29.10.2007/Sayı:159
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Özgün
Kitap
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye  

Okur Mesajları

Türk milleti hiçbir mücadelesini yarıda bırakmadı. Yılmayacağız ve mücadelemiz hedefine varacak. Atatürk’ün çocukları bu canilerden hesap soracaktır. Kahrolsun Amerikan uşaklığı yapan PKK canileri. Ne mutlu Türk’üm diyene!

Pehlivan Uzun, Ankara


Bu vatan bölünmez. O bayrağı nice komutanlar indiremedi. Sadece bir it sürüsü mü indirecek?

Ahmet Dörtgöz, Adana


Sayın Adıgüzel;

Benim duygularımı ne güzel ifade etmişsiniz. Size tamamen katılıyorum. Şehitlerimize ağlamaktan bitap düşmüş durumdayım. Daha ne bekleniyor anlamıyorum. Kedi bile üzerine gidildiğinde savunmaya geçer. Yeter artık canlarımızın yakıldığı.

Pakize Bayrakdar, Eskişehir


Türk Ulusu’nun ebedi komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Nutuk’ta belirtmiş olduğu olumsuz “imkan ve şerait”in (olanak ve koşulların), Türk Vatanını ve Cumhuriyetini ciddi biçimde tehdit etmeye başladığı düşüncesindeyim. Keşke, yanılıyor olsam... Bütün bu olumsuzluklara rağmen; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin granitten bir kaya gibi sağlam, iç ve dış düşmanlarımıza karşı hiçbir ödün vermeden, dimdik ayakta olduğunu görmek, bana büyük bir huzur ve mutluluk veriyor... Ülkemizin bu zor günlerinde, Türk Ulusu’nun yegâne güvencesi ve haklı gurur kaynağı Türk Silahlı Kuvvetleri’ni gönülden destekleyen TÜRKSOLU’nun değerli yazarlarına şahsım ve ailem adına çok teşekkür ederim.

İbrahim Ersegün Barlas, Ankara


Sayın Fırat,

Gerçekten yazınızda bugünkü emperyalist politikalara sürekli onay veren hükümetin pasif ve çıkarcı politikaları sonucu yaşanan kötü olayları gerçekçi değerlendirmişsiniz. Ancak şunu söyleyeyim ki, böyle giderse daha çok kanlar akacak ve sizin tabirinizle daha da fazla kirleneceğiz. Bence iktidardakilerin artık çıkarlarını bırakıp Ecevit’in 1974 senesinde yaptığı gibi sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Ayrıca samimi yazı ve kitaplarınız için de teşekkürlerimi sunarım ve tüm Türkiye adına başsağlığı dilerim.

Gürkan Koçak, İstanbul


Böyle giderse kirlenmeye devam edeceğiz. Bunlara kim dur diyecek. Gerçek bir Türk bu kadar şehide, bu kadar üzüntüye bir şeyler yapmaya çalışırdı. Ama unutmayalım bizim başımızdakilerin daha ne olduğu belli değil daha bunu kimse bilmiyor. İnsanlara sesleniyorum lütfen oy vermeden önce kime oy verdiğinizi bir öğrenmeye çalışın sadece cebinize girecek olanı, midenizden geçecek olanı hesaplamayın.

Şennur Çilengir, Aydın


Sayın Hüseyin Adıgüzel;

Her konuda siz katılıyorum. Doğru söze ne denir ki? Lütfen artık açsınlar gözlerini. Sizin gibi insanlar olduğu için bir nebze de olsa mutluyum. Başımız sağolsun.

Emel Ceylan Yalçıntaş, Antalya


PKK ile ilgili yazınızı okudum. Her şey öylesine korkusuzca dile getirilmiş ki, hayran kaldım. İçimizden geçenleri dile getirmişsiniz. Başımıza korkusuzca düşüncelerini dile getirebilen bir Deniz daha lazım ama umutsuzum. Belki Türkiye o zaman kalkınabilir. Amerikan emperyalizmine tutsak olmuş insanlar yüzünden her şey gittikçe kötüye gidiyor. Keşke buna dur diyebilecek bir Deniz’imiz daha olsaydı. Açıkçası onu daha çok arayacağımız besbelli.

Ceren Doğan, Antalya


Artık şerefimiz de mi kalmadı bu etnik faşistlere karşı? Yeter ne olacaksa olsun. Şu Kürt faşistlerini ülkemizden atalım artık.

Gökhan Kudver, İzmir


Sayın Gökçe Fırat;

Yaşadıklarımızı o kadar açık o kadar berrak anlatılmış ki… Mükemmel bir yazı. Yazarımızı en içten duygularımla kutluyorum. Halkımızın aydınlanması uyanması için yazarın makaleleri kitapları daha çok nasıl okutturulabilir onun hesabı yapılmalı.

Aydın Öcal, Zonguldak


Sayın Hüseyin Adıgüzel;

Ben bir TÜRKSOLU okuru olarak bu yazının sonuna kadar arkasında olduğumu öncelikle belirtmek isterim. Fakat bu yazıda geçen terör kelimesinin altını çizmek istiyorum. Öncelikle PKK eylemlerinin terör eylemi olarak nitelendirilmesi, olayın içeriğini son derece basite indirgemektedir. Çünkü bu noktadan sonra artık PKK eylemleri popüler bir terör söyleminin çok dışındadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir savaşın içerisine girmiştir. Bu terör eylemi değil savaş eylemidir. Savaş durumunda olduğumuz bu kadar aşikar olduğu halde neden hiç kimse tek söz etmez ve hala terör eylemi der bir türlü anlam veremiyorum. Gerçekten çok yazık! Siz saygıdeğer TÜRKSOLU yazarlarına soruyorum: Sizce artık alçak satılmışların eylemlerine savaş deme vakti gelmedi mi?

Saygılar...

Emre Hakkı, Adana


Sayın Gökçe Fırat;

İnsanlar ne zaman temiz olur?

Beyinlerinde kirli fikirler olmadığı zaman. Her anlarını kendi çıkarlarına düşünmedikleri zaman. Her anını çevresindekilere ihale almak için düşünmedikleri zaman. Birilerinin uşağı olmadığı zaman temiz olurlar. Soruyorum bugün memleketi satan (açık artırma usulü) satan, devrimleri yok sayan, kendi gibi köhnemiş fikirleri savunan, atalarından insanlık adına hiç bir şey almamış biri için temizlikten söz edilemez.

Temiz insanlar yok mu?

Temiz örgütlerin çatısı altında toplanan insanlar yok mu? Var ki şimdi buradayız. Bu insanlara temizlikten, kandan, gururdan, şereften bahsetmek acaba neye benzer ben bulamadım. İlyas Salman gibi biraz açık konuşmak istiyorum. Bu şerefsizlerin hesap verecekleri gün yakındır.

Fuat Kuyucu, Kahramanmaraş


Vatanım için artık konuşmaktan daha fazlasını yapmak isteyen sade bir vatandaşım. Fakat nasıl daha faydalı olabileceğim konusunda bilinçlenmek istiyorum. Artık ben de bir şeyler yapmak istiyorum. Bu konuda destek ve önerilerinizi bekliyorum.

Nilüfer Kocakurt, İzmir


Yurtdışında yaşıyorum. Fakat tüm kalbim sizlerledir. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunların bozulmasında ve milletimizin milli beraberliği için çalışmalarınızı can gönülden kutlar, şehitlerimize rahmet tüm ülkeme başsağlığı dilerim. Uzaklarda olsam bile bir nefesiz. Ne mutlu Türk’üm diyene! Atamın izinde ebediyete kadar yürümek andımızdır.

Alpay Baykurt, Almanya


Kahrolsun PKK. Şehitler ölmez vatan bölünmez. Tek millet, tek bayrak, tek yürek hepimiz askeriz. Ne mutlu Türk’üm diyene!

İbrahim Kaçalın, Rize


Vatan için hazırız. Şehitler için hep beraber.

Z.Emire Yılmaz, Artvin


Sayın Gökçe Fırat;

Rumeli’den İstanbul’a göçen Türk sayısı tahminen 5 milyon. İstanbul’a ulaşanların sayısı yaklaşık 600 bin civarı. Bu dramı bile vakarla kabul eden yüce Türk milleti orada burada ağlayarak soykırım vs. gibi haysiyet kırıcı hiçbir şeye tevessül etmemiştir. Kafkaslarda, Hicaz’da, Fizan’da, Rumeli’de, Filistin’de bırakılan şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bunun için Ne mutlu Türk’üm diyene!

Yusuf Kurt, Ankara


Sayın Gökhan Özbek;

Yazınız gerçekten çok güzel. Önce şunu söylemek isterim ki onlar gerilla değil devrimci değil. Onlar devrimcilerin ve Deniz’in isminden geçinip kendilerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. VATAN SAĞOLSUN!

Nusret Altun, İstanbul


Diyarbakır Barosu Başkanı: “Kanlı bir Kürt Göçü Yaşanabilir”

Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin birçok ilinde batıdan doğuya doğru kanlı bir Kürt göçünün yaşanabileceğini söyledi.

AKP’li bölge milletvekillerinin tezkereyi onaylamasını eleştiren Tanrıkulu, "Bu tezkerenin Meclis’te görüşülmesi sırasında karşı çıkmak gerekiyordu. En azından ‘evet’ oyu vermeyebilirlerdi, ya da oturuma katılmayabilirdi. Evet demek ilkeli değil" dedi.

Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nin Oremar bölgesinde yaşanan çatışmanın ardından bir çok ilde Kürtlere ve DTP’ye yönelik saldırı ve linç girişimlerini değerlendiren Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, kanlı bir göç dalgasının yaşanabileceğini söyledi.

22 Temmuz seçimlerinin ardından şiddetin aşırı tırmandığını ve bölgenin her tarafında çok kanlı çatışmaların yaşandığını belirten Tanrıkulu, "Onlarca örgüt üyesi yaşamını yitirdi. PKK’lilerin cenazeleri ailelerine verilmedi bunun üzerine gerginlik oldu. Ve iki çok büyük eylemle çok sayıda asker yaşamını yitirdi. Hakkari’de büyük bir eylem gerçekleştirildi ve bu tam da tezkere kararının ardından geldi" dedi.

Tanrıkulu, AKP’nin bölgede yüksek oranda oy almasının nedenlerinden birinin de seçim öncesi çıkarılması planlanan tezkereye karşı duruşu olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Halkın bu desteği aslında bu sorunun siyasal çözümünün Meclis’te olabileceği inancıydı. Maalesef AKP anlaşılmaz biçimde, daha gergin bir politika izlemeye başladı. Oysa sağ ve sol milliyetçilerin söylemlerinin boş olduğunu, Türkiye’ye hizmet etmediğini aldığı oy oranıyla ortaya koymuştu. Dolayısıyla daha cesur ve daha ileriyi gören Meclis’le bu işin zemini olabileceği inancını güçlendirerek, bütün Kürtleri bu işe katabilirdi, Türkiye’de bu havayı yaratabilirdi."

Şiddetin tırmanmış olmasının çözümü olanaklı kılmadığını belirten Tanrıkulu, "Kürt siyasetçilerin ve DTP grubunun Meclis’te siyaset yapmasına da imkan verilmedi. Maalesef şu anda Kürt siyaseti, DTP olsun yerel yönetimler olsun ve sivil toplum tıkanmış durumda. Şiddetin bu kadar tırmandığı şiddetten başka bir şeyin konuşulmadığı ortamda, siyasetin dilinin topluma egemen olması olanaklı gözükmüyor" dedi.

Türkiye’de militarizmin sağ ve sol milliyetçi güçlerin, Türkiye’de demokrasi üzerine vurmak istedikleri kelepçeyi kaldırma sorumluluğunun yine Kürtlerde olduğunu ifade eden Tanrkulu, Kürtlere karşı geliştirilen linç saldırılarına dikkat çekti. Tanrıkulu, öteden beri şiddetin ve bu şiddette ısrar etmenin toplumda kırılmayı derinleştirerek, Kürtlerin potansiyel hedef haline gelebileceğini ve bu çatışmanın Kürt ve Türk çatışmasına dönüşebileceği yönündeki endişelerini dile getirdiklerini hatırlattı.

Tanrıkulu, Yüksekova’da yaşanan çatışmanın ardından Türkiye’de yapılan gösterilerin, hatta öncesi Türkiye’de yapılan seferberlik çağrıları yine Erzurum, Malatya, Elazığ, İstanbul gibi illerde yaşanan olayların, bilinmeyen lokal olaylar, Türkiye’nin hangi psikolojik ve sosyolojik ortamda bulunduğunu gözler önüne serdiğine dikkat çekti. Tanrıkulu, bu gelişmelerin ikinci bir Kürt göçünün yine kanlı bir biçimde yaşanabileceği uyarısında bulunarak, "Bu göç böyle buradan batıya doğru değil, batıya 1990’lı yıllardan sonra göç etmeye zorlanmış veya öncesinden orada yaşamaya başlamış Kürtler üzerinden olacaktır. İkinci bir Kürt göçü bu defa batıdan bölgeye doğru akacak ve bu kanlı biçimde olacaktır" dedi.

Av. Nejat Kazan, İstanbul


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe