| Okur Mesajları |
Sayın Gökçe Fırat; Olmak ya da olmamak… İşte Che’nin de tüm meselesi oydu. Ama oldu; çünkü olmanın temel kuralının olmayı istemek olduğunu, olmak için mücadele vermek gerektiğini ve olmayı hak etmek olduğunu hep biliyordu. Buna hep inandı ve o inancıyla öldü. Ernesto Che Guevara iyi bir dost, iyi bir komutan, iyi bir baba, iyi bir oğul, iyi bir eş ve toplum adına sorumluluklarının farkında olan bir yıldızdı ve bu evren var oldukçada onun yıldızını söndürmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecek. Ne omzunda yıldız olanlar ne bayrağında yıldız olanlar ne de semasında yıldız olanlar Che’nin parlayan bu yıldızını söndüremeyecek. Sana diyorum büyük devrimci! Senin gibi, kilometrelerde uzaklıkta bile olsa haksızlığa uğramış, ezilmiş, ağlayan birinin acısını hissedecek ve fotoğrafını göğsünde, yıldızını alnında taşıyacak bir devrimci olduğu sürece sen hep var olacaksın. Senin sloganlarınla beraber yıldızın da kulaktan kulağa, insandan insana sonsuza kadar gezerek var olacak. Simar Mirzabeyoğlu, Diyarbakır Türkiye’de yayınlanan sol çizgideki birçok dergiyi takip ediyorum. Ama sizin kadar özverili çalışanına maalesef rastlayamadım. Sonsuz başarılar dilerim. Oktay Göçen, Afyon Sayın Özgür Erdem; Atatürk bir konuda daha yerden göğe kadar haklı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkler 50 yaşına kadar askerlik yaparken, ticareti Rumlar zanaatkarlığı Ermeniler yaptı. Biz cephede savaştık; onlar bizim bıraktığımız boşlukta zengin oldular. Ama açıkçası yıllardır benim de farkında olduğum bu gerçeği bugünkü Kürt sorunuyla bağdaştırıp hatırlatmak bence çok akıllıca olmuş. Tebrik ederim! Biz Kandil’de dağı taşı bombalamaya devam edelim ama “saban kılıcı yener.” Ekonomimiz PKK işgali altında olduğu sürece bombalanan dağ taşın bir anlamı da yok. Metin Gülersoydan, İstanbul Sayın Emin Sami Arısoy; Önceki hafta Hakkı Devrim bir programa katılmış ve anlatıyor. Arnavutluk’ta yanılmıyorsam, gitmişler dilbilimciler kahvede oturmuşlar, insanlar konuşurken seslerini kaydetmişler. Demişler ki, “Sizin dilde 39 ses var. O halde 39 harfli bir abece gerekli size...” Bizim dilden “kaf” ı atmışlar “kef”le idare etmeye çalışılıyormuş falan... Kendisi dilbilimden o kadar habersiz ki, inanılmaz bir şey! Almancada 26 harf var ama ses çok. Orada sorun yok. İngilizce de Ü-Ö sesleri var ama abecelerinde yok. Oralarda nedense sorun yok. Peki bizdeki neden? Geniz “N”si bütün dillerde vardır. Ama bildiğim kadarıyla hiçbir ülkenin abecesinde yer almaz. Ha ben dilbilim okumuş birisiyim. Biraz anlarım bu işlerden ama bizi konuşturmazlar. Celal Taş, Çerkezköy Sayın Emin Sami Arısoy; Merhaba, yazılanların hepsi çok güzel. Her bakımdan haklısınız. Peki yurtdışındaki bizler ne yapalım? Kimseden yardım yok. Başka milletler vatandaşını hiç yalnız bırakmıyor. Bizler garip geldik ve garip öleceğiz herhalde! Saygılarımla... Münevver Uslu, Almanya Atam izindeyiz, Cumhuriyetinin bekçisiyiz! Bu ülkeyi satmak isteyenlerin karşısındayız. Bizi satamayacaklar Amerikan köpeklerine... Figen Gazelci, Amasya TÜRKSOLU ve İleri ile yola devam! Çoğalarak, engelleri aşarak, yılmadan, bıkıp usanmadan, teslimiyetçilerden korkmadan Atatürk’ün yolunda devam... İhsan Şanlı, Antalya Sayın Özgür Erdem; Deniz Gezmiş olmak kolay değil ama Deniz Gezmiş’in yolunda yürümek, onun yaptıklarını yapmaya çalışmak vatan borcumuz. Keşke Deniz Gezmiş zamanında yaşamış olsaydım, Deniz Gezmiş’in yanında bulunabilseydim; ama olamadı. Şimdi ise Deniz Gezmiş’in yolunda yürümek var. Herkesi bu yola davet ediyorum. Yazı için de çok teşekkür ederim. Bir devrimci darağacına bayram yerine gider gibi gitmeli… Merve Saçma, Diyarbakır Emekli astsubayım. Yazınıza noktasından virgülüne kadar katılıyorum. Ağzınıza sağlık Ali Özsoy. Ahmet Özden, Antalya Yazılarınız çok güzel. Devamlı sizi takip halindeyim. Aydınlık Türkiye’nin temellerini atmaya çalıştığınız için teşekkür ederim. Şerife Kökülü, İçel Sayın Okan İşbecer; Siz de ve biz de biliyoruz ki, MHP milliyetçiliğinin Amerikan milliyetçiliğinden farkı bulunmamaktadır. 1968’de “Kahrolsun Amerika!” diyen Türk gençliğine karşı saldırıya geçen onlar değil miydi? Bunların, dinci faşistlerin yaptığı gibi, Türk Ulusu’nun inanç sistemlerini sömürerek emperyalizme hizmet ettikleri her zaman tüm gerçekliğiyle ortada bulunmaktadır. Ne yazık ki dinde olduğu gibi milliyetçilikte de Türk Milleti bu oyuna düşmektedir. Pısırık Atatürkçülükle ilgili düşüncelerinize katılmamak mümkün değil. Gerçek Atatürkçülerin önünü hep sahteleriyle kesip, bütün kaleleri zapt etmeye çalışmadılar mı? Hepimizin malumu olduğu gibi Kürt istilası olanca hızıyla, almış oldukları dış güçlerin desteğiyle devam etmekte. Tabii ki bunda içerdeki işbirlikçilerin ve sözde aydınların payı da (hatta en büyük) bulunmaktadır. Bundan sonra daha da uyanık olmak zorundayız. Mühürdar benzetmesi de cuk diye oturmuş. Kaleminize, beyninize sağlık. Bu düşünceler altında “Tam bağımsız Türkiye!” diyerek tüm gerçek Atatürkçülerin geçmiş kurban bayramını kutluyor ve aydınlık günler diliyorum. Ferruh Şengönül, Konya Merhaba, ismim Musa Armağan. 20 yaşındayım ve size Almanya'dan yazıyorum. Ben bir Atatürk genciyim. Almanya'da doğmuş, büyümüş olmama rağmen Atatürk'ün her zaman bize, Türk gençlerine, gösterdiği yoldan yürümeye gayret gösterdim. Burada her alanda Türklüğümü ve vatanımı savunmak zorundayım. Okulda, işyerinde, sokakta... Her yerde bizi küçük düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Okulda öğretmenler bile kendimizi savunmamıza izin vermiyorlar. PKK'yı terör örgütü olarak görmediklerini ve sözde Ermeni soykırımı iddialarını savunduklarını siz de biliyorsunuz zaten. Türkiye'yi karış karış satan Atatürk düşmanı hükümetten zaten bir şey bekleyemeyiz burada. Ancak burada kimsemiz yok. Atatürkçü Düşünce Derneği dediğimiz dernekler var fakat hiç ama hiçbir şey yaptıkları yok. Ha var ha yoklar. Türk konsolosluğundan da bir şey göremiyoruz. Artık kendimi savunmayı bıraktım. Bir şey demiyorum artık; çünkü dediğimiz zaman yalancı oluyoruz. Sanki kendi ülkemizi millet bizden daha iyi tanıyor. Ama bunlar hep Türk düşmanı Alman medyasının suçu. Neyse, ayrıca sizi gönülden tebrik ediyorum. Musa Armağan, Almanya Çok güzel bir dergi. Aslında bu dergiyi daha fazla okutmalı; kavgamızın özgürlük, barış ve aydınlık bir gelecek için olduğunu yaymalıyız insanlara. Kirli kafaların sömürgeleşmesini engellemeliyiz. Özgür Çakmak, Gaziantep Bence 1919'larda değiliz. Herkes bir Mustafa Kemal olabilir. Her şey bizim içimizde. Yıl 2007 ve 70 milyon Mustafa Kemal'imiz var. Fatih Çınar, Erzurum Sayın Cihan Dura; Yazınızı okudum. Gerçekten çok güzel ama bu gerçekleri halkımızın çoğu maalesef bilmiyor Türkiye'de olanlar için çok üzgünüm. İçim sızlıyor! Elimden geldiği kadar ulaşabildiğim yerlerde anlatmaya çalışıyorum. Hüseyin Kesenek, Çorum Sayın Hüseyin Adıgüzel; Düşünce ve tespitlerinize yürekten katılıyor, cesaretinizin ve aydınlatıcı bilgilerinizin devamını diliyorum. Sinan Aksözek, Tekirdağ Türkiye'de bazı gerçeklerin bilinmesine rağmen yokmuş gibi davranılması çok korkunç bir şey. İdealist bir düşünceyle bu toplumu Amerikan emperyalizmine karşı savunmak ise çok mükemmel bir şey. Zaman gelecek ve bu devrim elbet gerçekleşecek. Umur Berk Seven, İzmir Ben Avrupa'da yaşıyorum ve burada Türk olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu çok iyi biliyorum. Buradaki Kürtler istediği gibi dağdaki PKK'lılara para gönderebiliyor. İsviçre devleti bunu biliyor ama hiçbir şey yapmıyor. Polis binasının arkasında PKK'lılar 1 Mayıs'ı Apo posteri ile kutlarken kimse bir şey yapmıyor. Ben bir Türk, Türkçü ve Atatürkçü olarak tüm Türkiye'ye seslenmek istiyorum: Lütfen kendinize gelin; içimizde savaş çıkmasın. Tüm Türkler bir olup düşmana karşı savaşın. Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyebilene! Oğuzhan, İsviçre PKK'nın mali kaynaklarını kurutma önerilerine kesinlikle katılıyorum. Bunlara ek olarak yurtdışını da yazabilirdiniz. Asıl kaynak yurtdışında. Buradaki yandaşlarına banka gibi kredi verip işyeri açtırıyorlar, yine kendi yandaşlarını çalıştırıyorlar. Onlardan da haraç alıyorlar. Bu konuda daha fazla bilgi verebilirim. Büyük şirketler kurdular. PKK'nın en büyük parasal desteği bu şirketler. İyi çalışmalar dileğiyle. Mahmut Çavuşoğlu, Almanya
|