hizmetlerde bulunduğu ABD’nin desteğiyle tekrar iktidara yürüdüğünü zannediyordu. Ancak ABD tarafından yürütülen bir istikrarsızlaştırma operasyonunun kurbanı olduğu ancak ölümüyle birlikte anlaşılabildi. ABD için Butto’nun işbirlikçilik süresi dolmuştu ve önümüzdeki süreçte Hem Ortadoğu dengeleri ve hem de Pakistan’ın İsrail-Hindistan-Afganistan üçgenindeki rölü açısından daha Amerikancı bir iktidar arayışı içine çoktan girmişti ABD. Butto bu dönüşümü göremedi ve ABD’yi dost zannetmenin bedeline hayatı ile ödedi. ABD’den icazet alarak siyaset yapan başta Tayyip olmak üzere tüm politika erbabı ve diğer Amerikan dostları aman dikkat! 2. Batıdan demokrasi ve laiklik bekleyenler: Pakistan’da kurulan Amerikancı düzen demokrasi ve laikliği Batı ile kurulacak ilişkilerle sağlayabileceğini zanneden tüm Batıcılara ders olmalı. Bugün Pakistan’da yine Amerikancı bir darbe ile işbaşına gelen bir iktidar var. General Müşerref ABD’nin bütün bölgesel çıkarlarına uygun bir iktidar sergiledi ve o nedenle şimdilik iktidarını sürdürüyor. Sonuçta ABD çıkarları iyi korunuyorsa, demokrasi olsa da olur, olmasa da. Butto’nun Pakistan Halk Partisi ise Butto’nun yerine 19 yaşındaki oğlu ve yolsuzluktan mahkum olmuş kocasını eşbaşkan olarak görevlendirdi. Butto’nun muhalifleri de yine aile mensupları. Oysa Butto Pakistan’da sözde “sosyal demokrat, laik ve halkçı” bir partinin başında bulunuyordu. Buna rağmen bırakın parti içi demokrasiyi daha feodal kabile ilişkilerini bile aşamayan bir siyasal mekanizma ile karşı karşıyayız. Diğer partilerin durumunu varın siz düşünün. Demokrasi ve laiklik mi? Hak getire. Pakistan’da ABD’nin kurduğu düzen ancak bir kabile düzeni olabiliyor. Geçmişte İngiliz sömürgesi olan daha sonra ise ABD’nin denetimine giren Pakistan, Batı ile yüz yılı aşan ilişkilerinin sonucunda çağdışı bir etnik ve dinsel federasyon görünümünde ve bu durum her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Batılılaşarak demokratikleşeceğimizi sananlara kıssadan hisse. 3. Erbakan’dan antiemperyalist kahraman yaratmak isteyen ulusalcılar: Pakistan’da toplumsal ve siyasal yaşama yansıyan koyu bir dinsel iklim hayatın her alanında etkisini arttırıyor. Özellikle ABD tarafından soğuk savaş döneminde Rusya’ya karşı eğitilen Taliban ve El-Kaide’nin bölge üzerindeki etkisi arttıkça Pakistan’da dinci gericilik daha da güç kazanıyor. Bu iki Şeriatçı örgüt bugün ABD düşmanı bir çizgide bulunsalar da bunların Amerikan düşmanlığı, emperyalizmin yerine ortaçağcıl bir karanlık rejim öneriyor. Kadınların sokağa çıkmalarının bile günden güne zorlaştığı, Şeriat dayatmalarının tüm toplumu kuşattığı bir toplumsal yapı Pakistan’ın başında Demokles’in kılıcı misali sallanıyor. Türkiye’de ise iktidarda olduğu dönemde İsrail ile gizli antlaşmalara imza atan ama, şimdilerde sözde Amerikan karşıtı söylemlerle AKP’ye muhalefet eden Erbakan gibi bir Şeriat özlemcisini antiemperyalist kahraman yapmaya çalışanlar bulunuyor. Üstelik Pakistan’daki Şeriatçı en azından ABD düşmanı bir çizginin temsilcisi, oysa bizim Şeriatçılarımızın atalarından miras kalan ve hiç değişmeyen bir işbirlikçilikleri var. “Antiemperyalist” kahraman arayan ulusalcılarımıza duyurulur. 4. Şeriatçılarla kol kola demokrasi mücadelesi veren solcular-liberaller: Bir de, türban eylemlerinde demokrasi adına Şeriatçıları destekleyen, AKP’nin toplumda demokrasi savaşçısı gibi görünmesinin önünü açan ve Ufak Uras örneğinde gördüğümüz gibi bir Şeriatçının Cumhurbaşkanı seçilmesini destekleyen solcularımız var. Köşe yazılarında AKP’yi yere göğe sığdıramayan “özgürlükçü” liberaller de cabası. Demokrasi, özgürlük, fikir ve ifade hürriyeti, bunların hepsine tamam. Ama Pakistan’daki Şeriatçılar için bu kavramların bir önemi var mi acaba “liberal-solcu” arkadaşlar? Orada fikirler değil bombalar konuşuyor. Türkiye’de domuz bağıyla insanları katledenler, Sivas’ta aydınları diri diri yakanlar, Pakistan’da da bomba yüklü kamyonlarla karşıt mitinglerde arz-ı endam ediyor. Butto, ilk suikast girişiminden kurtulduğunda şanslıydı, ama 138 taraftarı miting alanına konan bomba yüklü kamyonun patlamasıyla yaşamını yitirdi. Butto’nun öldüğü saldırıda ise 20’nin üzerinde ölü vardı. Şeriatçıların literatüründe iki tip insan var: Bizden ve bizden olmayanlar. Onlardan olmayanlara ise yaşama değil ama, ölme özgürlüğü var! İster bomba ile, ister tabanca ile! Bizim solcularımız İran’da özgürlük adına Şah’a karşı Şeriatçı Humeyni’yi destekleyen TUDEH’li komünistlerin akıbetinden ders almadılar. Kim bilir belki Pakistan’da yaşananlardan sonra bir kez daha düşünürler. 5. Çuval olayını unutup ABD ile dost olmaya çalışanlar Halk arasında “ayı ile yatağa girilmez” denir. Çünkü sonuçta ne olacağı bellidir. ABD ile de dost olunmaz. Olmaya çalışırsanız başınıza çuval geçirilir. Ama buna da şükretmekte yarar var. Malum; beterin beteri var. Şimdilerde sınır ötesi operasyon aldatmacası ile ABD’nin PKK yerine Türkiye’yi tercih ettiğini düşünen, “stratejik müttefikimiz”le aramız düzeldi rüyası görenler; bir kez daha düşünün isterseniz. Pakistan’da General Müşerref iktidara Amerikan destekli bir darbe ile geldi ve bugüne kadar da ABD’nin isteklerinin dışına çıkmış değil. Ancak ABD için dost değil piyonlar vardır. İlk öne sürülenler piyonlardır, ilk harcananlar da onlar olur. Şimdi Butto yok. Peki ya Müşerref? Sizce sırada o olamaz mı? Pakistan’da iktidarda hep ABD işbirlikçileri oldu. Zülfikar Ali Butto nükleer bomba yapmaya niyetlenince iyi bir Amerikancı olmasına rağmen bunun bedelini yaşamıyla ödedi. Pakistan şu an nükleer güce sahip bir ülke o nedenle bu nükleer gücün nasıl kullanılacağını kontrol etmek isteyen ABD en ufak bir itaatsizlikte piyonlarını harcamaktan çekinmeyecek. Ve muhtemelen Müşerref’ten daha sadık hizmetkârlara da ihtiyaç duyulacak. ABD ile dost oluyoruz rüyasına dalanlar; dikkat edin, bu kez çuvalla kurtaramayabilirsiniz! Sonuç: Pakistan, tüm bu gelişmelerin ardından bir yol ayrımında; -Siyasi grupların iktidar mücadelesi sonucu iç savaş -Amerikan işbirlikçilerinin siyasal egemenliğinin artması ve ABD sömürgesi olmak -İstikrarsızlığı gidermek için ABD ve NATO müdahalesi Bunlar sadece Pakistan’ı bekleyen tehlikeler mi acaba?
|