| Hüseyin Adıgüzel |
Sınırötesi operasyonun
Aldığımıza karşılık ne verdik? Geçen hafta içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Irak’a, PKK’nın yuvalandığı Kandil Dağı’na iki hava harekâtı düzenledi. Genelkurmay Başkanlığı sitesinde harekât ile ilgili “Tüm hedefler nokta ateşi ile vurulmuştur!” ifadeleri yer aldı. Harekâtın askeri, yani teknik yönü benim için önemli olsa bile bu yazının konusu olmayacaktır. Çünkü ben, harekâtın teknik yönleri hakkında ne bir bilgiye sahibim, ne de bu konuda deneyiyim var. Bu yüzden teknik konuları bir kenara bırakarak harekâtın politik sonuçları üzerinde durmak ve sonra da genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. 5 Kasım 2007 günü Başbakan ABD’ye gitti ve Başkan Bush ile bir görüşme yaptı. Görüşmeden çıktıktan sonra “Hamdolsun, ne istedikse aldık!” şeklinde bir ifade kullandı. Demek ki görüşmede pazarlık yapılmış ve Başbakan ne istedi ise almış. Bu tür alışverişlerde bir şeyler alınıyorsa, bir şeyler de verilir. Şimdi Başbakan’ın açıklamalarına bakarsak, bir şeyler aldığımız kesin gibi bir şey, ama verdiklerimiz hakkında tek bir söz bile yok! Yani ne aldık, karşılığında ne verdik? Bana göre, Kuzey Irak sorununun düğümü bu görüşmede gizli... Açıklanmayan ne alınıp verildiği, bu işin düğüm noktası… Çünkü o güne kadar PKK hakkında tek kötü söz bile etmeyen ABD, birden bire PKK’nın ABD’nin de düşmanı olduğunu söylemeye başladı. Başbakan yurda döndükten on beş-yirmi gün sonra da bir gece ansızın operasyon yapıldı. Bütün bilinen medya, operasyonu “Bir savaş harikası” “Eşi menendi görülmeyen bir harekât” gibi abartarak yayınladı. Gazetelerin ve televizyonların marifeti ile öyle bir hava yaratıldı ki, neredeyse herkes zil takıp oynayacak hale geldi. Ama bu gazete ve televizyonların hiçbirisi, harekâtın nedenleri ve sonuçları üzerinde tek laf etmedi. Zaten yaratılan havanın genel maksadı da buydu. Kimse, harekâtın nedenleri ve sonuçları hakkında düşünmesin, düşündüklerini söylemesin. Maksat hasıl oldu. Harekâtın neden ve sonuçları hakkında kimse bir şey yazmadı ve söylemedi. PKK kampları çoktan boşalttı Görünürde harekâtın temel amacı, PKK’yı yuvasında vurmak, terör belasından ülkemizi kurtarmak! Acaba bu operasyonla PKK ininde vuruldu mu? Bana göre, hayır vurulamadı. Çünkü aylar öncesinden böyle bir harekât yapılacağını bilen teröristler kampları boşalttı ve tekrar toplanmak üzere dağıldı. Osman Öcalan’ın bundan bir ay kadar önce gazetelere yansıyan beyanatlarını hatırlayınız: “PKK kampları boşalttı ve İran’a geçerek PEJAK’a katıldı.” Siyasi iktidarın gayretkeşliği yüzünden, harekât neredeyse davulla zurnayla ilan edilerek yapıldığı için, PKK, kampları çok rahat bir biçimde boşaltıp gitti. Bunu bombalama görüntüleri de açık olarak göstermektedir. Bombalanan bölgeden kaçmaya çalışan tek insan siluetinin olmayışı sözlerimizin en güçlü kanıtıdır. Peki öyle ise, harekâtı yapanlar bunu bilmiyorlar mıydı? Bu sorunun muhatabı ben değilim. Ama benim bildiğimi onların bilmemesi mümkün değildir. Öyle ise böyle bir harekâta neden gerek duyuldu? Bu sorunun cevabı harekâtın gerçek nedenini ortaya koyması bakımından çok önemlidir. Bana göre bu operasyonun üç temel nedeni var. Biliyorsunuz, bu sorunun başından beri Kuzey Irak yönetimini şımarttığı ve PKK’ya destek verdiği için ABD’nin Türk kamuoyunda itibarı her gün irtifa kaybediyordu. Son kamuoyu araştırmaları ABD aleyhtarlığının yüzde 92’lere çıktığını gösteriyordu. Bu operasyon, ABD’nin istihbarat desteği ve izni ile yapıldı. ABD PKK’yı düşman ilan etti. Böylece Türk kamuoyu nezdinde düşen itibarının yeniden yükseltilmesi amaçlandı. Millet, son olaylardan sonra kendiliğinden sokaklara dökülmeye, ABD ve PKK’yı protesto etmeye başladı. Hatta gönüllü askere gitmek için askerlik şubelerine başvurular yapıldı. Bunlar milletin sabrının taşma noktasına geldiğinin göstergeleri olduğu gibi, yükselen milliyetçiliğin de işaretleri idi. İkinci temel neden; milletin heyecanını yatıştırmak ve yükselen milliyetçiliği AKP’ye kanalize etmektir. Operasyon askeri olmasına ve başka bir ülke topraklarında yapılmasına rağmen, AB ve ABD tarafından desteklenmiştir. Üçüncü temel neden, AB ve ABD’nin bu sorunda masum olduğunu göstermek ve AKP’nin politik çalışmalarının başarılı sonuçlarını sergilemektir. ABD PKK’nın bitirilmesine izin vermez Yani PKK’yı bitirmek gibi gösterilen amaç aslında milleti kandırmaya yönelik göstermelik bir amaçtır. Çünkü ABD PKK’nın bitirilmesini asla istemez. Yapmayı tasarladığı İran operasyonu için PKK ona gereklidir. PEJAK’ı destekleyen ABD, PKK’nın bitirilmesi gibi bir role asla soyunmaz. Çünkü PEJAK, PKK’nın yan kuruluşudur. İkinci bir neden de, kurulması düşünülen Kürt devletinin silahlı kuvvetlerinin çekirdeği PKK olacaktır. Çünkü PKK Kürt halkının temsilcisi olduğu iddiasındadır. Barzani ve Talabani ise sadece aşiret temsilcileridir. Bu yüzden ABD açısından PKK’nın bitirilmesi gibi bir şey söz konusu bile edilemez. Nedenleri kısaca sıraladıktan sonra bu operasyonun sonuçlarına da bakmak gerekir. Şimdilik görünen sonuçlar, beklenen sonuçla çelişkilidir. Başbakan, ABD’den aldıklarının karşılığında hiçbir şey vermediğini söylemektedir. Geçen hafta The Economist’te yayınlanan bir makalede; “Başbakan Erdoğan, Kandil’i vurmak için ABD ile anlaştı. Türkiye, Kuzey Irak yönetimini tanıyacak ve PKK’ya genel af çıkaracak” deniyordu. Dışişleri Bakanlığı dergiyi yalanladı. Erdoğan-Bush görüşmesine ait tutanaklar olduğunu ve tutanaklarda böyle ifadelerin yer almadığını söyledi, ama tutanakları hiç kimseye göstermedi. Ama derginin yazdıkları, Başbakan’ın ve bazı bakanların ağızlarındaki “pişmanlık yasası” “kısmi af” “eski yasanın kapsamının genişletilmesi” gibi sözlerden doğru gibi görünmektedir. Yalanlama sadece gösteriş için yapılmıştır gibime geliyor. Yeni Anayasa ile Yerel Yönetimler Yasası çıkarılacak ve Kürt bölücülüğüne resmiyet kazandırılacak. Böylece Güneydoğu Anadolu’da DTP hakimiyetindeki belediyeler, yerel seçimlerde ele geçirilecek. Operasyonun, AB ve ABD’nin ikna edilmesi sayesinde yapıldığını yayan medya, AKP’nin başarılı bir diplomasi örneği verdiğini ilan ediyor ve AKP’nin elinin güçlenmesini sağlıyor. Bu sonuçlar ABD, AKP ve Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nden başka kimsenin işine yaramamıştır. Bu durumda harekâtın siyasi amacı PKK’yı bitirmekse hiçbir başarısının olmadığını rahatça söyleyebiliriz. Yorumlarımız görünen tablo üzerinedir. Belki resmin kalan kısmı henüz tamamlanmamıştır. Kuzey Irak’a bir kara harekâtı kaçınılmazdır. Bu yapılmazsa havadan atılan bombaların üç-beş yerleşim birimini yerle bir etmekten başka bir işe yaramayacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok. Yani hava saldırısının ardından kara temizliği de mutlaka yapılmalıdır.
|