Arama: 
04.11.2003/Sayı:16
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yön
Türkiye
Sunay Akın
Kültür
Batı Express
Şiir

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Ziyaretçi Defteri
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Sunay Akın  

Atatürk, emekten yana ve bütün insanlığı düşünen bir liderdi

TÜRKSOLU: Bir 10 Kasım’a daha geliyoruz. Atatürk’ü yeterince tanıdığımız söylenebilir mi?

SUNAY AKIN: Ben pek çok söyleşimde ya da katıldığım etkinliklerde, ilk Atatürk heykelinin Sarayburnu’nda olduğunu, bunun orda olmasının bir raslantı sonucu olmadığını, çünkü oraya konan heykelin saraya ve sarayın bel bağladığı emperyalist Avrupa ülkelerine sırt çevirip Anadolu’ya bakan bir Atatürk heykeli olduğunu belirttim.

Atatürk emekçinin yanında

Cumhuriyet’in kurulmasında en önemli rol emekçilere düşmüştür. Anadolu, sanayinin olduğu bir toprak parçası değildi. Tarıma dayalı, emekçilerin alınteriyle suladığı bir topraktı. Bu yüzdendir ki Atatürk’ün şu sözü çok önemlidir: “Kılıçla toprak ele geçirenler, sabanla toprak ele geçirenlere yenilmekten, sonunda bulundukları yerleri bırakmaktan kurtulamazlar.”

Yani kılıçla, zorbalıkla, kaba kuvvetle toprağı ele geçirenler, sonunda o toprağa alınteri verenlere yenilmek zorundadırlar. Bir ülkenin, halkın bağımsızlığını sağlayan en önemli etkenin emek olduğunu açıklayan bir söz bu.

Yine bu düşünce der ki: “Kılıç kullanan kol yorulur, nihayet kılıcı kınına koyar. Ve belki kılıç o kında paslanmaya, küflenmeye mahkum olur. Lakin saban kullanan kol gün geçtikçe daha ziyade kuvvetlenir ve daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa sahip olur.”

Çok açık. Dünyada emekten yana olan insanların mutlak kazanacağını belirtiyor. Niye? Bir alıntı daha yapalım: “Kılıç ve saban. Bu iki fatihten birincisi ikincisine daima mağlup oldu. Tarihin bütün vakaları ve hadiseleri, hayatın bütün müşahadeleri bunu teyit ediyor. Milletimiz çok büyük elemler, mağlubiyetler, facialar görmüştür. Bütün bu olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa, bunun hikmeti aslisi şudur; çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanıyorken, öteki eliyle sabanla topraktan ayrılmadı.” Bu sözler Mustafa Kemal Atatürk’ün.

O zaman Atatürkçü Düşünce emekten yana olmak demektir. Kapitalizme karşı, sömürüye karşı emekten, emekçiden yana olmak demektir. Elbette ki bu düşünceye karşı olanlar vardı, bundan sonra da olacaklardır. Bu tür insanlar için verilecek yanıt yine sözün gücü olmalıdır. Yani düşünce yumurta atmayıp, onun üstüne kuluçkaya yatmalıdır.

İşte o kuluçkalardan biri. Şöyle diyor Mustafa Kemal: “Bizim yüzümüz her zaman temiz ve arınmış idi. Ve boyuna temiz ve arınmış kalacaktır. Yüzü çirkin, özü çirkinliklerle dolu olanlar, bizim yurtseverce, özseverce ve namusluca eylemlerimizi, kıskanç ve çirkin tutkuları yüzünden, çirkin göstermeye kalkışanlardır.”

Atatürk evrensel bir insandır

Atatürk’ün sözünü ettiği yüz güzelliği elbetteki düşüncelerin yüze yansımasıdır. Örneğin o düşüncelerden bir şudur Atatürk’te: “Demiryolları, bir ülkeyi uygarlık ve gönenç ışınlarıyla aydınlatan kutsal bir ışıldaktır.”

Turgut Özal’ın “demiryolları komünist işidir” diyerek içindeki karanlığı dışa vurmasını unutmamalıyız. Türkiye’nin ulaşım politikalarının karayollarıyla belirlenmesi, Atatürkçü Düşüncenin ışınlarını karartmaktan başka birşey değildir aslında.

Atatürk evrensel bir insandır. Emekten yana ve sadece kendi ulusunu değil bütün insanlığı düşünen bir insandır. Bunu da şu sözlerinde açıkça dışa vurur: “Uluslara yön verip, yöneten adamlar, doğal olarak önce kendi ulusunun varlık ve mutluluğunun yaratıcısı olmak isterler. Oysa aynı zamanda bütün uluslar için aynı şeyi istemek gerekir.”

Atatürk sadece Misak-ı Milli sınırları içinde kalmamış, bütün dünya halkları için özgürlüğü savunmuştur.

Atatürk’ü tanımadan devrimcilik mümkün değil

TÜRKSOLU:Zaten bağımsızlık ve devrim mücadelesi tüm ezilen uluslara örnek olmuştur.

SUNAY AKIN: Tabii. Atatürkçülük çok evrensel bir değerdir. Atatürk’ün sözleri ve eylemleriyle ortaya koyduğu çizgi, Atatürk’ün değil dünyada emekten yana, tam bağımsızlıktan yana, antiemperyalist başka bir liderindir deseydim herkes ayakta alkışlardı. Pek çok devrimcinin bildiği liderlerin adıyla ansaydık bu sözleri ne güzel sözlerdir bu sözler denirdi. Kendi ülkemizin devrimci önderinin bu sözleri söylemesinden bazıları niye rahatsızlık duyarlar? İşte bu anlaşılır gibi değildir.

Bir seçim yaşadık. Mustafa Kemal’in şu sözü ne kadar korundu, ne kadar yerine getirildi düşünmeyi okurlara bırakıyorum. Şunu demiş: “Din buyruğu ile, ya da şu bu gibi din ilaçları aşılamakla ulusu gericiliğe götürmeye çalışanların yeri zindan olacaktır.”

Demiryolunun bir ışık olduğunu söylemişti Atatürk. Demiryolları politikalarından yıllarca uzaklaştıran anlayış, meclisi bugün zindan karanlığına götürmüştür. Ama bizi Atatürkçü düşünceden uzaklaştıranlardan ziyade, şu anda özellikle genç kuşak arasında, devrimci, demokrat, antiemperyalist, emekten yana olduğunu söyleyenlerin, Atatürk’ü hiç tanımıyor olmaları bu karanlığı daha da çok karartmıştır.

Elbette ki demiryolları istenmeyecek, elbetteki gericiliği isteyenler çıkacak, elbette ki daha çok otomobil satmak isteyecek, elbette ki işçinin, emekçinin, işçi sınıfının sırtına daha çok binmek isteyenler olacaktır. Bundan hiç kimse şüphe duymasın.

Beni asıl şaşırtan bütün bu değerlere karşı emeği, bağımsızlığı ve evrenselliği savunan, dünyadaki bütün sömürülen halklar için aynı cepheyi oluşturmaya çalışan insanların, Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük bir taşı bu satranç oynunda görememeleridir.

Bütün bir ulus niye ağlıyor?

TÜRKSOLU: Belki de en büyük hatalardan biri Atatürk’ü salt bir ulusal öndere indirgemek, onun dünya çapında evrensel bir mesajı olan bir devrimci olduğunu göz ardı etmektir.

SUNAY AKIN: Kılıçtan, sabandan söz ediyor. Sınırlardan değil, sömürülen tüm uluslardan söz ediyor. Brecht der ki para babaları varoldukça, para babalarıdır kârlı çıkan. Ama onlara karşı kimi savunuyor Mustafa Kemal Atatürk, sabanı tutanları. Kendi yaşadığı dönemde işçi sınıfı sabanı tutandı çünkü dediğim gibi Anadolu’da henüz sanayi söz konusu değil. Anadolu emekçisi çiftçiydi, köylüydü. Köylü milletin efendisidir demek emekçiler ve üretenler, tüketenlerin efendisidir demektir. Yıllarca alay edildi bu sözle, bugün de hâlâ bu sözün değeri anlaşılabilmiş değildir.

10 Kasım 1938’de bütün bir ulusun ağlaması bizi düşündürmeli. Bugün her devrimci her emekten yana insan 10 Kasım 1938’te bütün Anadolu insanlarının göz yaşına boğulmasını mutlaka anlamalıdır. O insanlar yanılmıyorlardı. O insanlar bir bütündü.

Sorun o dönemde değil. Sorun bizde. Sorun bu satranç oyununda tarafının kapitalizmden, sömürüden yana değil, bağımsızlıktan ve emekten yana olduğunu söyleyenlerin kendi tarafındaki satranç taşlarının gücünü bilmemesindedir. Biz de geçip gideceğiz. Karşıda hep birileri olacak. O yüzden biz yeni bir hamle yapacaksak, bu hamlede okuduğum sözleri doğrultusunda 1923’teki antiemperyalist ateşi yakan Atatürk’ün ışığına ihtiyacımız var.