07.01.2008/Sayı:168
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Kuzey Fırat

Arabalarımız neden yakılıyor?

Birer PKK eylemi olan araba yakma eylemleri sonrasında en “ilerici” tavır ne yazık ki, sağduyu çağrısı yapmak oluyor. Bir tarafta PKK araç yakarken, diğer tarafta kimi aydın ilerici çevreler, “millet galeyana gelmesin” çağrısı yapıyor. Bu çevrelerin iddiası şu; PKK bu eylemler ile iç savaş çıkartmaya, milleti birbirine düşürmeye çalışıyor. Korkulansa, arabaları yananların, yanan arabaları görüp haberini okuyan insanların etnik bir tepki vermesi! Yani bir Türk-Kürt savaşının çıkması. Yani Türklerin Kürtlere saldırması! Aman diyorlar galeyana gelmeyelim, sağduyulu olalım, PKK’nın kurduğu tuzağa düşmeyelim. Peki, durum gerekten de böyle mi?
Birer PKK eylemi olan araba yakma eylemleri sonrasında en “ilerici” tavır ne yazık ki, sağduyu çağrısı yapmak oluyor. Bir tarafta PKK araç yakarken, diğer tarafta kimi aydın ilerici çevreler, “millet galeyana gelmesin” çağrısı yapıyor. Bu çevrelerin iddiası şu; PKK bu eylemler ile iç savaş çıkartmaya, milleti birbirine düşürmeye çalışıyor. Korkulansa, arabaları yananların, yanan arabaları görüp haberini okuyan insanların etnik bir tepki vermesi! Yani bir Türk-Kürt savaşının çıkması. Yani Türklerin Kürtlere saldırması! Aman diyorlar galeyana gelmeyelim, sağduyulu olalım, PKK’nın kurduğu tuzağa düşmeyelim. Peki, durum gerekten de böyle mi?

Araba yakmak ne ifade ediyor?

Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’taki PKK kamplarına yönelik operasyonlarından sonra, özellikle büyük şehirlerde araba yakma eylemleri başladı.

Birer PKK eylemi olan araba yakma eylemleri sonrasında en “ilerici” tavır ne yazık ki, sağduyu çağrısı yapmak oluyor. Bir tarafta PKK araç yakarken, diğer tarafta kimi aydın ilerici çevreler, “millet galeyana gelmesin” çağrısı yapıyor. Bu çevrelerin iddiası şu; PKK bu eylemler ile iç savaş çıkartmaya, milleti birbirine düşürmeye çalışıyor. Korkulansa, arabaları yananların, yanan arabaları görüp haberini okuyan insanların etnik bir tepki vermesi! Yani bir Türk-Kürt savaşının çıkması. Yani Türklerin Kürtlere saldırması!

Aman diyorlar galeyana gelmeyelim, sağduyulu olalım, PKK’nın kurduğu tuzağa düşmeyelim.

Peki, durum gerekten de böyle mi? Tüm bunlar, PKK bir iç savaş çıkartmak istediği için mi oluyor, yoksa bu olanların başka bir anlamı var?

Araba yakma eylemleri PKK’nın, operasyonlardan sonra izlediği yeni politikaların bir sonucu aslında. Ordu’nun operasyonlarından sonra, dağdaki mücadelesine şimdilik ara veren PKK, büyük şehirlerde yaptığı eylemlerle, birincisi kitlesine ayaktayız mesajı veriyor. Elbette bundan, Ordu’nun yaptığı son operasyonlarda PKK’nın ağır darbeler yediği sonucu çıkartılmamalı.

Tam tersine PKK bu operasyonlarda herhangi bir kayıp vermezken, sadece dağda değil büyük şehirlerde de örgütlü olduğunu gösterme fırsatı yakaladı. PKK bu eylemleriyle hem Kürtlere hem de Ordu’ya mesaj veriyor.

Operasyonlar sonrasında, morali bozulan, devletin üzerlerine güçlü geldiğini zanneden Kürtlerin dağılmaması, PKK’ya güvenini yitirilmemesi için bu tür eylemlerin yapılması, PKK açısından elbette krıtik önemde. PKK, Ordu karşısında güç kaybetmediğini, tersine dağda üzerlerine gelseler bile, şehirlerde etkin olduklarını kanıtlamaya çalışıyor.

Elbette bu şehirler sıradan şehirler değil. Eylemlerin ilk yapıldığı şehirlerin Hakkâri ve İstanbul olması anlamlı. Birincisi, Hakkâri’nin seçilmesi ile kendi evimizde hâlâ güçlüyüz mesajı verilirken, ikincisi İstanbul’un seçilmesi ile Türkiye’nin en büyük sanayi şehrindeki bu şehir Kürt istilasına en çok maruz kalan şehirdir- etkiniz, istediğimizi yaparız mesajı verilmektedir.

“PKK halk örgütüdür” imajı yaratmak

Araba yakma eylemlerinin en önemli sebeplerinden bir tanesi PKK’nın bir halk hareketi olduğu imajı yaratmaktır. Yani PKK, şunu demektedir; “PKK salt dağda silahlı mücadele yürüten bir hareket değildir. PKK’yı dağda bitirseniz bile şehirlerde mücadelesini sürdürecektir. PKK halk hareketidir, bu eylemler Kürt halkının kendiliğinden hareketidir, Kürtler PKK’ya sahip çıkmaktadır.” Nasıl mı?

Kendisini PKK ile ifade eden “halk” (yani Kürtler) araba yakma eylemleriyle, kendilerini var eden örgütlerine sahip çıkmakta, “artık yeter” demektedir. Onların ifadesiyle “Bu olayları yapanlar artık her şeyi göze almıştır. Yaşananlar canlarına tak demiştir. Hiçbir sorun çözülmediği gibi yaşamın son sınırına gelinmiştir. Bu nedenle elden ne geliyorsa, ne pahasına olursa olsun, doğru veya yanlış bütün gücüyle tepki göstermeye başlamıştır”

PKK bu eylemlerle halk hareketi haline gelmeye çalışmaktadır. “Kürtler kendilerine yapılan baskının, zulmün sonucunda, doğrunun ve yanlışın, ayırdında olmaksızın bu eylemleri gerçekleştirmektedir. Ortada suç varsa onların değildir. Çözüm, Kürt halkının bu haykırışını görüp, isyanını görüp, taleplerinin yerine getirilmesi için her kesimin hiç düşünmeksizin Kürt halkının yanında yer almasıdır!” PKK yaratmaya çalıştığı hava tam da budur.

PKK: "Taleplerimiz yerine gelmezse sonuçlarına katlanırsınız”

Bu eylemler aynı zamanda bir meydan okumadır. İç savaş tehdidiyle, “halkların boğazlaşması kaçınılmazdır” mesajı verilmek istemektedir.

O zaman iç savaş istemeyen Türkler ne yapmalıdır, çektikleri acının etkisiyle doğrunun ve yanlışın ayırdında olmadan, bu eylemleri gerçekleştiren Kürtlerin taleplerinin kabulü için mücadele etmelidir. Yoksa istenmeyen olacak ve iç savaş çıkacak, halklar birbirini boğazlayacaktır!

Bu şekilde tehdit edilen Türkler, PKK tarafından siyasi alanda da sıkıştırılmaya çalışılmaktadır.

Askeri olarak PKK’yla mücadele eden Türk devleti eğer DTP’yi de kapatırsa, Kürtleri illegalleştirecektir. Bu eylemlerle bu mesaj verilmektedir aynı zamanda. Yani DTP’yi kapatmayın tersine artan Kürt öfkesini dindirmek, Kürtlerin sesini duyurmak için DTP’yi yaşatın, Kürtleri legal alanda tutun. İllegalleşen Kürtler araba da yakacaktır, karakola da saldıracaktır!

Türkiye’ye Fransa muamelesi yapılıyor

Hatırlayacaksınız. 2007 yılında Fransa’da göçmen gençler, yoksulluğa, Fransa’nın ayrımcı, dışlayıcı politikalarına karşı ayaklanmış ve tepkisinin arabaları yakarak ortaya koymuştu. Fransa’nın her yanında arabalar yanıyor, yoksul, emeği çalınan, dışlanan göçmenler bu ayaklanmayla sadece insan muamelesi görmek istediklerini talep ediyorlardı.

Şimdi PKK da aynı şekilde Türkiye’yi Fransa gibi göstermeye çalışıyor. Türkiye, Kürtler için emperyalist bir devlet, Kürtlerin emeğini çalan bir sömürgeci, kendileri “lanetli”.

Bir süreç tam tersine çevrilmeye çalışılıyor. Emperyalist devletlerin kucağındaki Kürtler uyanıklık yapıp “lanetliyi” oynarken esas “lanetli” Türkler bir anda, barbar, sömürgeci, katliamcı yapılıveriyor. Emperyalizm tarafından işgal edilmeye çalışılan Türkiye ise sözde Kürdistan’ın zenginliklerini çalan, talan eden emperyalist bir devlete dönüştürülüyor.

Önce arabalar sonra devlet daireleri, daha sonra tüm ülke

PKK’nın yönlendirdiği bu eylemler ilk değil ve son olmayacaktır ve sadece bununla sınırlı kalmayacaktır. İstanbul gibi, İzmir gibi Kürtlerin çok hızlı çoğaldığı şehirler yani Kürt istilasına en çok maruz kalan şehirler, birer Diyarbakır, birer Hakkâri yapılmak istenmektedir. Bu şehirler şu anda ne yazık ki tamamen Kürtlerin denetimindedir. PKK’nın kuruluş yıl dönümünde, Öcalan’ın yakalanış tarihinde tüm şehir ayaklanmakta ne kadar devlet kurumu varsa saldırıya uğramakta bayraklar yakılmaktadır. Buralarda ayrı bir Kürt iradesi yaratılmıştır. Şimdi bu tüm ülke sathına yayılmaya çalışılmaktadır.

PKK, büyük şehirlerde, devletin müdahale etmediği önemli bir sokak gücü haline gelmiştir.

Özellikle İstanbul’da devletin giremediği, PKK’nın denetlediği Kürt mahalleleri oluşmuştur. Bu mahallelerde her şey neredeyse PKK’nın denetimindedir. Mahalledeki esnaf dükkânını açmak için PKK’dan izin almak zorundadır. İnsanlar aralarındaki kimi anlaşmazlıkları çözmek için devletin mahkemelerine değil PKK’ya başvurmaktadır.

Şehirlerdeki Kürt istilasının sonuçlarından en önemlisi, dağda geri çekilen PKK’nın şehirlerde büyük eylemler yapabilecek güce erişmiş olmasıdır. Dağdaki mücadeleyle, şehirlerde eskiden olmayan taban şimdi yaratılmıştır. Eskiden kandırıldığı, cahil olduğu için dağa çıktığı söylenen Kürt, şehirlerde PKK için araba yakarken oldukça bilinçlidir. Araba yakanların nerdeyse tamamına yakını üniversite öğrencisidir.

Bilinçlidir, neyi ne için yaptıklarının farkındadırlar. Önce okullarını, yaşadıkları mahalleyi sonra tüm şehri ve ülkeyi yangın yerine çevirmeye çalışmaktadırlar.

Kürdü kabul eden yok olmayı da kabul eder

Şimdi PKK açıklama yapıyor. Bu eylemler Kürdün inkârına bir tepkidir, baskıya, Kürtlerin özgürlüklerin kısıtlanmasına bir tepkidir diye. Bağımsızlık taleplerinin şiddetle bastırılmasına, Öcalan’ın 10 yıldır içerde tutulmasına tepkidir diyorlar.

Ancak olanların esas nedeni onların söylediklerinden biraz farklıdır elbet.

Eğer Kürtler bu eylemleri yapabilme cesareti bulabiliyorsa, şehitler gelirken onlar korkmadan sokaklarda dolaşabiliyorsa bu devleti ele geçirdiklerindendir. Herhangi bir baskıya maruz kalmamalarındandır. Kendilerini Türk kimliğinden farklı bir kimlikle tanımlıyor olabilmelerindendir.

Türkler, Kürtlere bu hakları tanıdıkları için şimdi tüm olup bitenleri sadece izlemektedir. Türkler Kürtlerin kendi içlerinde “Kürt” olarak barındırdıkları için acı çekmektedir, arabaları, evleri yakılmaktadır, buna karşı hiçbirşey yapamamaktadır, acz içindedir.

Türkler Kürtler tarafından sindirilmiştir, korkutulmuştur. Öcalan için, öldürülen her PKK’lı için araba yakan, bayrak yakan, devlet dairelerine saldıran Kürt militanların karşısında bırakalım tüm bunlara engel olmayı şehitlerinin hesabını soracak bir Türk gücü yoktur.

Şimdi araba yakma eylemleri ezilen halkın isyanı olarak verilmeye çalışılıyor. Devrimci eylemler olarak gösterilmeye çalışılıyor. Özellikle PKK’nın dağdaki hareketinin kısıtlanmasına karşılık büyük şehirlerde etkinliğinin sürmesinin yolu açılmaya çalışılıyor. İşte tam burada karşımıza meclise girmiş PKK’lılar çıkıyor. Eğer bunlar halk eylemleriyse, ezilenlerin, dışlananların eylemiyse, onları kucaklayan, onların haklarını savunan bir parti, DTP bir alternatif olarak ortaya çıkıyor. Öcalan’ın “DTP’yi kapatırsanız Kürtleri illegalleştirişiniz” sözleri ve araba yakma eylemlerinin artması arasında tesadüfî olmayan bir bağ var. PKK’ya yapılan operasyonlara, DTP’nin kapatılma ihtimaline karşı PKK, araba yakma gibi şehir eylemlerini artırıyor.

AKP-PKK savaşı

İşin başka bir boyutu da PKK’nın “öze dönüş” çabası olarak algılanıyor olması. Özellikle son dönemde PKK ve AKP Kürtleri kazanma yarışına girdi. Daha doğrusu PKK, AKP’nin Kürtler içinde artan itibarından rahatsız ve bu mevziyi AKP’ye kaptırmak istemiyor. Yerel seçimlerde, DTP’li belediyelerin AKP’nin eline geçme ihtimali oldukça yüksek. Bunu engellemeye çalışan PKK, baskı ve sindirme yöntemlerinden önce şimdilik farklı bir yol izliyor.

PKK’nın en temel propagandası, AKP’nin zengin Kürtlerin temsilcisi olduğu yönünde.

Ordu’nun ABD ile birlikte başlattığı operasyonu iyi bir fırsat olarak değerlendirmek isteyen PKK, eski solcu ve antiemperyalist, laik imajını “tekrar” kazanmak istiyor. ABD’ye karşı geliştirdiği söylemlerinin yanında bunu pratik olarak kanıtlamak istiyor.

Şehir eylemlerinde, emperyalist metropollerde, ezilenlerin eylem tarzını izlemesinin arkasında yatan nedenlerden biri de bu elbette. Bu şekilde tekrar devrimci bir kimlik kazanmaya çalışıyor.

“Zengin Kürt ağalarına karşı emekçi Kürt halkının temsilcisiyiz” söylemini güçlendirecek eylemler PKK açısından oldukça önemli. Önümüzdeki günlerde büyük şehirlerde araba yakma eylemlerinin yanında birkaç zengin Kürdü bile vurabilirler.

Ama tüm bunlar Türkler açısından, sonuç olarak bir şey değiştirmeyecektir. Şimdi her ne kadar, ayrı bir Kürt devletinden ziyade, “demokratik, özerk Kürdistan” taleplerini dillendirseler de, sonuç olarak Türkiye’nin bölünmesi, Türklüğün silinmesinden öte bir amaçları yok. Bu istemlerini tek başlarına gerçekleştirme olanakları da yok.

O zaman Türklerin görevi AKP mi, PKK mı ikilemine düşmeden (önümüzdeki günlerde sıkça dillendirilecek olasılıklardan bir tanesi bu) bölücülüğün önün açacak her türlü uygulamaya karşı çıkmak olacaktır.

Korkmadan, yılmadan, sinmeden mücadele

Önümüzdeki görev, bölücü ve gerici yükselişe karşı tüm Türkleri örgütlemek, daha çok çoğalmak, daha çok güçlenmek olacaktır.

Araba yakanlara karşı arabalarımıza hiç korkmadan Türk bayrağı asmak, evlerimize Türk bayrağı asmak, yakamıza Türk bayrağı takmak zamanıdır.

Bağımsızlık bayrağını daha daha yükseltme zamanıdır.

Her Türk davasına sahip çıkmalıdır.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe