22.10.2007/Sayı:158
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Ekonomi
Bize Yazın

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye  

Okur Mesajları

Merhaba Türk’ün TÜRKSOLU... Toplumun, vatanın, Türk’ün size ihtiyacı var!... Büyük insanlar olmadan büyük işler başarılamaz. İyi ki varsın TÜRKSOLU...

Alaattin Gevrek, Afyon


Sayın Gökçe Fırat;

Bizlere geçmişteki devrimci mücadeleleri anımsatarak şu günlerde ülkemizi saran emperyalist kuşatmada üzerimize düşen görevi kafamıza çivi gibi çaktığınız için teşekkür ederiz. Bir iki üç daha fazla Türkiye! Selamlar...

Mustafa Pınarbaşı, Adana


Yazdıklarınızın üstüne söylenecek hiçbir şey yok. Tabii ki her şey ortada. Anlatıldığı gibi biz de bu mücadelenin içinde olmaktan gurur ve onur duyarız. Gerçek Atatürkçüler olduğu sürece Vahdettin’in torunları hiçbir yere gelemeyecektir. Tıpkı Başkomutan’ın ve Türk halkının geçmişte yaptığı gibi. Emperyalizme ödün vermeden taşımızla, sopamızla ve aklımızla bunu defedeceğiz. Atatürk’ün Türkiye’sinde her zaman onun ilkeleri yaşayacaktır.

Emre Yılmaz, Zonguldak


Sayın Özgür Billur;

Ulusalcı, tam bağımsız ve ilerici bir düşünce acaba bir sağ partinin liderinden beklenebilir miydi? Tarih bize şunu göstermiştir ki, dünyanın her yerinde ulusal bağımsızlık mücadeleleri soldan başlamıştır. MHP, bundan önceki davranışlarıyla da bize Amerikancı ve şeriatçı bir parti olduğunu zaten göstermişti. Vatan ve millet hesabına çalışmayan bu tip partilerin devamlı başımızda olmalarının nedeni, Şeriatla yönetilen Osmanlı Devleti’nin kültür mirasçısı Türk halkının içine kök salmış dini yönetim ruhundan Atatürk’ün ışığında kurtulmasının emperyalist devletlerin çeşitli yöntemlerle engellemeye çalışmasındandır.

Gökhan Aslankaya, İzmir


Bu inanılmaz insanlık dışı haberi dün (14 Ekim 2007) Yeniçağ televizyonunda büyük bir üzüntü ve esefle izledim. İlk aklıma gelen şey “Hangi ülkede yaşıyoruz?” oldu. Düşünebiliyor musunuz; gariban bir aile çocuğu Türk Silahlı Kuvvetleri’nde askerlik yapıyor ve bu vatanın bütünlüğünü savunurken Türkiye’yi yıkmayı amaçlayan güçlerle girdiği çatışmada yaralanıp sakat kalıyor ve TSK bu askerimize Gazi unvanı ve Onur Madalyası veriyor. Yaralanma sonucu yapılan sağlık müdahalesi olumlu sonuçlanmasa idi bu vatandaşımız ülkemiz için canını verip şehit olacaktı. Türkiye Cumhuriyeti polisleri, bir kontrolde sakat olduğu için kendi olanaklarıyla arabadan inemeyen bu gazimizin gazi kimliğini göstermesine ve sakat olduğunu belirtmesine rağmen yine de araçtan inmesi için kaba kuvvet kullanıyor, küfürler ediyor. Bu da yetmiyor, destek polis gücü çağırıp, yine aynı araçta olan gazimizin kardeşlerine hastanelik edecek derecede dayak atıyor. Üstüne üstlük küfürler yağdırıyor.

Ey Türk halkı! Hangi günlere geldik? Hangi ülkede yaşıyoruz? Bu densizliği, bu vicdansızlığı yapabilecek bir ülke ve milleti ben düşünemiyorum. Sizi hayal gücünüzü kullanmaya davet ediyorum.

Hani ülkemizde insan hakları örgütleri vardı? Hani TBMM İnsan Hakları Komisyonu? Hani sözüm ona Avrupa’nın insan hakları havarileri? Hani Ankara’ya uğramadan doğrudan Diyarbakır’a giden Avrupalı demokrasi meraklıları ve insan hakları havarileri? Bu insanlık dışı olaya da aynı duyarlılığı gösterecekler mi?

İsmail Türüt’ün okuduğu “Plan Yapmayın Plan” parçasına kıyametler koparan sözüm ona “demokrasi” meraklısı bazı basın çevreleri bu olayda da aynı davranışı sergileyecek mi?

Bu saygıdeğer gazimiz TSK’nın verdiği malüllük geliri dışında hiçbir maddi ve manevi destek görmüyor. Ayrıca içler acısı bir ortamda, sakat olarak yaşamını sürdürebilmesi, fakir olan aile fertlerinin desteğine bağlı. Neler oluyor Türkiye’de? Ülkemiz fiilen birilerinin işgalinde de haberimiz mi yok? Sağcı-solcu, dinci-dinsiz tüm vatandaşlarımı bu vahşete insancıl tepki koymaya davet ediyorum. Yarın çok geç kalmış oluruz.

Olayı şiddetle kınıyor, olaydan duyduğum üzüntümü tarif edecek kelime bulamıyorum. Aynı zamanda da bu insanlık dışı olayın faillerini tarif için yeterli çirkin sıfat bulmakta da zorlanıyorum. Daha doğrusu benim Kemalist terbiyem buna müsaade etmiyor. Önlerine gelen her fırsatta vatansever insanlarımıza faşist yakıştırması yapan aydın taslakları ve yanlı yayın yapan tüm basına sesleniyorum. Cevap verin bana, faşist olan kimdir?

Selim Aksakal, Trabzon


Sayın İlyas Salman;

“Tanrısız ve patronsuz bir dünya dileğiyle” bitmemeliydi bu makaleniz!

Hangi duygularınızla “kader”i sorguladığınızı anlamaya çalıştım defalarca okuma yaparak. Karar vermekte zorlanmadım; aktörsel duygularınızla makaleyi yazmışsınız. “Alınyazınız”da ne olduğunu bilemem ama “alnınızın” yakın zamanda secdeye değecek kadar yaklaştığını hissetmekteyim. Siz sorgulamaya devam edin. Toplumsal hadiselere “kader” bakış açısından yorum koyarak yaklaşabilirsiniz. Sizin yazdıklarınızı okumak da, abonelik de “kader”imiz. Saygılarımla.

Hüsamettin Oğuz, Antalya


Sayın İlyas Salman;

Oksijen maskesini önce kendine takarsın sonra çocuğuna. Çünkü çocuk kendi kendine takamaz, sen kendinden geçtikten sonra, zaten çocuğa hiçbir faydan olmaz. Çok sevdiğim bir sanatçısınız ve TÜRKSOLU’na katıldığınız için size daha çok saygı duyuyorum; ama yazılarınız biraz... Demek istediğim şu ki; yaptığınız yorumlar ne pilavı ne tencereyi yakayıma kaçıyor biraz. Herhalde artık safınızı kesin bir şekilde belirtmeniz gerekiyor. TÜRKSOLU çok ciddi ve yumruk gibi bir yapılanma. Biraz garip kaçacak ama bu kelimeler çok güzel anlatıyor düşüncelerimi: “Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz!”

Timuçin Eser, İçel


Sayın Şükrü Aykutlu;

Nâzım, yurtseverliğinden ötürü cezalandırıldı. Vatan satanlardan olsaydı baş tacı olurdu. Ne diyeyim, zamanla değişen bir ülke olabilseydik olumlu yönde bu günleri farklı yaşardı yurdum insanı... Nâzım yüreğiyle yaşadı, düzene boyun eğmedi ve yurt hasretiyle öldü. Sebep olanların hiçbirisini kimse hatırlamıyor, Nâzım ise unutulmuyor.

Yenal Ekmekçi, Uşak


Sayın İlyas Salman;

Sizi gerçek bir sinema emekçisi olarak görüyorum ve saygı duyuyorum. Yazılarınızı da takip ediyorum. Ulusal kimliğinizi takdir ediyorum (önceden de mi böyleydiniz onu bilmiyorum ama sonradan olsa da olur). Yalnız Tanrı tanımaz kimliğinizi duygusal bir yaklaşımla okuyucularınıza aktarmanızı yadırgadım doğrusu. Sizin kader dediğiniz her şey zalimin, zulmün, ikiyüzlülüğün, ihanetin ta kendisi. Buna kader diyenler de kimseden yardım göremeyen, ezilen halkın bir moral olgusu. Onu da düşünemezlerse bu kadar zulme, bu kadar canavarlığa sabredemeyip ölürlerdi. Şükür ki kadere inanç var.

Dinçkan Harput, Ş.Urfa


Sayın Utku Erişik;

Yüce Atatürk’ümü ve bugünün liderleri ile onların amaçlarını en iyi şekliyle özetleyen bir yazı duruyor karşımda. Herkesin özendiği, imrendiği ve bir idol olarak benimsediği bir liderden birilerinin kendi çıkarları adına nefret etmeleri artık şaşırtıcı gelmiyor. Tüm eylemlerin ardında yatan tek bir amaç var: Türkiye’yi ele geçirmek! Önce bölerek, sonra parçalara ayırarak yönetmek ve tümüyle ele geçirmek büyük düşünceleri dış güçlerin. Ancak hâlâ, Atatürk düşüncelerini benimsemiş, yurdunu seven, ülkesi için çalışan, korkusuz insanlar olduğunu unutuyorlar. Biz hâlâ yaşıyoruz ve nesilden nesile aktaracağız bu duyguyu. Size internette dolaşırken rastladım. Ve bu siteyi bulmuş olmak beni inanılmaz mutlu etti. Bütün hainlerin, işbirlikçilerin asıldığı günü görmek en büyük dileğimdir. Saygılarımla.

Seçil Peşkirli, İzmir


Sayın Barış Özkarabekir;

Helal olsun ya! Vallahi Atam sen rahat uyu. Biz varız, bizler varız. Bu ne biçim bir ortam ya! Gerici lanetler. Defolun gidin bu topraklardan ya! Atamızın izinden biz ilerleriz.

Fatma Aytek, Çorum


Sen bilir misin Başbakan, evlat yetiştirmeyi? Sen bilir misin yemeyip yedirmeyi, giymeyip giydirmeyi? Sen bilir misin hastalanınca sabahlara kadar başında beklemeyi, canından can gitmesini? Bilir misin sabah okula göndermeyi, gelince yolunu gözlemeyi? Bilir misin karne sevincini?

Sen bilir misin zorluğu, güçlüğü, parasızlığı? O güçlüklerle evlat yetiştirmeyi? Bilir misin okula gönderirken son paranı ona vermeyi? Bilir misin büyütüp beslemeyi, telli duvaklı gelin almayı, elleri kınalı damat etmeyi? Bilir misin türkülerle, marşlarla, elinin kınasıyla, askere yollamayı? Bilir misin “Git oğlum! Vatana kurban ol!” demeyi. Bilir misin?...

Bilir misin kahpenin birinin kurşunuyla bu emeklerinin sönmesini? Geride yetim bırakılanları?

Bilemezsin Başbakan bilemezsin..

Ama onlar da bilmiyorlar. Bilmiyorlar hizmetçilerle, son model arabalarla okula yollamayı. Bilmiyorlardı Amerikan kolejlerini, özel üniversiteleri. Askerden kaçırmayı bilmiyorlardı, torpilli raporları bilmiyorlardı. Amerikalarda yaşatmayı bilmiyorlardı. “Gemicikler” almayı bilmiyorlardı, işadamı yapmayı bilmiyorlardı, “çay-simit” hesabını bilmiyorlardı.

Bilemezler Başbakan.

Bunca göz nuruyla yetiştirilen 15 evlat daha girdi kara toprağa. Gözlerini kırpmadan. Sırf sen ve ben rahat uyuyalım diye. Kimin yüzünden biliyor musun? Senin kardeşlerinin yüzünden. Kardeş ilan ettiğin kalleş Amerika’nın verdiği silahlar yüzünden.

Ve sen hâlâ o koltukta oturma “şerefine” devam ediyorsun.

Helal olsun Başbakan, helal olsun...

Emrah Seliman, Kars


Sayın İlyas Salman;

Ateist olabilirsiniz ama bu Allah’a hakaret hakkı vermez size. Biraz saygılı olun. Bu gazeteyi internetten sürekli takip ederim. Milliyetçi sol çizgide Atatürkçü bir gazete. Ama biliniz ki Atatürkçüler Allahsız değil ve inançlara hatta ateistlere de saygılıdır. Düşünceye zarar veriyorsunuz.

Murat Bakır, İstanbul


Türk genci devrimlerin ve Cumhuriyet’in sahibi ve bekçisidir. Biz gençler olarak elimizden gelenin en iyisini yapmalı ve ülkemizde yaşanan bu olaylara tepkisiz kalmamalıyız. Bunları kabullenip kendi kabuğumuza çekilmeyelim. Hep birlikte bu ülke topraklarını sonsuz devrim ateşiyle süsleyelim ve yaşanılır bir hale getirelim. Benim yaşım henüz 15. Fakat ben bu yolda yürüyeceğime söz veriyorum.

Yağız Ergün, Edirne


Geçen sayıda yayınladığınız Tuncay Özkan ve sayılarla Atatürkçülük yapanlar hakkındaki yazınızı ‘’Bizkaçkişiyiz.com’’ da çok sayıda kişiye gönderdim. Ve haberi gönderdiğimin ertesi günü siteden çıkarıldığımı öğrendim...

Özgün, Eskişehir


Sayın İnan Kahramanoğlu;

Ben 15 yaşında bir gencim ama her şeye rağmen savaşa hazırım. Ülkemi yaşıma göre değil düşünce ve kararlılığıma göre savunurum ve savunabilme yeteneğim vardır. Hepimiz belirli bir zamanı bekliyoruz ama emin olun zamanı geldiğinde Erzincanlı devrimci gençler kendilerini en iyi şekilde gösterecektir...

Muharrem Gül, Erzincan


Sayın Gökçe Fırat;

Bu yazıyı çok beğendim. Che Guevara ölürken bile kararlı ve sert bakışlarını kaybetmemiştir. Onun hayranlarından biriyim.

Mehmet Çakmak, Adıyaman



Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe