03.12.2007/Sayı:164
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Özgün Yekta Güngör Özden

Yekta Güngör ÖzdenSürüyor...

Operasyonlar sürüyor, görüşmeler sürüyor, inatlaşma sürüyor, zıtlaşma sürüyor, oyalama, aldatma, aykırılık, kötülük sürüyor. Kimse bildiğinden şaşmıyor. Olumlu bir şey saptamak güç. İktidarın sıkmabaşçı anayasa inadı sürüyor. Afra tafra ile günümüz Başbakanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin değil kendilerinin anayasasıymış gibi sayısal çoğunlukla her şeyi yapacaklarını söylüyor. Efelik sürüyor, üçüncü meşrutiyet sürüyor.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Kürtçülerle görüşmeler düzenliyor. Görüşlerini, tutumlarını, amaçlarını bildiklerini çağırıyor. Belli adları topluyor, federatif sistem üstelik iktidar milletvekillerinin yanında çekinilmeden açıklanıyor. Kürtçüler yerel, bölgesel-yöresel anlaşmazlık, karşıtlık içinde olsalar da kalkış noktaları, amaçları birdir. Operasyonun yapılmamasını PKK’nın güçlenmemesi için istediklerini söylemeleri gerçekte PKK’yı korumalarıdır. Her zaman söylediğimizi yineleyelim, kimse kimseyi kandırmasın istedikleri federatif sistem yoluyla ayrı ulus, ayrı yönetim sonunda ayrı devlettir. ABD Büyükelçisinin yaptığı görüşmeler ABD için Türkiye’de yapılsa kıyameti koparırlar. Anlayışlı(!), hoşgörülü(!) ve demokrat-liberal(!) ılımlı İslâmcı dincilerimiz sayesinde ABD duvarlarındaki Sevr haritaları gibi masalarında da bölme projeleri yer alabilir.

Geçen ay

Kimi acı olayların yaşandığı Kasım ayı, 24 Kasım Öğretmenler Günü’yle soğumakta olan yüreklerimizi biraz ısıttı. İnsanlık mesleği denilecek öğretmenliğin sorunları, özverili öğretmenlerimizin koşulları tartışıldı. İLO ve UNESCO’nun birlikte açıkladıkları Öğretmenler Konum Önerisi’ni ülkemiz de imzalamasına karşın yaşama geçmesini sağlayamadı. Millî Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenler, öğrenciler için yaptıklarıyla ders kitaplarındaki tutumu aykırılıklarla sürmektedir. İlköğretim öğrencilerinin seviye saptama sınavlarında şeriat sorularının sorulması, sıkmabaşlı öğrencilerin serbestçe dolaştığı üniversiteler, ikilemli rektör ve dekanlar, kimi televizyonların sabah izlencelerinde dinadamı bulundurması, âyetlerle ayrımcılık kışkırtması sürüyor. Veliler Hacc’a hacı adaylarını uğurluyor. Fethullahçılar yurtdışında gösterişli etkinlikler düzenleyip üniversitelerde kürsüler açtırırken Türkiye’de her yeri ele geçiriyor. Renkli ve güçlü dayanışmaları kimi organların üstdüzeyine dayandı. Olumsuzluklar hızlanır, yaygınlaşır, artarken Devrim Yasalarının savsaklanması da sürüyor. Atatürk’ü ulusal günler ve 10 Kasım’la sınırlarken her biri cumhuriyetin lâik niteliğini korumayı ve Türk Ulusu’nu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı amaç edinen Devrim Yasaları unutturulmaya, geçersiz kılınmaya çalışılıyor. Atatürkçü öğretmenler cezalandırılıyor.

Nokta nokta

İktidarın sınırötesi operasyonu istemediği açık. Her şeyin zamanı vardır. Göstermelik bir çıkıştan öteye geçileceğini sanmıyoruz. Diyarbakır’da, Batman’da, İstanbul’un ortayerinde PKK’cılar bayraklara, bayrak asanlara, polis taşıtlarına, polislere saldırıyor, terörü, terör örgütünü ve örgütbaşını övüyor, renklerini açıyorlar. Bu çirkinlikler neden sık sık yinelenebiliyor? Önlemi su ve gaz sıkmak mıdır? Yakalanan var mı, yakalanan ne oluyor? Neden etkin yaptırımlar yok? Durmayacakları belirgin olan bu isyancılar için neden bir şey düşünülmüyor da sıkmabaş inadı sürüyor? Sıkmabaş din midir, niçin dinle bir tutuluyor, din sıkmabaşla anlatılmaya, dindarlık bununla kanıtlanmaya çalışılıyor?

Kanımızca AKP iktidarı içindeki kürt kökenliler nedeniyle ve kendi ümmetçi anlayışına, dinci amacına uygun düştüğü için Irak’ın kuzeyindeki kürt yönetimleri tanıma alıştırmaları yürütüyor. ABD kaynaklı, AB destekli, DTP ortaklı, AKP türbanlı PKK affı için hazırlık yapılıyor. Muhalefetin etkisizliği, Atatürkçülerin ilgisizliği, medyanın kışkırtmasıyla bu çabanın sürdüğü sanılmaktadır. Aymazlıkların sapkınlığa varması tehlikelidir.

DTP’ni kimlerin desteklediğine bakmak durumun içyüzünü anlamak için yeter. Dağa çıkmaları ya da dışarıda Meclis kurmaları olasılıklarıyla engellemeye çalışanların, bildiri yayımlayanların hiçbiri teröre karşı çıkmıyor, terör örgütünü kınamıyor. Tersine, PKK’nın ve yandaşlarının isteklerinin yerine getirilmesini önerenler, kürt siyasetçilerin röportajlarını destekleyenler var. Teslim olmaya çağıran bildirilerin ne sonuç vereceğini de izleyeceğiz. Büyüyen ve genişleyen bölücülük tehlikesinin farkında değiller, olmak istemiyorlar.

Kimi gazete-dergilere yerleştirilen yazarları şimdi de Atatürkçü bilinen, ilerici görünen gazetelerdeki sıkmabaşlı yazarlar izlemeye başladı. Ortama uyum, iktidara uyum ilkesi durumuna getirildi. Her yere sızıyorlar. Patronların devletle ilişkilerinde iktidarın değişik olanaklar sağladığı, aflarla, bağışlamalarla, ihalelerle, ayrıcalıkla, bağışıklıkla kendine bağladığı medyaya yerleştirdikleri giderek artıyor. İktidarın istemediklerine yer vermiyorlar.

Barışa söz verdiklerini duyuranların yanlılığı, koşullanmışlığı belirgin. “Milliyetçi savaş kışkırtmacılığına karşı direnmeye çağırıyoruz” diyenlerin önce milliyetçiliğin ne olduğunu, asla tutuculuk, gericilik, ırkçılık, faşistlik, savaş kışkırtmacılığı olmadığını bilmeleri gerekiyor. Milliyetçilik barışçıdır, bağımsızlıkçıdır, yaşamsal olmayan savaşları “cinayet” sayar. Devleti suçlayarak bir yere varılmaz. Başkaldıran, savaşa yeltenen, terörden medet umanları kınayıp uyarmak gerekirken savunmada olanları suçlamak gerçeklerle bağdaşmıyor, içtenlikli görülmüyor.

İlkeler göz ardı ediliyor. İlkeliler azalıyor. Dönekler dönemi denilecek gölgeli bir ortam oluştu, kimileri de bir yerden çağrı alınca elçırparak sevinen çocuklar gibi övgüler sıralıyor. Çağıranın geçmiş, şimdiki durumu ve tutumu, kişiliği, amacı, çağırmakla ne yapmak istediği, vereceği görünüm için kullanma yöntemi unutuluyor.

Kürt açılımı için anayasal üç adımdan sözedilirken, Batman Belediye Başkanı dağdaki teröristleri onurlu kişiler olarak tanıtırken, Tunceli Belediye Başkanı askerlerimizi şehit eden intihar saldırganını kadın özgürlük mücadelicelirin öncüleri arasında gösterirken susan, gülümseyen imzacı, bildirici, platformcular sanıyorum birbirlerini arıyorlardır.

Midyat’ta rahip kaçırılıp fidye isteniyor. Ankara’da banka soyuluyor. Yargıç ve Savcı atamaları siyasal istence bırakılıp yargının siyasallaşmasına çalışılıyor. Gelecek kararıyor. Yineleyelim: Bizi ancak ve ancak Atatürkçülük kurtarır.

Öneri

Paylaşım en kıvandırıcı tutumdur. Mutluluk duyduğum bir durumu başkalarının da yaşamasını ister ve dilerim. Kitaplardan beğendiklerimi önerir, salık veririm. Bilgi Yayınları arasında Alaettin PARMAKSIZ’ın “Türk-Amerikan Savaşı” adlı kurgu romanı ile Ferruh SİDAR’ın kendi yayını “Yeni Modern” adlı denemeyi özellikle duyuruyorum. Ayrıca Eriş ÜLGER’in Remzi Kitabevi yayınları arasında çıkan “Zafere Giden Yol” adlı yeni yapıtını da öneriyorum. Okumak erdemdir, yücelmektir


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe