| Yekta Güngör Özden |
Anayasa tartışmalarıyla gündemi değiştirme ustalığını bir kez daha gösteren AKP iktidarı seçim sonuçlarının tartışılmasını, özelleştirme zikzaklarını, soygunları, rüşvetleri, suçları, partizanlığı, kadrolaşmayı, kayırmaları, eğitim-öğretimdeki bozuklukları bir tür hasır altı ederek konuşulmalarını önledi. Oyların ne verilerek, neler yapılarak alındığına ilişkin dedikodular hâlâ sürmektedir. Başbakanın, raporla askerlik yapmayan oğlunun babasının yanında heykel gibi durduğu, başkasının çocuğu askere gitmeseydi kıyamet koparılacağı anlatılmaktadır. İktidar borazanı ve özel ekranı durumuna gelen-getirilen TRT’nin çabalarıyla pembe tablolar çizimi sürdürülüp önceki Cumhurbaşkanının uygun bulmadığı atamalar bir bir gerçekleşirken Başbakan torun turuna çıkmıştır. Terör her gün can almaktadır. Türkiye karşılık vermemesine karşın, savunmada bulunmasına karşın savaşla suçlanmaktadır. Halkımız teröre tepkinin sözde kalmasından derin üzüntü duymaktadır. Sınırını koruyamaz duruma düşürülen devletin altı oyulmaktadır. Anayasa değişikliğinin gizlilik içinde yürütülmesi, iktidarın bildiğini okuyacağını, sıkmabaş hedeflenerek bu yola gidildiğini açıklaması kaygıları artırmıştır. Anayasa profesörü E. Özbudun beğenilmese de emek vermiş, bir metinin hazırlanmasına başkanlık yapmıştır. Birlikte çalıştıklarını lâik Atatürk Cumhuriyeti karşıtlarından seçmesi, iktidarın siparişine, amacına uygun bir taslak hazırlamayı içine sindirdiğini göstermektedir. Kuralların son biçimiyle TBMM’ne sunulmasına kadar konunun -iktidarın amacı dışında- ciddiye alınıp önemsenmesini uygun bulmamaktayız. Her yazısında yansız olduğunu ileri sürüp yandaşlıktan ve katılıktan kurtulamayan bir köşetaşı, hukukçuluk taslayarak sürekli saptırıyor. Bilgi yoksunluğunu yansıtan iktidar yanlısı yazılarıyla tepki uyandırıyor. “Dinci darbe tehlikesi olmadığı”nı ileri süren kâhinler türedi. En azından Anayasa darbesi hazır. Neler neler Vahdettin’in vatan haini olmadığı, TBMM kararına karşın savlandıktan sonra şimdilerde Derviş Vahdeti’yi aklama çabalarına rastlanmaktadır. MHP zorunlu din derslerini savunarak iktidara desteğini sürdürmektedir. Sıkmabaşlıların, eşlerinin kayırılması sürmekte, liyakat yerine tarikat bağı aranarak, bıyığa göre yakınlık kurularak memurlar bekleme odalarında tutulmaktadır. Dinsel söylemler artmakta televizyon izlenceleri kınanacak içeriklerle başıboşluğun boyutlarını ortaya koymaktadır. Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, Fethullahçıların ABD Başkanı Bush’a övgüler yağdırılan iftar yemeğine katılmaktadır. Başbakan’ın kınanacak konuşmalarını eleştirecek yerde, haklı yanıtlar vererek görevlerinin gereğini yerine getiren yargıyı ve üniversiteyi sorumlu tutmaya çalışan akl-ı evveller var. Saygısız anlatımlarla yargıya ders vermeye, akıl öğretmeye kalkışan kimi dönekler, bireylerin amaçlı çıkışlarını bırakıp devleti suçlayan malûm yazarlar, bunları doyuran patronlar var. Gazeteler, dolardan avro’ya geçen Başbakanın servetini 1 milyon 803 bin 854 YTL olarak gösterdiğini, ayrıca önemli bir tutarda alacağı olduğunu bildirdiğini yazdılar. Çocukları için yaptığı giderlerden sonra kalanlardır. Belediye Başkanlığı, Başbakanlıkta böyle servet edinilmesi belirtilmeye değer bir başarıdır. Konya’da Hizbullah operasyonu yapılıyor. İrtica olmadığını savunan basın mürtecileri türedi. Milliyet gazetesi İngilizce Kur’an’ın müftülükçe dağıtılacağını yazdı (23.9.2007, sayfa 13). Meal ayrı. Niçin Türkçe Kur’an yok? sorusu hak kazanıyor. Ve kimler, niçin engelliyor? Kürtçülerin Apo’yu benimsemeleri, övgüleri ve saygıları, Anayasa’da ayrı ulus olarak değerlendirilmelerini istemeleri bölücülüklerinin yansımasıdır. Apo’ya terörist değil, lider diyenler insanlık duyguları kararmış, tükenmiş olanlardır. Kesinleşmiş kararı uygulanan Apo da İmralı’dan açıklamalarını anlamsız bir hoşgörüyle sürdürmektedir. O da hempalarını doğrulayarak Anayasa değişikliğiyle PKK’nın silâhı bırakacağını söylemektedir. Dedikleri olursa tutabilirseniz tutunuz. Yeni Cumhurbaşkanı’nın YÖK Başkanı’yla görüşmesinin ne sonuçlar vereceğini izleyeceğiz. AKP Kütahya Milletvekili Hüseyin Tuğcu’nun “Devletten iş alacak kişinin eşi örtünür” sözü gerçeği doğrulamak yönünden ilginçtir. Adım adım İran kestirmesi yanlış değil. Bir de Malezya eklendi. Haremlik-selâmlık plâjlar, Millî Eğitim Bakanı’nın sıkmabaşlı küçük kızlara ilgisi televizyonları gazeteleri doldurdu. Birkaç yıl sonra uyanınca…? Dükkân kapatma, kepenk kapatma, gözlerini ve kulaklarını kapatma ile sürdükçe Türkiye’yi kapatma gündeme gelebilir. Hürriyet’te Özdemir İnce, ince ince uyarıyor. Haklı tepkilerini ve eleştirmelerini yürekli biçimde yazıyor. Genel Yayın Yönetmeni de ağız değiştirmeye başladı. İzliyoruz. Bu arada Emin Çölaşan’ın yeni bir kitapla kamuoyunun merakını gidereceği söylenmektedir. Bekir Coşkun zevkle okunan anlamlı yazılarını sürdürmektedir. Seçim sonuçlarıyla şımaran köktendinciler azmışlar, telefon saldırılarına başlamışlardır. Terbiyesi olmayan insan olmaz, insan olmayan da müslüman olmaz. Emin Çölaşan’ın son yazılarından birinde gündeme getirdiği “altıok’a çirkin saldırı” için bir yurttaş gerekli başvuruyu yaptı mı, yazı gözetilip Savcılık soruşturma başlattı mı, CHP ya da Atatürkçü bir kuruluş duyarlı davranıp kovuşturma istedi mi? Çok kimse sormaktadır. ABD oyunlarını sürdürüyor. Türkiye’yi geri kalmış ülkelerle aynı masaya oturttuğu gibi Irak’ı bölerek kürtlerden yana olduğunu bir kez daha çekinmeden belli ediyor. Dinci parti, liberal sandığı bilim adamlarına Anayasa hazırlatıyor. Açıklanan metin şeriata kapı açıyor. Dincilik oyuncaklara kadar indirildi. Çocukları küçük yaşta dinci yapacak oyuncakların reklâmı yapılıyor.
|