10.12.2007/Sayı:165
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Okan İşbecer
Ufuk Uras'a ABD'den destek
Chavez bu defa sıkıntıda
Tepkiler karşısında ABD Büyükelçisi geri adım attı

Sol gazete nasıl olmaz

Yeşil Elma Koalisyonu’nun esaslı bileşenlerinden biri olan Birgün gazetesi, 30 Kasım 2007 tarihli nüshasında gaf üstüne gaf yaparak komprador solun içine düştüğü zavallı durumu bir kez daha gözler önüne serdi. Sözkonusu tarihli gazetede yer alan iki haber gerçekten de antiemperyalist, solcu insanlar açısından ibretle okunması, hatta kesilip saklanması gereken cinsten.

Şimdi sizlere özetini de vereceğimiz haberlerden ilki, ABD Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’un geçtiğimiz hafta AKP milletvekilleri ve DTP haricindeki Kürt siyasetçiler ile yaptığı görüşme ile ilgili.

Geçtiğimiz hafta söz konusu görüşmeye kısaca değinmiştik. Aslında Wilson’un niyeti bir dizi görüşmeler yapmak ve buradan bir sonuca varmaktı. Ancak daha ikinci toplantı, AKP’li vekiller katılmadığı için iptal edildi. Bu iptal haberi de Birgün’de “Tepkiler Karşısında ABD Büyükelçisi Geri Adım Attı” başlığıyla verdi. Bir önceki günkü başlığı ise, “Sömürge Valisi İşbaşında” idi. Desteklediği partinin genel başkanı sömürge valisiyle görüşemedi diye afra tafra yapan bir sol gazete ilk defa görüyoruz; şaşkınlığımız biraz da ondan. Başlığı görünce ilk önce yanlışlıkla Amerika’da yayın yapan bir gazeteye baktığımızı sandık. Çünkü ancak bir Amerikan gazetesi herhalde bu toplantının iptal edilmesine bu kadar üzülebilirdi.

Ancak haberin tamamını okuyunca Soros solcularının esas neye üzüldüklerini anlayabildik. Meğerse o günkü toplantıya çağrılanlar arasında Meclis’in yeni maskotu, son dönemlerin yükselen yıldızı ve aynı zamanda ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras da varmış. Bugüne kadar hep Avrupa kapılarına yüz süren Ufuk Uras, Wilson Dergâhı’na yüz süremediği için oldukça üzülmüş olmalı ki, Birgün’deki ÖDP’li dostları da bu minvalde bir haber yaparak onu teselli etmeyi uygun görmüşler. Ufuk Uras’ın konu ile ilgili demeci de yer alıyor haberde. Tam da ABD’yi Ortadoğu politikasından dolayı eleştirecekken toplantının iptal edilmesi Uras’ı çok üzmüş. Gören de der ki, Wilson Ufuk’tan korkup toplantıyı iptal etti! Devamla, Ufuk ABD yönetiminin Kürt meselesiyle ne ilgisi olduğunu anlayamadığını belirterek “ABD’nin kendine hayrı olsaydı El Kaide, Usame Bin Ladin meselesini çözerdi” demiş. E güzel kardeşim, peki adama demezler mi kendine bile hayrı olmayan birinin kapısında senin ne işin var?

Gazetedeki ikinci akıllara zarar haber ise Venezüella’nın devrimci Devlet Başkanı Chavez’le ilgili. Bilindiği gibi Venezüella’da geçtiğimiz hafta bir referandum yapıldı. Amerika’nın ve Amerikancı medyanın yoğun gayretleri neticesinde Chavez istediği sonucu alamadı. Buna rağmen olaya devrimci olarak yaklaşan Chavez, “Mücadeleye devam” dedi.

30 Kasım tarihli Birgün’de referandum öncesi yer alan bir haber, Türkiye’deki ve dünyadaki herhangi bir Amerikancı gazetenin haberini aratmadı. “Chavez Bu Defa Sıkıntıda” başlığıyla verilen haberde, Chavez’in Venezüella halkını “Ya benimlesiniz ya da bana karşısınız” diye tehdit ettiğinden tutun da, bir anket şirketinin yaptığı ve yüzde 49’a yüzde 39 Chavez muhaliflerini önde gösteren bir yığın zırva yer alıyor.

Her neyse, netice itibariyle Chavez, Amerikancıların yoğun propagandası sonucu referandumu kaybetti. Bizim Soros solcuları da, bir süre için rahat nefes alırız diye düşünüyor olabilirler; ama dikkatlerini çekelim ki karşılarında Chavez var. Chavez mavez bize vız gelir diyorlarsa o başka.

İçindeki enternasyonalizm virüsü ile mücadele edemeyen komprador solcular, önce Avrupa kapılarında epey süründükten sonra nihayet ÖDP sayesinde Avrupa Birliği’ne üye oldular. Şimdi de hedef olarak gözlerine Amerika’yı kestirdiler herhalde. O kadar ABD işbirlikçisi içinde kendilerine yer bulabilmek için iyi bir çıkış yapmaları gerekirdi ve de yaptılar.

Eminiz ki Birgüncüler gazeteyi çıkarmadan önce çok tartışmışlardır, nasıl bir sol gazete çıkaralım diye.

Hatta zaman zaman bu gazetede bağımsız medya üzerine tartışmalar ve yazı dizileri de yayınlanır.

Ama bu kadar çalışmaya rağmen solla alakası olmayan, Amerikancı bir gazete yayınlıyorlar.

Belki de bize şunu göstermeye çalışıyorlardır:

Böyle sol gazete olmaz!


Leyla Zana: Kürt sorunu Öcalan mutabakatı ile çözülürAP’de Kürt Konferansı ve DTP’de son gelişmeler

AB, PKK konusundaki ikiyüzlülüğünü bir kez daha gösterdi. Geçtiğimiz hafta Avrupa Parlamentosu’nda (AP) düzenlenen Kürt Konferansı, PKK ve Apo propagandasına dönüştü. 4 Aralık’ta başlayan ve iki gün sürecek olan konferans, AP’deki Birleşik Sol Grup’un himayesinde gerçekleştirildi.

Roj TV’nin canlı yayın yaptığı konferansın katılımcıları da birbirinden ilginçti. Türkiye’den, AP tarafından verilen Sakharov Ödülü sahibi Leyla Zana, DTP eski Genel Başkanı Ahmet Türk, DTP’nin asker ve kanun kaçağı yeni Genel Başkanı Nurettin Demirtaş, Osman Baydemir gibi isimlerin yanı sıra Baskın Oran, Doğu Ergil ve Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu katıldı. Bunun yanı sıra Avrupa’da yaşayan kaçak PKK’lılar ve iltica eden eski DEP milletvekilleri de konferanstaydı. Kırmızı bültenle aranan Ahmet Gülabi Dere bunlardan sadece biri.

Konferansın açılış konuşmasını yapan üç kişiden biri de Leyla Zana’ydı. Kürtçe yaptığı konuşmada adres olarak teröristbaşını gösteren Zana, “Kürt halkı, çözüme evrilen bu süreçte Sayın Öcalan’ın rolünü toplumsal barış ve halkların birlikteliği adına son derece etkili ve önemli bulmaktadır. Çözüm arayışında ilk radikal adım Öcalan’la varılacak kapsamlı bir mutabakattır.” dedi.

Konferansa katılan en ilginç isim ise şu an kaçak durumda olan DTP Genel Başkanı Nurettin Demirtaş’tı. Konferansta yaptığı konuşmada hükümetin PKK’yla masaya oturması gerektiğini belirten Demirtaş, sivri çıkışlarda bulundu. Para karşılığı sahte çürük raporu alarak askerden kaçtığı ortaya çıkan Demirtaş, konu ile ilgili soruşturma başlar başlamaz yurtdışına çıkmıştı. Şimdi ise hakkında soruşturma açılanlar tutuklanırken, Demirtaş da kanun kaçağı durumuna düşüyor.

Konferanstan sonra Türkiye’ye döneceği söylenen Demirtaş, Brüksel’den Almanya’ya geçti. Avrupa böylece bir bölücü kanun kaçağına daha ev sahipliği yapmış oldu.

Bu arada DTP’li milletvekilleri ortamı germeye devam ediyorlar. Geçtiğimiz hafta bütçe görüşmeleri sırasında söz alan DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, “Üniter yapıya saygılıyız, ancak tek millete asla, asla... Bizi kimsenin farklı alana itmeye hakkı yok. Cumhurbaşkanı’nın dediği farklılıklar, kravat veya elbise değil, kültür ve dildir. Başbakan 75 Kürt milletvekili olduğunu söylüyor. Uçakta aklına Kürtler geliyor. Burada siz niye hatırlamıyorsunuz? Kürt milletvekilleri niye konuşmuyor? PKK bu ülkenin bir gerçeği; hayır mı diyelim?” sözleriyle tepki topladı.

Tayyip’in göreve geldiği ilk günden beri kapısından ayrılmadığı Avrupa Birliği ve Cumhurbaşkanı Gül’ün zenginlik olarak gördüğü Sırrı Sakık gibi farklılıkların Türkiye’nin temelini nasıl dinamitlediğini görmek bakımından geçtiğimiz hafta bayağı öğretici oldu.

İnşallah bu türlü derslere çok uzun süre maruz kalmayız.


İkizlerden şehit babaya son bakışTerörle mücadele
aralıksız sürüyor

Hain teröre karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin verdiği mücadele aralıksız devam ediyor. Özellikle son iki aydır artan teröre karşı bahar aylarından bu yana Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yapılan hazırlıklarla birlikte kahraman Mehmetçik, sınırlarımız dâhilinde teröristlere aman vermiyor.

En son geçtiğimiz hafta Şırnak’ta başlayan operasyon, Küpeli Dağları’nda devam etti. 4 Aralık tarihinde meydana gelen çatışmada Gabar saldırısını gerçekleştiren gruptan olduğu belirlenen 4’ü kadın 6 terörist ölü olarak ele geçirildi.

Genelkurmay Başkanlığı’ndan konu ile ilgili yapılan açıklamada “Şırnak Küpeli Dağı bölgesinde; kış hazırlıklarını sürdüren ve güvenlik güçlerine yönelik eylem arayışında bulunan bir grup PKK terör örgütü mensubuna yönelik olarak, 04 Aralık 2007 tarihinde bir operasyon gerçekleştirilmiştir.

Operasyon sırasında Küpeli Dağı bölgesindeki bir sığınakta teröristlerle sıcak temas sağlanmıştır. Güvenlik güçlerinin teslim ol çağrılarına teröristlerin ateşle karşılık vermesi sonucu meydana gelen çatışmada, dördü kadın ikisi erkek olmak üzere, toplam altı terörist silahlarıyla birlikte etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca, teröristlere ait sığınakta bol miktarda erzak ve örgütsel döküman ele geçirilmiştir.

Etkisiz hale getirilen teröristlerin, 07 Ekim 2007 tarihinde bir astsubay ile 12 eri şehit eden terörist gruba mensup oldukları değerlendirilmiştir” denildi.

Şırnak’ta devam eden operasyonlar kapsamında 5 Aralık tarihinde de yine aynı gruptan oldukları belirlenen 8 terörist ölü olarak ele geçirildi.

Türk Milleti, Şırnak’ta düzenlenen operasyonlarda bir kahraman evladını daha şehit verdi. Özel Kuvvetler’de görevli Yüzbaşı Sinan Eroğlu, 4 Aralık tarihinde düzenlenen operasyonda şehit oldu. Evli ve bir yaşında ikiz çocukları olan Yüzbaşı Eroğlu, İstanbul’da düzenlenen cenaze töreninin ardından Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Kucağında çocukları olduğu halde cenaze törenine katılan eşi Tuğba Eroğlu, eşini asker selamıyla uğurlarken Türk Milleti’nin büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Türk Milleti, hain teröre karşı mücadelede canını feda eden kahraman evlatlarına minnettardır.


Sabah-atv 5 dakikalık ihaleyle Çalık Grubu'na gittiSabah ve atv Tayyip’in damadına satıldı

TMSF’nin 7 ay önce el koyduğu Dinç Bilgin’e ait Sabah Grubu, yapılan göstermelik ihale neticesinde Tayyip’in damadının genel müdürlüğünü yaptığı Çalık Grubu’na satıldı. Aylardır tartışması süren ihale sürecinde geçtiğimiz hafta sona gelindi ve ihaleye tek başına giren Çalık Grubu 1.1 milyar dolar peşin ödemek koşuluyla kazandı. Yapılan sözde ihale 2 dakika sürdü ve bu anlamda bir rekora imza attı.

Hafta başında ihale için yeterlilik alan üç gruptan Nurol-Carlyle ve Lüksemburg merkezli RTL-İpek-Sancak grupları, ihaleden bir gün önce ihaleye katılmama kararı alarak Çalık Grubu’nu tek başına bıraktı. Netice itibariyle ihaleye tek başına giren Çalık Grubu, tek kuruş fiyat artırımında bulunmadan ihaleyi kazanmış oldu.

Çalık Grubu adına Turkuaz Radyo Televizyon tarafından kazanılan ihale neticesinde Başbakan’ın damadının genel müdür olduğu şirket Türkiye’nin ikinci büyük medya grubunun sahibi olmuş oldu. Turkuaz Radyo ve Televizyon’un Başkan Yardımcısı ise Tayyip’in damadı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak.

Yaklaşık 25 yıllık bir geçmişi olan Çalık Grubu, özellikle enerji alanında yaptığı yatırımlarla tanınıyordu. Son yıllarda inşaat sektörüne de el atan Çalık Grubu, özellikle 2003’ten sonra hızlı bir yükseliş sergiledi.

Bünyesinde 34 şirket bulunan grup, Türkmenistan’daki yatırımlarıyla adından söz ettirmişti. Grubun halen Türkmenistan’da üç doğalgaz çevrim santrali inşaatı sürüyor.

Önceki yıl Samsun-Ceyhan Boru Hattı’nın yapımı Bakanlar Kurulu kararı ile Çalık Grubu’na verilmişti. İhalesiz olarak verilen proje çok tartışılmıştı.

Elektrik üretimi ve dağıtımı ile birlikte doğalgaz dağıtımı ile de ilgilenen Çalık Grubu en son Bursagaz ve Kayseri Doğalgaz’ı aldı. Sabah ve atv’yi alan grup, böylece ulusal medyaya adım atmış oldu.

TMSF’nin el koyduğu 1 Nisan 2007’den beri yavaş yavaş AKP güdümüne giren Sabah ve atv açısından ise dönüşüm bundan sonra biraz daha hızlı olacak. Tayyip ise böylelikle yandaş medya kadrosunu daha da güçlendirmiş oldu.

Dünür Albayrak’ın sahibi olduğu Yeni Şafak, Fethullahçı Zaman, Vakit, Bugün, Star gibi gazetelerden sonra Sabah gazetesinin de koroya tam dahil olmasıyla Tayyip’in eli biraz daha güçlendi.

Bakalım bundan sonra Sabah’ta nasıl bir kadro düzenlemesi yapılacak?

TMSF’nin el koymasından sonra ikinci kez yayın yönetmenliğine getirilen Ergun Babahan gidici gibi gözüküyor.

Gazetecilik konusunda tecrübeli olan dünür Albayrak’ın da oğlunun şirketine yardımcı olacağı söylentiler arasında.


Hakim yasasına gece yarısı onayıGül’den jet onay

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığına jet hızıyla başladı. Göreve geldiği günden beri hükümetin gönderdiği kanun ve kararnamelerden ancak birkaç tanesini geri çevirerek onay rekoruna çok kısa sürede ulaşan Abdullah Gül, son olarak imzaladığı “5720 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile ulaşılması zor bir rekora imza atarken, görev aşkı ile de gözlerimizi yaşarttı.

Önceki Çarşamba günü 9 saatlik bir maratonla Adalet Komisyonu’ndan geçerek Meclis’e gelen kanun teklifi, Cuma günü öğleden sonra Meclis’te görüşülmeye başlandı. Cumartesi günü 01.30’da kabul edilen kanun metni Pazartesi öğleden sonra Çankaya Köşkü’ne gönderildi.

Pakistan’da bulunan Abdullah Gül, Salı günü 01.39’da Ankara’ya vardı. Köşk’e gelir gelmez kanun teklifini incelemeye başlayan Gül, 03.25’te teklifi onayladı ve Başbakanlığa gönderdi.

Bu hızlı maratonun ardından kanun Salı sabahı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Hem hükümetin hem de Cumhurbaşkanı’nın, kanunun yürürlüğe girmesi için bu kadar hızlı hareket etmelerinin nedeni, kanunu 5 Aralık tarihine yetiştirme çabasından kaynaklanıyor. Daha önce Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan bir yönetmeliğe göre, bakanlığın aldığı 99 stajyer hâkim, şayet kanun 5 Aralık’tan önce yürürlüğe girmeseydi, Danıştay’ın yönetmeliği iptal etmesi nedeniyle bu görevlerinden ayrılmak zorunda kalacaklardı.

Adalet Bakanlığı’nın mülakatla hâkim almasını kanun hükmü hale getiren bu düzenlemenin 5 Aralık’tan önce yürürlüğe girmesiyle, 99 hâkim adayı stajlarını tamamlamış oldukları için hâkim olarak göreve başlayabilecekler.

Böylece hâkim ve savcıların Adalet Bakanlığı tarafından sadece bir mülakatla göreve getirileceği bir dönem başlamış oldu.

Yargının tarafsızlığı ilkesini çöpe atacak bu düzenleme, AKP hükümetinin ve sözde tarafsız Cumhurbaşkanı’nın el ele Türkiye’yi ne hale getireceklerinin ilk işaretlerini verirken, Gül’ün de Tayyip’in noteri olduğu fikrini pekiştirdi.

Öte yandan TBMM’deki bütçe görüşmelerinde muhalefetin jet onayla ilgili eleştirilerini cevaplayan Başbakan Erdoğan, Gül’e teşekkür ederek şöyle dedi:

“Biz zamanında 15. günün sonuna kadar bekletildik. Bu hizmeti engellemekti.”

“Yargının AKP’lileşmesi” olarak adlandırılan yasanın jet hızıyla geçmesini eleştiren Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun jet hızıyla onaylamasına ilişkin, “Tarafsızlık beklentimizle örtüşmemektedir” değerlendirmesini yaptı.

Eminağaoğlu, “Yasa, tarafsızlık boyutuyla beklentimizi karşılamamıştır. Cumhurbaşkanı’nın, evrensel düzenlemeleri hiçe sayan, yargının beklentilerini karşılayamayan, üzerinde bu kadar tartışma yaratılan, Meclis kararı ile yargıç alımına olanak sağlayan bir yasayı bu kadar kısa süre içerisinde imzalaması tarafsızlık beklentimizle örtüşmemiştir” dedi.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe