03.12.2007/Sayı:164
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Nur Arslan

Aleviler’e çağrı:
AKP’nin oyununa gelmeyin

AKP Alevileri kullanarak şeriat hedefine varmak istiyor

Geçtiğimiz haftaların en çok tartışılan meselelerinden biri de Tayyip Erdoğan’ın Alevilerle ilgili olan yeni açılımları oldu. AKP, Alevi kesimin sorunlarını çözmek için harekete geçtiğini açıkladı.

Tayyip Erdoğan’ın Alevi kökenli İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Reha Çamuroğlu, partisinin Alevi kesime yönelik teknik çalışmalarını başlattığını duyurarak; cem evlerinin ibadethane sayılması, Alevi dedelerine maaş bağlanmasını gündeme getirdi. Yine Tayyip Erdoğan, muharrem ayında Alevi cemaatinin önde gelen isimlerine iftar yemeği vereceğini duyurdu.

Medyanın önemli bir kısmı AKP’nin bu çıkışının Alevilerden oy almak için yapıldığı şeklinde yorumlarken, Alevi yurttaşlarımız ise, “bayram değil seyran değil, başbakanımız bizi niye öptü” sorusunu sormaktan kendilerini alamadılar elbette.

Gerçekten de %47’lik bir oy potansiyeline erişen AKP’nin Alevilerin oylarına mı ihtiyaçları var?

Maraş’larda, Çorum’larda dün Kürt-İslamcı yobazlar tarafından katledilen Aleviler, ne oldu da bugün AKP tarafından kazanılmaya mı çalışılıyor?

Yoksa Alevi inançlı Türkler üzerine yeni bir oyun mu tezgâhlanıyor?

Dünün solcusu, sonrasının orta yolcusu, adı ülkü ocakları başkanları ile duyulan, şimdinin ılımlı İslamcı AKP’lisi olan Reha Çamuroğlu gibi isimler aracılığı ile Aleviler nelere ortak edilmek isteniyor?

Bu oyunun bir parçası AKP’nin şeriat özlemine Aleviler üzerenden, hatta Alevileri kullanarak varmak istemesidir. Alevi inançlı yurttaşlarımıza haklar veriyor gibi görünerek, kendi gerici uygulamalarını hayata geçirecek olması, Sünni şeriatını adım adım yasallaştıracak olmasıdır.

Örneğin, tüm bu tartışmalar devam ederken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ikinci sıradan atadığı Eskişehir Osmangazi Rektörü Fazıl Tekin’in icraatları incelenmeye değerdir. Fazıl Tekin’in ilk uygulaması, Atatürk İlke ve İnkılâpları Tarihi dersini Cuma gününden Perşembeye alarak öğrencilerin ve öğretim üyelerinin namaza gitmesini sağlamak olmuştur.

Görüldüğü gibi, devlet işlerini ve kamusal alanı dini icaplara göre ayarlamaya başlamanın sonu gelmeyecektir. Her türden mezhepsel grubun isteklerine göre kamusal alanı şekillendirmek bir süre sonra her türden mezhebin bir arada yaşamasını sağlayan laikliği ortadan kaldıracaktır ki bundan en fazla zararı Sünni çoğunluğun dışında kalan yurttaşlarımız görecektir.

Şeriatçılık şeriatçılıktır. Şeriatçılığın hiçbir türlüsünün bu topluma bir faydası yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’nın Alevilere iftar yemeği vermesinin, zamanında Erbakan’ın cübbeli yobazları Başbakanlık konutunda ağırlamasından farkı yoktur. Burada yıpranan Türkiye Cumhuriyeti’nin kimliğidir. Bu kimlik laikliktir.

Çünkü AKP, Alevilere sağlayacağı özgürlükleri laiklik ekseninde ele alacak bir parti değildir. Aksi takdirde zorunlu din derslerini kaldırması, Sünni mezhebinin yaygınlaştırıcısı olan imam hatip liselerini kapatması, tarikatların üzerine gidip, bu tür bölücü siyasi oluşumların önünü kesmesi gerekirdi.

Ama bunların tam tersi yaşanmakta, şeriat adım adım kurumsallaşmaktadır. Alevi inançlı Türklerin, AKP’nin çok demokratikmiş gibi görünen ama özünde Sünni şeriatını perçinleyen çıkışlarına kanmaması gerekmektedir. Aksi takdirde Aleviler, AB ve ABD patentli demokratikleşme uğruna türbana göz yummak zorunda kalacaklardır.

Devletten üç beş kuruş maaşı sus payı olarak alıp, siyasal İslamcı bir partinin kamusal alandaki hâkimiyetine, özgür bir biçimde simgeleşmesine ses çıkarmayacaklardır. İktidarın verdiği sadaka karşılığında, Çankaya’daki türbanı kabul edecektir. Alevicilik AKP’yi güçlendirecektir.

AKP mezhepsel bölünme yaratmak istiyor

Aslında Tayyip Erdoğan’ın bu çıkışları Alevilerden oy almak için yapmadığı ortadadır. Burada gerçekten de bir oyun oynanmaktadır ve bu oyun çok yönlüdür. Bu oyunun temel halkası Türk milletini etnik ve mezhepsel ayrımlara sürüklemektir ki; Tayyip Erdoğan bu oyunun idarecisi olarak görev aldığını, BOP’un eş başkanı olarak kendisini ilan ederek duyurmuştur.

Önce Kürt kimliğini tanıyarak etnik bölünmenin önünü açanlara yeni görevler verilmiştir anlaşılan. Sanki Türkiye’de Alevilerin iktidardan maaş almak, cem evlerinin ibadethane olmasını talep etmek gibi sorunları olduğuna dair bir hava Sorosçu birkaç Alevi derneğince yaratılmakta, ardından AKP bu sorunu çözmek için meseleyi ele almaktadır.

Böylelikle Türk kimliğinden ayrı bir Alevi kimliği yaratılmak istenmektedir. Bunun sonucu ise bölünmektir. Hemen yanı başımızda yaşanan Irak örneği ortadadır.

Orada Iraklı olmanın dışında, Arap ulusal varlığının dışında kimlikler ABD tarafından kışkırtılmıştır. Araplar kendisini Şii, Sünni, Kürt gibi ırksal ve mezhepsel ifadelerle tanımlayınca da bölünme kaçınılmaz olmuştur.

Bugün aynı durum Türk ulusal varlığının da karşısına çıkarılmaktadır. İstenmektedir ki insanlarımız kendilerini Türkiyelilik üst kimliğinin altında, ırklarına ve mezheplerine göre ifade etsinler. Türklük kavramı ortadan kaldırılsın.

Toplumsal yapımız tarikatların ve cemaatlerin lehine bozulsun. İnsanlarımız çağdaş birer Türk vatandaşı olacağına, şu ya da bu mezhepsel tarikatın bir ümmeti olsun. Kürtçülüğün yanında Alevicilik de devlet karşıtı bir akım olarak ortaya çıksın.

Maraş’ta, Çorum’da Sivas’ta katledilen Türkler Ve katil Kürt-İslamcılar

Oysa AKP iktidarının Alevi inançlı Türklerin inanç özgürlüğü gibi bir derdi yoktur. AKP, Türklüğün dışında ve Türklüğe karşı olarak İslamcı ve Kürtçü bir siyasal ideolojinin uzantısıdır. Alevi inançlı Türkler ise, her zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin asli unsurları olmuş ve siyasal arayışlarını her zaman için Atatürkçülük doğrultusunda geliştirmişlerdir.

Bunların dün Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta Alevilere karşı yaptıkları nasıl Türklüğe karşıysa, bugün de Aleviciliği körükleyerek yaptıkları yine Türklüğe karşıdır. Madımak Oteli’ni ateşe verenler Kürt kökenli Hizbullahçılar ve diğer Kürt-İslamcı tarikat mensuplarıdır. Katledilenler ise Sivas’ta da, Çorum’da da, Maraş’ta da Türklerdir.

Ancak Kürtçüler ve gericiler her dönemde Alevi inançlı Türklere tuzaklar kurmuş, onları Atatürkçülükten uzaklaştırmaya, toplumda Alevi-Sünni çatışması yaratmaya çalışmışlardır. Bugün de utanmadan dün katlettikleri Alevilerin gerçek sözcüleriymiş gibi ortaya çıkmaktadırlar. Bu takiyyenin nedenini bulmak için geçmişe bir yolculuk yapmamız gerekmektedir.

Sivas katliamının ardından gerçekleşen Erzincan Başbağlar katliamını PKK’lılar gerçekleştirmiş, ancak suçu Alevilere atmışlardır. Başbağlar’da 33 Sünni Türk’ü kurşuna dizmiş, Alevi Türkleri hedef göstererek toplumda Sünni-Alevi çatışması yaratmaya çalışmışlardır. Burada esas yaratılan ise Türk-Türk çatışması olmuş bu süreçten yine bölücüler kârlı çıkmıştır. Türkler birbirini kırarken, Kürtler üremiş ve Türkiye’yi istila etmiştir.

Kürtler bu tip bir çatışma ortamını yaratmaya çalışmak yetmiyormuş gibi, bu tip bir çatışma ortamından Aleviciliği bir akım olarak yaratmaya çalışmaktadır. Alevileri Türk Devleti’nin karşısında kendilerine yandaş olarak kullanmaya çalışmaktadırlar. Tüm Alevi derneklerinin içine sızmaları bu yüzdendir.

Bugün bir sürü Alevi derneği AB’den para almakta, PKK’nın sözcülüğünü yapmaktadır. Ayrılıkçı söylemleri tüm Alevi inançlı Türk vatandaşlarına mal ederek, gerçekte Alevi yurttaşları zor duruma sokmaktadır.

Bugünlerde Sivas sanıklarının haklarını savunmak için kurulan Mazlum-Der ile Pir Sultan Abdal Derneği’nin aynı eylemlerde yer alması bundandır.

Gericilerin ve bölücülerin Türkü birbirine yok ettirmesine ve Kürt istilasına karşı her Türk’ün görevi inancını vicdanına saklayıp birleşmektir.

Tek kimlik Türklüktür. Türk kimliği bizi bölmek isteyen emperyalizme karşı tutunacağımız tek daldır.

İnanç vicdani bir meseledir ve devlet işlerine bulaştırılmamalıdır. İktidarların Alevilik veya Sünnilik adına laikliğe vurdukları her darbe şeriatı güçlendirecek, Türk milletinin yapısına ve dokusuna uygun olmayan gerici ideoloji tüm Türkleri esir alacaktır. İnançları kimlik haline getiren Türk düşmanlarına karşı Türklükte birleşelim!


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe