03.12.2007/Sayı:164
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Kapak Okan İşbecer

Alışverişimi Türk’ten yapıyorum param PKK’ya gitmiyor

Atatürk diyor ki;
“Türkler Türk malı alınız. Türk malı kullanınız. Türk parası
Türk toprağında kalsın.”

Türk malı kullan Türkçe konuş

“Alışverişimi Türk’ten yapıyorum”
kampanyası başlıyor

Milli Mücadele Derneği olarak bu haftadan itibaren “Alışverişimi Türk’ten yapıyorum param PKK’ya gitmiyor” kampanyasını başlattık.

Bu kampanyanın birkaç yönden büyük önemi bulunmaktadır. Her şeyden önemlisi tabii ki Şeriatçıların ve bölücülerin kendi aralarında kurdukları dayanışmanın aynısını Türkler arasında da kurabilmektir.

Nasıl ki bu kesimler en basitinden kendi aralarında alışveriş yaparak kazandıkları paranın kendilerine yandaş kesimler arasında dönmesi sağlıyor ve farklı kesimlere gitmesine engel oluyorlarsa aynı şekilde Türklerin de benzer tavırlar geliştirmesinin vakti geldi de geçiyor bile.

Özellikle bölücü terörün bu derece arttığı bir dönemde hain örgütün mali kaynağının azaltılmasına da katkı sağlayacak bu türlü bir dayanışma, Türk’ün yeniden davasına sahip çıkacağı ve Türk’ün Türk’e dayanarak yeniden ayağa kalkacağı, bilinçleneceği günleri de beraberinde getirecektir.

Türk Milleti’nin birbirine kenetlenmesine vesile olacak bu türlü bir kampanya aynı zamanda bölücü teröre evlatlarını şehit veren insanımız için de bölücü teröre karşı bir şeyler yapabilme, terör örgütünü zayıflatabilme fırsatı yaratmış olacaktır.

Bu tür kampanyalar Atatürk döneminde çok yoğun düzenlenirdi

Kampanyanın ilan edilmesiyle birlikte yine Yeşil Elmacı malum koro “ırkçılar”, “ayrımcılar” vb. teranelerle bildik propagandaya başlayacaklardır.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Türk’e seslenen ve Türk malı kullanılmasını, Türkçe konuşulmasını yaygınlaştırmayı amaçlayan buna benzer pek çok kampanya düzenlendi.

Hatta bu kampanyaların en yoğun düzenlendiği dönem de bizzat Atatürk dönemidir.

Emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı’nda Türk’e dayanarak galip gelen Atatürk, savaştan sonra da Türk’e dayalı toplumsal düzen kurmaya yönelmiş; bu amaçla Türk ekonomisi, Türk kültürü, Türk tarihi, Türk dili adeta yeniden yaratılmış ve bir milletin unutturulan benliği yeniden hatırlanmaya başlanmıştır.

Savaş içerisinde arınmaya başlayan Türk Milleti, savaştan sonra Atatürk’ün liderliğinde başlatılan devrimlerle özüne dönmüştür. Egemenliği eline geçiren Türk Milleti, Osmanlı Devleti döneminde dışlandığı bütün alanlara hâkim olarak devrimi ilerletmiştir.

Atatürk döneminde başlatılan “Yerli malı kullan” ve “Vatandaş Türkçe konuş” gibi kampanyalar, Türk Milleti’nin kendini bulmasına katkıda bulunmuş, millet kendini buldukça ulusal ekonomi, ulusal kültür oluşmuştur.

O nedenledir ki, Atatürk dönemi, Türk Milleti’nin devletiyle, ordusuyla emperyalizme karşı en sağlam durduğu dönemdi.

Ancak Atatürk’ten sonra ülkenin başına gelenler Türk’ün davasını Batıya sattıkları için geriye dönüş başladı ve bugünlere gelindi.

Bugün Milli Mücadele Derneği olarak insanları emperyalizme karşı mücadeleye çağırırken de Atatürk gibi yapıyoruz, sadece ve sadece Türklere sesleniyoruz. Türk’ün, davasına yeniden sahip çıkmasının zamanı gelmiştir.

Bunun için biz de bir hatırlatma babında Atatürk döneminde düzenlenen kampanyalardan örnekler verelim.

İstiklal Pazarı Yerli Mallar Deposu
Samatya Pazarı Yerli Mallar Deposu
Sümerbank'ın yerli malı bayrak kullanma çağrısı
Bozkurt ve Halk marka traş bıçaklarının Türk malı kullanma çağrısı
Atatürk döneminde gerek gazetelere verilen ilanlarda, gerekse dükkan vitrinlerine asılan duyurularda Türk milleti yerli malı kullanmaya özendiriliyordu. Kampanya Devlet tarafından başlatılmış, ancak bütün millet tarafından sahiplenilmişti. Bir esnaf için yerli malı satmak, bir marka için yerli üretim olmak bir övünç kaynağına dönüşmüştü.

Türk malı kullan kampanyası

Bu kampanyaların en önemlilerinden biri bizzat Atatürk’ün başlattığı “Türk malı kullan” kampanyasıdır.

Osmanlı döneminde bilindiği gibi ekonomi yabancıların hâkimiyetindeydi. 1838’de başlayan Batı tahakkümü, 1854’teki ilk borçlanmayla iyice artmış ve en sonunda Duyun-u Umumiye İdaresi kurularak ekonomi tamamen yabancı egemenliğine girmişti.

Bunun yanı sıra ekonomik faaliyetleri de zaten Rum ve Ermeni azınlıklar yürütüyorlardı. Yani Türk’ün ekonomik alanda herhangi bir etkisi yoktu.

Ekonomiyi ellerinde bulunduran azınlıklar da ellerindeki imkânları Pontus Devleti, Büyük Ermenistan ve Megalo İdea için çarpışan ordular ve çeteler için kullandılar. Bunlara karşı savaşan Türk Ordusu’nun ne zorluklarla kurulduğu ise hepimizin malumudur.

Bütün bunlardan ders çıkaran Mustafa Kemal, “Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferle taçlandırılmazlarsa, kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olmaz” diyerek milli ekonomi kurmanın zaruretini ortaya koymuştur.

Savaş sonunda bağımsız devletini kuran Türk Milleti, Batı ile ilişkilerini her alanda yeni baştan düzenlemeye başlamıştır. Lozan Antlaşması’yla kapitülasyonlara son veren Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’dan kalan dış borçları da kendi ödeme takvimi çerçevesinde ödemiştir. Devletçi ekonomi politikası uygulayan Atatürk Türkiye’si, diğer devletlerle girdiği bütün ilişkilerde hep tam bağımsızlık ilkesine bağlı kalmış, bu sayede Batının uydusu olmaktan korunmuştur.

Atatürk’ün ölümünden sonra iktidara gelen Batıcılar ise “Türkiye’yi Küçük Amerika yapacağız” diyerek yeniden uydulaşmanın yolunu açmışlardır.

Ekonomide yabancı tahakkümünü engellemek ve yerli sanayiyi geliştirmek amacıyla 1929 yılında bir kampanya düzenlenir.

18 Aralık 1929’da TBMM Başkanı Kazım Özalp başkanlığında kurulan ve yönetimi tamamen milletvekillerinden oluşan Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulur. Cemiyetin bir numaralı üyesi Mustafa Kemal’dir.

Cemiyetin amacı yerli malı kullanımını özendirmek, yerli mallarını tanıtmak, kalitesini yükseltmek, sürümünü artırmak ve halkı tutumlu yaşamaya alıştırmaktır.

Cemiyetin kurulmasıyla beraber bir yerli malı seferberliği başlatılır. Başta Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere bütün devlet erkânı kampanyaya katılır. Hatta İş Bankası, kuruluş günü olan 25 Aralık’ı “Milli Tasarruf Günü” ilan eder.

Kabullerde çay-kahve yerine ıhlamur ikram edilir ve hatta Atatürk o andan itibaren bütün giysilerini yerli kumaşla diktirmeye başlar.

Yerli mallarının tanıtılması için ülkenin çeşitli yerlerinde sergiler açılır. Atatürk bizzat bu sergilere giderek alışveriş yapar ve halkı özendirmeye çalışır.

“Türkler Türk malı alınız. Türk malı kullanınız. Türk parası Türk toprağında kalsın” sözünü de bu sergilerden birinde söylemiştir.

Türkiye’nin her yerinde yerli mallarını kullanmayı ve korumayı amaçlayan mitingler düzenlenmiş, bütün devlet erkânı açılan yerli malları sergilerini gezerek Türk Milleti’ne örnek olmuş ve milleti yerli malı kullanmaya özendirmiştir.

Neredeyse bütün dükkanlara “Yerli malı satmayan dükkandan alışverişi kes” tabelaları asılırken aynı zamanda da tutumluluk bilinci aşılanıyordu.

Özellikle Galatasaray Lisesi gibi okullarda açılan yerli malları sergileriyle yeni yetişen kuşağa bu bilinç veriliyordu. O dönemde düzenlenen sergiler zaman zaman da vapurlarda düzenlenerek liman liman gezdirilmiştir. Bundan amaç hem yerli malı kullanımını özendirmek, hem de milli bir ekonomi yaratmaktır.

Atatürk bunu yaparken de Türk’e seslenmiş, Türk malı almasını, kullanmasını istemiş, alışverişini yabancıdan değil Türk’ten yap demiştir.

Daha sonra bildiğiniz gibi bu kampanya yaygınlaşarak “Yerli Malları Haftası” olarak özellikle ilköğretimde çeşitli etkinliklerle de devam ettirilmiştir.

“Vatandaş Türkçe konuş” kampanyası

Türklük bilincinin genç Cumhuriyet’te yerleşebilmesi için düzenlenen ikinci büyük seferberlik ise “Vatandaş Türkçe konuş” kampanyalarıdır.

1928’de Latin harflerine geçtikten sonra ilk kez düzenlenen kampanyadaki amaç, millet olmanın en büyük belirtilerinden biri olan ortak dili yaygınlaştırmak ve ortak bir Türk kültürünü yeniden ortaya çıkarmaktı. Yüzyıllar boyu Arapça ve Farsçanın da etkisiyle erimeye yüz tutan Türk dili, böylelikle Türk kültürünün temeli haline gelmiştir. Bununla ilgili olarak Atatürk’ün söylediği şu sözler oldukça önemlidir:

“Milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.”

Bu düsturla hareket eden Atatürk Türkiye’si, Halkevleri ve Millet Mektepleri gibi kuruluşlar eliyle çok kısa zamanda okur-yazar sayısını muazzam ölçüde artırmıştır. Bütün bu çalışmaların başında yer alan Atatürk de Türk Milleti’nin Başöğretmeni olmuştur.

Bütün bunların yanı sıra Atatürk dil meselesi üzerine dikkatle eğilmiş, Türk Dil Kurumu’nu kurmuş, Güneş-Dil Teorisi gibi çalışmalarda bulunmuş, Türkçenin zenginleştirilmesi çalışmalarına bizzat katılmıştır.

Dil meselesinde bugün geldiğimiz nokta ise bambaşkadır. Caddelerde yürürken karşımıza çıkan tabelalardan tutun, televizyonlarda izlediğimiz dizilere ve hatta haber programlarına kadar muazzam bir kirlilikle karşı karşıyayız.

Son yıllarda televizyonlarda artan diziler, insanlara farklı bir kültürü aşılamakla birlikte bugüne kadar kabul görmeyen bu sözde kültürü de meşrulaştırmaktadır. İzlediği dizilerden etkilenen özellikle genç kesim sokakta dizi kahramanları ağzıyla konuşmaya başlarken Türkçe yavaş yavaş aşındırılmaktadır.

Bunların üstüne bir de AB dayatmaları neticesinde Kürtçe eğitim ve yayın konularında çıkarılan Uyum Paketleri de gelince işin boyutu vahimleşti.

Sonuçta bir ülkeyi bölmek için ayrı bir millet yaratmak gerekir. Bugün o millet Batı tarafından resmen uydurularak yaratıldı. Bu sözde milletin sözde diliyle eğitim, yayın gibi haklar tanındığı andan itibaren ise ülkenin bölünmesi an meselesi haline geldi.

Hal böyle iken Türk dilini korumak için yeniden bir kampanya başlatmak şart. Türk dilini, Türk kimliğini ve kültürünü hâkim kılmadan bu çemberi kırmanın imkânı yok.

İşte bu nedenle Türklükte ısrar etmek, Türklüğü ülke içerisinde hâkim kılmak zorundayız. Bu da ancak Atatürk döneminde olduğu gibi milli bir seferberlikle mümkündür.

Başta da belirttiğimiz gibi bugün artık Türk’ün kendi davasına yeniden sahip çıkmasının zamanı gelmiştir.

Bu dava sadece ekonomik alanda yerli malı kullanmak ya da kültürel anlamda diline, tarihine sahip çıkmak, korumak, geliştirmek değildir.

Bu dava Milli Mücadele döneminde olduğu gibi bütünlüklü bir bakış açısıyla değerlendirilip bir program haline getirilerek başarıya ulaştırılabilir.

Bunun için ekonomiden kültüre kadar her alanda antiemperyalist, milliyetçi bir bakış açısına ihtiyaç var.

Biz de bugün bu amaçla Türklere sesleniyor ve “Alışverişini Türk’ten yap, Türk malı kullan” diyoruz.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe