17.12.2007/Sayı:166
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Yunus Yılmaz

Kürdistan: İkinci yavru vatanKürt devleti ve PKK

Çekiç Güç’ü milletin başına
kim bela etti

Son günlerde bir komplo teorisi üzerinden gündem yaratılmaya çalışılıyor. O komplo teorisi de şu: “PKK’nın bitirilmesine karşılık ABD’nin Kuzey Irak’ta bir Kürt devletine göz yumulmasını istediği.”

Bu komployu ortaya atanlar, MİT eski mensubu Mahir Kaynak ve gazeteci yazar Ömer Lütfi Mete’dir. Yakında yayınlanacak olan “Operasyon: Büyük Oyunun Gizli Kodları” adlı kitabının medyaya yapılan reklamı sonucunda bu iddia ortaya atılıyor.

ABD’nin Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurmak istediği yıllardır bilinen bir gerçek ama PKK’nın bitirilmesi karşılığında olacağı iddiası tamamen tutarsızdır.

Körfez Savaşı’ndan sonra Kuzey Irak’ta bir iktidar boşluğu ortaya çıkmıştır. İşte bu iktidar boşluğu, bir Kürt devletinin kurulmasına ortam açtı. Turgut Özal döneminde uygulanan “Çekiç Güç”, Kürt devletinin oluşumunu kolaylaştırdı. Sözde bölge halkını Saddam’ın zulmünden kurtarmak olarak amacı açıklanan Çekiç Güç, Barzani ve Talabani’nin rahat nefes almasına, aynı zamanda da PKK’nın büyümesine, güçlenmesine neden olmuştur.

Çiçek: ABD ile pazarlığa girmek ülkenin menfaatinedir

Kuzey Irak’ta kurulması planlanan Kürt devleti için sesini çıkartamayanlar, PKK’ya karşı topyekun bir sınırötesi operasyon isteyenlere cevap yetiştirmekle meşguldürler. İşte bunlardan biri de Çiçek’tir. 1 Mart tezkeresini hatırlatarak, “O günlerde Irak’a girseydik sınırötesi operasyona gerek kalmazdı” diyen yine aynı Çiçek’tir. Bakın o tarihlerde Çiçek ne demiş:

“Türkiye 1991’de savaşa girmedi. 1 koyup 3 almak pazarlık değil miydi? Dahil olmadığımız bir işten dolayı zarar görüyorsam ve göreceksem ve ABD’yle pazarlığa girmezsem bu ahmaklık olur. Öncelik para değildir, ülke menfaatidir. Biz kötü komşuyla aynı bölgede olmanın zararlarını görüyoruz (Cumhuriyet, 23.02.2003).”

Amerika ile pazarlığa girmeyi ülke menfaati olarak gören Çiçek, Saddam liderliğindeki ülke için kötü komşu diyor. Irak’ta Saddam’dan boşalan koltuğa Talabani ve Barzani’nin oturması Çiçek’i memnun etmişe benziyor! Bir Arap ülkesi olan Irak, maalesef Saddam kötü diyerek, PKK’ya açıkça destek veren Talabani ve Barzani gibi Kürtlere emanet edilmiştir.

Dün Kuzey Irak’a ABD’nin yanında girilmesi taraftarı olan Çiçek, 1 Mart tezkeresinde de Amerika’nın yanında Kuzey Irak’a girilmesi taraftarıdır. Ama Amerika’ya rağmen Kuzey Irak’a girilmesine karşıdır. Neden? Çünkü Kürt-İslam sentezcisi bir partinin, ülkenin menfaatini gözetecek ne yüreği, ne de ideolojisi vardır. O sadece papağan gibi, “Amerika ile hareket etmek Türkiye’nin yararınadır” der, başka bir şey demez, diyemez.

Kuzey Irak’a girilmesi durumunda “Biz de Diyarbakır’ı karıştırırız” tehdidinde bulunan Barzani’ye karşı Çiçek, “Türkiye’de can alan etnik terörün beslendiği kaynak orasıdır. Artık, geliyordu, gidiyordu gibi beyanların hiçbir anlamı yoktur. Bu meseleyle sonuna kadar ilgileneceğiz” diyordu. Çiçek ve partisi AKP, 1 Mart tezkeresi için gösterdiği şahinliği(!) maalesef, PKK’ya ve Barzani’ye gösterememiştir. 1 Mart tezkeresinde “Amerika ile pazarlık yapmayı ülke menfaatine” gören AKP, sırf ABD sınırötesi operasyon istemiyor diye Kuzey Irak’a girmemiştir. İçeride kaplan kesilenler, dışarıya karşı süt dökmüş kediye dönmektedir.

Komplocu kafa

Birileri utanmadan sıkılmadan Kürt- İslamcı politikalara kılıf ararken, bir yanda da sözde vatanperver komplocu kafalarda, AKP’nin işini kolaylaştıracak sözde tezler ileri sürüyor. Neymiş efendim, “Kurulacak Kürt devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi kendi hükümetine sahip ama dış ilişkilerde Türkiye’ye bağlı olacak. Mesut Barzani tasfiye edilecek ve yerine Kürtlerin yeni lideri olarak Türkiye’den biri çıkarılacak. Türkiye’nin himayesindeki bir Kürt devleti İsrail’e kabul ettirilmeye çalışılacak...” Kim söylüyor? Eski MİT’çi Mahir Kaynak ve Ömer Lütfi Mete ikilisi. Anlaşılan Mahir Kaynak MİT’ten bilgi almaya devam ediyor!

Bu tezlerin bir benzeri (Musul ve Kerkük’ü içine alan Türk-Kürt Federasyonu) Turgut Özal tarafından da savunuluyordu. Sonuç ne? Musul ve Kerkük Kürtlere emanet edilerek oradaki Türkmenler Kürtlerin insafına bırakılmıştır. Bugün Türkmen soydaşlarımız Kürtlerin zulmü altında yaşamaktadır. Yani bir koyup üç alamadık, ala ala üçün birini aldık!

Bu komplo teorilerinde iddia edildiğinin aksine Barzani asla tasfiye edilmez, edilemez. Çünkü ABD Ortadoğu’da her zaman Kürt kartını kullanmıştır. ABD ve İsrail’e üs olacak bir Kürt devleti kurulması gayesi var iken, hele hele ellerinin altında Barzani gibi bir kart varsa, bu oyunu oynamaktan asla vazgeçmeyecektir. Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani, Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulması amacıyla ABD’den aldığı destekle BAAS rejimi ile savaşmıştır. Yani, Amerika uzun yıllardan beri Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulması için Barzani ailesini kullanmış, şimdi ise bu görev Mesut Barzani’ye verilmiştir.

Kürt devleti kurulması Özal’dan Tayyip’e mirastır

Yine bu komplocu kafaların iddia ettiğinin aksine, “PKK’nın bitirilmesine karşılık ABD’nin Kuzey Irak’ta bir Kürt devletine göz yumulmasını istediği” tezi de safsatadan başka bir şey değildir. Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti fiilen yoktur ama devletmiş gibi davranan bir oluşum vardır. Kuzey Irak’ta kurulması planlanan devlete karşı olacak bir hükümet de başımızda değildir. AKP, Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulmasından memnun olacaktır. Nereden biliyorsun diyorsanız, cevabı basit: Amerika’nın bunca isteğine ses çıkartmayanlar bu saatten sonra mı ses çıkartacaktır? Kuzey Irak’ta bir Kürt devletinin kurulması Özal’dan Tayyip’e bir mirastır. Tayyip, ABD’nin bu misyonunu yerine getirmek için bu göreve talipti zaten. Sanılanın aksine Tayyip ile ABD arasında Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulması pazarlığı çoktan bitti. Bazılarına sanki yeni bir şeymiş gibi sunuyor.

PKK’nın bitirilmesi meselesine gelince... Amerika Kuzey Irak’ta 3-5 milyon nüfusa sahip bir Kürt devleti ile BOP’u gerçekleştiremez. Yani ABD’nin oynaması gereken bir kart daha vardır; o da PKK kartıdır. Her zaman söylüyoruz: Kürt, Kadrocuların 1932-33’te ortaya koyduğu gibi “randımanı yüksek bir üretim aracı”dır. Bu araç şimdi ABD’nin elindedir. Ortadoğu’daki yirmi iki ülkenin sınırlarını ve rejimini değiştireceğini iddia eden ABD’nin, bunu sadece Irak’taki Kürtleri kullanarak gerçekleştireceği iddiası saçmalıktır. İran, Türkiye ve Suriye’de de önemli Kürt gruplarını da kullanması gerekir ki BOP başarıya ulaşsın. Onun için, Türkiye’de Kürtlerin temsilcisi olmaya çalışan PKK’yı Amerika’nın gözden çıkardığı iddiası saçmalıktır. Eğer Amerika PKK’yı gözden çıkarmış olsaydı, Türkiye’nin topyekun sınırötesi operasyonuna sıcak bakardı. ABD hiç zahmet etmeden PKK’yı Türk askeri vasıtasıyla bitirirdi. Hadi Amerika PKK’yı bitirme işini Türk askerine bırakmadı diyelim, öyleyse kendisi niye hareket etmemektedir? Mantık çerçevesinde düşünerek bile gerçeklere ulaşırsınız ama bizim komplocu kafalar bu gerçeklere ulaşamıyor; çünkü amaç farklı. Gayeleri birilerine tercüman olmak, kamuoyuna ABD ve AKP’nin elini kuvvetlendirecek kozlar vermektir.

Saldırıları uzaylılar mı yapıyor?

Aynı komplocu kafa, Dağlıca büyüklüğünde bir saldırıyı PKK’nın yapmasının imkansız olduğunu ileri sürüyor. Eğer yanlış hatırlamıyorsak, Mahir Kaynak, 11 Eylül saldırısını da El Kaide’nin yapamayacağını ileri sürmüştü. 11 Eylül saldırısını El Kaide yapamaz, Dağlıca baskınını PKK yapamaz... Kim yaptı öyleyse, uzaylılar mı?

Mahir Kaynak’ta komplo teorileri bitmiyor ve devam ediyor: “…Türkiye, Kürtler bizim bir parçamız, bizden demeli. Halbuki bugüne kadarki tartışmalar, Kürdü farklı, bizim dışımızda bir unsurmuş gibi gösterdi. Pekala, Kürtlerin ana gövdesi Türkiye’dir ve Kuzey Irak’ta kurulacak bir Kürt devleti tıpkı KKTC gibi bizim asli yapımızın bir uzantısıdır diyebilirsiniz. Esas itibariyle, Amerika’nın Türkiye’yi devreden çıkarıp bir Kürt devletiyle bölgede ihtiyaçlarını karşılaması da mümkün değil.” Evet, elin Kürdünü yamamak için uydurduğu kuyruklu yalana bakın! Adam resmen ABD’nin Kuzey Irak’ta kuracağı devlet için Türk toplumunu alıştırmaya çalışıyor. Kuzey Irak’ta kurulacak bir Kürt devleti sanki Türkiye’nin yararınaymış gibi konuşuyor.

Mahir Kaynak’ı okurlarımız tanıyamayabilirler, biz hatırlatalım. Kara Harp Okulu’ndan mezun olan Kaynak, 1956 yılında Ordu’dan çıkartılıyor. İstanbul İktisat Fakültesi’ne yazılıyor, sonra asistanlık yapıyor. O dönemlerde sosyalist takılan Kaynak, gençleri silahlı mücadeleye çağırarak kışkırtıcılık yapıyor. Ordu’daki ihtilalci subayları ortaya çıkartarak 12 Martçılara çalışmış birisidir. Şimdi o vatansever MİT’çi Kürtçülük yapmakla meşguldür.

12 Mart ile deşifre olan MİT’çimiz, şimdilerde Amerika’nın ve AKP’nin işine yarayacak tezler üretiyor. Böyle bir insanın anlattıkları ne kadarı doğrudur, tartışılır!

Bir Türk şehri olan Kerkük, Kürtlerin istilası ile Kürt şehrine çevrilmektedir. Oradaki soydaşlarımızın akıbetinden bahsetmeyenler, sanki şimdiden tamamıyla Kuzey Irak Kürtlerin olmuş gibi Kürtleri esas alarak “Yavru Vatan” tanımlamasında bulunuyor. Ülkemizde kraldan çok kralcı, Kürtten çokta Kürtçü var. Kuzey Irak’taki Kürtlerin sözcülüğüne soyunanlar! Kuzey Irak’ta sadece Kürt yaşamıyor, Türk de var efendi, hatırlatırız...

Milletimiz Kürt devletine yavaş yavaş alıştırılıyor

Gerek Kürtçü, gerek liboş, gerekse İslamcı yazarlarımız tarafından Kuzey Irak’ta kurulacak bir devlete milletimiz alıştırılıyor. Başımızda bulunan Kürt-İslamcı parti bunu çoktan kabul etti. Zaten Kuzey Irak’a sınırötesi operasyon yapılmaması da, burada kurulacak bir Kürt devletinin oluşumu nedeniyledir. Yani şu denmektedir: Eskisi gibi bir otorite boşluğu yoktur, orada meclisi olan bir otorite vardır, eğer bir sorununuz varsa bunu diplomasiyle hallediniz.

Sınırötesi operasyonun her şeyini tartıştık ama bu konu hiç gündeme getirilmedi. Biz sınırötesi operasyon yapmayarak resmen Barzani’yi tanımış olduk! “PKK terör örgütü değildir” diyen Barzani’yi istesek de istemesek de muhatap almış olduk.

PKK’ya açıkça destek verdiğini bilmeyen kalmadığı halde, maalesef biz Barzani ve Talabani’yi muhatap almak zorunda kalıyoruz. Kimin yüzünden? Kürt İslamcı AKP yüzünden.

Evet, hatırlayalım. Tayyip ne diyordu: “Kürdistan’dan gelen haberler bizi mutlu ediyor.” Daha daha ne diyordu: “Ben BOP’un eşbaşkanıyım.” ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olan biri, elbette Kürdistan’dan gelen haberle mutlu olacaktır. Başbakan bu ülkede bunu derse, bu ülkedeki sözde yazar-çizer takımı da “Kürdistan’dan”, “Yavru Vatan”dan tabiî ki söz edecektir. Çünkü balık baştan kokmuştur.

Kuzey Irak’ta kurulması planlanan bir Kürt devletini şimdiden kabul eden AKP ve AKP’yi aklamaya çalışan bir medya söz konusudur. Bu aklama görevini üstlenen medya ve yazarlarımız milleti Kuzey Irak’ta kurulacak bir devlete yavaş yavaş alıştırmaya çalışmaktadır.

AKP’nin sözde Müslümanlığı suya düştü

Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulması bizim için bir savaş gerekçesi iken, oradaki Kürt oluşumundan PKK ile mücadele etmesini ister olduk. Geçmişte bu Kürt oluşumlar yine bizimle birlikte PKK’ya karşı güya mücadele etmişlerdi; ara sıra PKK ile bir olup Türkiye’ye karşı olsalar da!

Tayyip’in Bush’la görüşmesinden de üçlü mutabakat çıkmıştır. Bu üçüncü unsur Irak yönetimi denilse de, aslında bu üçüncü unsur Kürt yöneticileridir; yani Barzani ve Talabani’dir. Kürt-İslamcı PKK ile mücadele etmek için PKK’yı koruyan, kollayan Barzani’ye muhtaç edildik. AKP’yi aklamaya çalışan medya ve yazar-çizer takımı bu gerçeğe hiç değinmedi. Ne çabuk unuttuk! Barzani değil miydi “PKK terör örgütü değildir” diyen? Hatta Talabani, “Türkiye’ye bir Kürt kedisi bile vermeyiz” diyordu. Bu acı gerçekleri anlatmak, yine maalesef yalnızca TÜRKSOLU’na düşmüştür.

Tayyip-Bush görüşmesinde ABD’nin Türkiye’ye, “İran’a beraber girelim” dediği iddia edilmişti. Hepimizin malumu, İran’da PKK’nın bir uzantısı olan PJAK vardır. Türkiye nasıl PKK ile sorun yaşıyorsa, İran da PJAK ile sorun yaşamaktadır. PJAK, PKK’nın İran uzantısıdır ve PKK’dan beslenmektedir. Amerika’nın yarın öbür gün İran’ı işgal planını gerçekleştirirken PJAK’ı kullanacağı herkesin malumu. Tayyip, ABD Irak’ı işgal ederken nasıl destekçisi olmuşsa, İran işgal edilirken de destekçisi olacaktır. Bugün komşularımızın başına gelen yarın başımıza gelecek ve PKK kartı da bu devrede oyuna sürülecektir.

Bu gerçekleri saklamaya çalışan medyamız, anlık istihbarata dayanan operasyonları sürekli gündeme getirerek başarılı bir işbirliği yapıldığı izlenimi veriyor; ama ölen bir PKK’lının ismini duymakta nedense zorlanıyoruz. ABD daha önce koordinatörlük ile Türkiye’yi nasıl oyaladıysa, anlık istihbarat olayı ile de PKK ile mücadele etmemize engel oluyor. Anlık istihbarata dayanarak yapılan PKK ile mücadele hüsranla sonuçlanacak ama medyanın AKP’yi şişirme operasyonları bitmeyecektir.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe