19.11.2007/Sayı:162
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Türkiye
Dünya
Özgün
Şiir
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye Barış Özkarabekir
Türk Ulusu uyanık olmak zorundadır. Süreç aleyhimize işlemektedir. Türk Ulusu’na yeni bir Damat Ferit ve Vahdettin dönemi yaşatan Tayyip Erdoğan, Kürt-İslam faşizmini ve Abdullah Gül gerçeğini halkımıza anlatma görevini yıllardır yerine getiremeyen bir siyasi muhalefet dönemi içerisindeyiz. Bu dönem içerisinde ne CHP ne de başka bir siyasi oluşum bu yaraya çare olacak nitelikte değildir. Çünkü artık hepsi emperyalist politikaların güdümünde ve yörüngesinde olduğu için bir çözüm yolu olamazlar...
Türk Ulusu uyanık olmak zorundadır. Süreç aleyhimize işlemektedir. Türk Ulusu’na yeni bir Damat Ferit ve Vahdettin dönemi yaşatan Tayyip Erdoğan, Kürt-İslam faşizmini ve Abdullah Gül gerçeğini halkımıza anlatma görevini yıllardır yerine getiremeyen bir siyasi muhalefet dönemi içerisindeyiz. Bu dönem içerisinde ne CHP ne de başka bir siyasi oluşum bu yaraya çare olacak nitelikte değildir. Çünkü artık hepsi emperyalist politikaların güdümünde ve yörüngesinde olduğu için bir çözüm yolu olamazlar...

Sınırötesi operasyon tiyatrosu

Senarist: ABD-İsrail-AB

Yönetmen: ABD-İsrail-AB

Oyuncular: Tayyip, Abdullah, İslami ve emperyalist sermaye, sözde aydınlar, Barzani, Talabani, PKK ve cemaatler

Sahne: Türkiye Cumhuriyeti

İzleyici Kapasitesi: %47

Senaryo:

Gitti! En sonunda Tayyip, Bush’un ayağına gitti. İcazetini, nasihatini aldı! Ancak operasyon kararı ve PKK sorunu için görüşmeye gittiğini söyleyen Tayyip, yaklaşık 1,5 saat süren muhabbet sırasında ilk önce Pakistan’da Müşerref darbesini daha sonra İran konusunu konuştu. Daha sonra ise AB konusunda icazet alıp, en son olarak PKK ve Kuzey Irak konusunu... Öyle ya, bizim için çok önem arz eden bir olay ABD için en son plandaki bir sorundu, hatta sorun bile denemeyecek kadar küçük bir olguydu. Toplantının en gizemli noktası ise basın mensuplarının, danışmanların dışarı çıkarılıp sadece Bush, Tayyip ve Dışişleri Bakanı Babacan’ın baş başa kaldığı bir saate yakın teke tek konuşmaydı. İnsanın aklına gelmiyor değil, Genelkurmay İkinci Başkanı Saygun’un alınmadığı bu görüşmede yine hangi sözler ve bağlılık yeminleri edildi!

Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisini yeni bir Lozan Antlaşması gibi gösteren ve yaygara koparan iktidar gazeteleri ve ana haber bültenleri, toplantı sonrasında muhteşem bir zafer kazanılmış edasıyla manşetlerini atarak yapılan bu rezil rüsva Tayyip-Bush zirvesinin çok olumlu geçtiğini söyleyerek halkı yanlı ve yanlış bir şekilde yönlendirme görevlerini yerine getirmiştir.

Yapılan bu görüşme sonrası ortaya çıkan sonuç aslında bir sonuç değil, sadece Türkiye’nin olası bir Kuzey Irak operasyonunun önüne set çekmek için ince bir taktikti. Ne diyor toplantı sonrası Tayyip: “Fikirlerimizin örtüştüğünü gördük.”

“AKP politikalarını zaten ABD yapmıyor mu?” diyen bir muhalefet ya da basın yayın organı var mıydı? Aksine, CHP lideri Baykal ortalığa çıkıp görüşmenin çok olumlu geçtiğini ve ilk defa ABD Başkanı Bush’un bize hayır demediğini söyledi. Sürekli Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan ve ilkelerinden gittiğini söyleyen adama bakar mısınız... Bu demek oluyor ki, iktidarda AKP değil de CHP olsaydı aynı tavırla aynı duygu ve düşüncelerle ABD Başkanı Bush’un ayağına gidilecek ve aynı şekilde icazet mekanizması işleyecekti. Ülke Kemalistlerini temsil ettiğini iddia eden CHP’nin haline bakar mısınız!

Hükümet tarafından, zamanında yapılmış olan gizli anlaşmalar gereği Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’a girmesi kesinlikle engellenmiştir. Bu gizli anlaşmaları yapan kişi şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli makamında oturan, mazlum ve ezilmiş bir siyasetçiyi oynayan Abdullah Gül’dür. Bu gizli anlaşmayı bilen Tayyip Erdoğan K. Irak’a giremeyeceğini adı gibi bildiği halde halen daha külhanbeyi gibi ortalara çıkmaktadır.

Peki, 3 Nisan 2003 tarihinde Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın yaptığı gizli anlaşmanın önemli maddeleri nedir bakalım...

1-) Türkiye Kuzey Irak’a karşı sınırötesi harekatlara son verecektir

2-) Yurtiçinde PKK’ya askeri harekat için ABD’den izin alınacaktır (bu çok önemli).

3-) TSK, PKK yada KADEK’e karşı ABD den izin almadan bir harekat (operasyon) yaparsa, ABD hükümeti Kürt halkına şiddet ve soykırım uygulandığı için Türkiye’yi kınama ve yaptırım yapma hakkına sahip olacaktır

4-) PKK-KADEK mensuplarına geniş çaplı bir af çıkarılacak (Bu af çıktı. Yanlız, geniş çaplı çıkarılması durumunda terörist başı Apo’nun affedilmesi durumuna karşı düşük derecede af çıkarıldı. Daha sonra terörist başı için bir defaya mahsus af yasası çıkarılmasına karşın, bunun basın tarafından açıklanması sonucu yasa geri çekildi).

5-) PKK ve KADEK’in yasallaştırılıp yasal siyasal bir parti olması sağlanacak. Tayyip Erdoğan’ın dağdakilere sürekli mesaj gönderip, masaya oturma çağrısı yapması bunun göstergesidir. Yaklaşık on üç maddelik bu gizli anlaşma içerisinde Ermenistan’a yönelik kısıtlamaların kaldırılması, Yunanistan’a karşı esnek davranılması ve Kuzey Kıbrıs’ta Denktaş’ın safdışı bırakılarak Annan Planı’nın kabul edilmesi gibi maddeler vardır ki, söz konusu gizli anlaşma sonrası Ermenilere yönelik kısıtlamalar kaldırılmış, Yunanistan’a taviz noktasında esnek davranılmış ve Kıbrıs’ta Denktaş safdışı bırakılarak kendisi bir Türk düşmanı olan Talat desteklenmiştir.

Söz konusu tezkere Türk Silahlı Kuvvetleri için kurulan bir tuzaktır. Bu tuzağı hazırlayan ve başrolleri paylaşan kişiler ABD ve Kürt-İslam senteziyle siyaset yapanlardır. Hükümet TSK’yı bu zorlu kış koşullarında Kuzey Irak’a göndererek, olası bir başarısızlıkta (ki bu başarısızlık oranı bu kış koşullarında çok yüksek olacak) yıllardır yapılan anketlerde halk tarafından en çok güvenilen kurum olan TSK’yı halkın hiç güvenmediği bir kurum pozisyonuna sokacak ve üst kademedeki komutanlar istifaya zorlayarak bu kurumdaki Kürt-İslam sentezci komutanları başa geçirecektir. Zaten hükümetin şu andaki komutan adayı da bellidir. Eğer Şemdinli provokasyonu sırasında Yaşar Büyükanıt devrilip istifa ettirilebilseydi, AKP hemen aynı gün kendi Genelkurmay Başkanı’nı göreve getirecekti.

AKP’nin eş başkanlığını üstlendiği BOP’un tam olarak hayata geçirilebilmesinin önündeki tek engel TSK ve Anayasa Mahkemesi’dir. Anayasa Mahkemesi’nde yapılan seçim sonrasında başkan seçilen Haşim Kılıç, AKP güdümünde hukuksal kararlara destek vererek, AKP’nin Türk Ulusu aleyhinde çıkarmış olduğu yıkıcı, bozucu ve emperyalist ülkelerin çıkarlarına hizmet kanunlarına destek verecek. Bunun yanı sıra bir yandan da TSK’yı yıpratma çalışmalarına bütün devlet kademelerinde tüm güçleriyle devam edeceklerdir. Zaten AKP’nin, Kürt-İslam sentezci sözde sivil toplum kuruluşlarının ve hükümet yanlılarının son zamanlardaki tek hedefi TSK ve üst kademedeki komutanlar olmaktadır.

Sonsöz

Barzani, yukarıda maddelerini sıraladığımız gizli anlaşmayı çok iyi bildiği için aylardır sınırın ötesinden Türkiye’ye karşı kabadayı gibi efelenmektedir.

Barzani biliyor ki, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan ikilisi, Kuzey Irak’a ve PKK’ya yönelik imzaladığı gizli anlaşmalar ile ABD’nin hizmetinde ve emrindedir. Sonuç olarak, Barzani, Talabani ve AKP danışıklı dövüş yaparak Türk Ulusu’nu dünya önünde küçük düşürmekte ve alçaltmaktadır.

Türk Ulusu uyanık olmak zorundadır. Süreç aleyhimize işlemektedir. Türk Ulusu’na yeni bir Damat Ferit ve Vahdettin dönemi yaşatan Tayyip Erdoğan, Kürt-İslam faşizmini ve Abdullah Gül gerçeğini halkımıza anlatma görevini yıllardır yerine getiremeyen bir siyasi muhalefet dönemi içerisindeyiz. Bu dönem içerisinde ne CHP ne de başka bir siyasi oluşum bu yaraya çare olacak nitelikte değildir. Çünkü artık hepsi emperyalist politikaların güdümünde ve yörüngesinde olduğu için bir çözüm yolu olamazlar...

Tek çözüm yolu vardır artık. O da 1919 ruhu ile tek bir güç olmak, emperyalist güçleri ülkemizden atmak ve bu gizli anlaşmaları yapan Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve onların uzantılarını Yüce Divan’da yargılamaktır...

Ya bu oyunu sahneye koymalarına izin vereceğiz ya da tek bir güç olup bütün işbirlikçileri bu ülkeden süpüreceğiz!

Karar yüce Türk Milleti’nindir!


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe