17.12.2007/Sayı:166
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Dünya Yavuz Selim
Waterboarding aslında yeni bir yöntem değil. Vietnam savaşında bile ABD askerleri tutsakları konuşturmak için bu yöntemi kullanıyorlardı.
Waterboarding aslında yeni bir yöntem değil. Vietnam savaşında bile ABD askerleri tutsakları konuşturmak için bu yöntemi kullanıyorlardı.

ABD işkence kanıtlarını yok ediyor

Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü’nün (CIA) El Kaide militanlarının sorgulamalarının yer aldığı 2 bant kaydının 2005 yılında imha ettiğinin geçen hafta ortaya çıkması ABD’de işkence yapılıp yapılmadığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Görüntülerin soruşturma komisyonlarına verilmesi yerine gizli olarak imha edilmesi kuşkusuz CIA’nın sorgulama teknikleri hakkındaki tartışmaları alevlendiriyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Dana Perino, “Söyleyebileceğim tek şey, tüm sorgulamaların yasal olduğu ve Kongre’ye hesap verildiğidir. ABD’de işkence yapılmaz” derken CIA Başkanı Michael Hayden ise bu kayıtları saklamaları için yasal bir zorunluluk bulunmadığı için bunları imha ettiklerini ve zaten bu görüntülerin artık istihbarat değeri kalmadığını iddia ediyor. Hayden bantların El Kaide’nin eline geçmesi durumunda sorgulamayı yürüten ajanların hem kendilerinin hem de ailelerinin yaşamının tehlikeye girebileceğini belirtiyor.

Hayden işin umduğundan fazla büyümesi durumunda kendini de garanti altına almaya çalışıyor gibi. Temsilciler Meclisi ve Senato istihbarat komisyonları başkanlarının da bu video kayıtlardan ve yok edilmesi kararından haberleri olduğunu söylüyor. Ayrıca içiçleri müfettişlerinin de bu bantları izlediklerini ve herhangi bir suç unsuruna rastlamadıklarını belirtiyor.

Fakat uygulanan sorgulama tekniklerinin işkence olup olmadığı konusunda ortada göreli bir durum var. Başkan George W. Bush’un sert sorgulama yöntemlerine izin vermesinden bu yana CIA birbirinden farklı teknikler deniyor ve bu yöntemleri de işkence olarak görmüyor. Bunlardan bir tanesi ise ABD’nin bugüne kadar işkence olarak kabul etmediği “waterboarding” yöntemi. Bu yöntemde sorgulanacak kişi eğimli bir tahta üzerine sırtüstü yatırılıyor. Ardından ağzı bir bezle kapatılan kurbanın suratına su dökülmeye başlanıyor. Bu, sorgulanan kişide çok büyük bir boğulma hissi yaratıyor. Nitekim emekli CIA ajanı John Kiriakou El Kaide’nin önde gelen liderlerinden Ebu Zübeyde’yi bu şekilde sorguladıklarını ve kendilerine her şeyi anlattığını itiraf ediyor. İşkence’nin ardından Ebu Zübeyde’nin Allah’ın kendisine göründüğünü söylediğini ve CIA ajanları ile işbirliği yapmasını istediğini belirtiyor eski CIA ajanı. CIA’ya göre en eğitimli insan bile bu işkenceye ancak 35 saniye dayanabiliyor.

İşte bu yöntem daha düne kadar bu yöntem işkence olarak kabul edilmiyordu. Görüleceği üzere bu yöntem geride en ufak fiziksel bir kanıt bırakmıyor. Sorgulanan kişinin akli dengesinde sorunlara yol açmasının dışında. Bizim bilmediğimiz elbette çok daha fazla teknikleri vardır. ABD Başkanı George W. Bush da zaten ABD’nin işkence yapmadığını ancak kullanılan sorgu tekniklerini açıklayamayacaklarını söylemişti. Doğrudur, insanlıktan nasibini bir türlü alamayanlar için bu yöntemlerin hiçbiri işkence olarak kabul edilemez.


Rusya en son olarak Hiroşima’ya atılan atom bombasının 50 katı gücünde nükleer silah taşıma kapasitesine sahip olan kıtalararası “RS-12M Topol” tipi füzenin başarıyla fırlatıldığını açıkladı.Silahlanma yarışı yeniden mi başlıyor?

ABD’nin Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne kurmayı planladığı füze kalkanı projesi sonunda ters bir etki yaparak Soğuk Savaş’ın yeniden başlamasına neden olacak gelişmeleri doğurdu. ABD her ne kadar füze kalkanının İran ve Kore gibi ülkeler için olduğunu açıklasa da bu yanıtlardan tatmin olmayan Rusya, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması AKKA’dan resmen çekildi.

İki kutup arasında silahlanma yarışını azaltmak için 1990 yılında imzalanan anlaşma ile konvansiyonel silahlar miktarı ve asker sayısı önemli ölçüde sınırlandırılıyordu. 1999 yılında Rusya’nın kaygılarını gidermek için bir kez daha gözden geçirilen yeni anlaşma metni NATO tarafından onaylanmamıştı. NATO anlaşmayı onaylamak için Rusya’nın Gürcistan ve Moldova’daki güçlerini geri çekmesini isterken, anımsanacağı gibi Rusya daha çok yakın bir zamanda Gürcistan’daki askeri varlığını sona erdirmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan her ne kadar “Rusya, AKKA’nın askıya alındığı süreç içinde sonuca yönelik görüşmeler yapmaya hazırdır” açıklaması yapılsa da ne Batı bloğunun ne de Rusya’nın hiçbir konuda birbirlerine ödün vermemesi, söylenenlerin havada kalacağının göstergesi. Rusya AKKA’yı Bulgaristan ve Romanya’ya üs inşa eden ABD’nin çoktan bozduğu görüşünde. ABD’nin füze kalkanı projesini Avrupa’ya genişletme girişimlerini de en başından itibaren kendi güvenliği için bir tehdit olarak görüyor.

Askeri analistler ise Rusya’nın askeri alanda kendisine güveninin tekrar yerine geldiğini ve bu yüzden dolayı AKKA’ya gereksinimi kalmadığını düşünüyorlar. Rusya belki ilk etapta daha önceden sınırlandırılan bölgelere asker ya da silah yığınağı yapmayacak ama AKKA’yı askıya alması sayesinde artık NATO onayına gerek duymadan istediği bölgeye yığınak yapabilecek. Rusya zaten askeri açıdan genişlemeye niyeti olduğunu yıllar sonra Akdeniz’e donanma göndererek ya da İngiltere’ye kadar uzanan keşif uçuşlarının yeniden başlatarak göstermişti.

Rusya ayrıca füze kalkanı projesine de gözdağı vermek için yeni füze denemeleri yapıyor. Rusya en son olarak Hiroşima’ya atılan atom bombasının 50 katı gücünde nükleer silah taşıma kapasitesine sahip olan kıtalararası “RS-12M Topol” tipi füzenin başarıyla fırlatıldığını açıkladı. Rusya’nın füze kalkanı projesinin devreye girmesinden bu yana yeni tip füzeler üzerinde araştırmalar yaptığı biliniyor


Tzipi Livni, Ehud Olmert, Mahmud Abbas ve Ahmed Kurey birlikte daha çok toplantı yapacağa benziyor.
Tzipi Livni, Ehud Olmert, Mahmud Abbas ve Ahmed Kurey
birlikte daha çok toplantı yapacağa benziyor.

İsrail işi
yokuşa sürüyor

27 Kasım tarihinde ABD’de gerçekleştirilen Annapolis konferansında İsrail ve Filistin’in karşılıklı olarak görüşmeleri sürdürme kararından başka bir sonuç çıkmadığını söylemiştik. İşte Annapolis’te kararlaştırılan görüşmelerin ilki Kudüs’te başladı ve İsrail’in konferans öncesi yaptığı son icraatlar yüzünden oldukça da kısa sürdü.

Yedi yıl aradan sonra başlayan görüşmelere İsrail tarafı adına Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Filistin tarafı adına ise eski başbakan Ahmet Kurey başkanlık ederken, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği son operasyonlar görüşmenin sönük geçmesine neden oldu. Görüşmelerden hemen bir gün önce Gazze Şeridi’ne giren İsrail ordusu 8 Filistinliyi öldürürken en az 20 kadarını da yaraladı. Maddi zarar ise yarım milyon dolardan daha fazla.

İsrail’in görüşmeler öncesinde ortamı gerginleştirmeye yönelik tek hamlesi Gazze Şeridi’ne girmesiyle de sınırlı kalmadı. İsrail hükümeti Filistinlilerle adeta alay edercesine, görüşmelerin hemen öncesinde Doğu Kudüs’teki Har Homa (Ebu Gneym) Tepesi Yahudi yerleşimini daha da genişletecek olan 307 konutun ihalesini duyurdu.

Filistin tarafı bu beklenmedik gelişmeyi şiddetle protesto ederken Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın yardımcısı Nimer Hammad da İsrail’in barış çabalarını baltalayacak açılımlardan bir türlü vazgeçemediğinin altını çizdi. İsrail Sözcüsü Mark Regev ise yeni yapılacak konutların yol haritasına zarar vermeyeceği görüşünü savunuyor. Taraflar şimdi Paris’te gerçekleştirilecek olan başka bir toplantıya hazırlanıyorlar. Anlaşılacağı üzere toplantılar birbirini kovalıyor ama hiçbirinden bir türlü istenilen sonuçlar çıkmıyor.


Vladimir Putin ve müstakbel başkan adayı Dimitri Medvedev
Vladimir Putin ve müstakbel başkan adayı Dimitri Medvedev

Putin’in halefi belli oldu

Aday olduğu Birleşik Rusya Partisi’nin seçimlerden büyük bir zaferle ayrılmasından moral bulan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2008 Martında dolacak başkanlık süresinden önce halefi de belli oldu. Birleşik Rusya Partisi’nin yanı sıra Putin yanlısı üç parti de 2008 yılında yapılacak başkanlık seçimleri için adaylarının Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitri Medvedev olduğunu açıkladı.

Rus haber ajansı RİA Novosti’nin haberine göre, yerine önerilen Medvedev için Putin’in “17 yıldır kendisini çok yakından tanıdım ve devlet başkanı olmasına tam destek veriyorum” dediği öğrenildi. Medvedev 2000 yılındaki başkanlık seçimlerinde Putin’in seçim kampanyasını yürütmüş ve ardından Kremlin’de görev yapmaya başlamıştı.

Rusya’nın doğalgaz devi Gazprom’un yönetim kurulu başkanlığı görevini de yürüten yeni başkan adayı Medvedev, Rusya’daki sağlık, konut edindirme ve eğitim konularından sorumlu. İş dünyası ile de yakın ilişkileri bulunan ve serbest piyasa ekonomisini savunan Medvedev’in aday olduğunun duyurulmasının ardından Rusya Borsası da hızlı bir yükseliş gösterdi.

Dimitri Medvedev de dört parti tarafından aday gösterilmesinin ardından yaptığı açıklamada tük partilerle ortak bir noktada buluşmak için tek tek görüşeceğini, şimdiye kadar yaptığı ön görüşmelerin de çok olumlu geçtiğini belirtti. Kendisine tam destek verdiğini söyleyen Putin’i de unutmayan Medvedev, Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı Duma’da yaptığı konuşmada, “Yeni cumhurbaşkanının seçilmesinden sonra, Putin’den, hükümete başkanlık etmesine prensipte onay vermesini rica ediyorum” diyerek Putin’den başbakanlık görevini kabul etmesini istedi. Bunun Rusya’nın istikrarı için yararlı sonuçları olacağını belirten Medvedev özellikle yürütme alanındaki en önemli konumların korunmasına ilkesel olarak çok büyük önem verdiğini belirtti.

Putin övgüleri bunlarla sınırlı kalmayan Medvedev, BRP’nin seçimlerden büyük bir farkla birinci parti olarak çıkmasının temel nedeninin Putin’i birinci sıradan aday göstermesi olduğunu anımsatırken, devlet başkanlığı görevine seçilmesi durumunda ilk hedefinin insanlarının gelir düzeyini yükseltmek olduğunu, Putin sayesinde Rusya’nın artık ilkokul öğrencisi muamelesi görmeyen, sözü dinlenen bir ülke durumuna geldiğini ve bu politikayı devam ettireceğini sözlerine ekledi.

Yapılan tüm yorumlar Medvedev’in de Putin’in kuklası olacağı yönünde. Kremlin’de çalıştığı dönemde Putin’e gelen dosyaları ilk olarak o incelediği için arkadaşları ona “danışman” diye sesleniyorlar. Soyadı ise Rusçada “ayı” anlamına geliyor. Medvedev her ne kadar ayı olsa da Kremlin’in gelecek dönemde de gerçek ayısı yine Putin kalacak.

Ortaya atılan son iddialara göre ise Putin uzun süre başbakanlık koltuğunda kalmayacak. “Eho Moskvı” Radyosu’nun iddiasına göre Putin’in Belarus ziyareti kapsamında iki devletin tek bir çatı altında birleşmesi görüşülecek. Üst düzey yetkilileri kaynak olarak gösteren radyoya göre oluşacak yeni devletin başına tekrar Putin geçerken, başbakanlık görevini ise şimdiki Rusya Başbakanı Viktor Zubkov yürütecek.

İki ülke arasındaki birleşme söylentileri Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana sürekli olarak gündeme geliyor. Fakat iki ülkenin liderleri arasındaki görüş ayrılıkları her seferinde iki ülkenin birleşmesini engelliyor. Moskova yönetimi ise tüm bu iddiaları kesin bir dille yalanlıyor. Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov da ortaya atılan tüm bu iddiaların birer fantezi olduğu görüşünde. Fakat ortada olan bir gerçek var: Herkes Putin’in en kısa zamanda başkanlık koltuğuna geri döneceğini düşünüyor.


AB dönem başkanlığını yürüten Portekiz’in başkenti Lizbon’da toplanan AB üyesi ülkelerin devlet başkanları ve hükümet temsilcileri, 2005 yılında Fransa ve Hollanda’da yapılan referandumla reddedilen anayasanın yerini alacak ve yeni AB Anayasası olarak tanımlanan Lizbon Anlaşması’nı imzaladı.AB yeni anayasasına kavuştu

AB dönem başkanlığını yürüten Portekiz’in başkenti Lizbon’da toplanan AB üyesi ülkelerin devlet başkanları ve hükümet temsilcileri, 2005 yılında Fransa ve Hollanda’da yapılan referandumla reddedilen anayasanın yerini alacak ve yeni AB Anayasası olarak tanımlanan Lizbon Anlaşması’nı imzaladı.

Lizbon’daki Jeronimos Manastırı’nda düzenlenen imza törenine katılan 27 ülkenin temsilcisinin anlaşmaya imza koymasıyla 2005 yılından bu yana süren sıkıntı artık aşılmışa benziyor. Yeni anayasa 10 Haziran 2009 tarihinde yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri gözetilerek 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek.

Avrupa Birliği, yeni anayasa ile dünya siyasetinde ABD ve Rusya’nın karşısına daha güçlü biçimde çıkmaya hazırlanıyor. Daha güçlü bir dış politika ve daha güçlü bir liderlik kurumu hedefleyen yeni anayasa uyarınca 6 aylık dönüşümlü başkanlık sistemi kaldırılırken, üye ülkelerin oybirliğiyle seçilecek ve 2.5 yıl görev yapacak AB Konseyi Başkanı seçilmesi öngörülüyor. Yine güçlü bir dış politika yürütmek üzere üye ülkeler arasında tek sesliliği sağlayacak AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi seçilecek ve üye ülkelerin dışişleri bakanlarının buluştuğu Dış İlişkiler Konseyi’ne başkanlık edecek. Yüksek Temsilci sayesinde üye ülkeler arasında eşgüdüm sağlanması hedefleniyor.

Rusya ve ABD’nin dünyayı paylaşma savaşının kızıştığı bir süreçte AB de bu savaştan pay kapmak için artık büyük oynuyor. Yeni anayasa da yalnızca ortak bir bayrakla ortak bir marş eksik. Fakat Rusya ve ABD arasındaki rekabet daha da şiddetlenirse bu eksiği kapamak da fazla zaman almayacaktır. Zira emperyalist bloklar arasındaki rekabet küçük emperyalistlerin birleşmesini zorunlu kılıyor.


Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, 1973 yılındaki ziyaretinden tam 34 yıl sonra bir kez daha Fransa’yı ziyaret etti. Kaddafi
Avrupa turunda

Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, 1973 yılındaki ziyaretinden tam 34 yıl sonra bir kez daha Fransa’yı ziyaret etti. 2007 yılının başında yüzlerce Libyalı çocuğa HIV virüsü bulaştırdıkları gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırılan Bulgar hemşireler Fransa’nın arabuluculuk girişimleri ile kurtulmuş, hemşirelerin kurtulmasının ardından Libya’ya giden Nicolas Sarkozy, Kaddafi’yi ülkesine davet etmişti.

İade-i ziyaret kapsamında Fransa’ya giden Kaddafi büyük protestolarla karşılandı. Özellikle Fransa’daki insan hakları örgütleri tarafından diktatörlükle suçlanan Kaddafi’nin Sarkozy ile görüşmesi hükümeti de oldukça sıkıntıya soktu. İnsan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Rama Yade’nin yanı sıra muhalefet de Sarkozy’i ülkeyi iş dünyası kurallarıyla yönetmekle suçluyor. Zira görüşme kapsamında aralarında 3 milyar dolarlık uçak alımın da bulunduğu 10 milyar dolarlık bir ticaret sözleşmesi imzalandı. Sarkozy böylece Kaddafi’yi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın merdivenlerinde karşılamanın ödülünü almış oldu.

Kaddafi alışıldığı üzere Fransa ziyareti kapsamında şov yapma geleneğini de sürdürdü. Kendisine tahsis edilen resmi konut Hotel Marigny yerine otelin bahçesine kurduğu çadırda kalmayı tercih eden Kaddafi, görüşmeye katılan heyet üyelerinin tümünü de beyaz limuzinlerle Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na getirdi. Kaddafi kendisini korumak için de özenle seçilmiş 30 bakireyi yanında getirmiş. Fransa Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü David Martinon’un açıklamaları ise kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyenlerin görgüsüzlüğünün yansıtıyor: “Kaddafi’nin çadırı gerçekten çok konforlu.”

Kaddafi ise paranın gücünün kendisine sağladığı olanaklardan son derece memnun. Fransa Cumhurbaşkanı’na kendisini merdivenlerde karşılatan Kaddafi, France 24 televizyonuna yaptığı açıklamada Batı dünyası ile ilişkilerinin çok dostça olduğunu ifade ederken, vakti zamanında üzerine bomba yağdıran ABD’yi bile ziyaret edebileceğini söyledi.

Lockerbie kurbanlarına tazminat ödedikten sonra Bush yönetiminin ve gelişmiş Batılı ülkelerin kendilerine hiçbir zaman düşman olmadığı fetvasını veren Kaddafi anlaşılan kıblesini iyice Batıya çevirmiş durumda. Filistin davası konusunda Araplardan umudunu kestiğini söyleyerek “Ben aslında Arap değil Afrikalıyım” diyen Kaddafi, şimdi de ABD’nin Irak’taki katliamlarını ya da en basitinden 1989 yılında kendi ülkesine saldırarak bine yakın sivili öldürmesini görmezden gelerek yalnızca El Kaide’yi teröristlikle suçluyor ve terörizmin hiçbir zaman başarıya ulaşamayacağını söylüyor. Herhalde yaşlanınca geçmişte olanları anımsamamaya başladı diyelim de konu kapansın.



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe