| Yekta Güngör Özden |
Devrim Şehidi Mustafa Fehmi KUBİLÂY’ı anma töreni doyurucu düzeyde yapıldı sayılabilir. Yayımlanan iletilerde Nakşibendi tarikatının köktendinci eylemi olduğunu unutturma çabası günümüzün koşullarına bağlı bir tutarsızlık olarak karşılandı. Kurban Bayramı karayollarındaki yitikleri ve zararları gündeme taşıdı. Yılbaşı Irak’ın kuzeyinde yuvalanan terör örgütüne karşı hava ve yer destekli operasyonlarla, sonuçlarının tartışılmasıyla geçeceğe benziyor. Şimdiye kadar Türkiye’ye suçlayıp kıstırmaya çalışan Batılıların başarılı hava operasyonlarından sonra olumlu yaklaşımlarının ne kadar süreceğini beklemek gerekir. Örgütün kurulmasına yardımcı olan, kışkırtan, para, cephane, silâh, araç-gereç her tür desteğin yanında siyasallaşması için parlamento binalarında ortak toplantı düzenlemeye değin ölçüsüz katkısı olan Batıya inanmak güçtür. Kuklaları durumundaki Barzani ve Talabani’nin çıkışların kaynağında da Sevr özlemcisi Batı’nın varlığı kuşkusuzdur. PKK’nın kullandığı silâhların kaynağı saptanmıştır. Mayın ABD, telsiz Hollanda, Doçka uçaksavar ve Strella füzeleri Rus yapısı. Ulaşım İsrail ve Ermenistan üzerinden. Yakalananlar içinde Alman, Rus, Suriye kökenliler var. Kimlerin destek verdiği ortada. Rus Anatoliy Kopilov ABD’lilerin PKK ile görüştüklerini de anlatıyor. İstanbul sokaklarında taşıtları yakarak başkaldırı denemesi yapanlar, TBMM üyesi olup da demokratik ve siyasal çözüm söylemlerinde amaçlarını gizleyenler, sınırda PKK’ya canlı kalkan olmaya kalkışanlar, medyada çöreklenen yandaşları, bildirici-imzacıların teröristlere desteği de açık. Irak’ın sınır ötesi operasyonlara tepkisi de gülünç. Yıkılan binalar yapılırken nerdelerdi? Kendi topraklarını başkalarına saldırı için kullandırmama özenini niçin unuttular? Libya lideri Kaddafi de zikzaklarından birini çadırında kürtçülere destekleyerek gösterdi. Türkiye-ABD ilişkileri 5 Kasım Erdoğan-Bush görüşmesinin sonucu olsa gerek. Ne verilip ne alındığı, nedenleri, koşulları belirsiz. Daha nice aykırılık sayılabilir. Demokratik Toplum Partisi (DPT) İstanbul İl Başkanı’nın yandaşları gazetenin kapatılmasına tehditler içeren tepkisi. TBMM İdare Âmirlerinden DTP’li Sırrı Sakık’ın izinsiz gösteride konuşmakta sakınca görmemesi. Milletvekillerinin sınır ötesi operasyonlara karşı çıkması bir yana Aysel Tuğluk’un milliyetçi çatışmaya neden olacağından söz etmesi. Karşıtlıklar teröre katılım niteliğine bürünüyor. Özgürlüklerin bahçesi, kaynağı, ocağı olması gereken parlamentolarda PKK yandaşlığına dayalı konferansları düzenleyen Batılıların dostluğuna inanılır mı? Eğitim Bir-Sen’in önerileri de gözetilirse Türkiye’nin iç ve dış sorunları azalmıyor, artıyor. AB Zirvesi’nin kararına karşın günümüz Başbakanı umursamazlık ve direnme açıkladı. AB’ne biz giriyoruz, onlar çıkarıyorlar. Fransa Cumhurbaşkanı’nın inadı, Almanya’nın idare-i maslahatçılığı bakalım Türkiye’yi nereye götürecek? Batılıların kullanma ve sömürme oyunları yanında iktidarın teslimiyetçi, satıcı ve ödüncü tutumu da geleceğimizi karartıyor. Anayasa hazırlıklarının baskıcı yapısı yanında kadrolaşmanın partizanlıkla yaygınlaşması, MHP’nin sıkmabaş desteği, konularla ilgili bilim çevreleriyle aydınların suskunluğu ürkütücüdür. Türk Ceza Yasası’nın 221. maddesiyle 301. maddesinde yapılması düşünülen değişikliklere ilişkin haberler de düşündürücüdür. Dağa çıkanla çıkmayanı, teröre karışma ve katılma durumlarını hukuksal yönden çözümlemek sanıldığı kadar kolay değildir. Ödün niteliğindeki düzenlemeler de yarar yerine zarar getirir. Satmaktan başka bir şey bilmediği görülen iktidarın kazandırdığı hiçbir şey yoktur. Barış, kardeşlik, huzur konusundaki söylemleri de asla inandırıcı olmamaktadır. Kendileri gibi düşünmeyenlere düşman gözüyle bakmaları, yurttaşları kömür dağıtarak kandırmaya çalışmaları bu kanıyı vermektedir. Değinmeler Bu sayfalarda özetle değindiğimiz eleştirilerden, kimi konuşma ve yazılardan alınanlara söylenecek çok sözümüz var ama sonraya bırakıyoruz. Ancak, gerici yayın organlarına, karanlık ve karşıt proğramcılara ne diyorlar? Kimilerinin söylem ve eylemleri yakındıkları durumların nedenidir. Karşıdevrime güç vermişlerdir. İlçe protokolunu ve kamu personelini bayram kutlaması için camiye çağıran kaymakam kime ve neye güvenmiştir? Ne beklemektedir? Yazık. Daha kimler nelere başvuruyor, göreceğiz. Dönekleri görmedik mi? Neyin simgesi olduğu, ne amaçla kullanıldığı belirgin sıkmabaşı savunan, sıkmabaşlıların ne yaptıklarını bile bile tehlike olmadığını savunan sözde aydınlar var. İlköğretim öğrencilerine kadar indirilen uygulamayı tüm devlet birimlerine yayma çabası Anayasayı bozmaya kadar uzamaktadır. Okul-üniversite; sokak, sinema salonu, pazaryeri değildir. Bunu ayıramayan, bağlayıcı Anayasa Mahkemesi kararını umursamayarak tersine öneriler getiren kimi yöneticilerle, halk dalkavukluğuyla oy toplamaya çalışan siyasetçiler demokrasiye yaraşır olmaktan çok uzaktadır. Asıl sömürücü-dinciler dururken dinciliğe soyunanlar, koşullanmış seçmenin kendilerine oy vermediğini ve vermeyeceğini bilmeyecek kadar aymazlık içindedir. İstanbul’da şeriat konutları yapılacağı yazılıyor. Bahreyn merkezli Şamil Bank projesine için verildiği anlatılıyor. Tüm bu aykırılıklara karşın “Din korkusu” nitelemesini akılsızca uydurup lâikliği kuyruklu yalanlarla suçlamaya kalkışan yazarcıklar türedi. Köktendinci şeriatçı, radikal İslâmcı terör endişesini dinden korkmaya bağlamak usdışı bir yaklaşım. Yalakalar saptırıyor Rektörleri çocuk sanan yeni YÖK Başkanı’nın yargı kararına uymama çağrısı ve Başbakanın “İpimizi çekerler” sözünü açıklaması da birer düzey göstergesidir. Merve Kavakçı sıkmabaş için iktidarı tehdit etmektedir. Kurban derilerinin yine tarikatlara gitmesi üzücüdür. Bu durum yıllar önce Türk Hava Kurumu Başkanı Prof. Dr. Atilâ Taçoy’a “Sen dericilerle, ben gericilerle uğraşıyoruz” sözümü anımsattı. Türk Hava Kurumu’nun yararını kavrayamamış olanlara acınır. Siyasal partilerin grup toplantıları tiyatro sahnesine döndürülmemelidir. Devlet yöneticilerinin namazları gösteri biçiminde olmamalıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı eylemlerini sürdüren 12 terör örgütünden 4’ünün yasadışı sol, 3’ünün bölücü, 5’inin dinci olduğunu açıklamış. Çocukları da kullanan örgütlere karşı savaşım her yurttaşın görevidir. Ders kitaplarıyla, yönetici ve öğretmen atamalarıyla oynayan Millî Eğitim yönetiminin 2003-2007’de 1293 dâvayla karşılaştığı duyuruldu. Yönetmelik değişiklikleri de yargıdan dönen Bakanlık acaba kararlara uyuyor mu? Maliye’de Başmüfettiş Hamza Kaçar görevine yargı kararıyla dönmüş. Böyle onlarca kişi var, bekleyenler var. Hukuka bağlılık, yargıya saygı olmazsa ve sağlanamazsa hiçbir şey güven içinde değildir. 16 Kasım sınırötesi hava operasyonu sonrasında Başbakan teşekkürünü “Genelkurmay Başkanım!” diyerek yaptı. Önce Silâhlı Kuvvetlere çatanların sonraki tutumlarını basından izlemek yeter. Düzelme mi, ikiyüzlülük mü anlaşılması güç. Besteci-piyanist Fazıl SAY’ın tepkisi haklı, çözümü yanlış. Mezara gidilir, Türkiye’den gidilmez.
|