| Okur Mesajları |
Merhaba arkadaşlar... Malûm şu anki gündem, Anayasa değişikliği... İşin özü şu: Anayasa değişikliği adı altında laikliğe atılan bir taş bu. “İlim” yuvası üniversitelere türbanlı girilecekmiş... Ey Recep, sana sesleniyorum! Burası teravih namazı kılınan cami değil. Sende hiç olmayan “bilim” yuvası... Hatırlaman dileğiyle... Fatih Bayır, Ordu TÜRKSOLU’nu şunun için benimsedim. Türkiye’deki diğer sol kurum ve kuruluşlar gibi değil. Kimi sol kesim Atatürkçü ve milliyetçi değil, bazı kesimler ise tam anlamıyla solcu değil. Kendilerini sosyalist ve devrimci olarak lanse eden kesimler milliyetçiliği bir suç unsuru olarak görüyor; ama siz de belirtiyorsunuz ki, ulusalcı olmayan solcu olamaz. İşte sizi farklı kılan Kemalizmi ve devrimciliği birlikte benimsemiş olmanız. Fikirleriniz ve ideolojileriniz tıpkı yıllar önce ortaya atılan Deniz’lerin de benimsediği MDD çizgisi gibi. İnanıyorum ki, Deniz’ler de bugün hayatta olsaydı Türkiye’deki bu karışık sol kutuplaşma içinde TÜRKSOLU’nda mücadele ederlerdi. Efe, Tokat Sayın Gökçe Fırat, Harika bir yazı! Duygularımı, duygularımızı bu kadar güzel ifade edebildiğiniz ve uyuyan bir kitleyi uyarma cesareti gösterdiğiniz için çok sağ olun Sayın Gökçe Fırat Bey. Saygı ve sevgilerimle.. Orhan Kutalmış, İstanbul TÜRKSOLU, sadece solun değil, tüm yurttaşların, tüm Atatürkçülerin, tüm devrimcilerin ışığıdır, yoludur. Bu karanlık günlerde de en fazla ihtiyaç duyduğumuz yol, ışık, TÜRKSOLU’dur. Bütün yoldaşlara selam! Fuat Kuyucu, Kahramanmaraş Sayın Özgür Erdem, Çok doğru bir değerlendirmede bulunmuşsunuz. Bu konularla sadece TÜRKSOLU ilgileniyor. Bu da bizim milletimizin hâlâ at gözlüklerinin ardından baktığının bir göstergesi; lakin bizim direnişimiz bitmeyecektir. Deniz’ler tükenmeyecektir! Ayşe Gül Par, Gaziantep Merhaba TÜRKSOLU! Tüm gerçekleri yaşandığı ve göründüğü gibi yazmışsınız. Siz TÜRKSOLU ailesini tebrik eder, iyi çalışmalar dilerim. Saygılarımla... Alaettin Gevrek, Afyon Gazetenize yeni abone oldum. Gerçekten TÜRKSOLU’nun biz ve siz gençlere ihtiyacı var. Oktay Göçen, Afyon Sayın Celal İmren, ‘’Vatanını seven ve vatanı için mücadelenin her türlüsünü kabullenecek milyonlar, önümüzdeki dönemde hem Kürt-İslamcı faşistlere ve hem de saymayı öğrenmeye çalışan ilkokul çocukları gibi sayılarla uğraşan gafillere gereken dersi verecektir.’’ Bu sözlerinizi olduğu gibi yansıtıyorum. Siz umuyor musunuz ki, halkımız bilinçlenecek ve gereken yerlere gereken cevabı verecek? Ben hiç sanmıyorum. Eğer bu cevap verilseydi, 22 Temmuz günü verilirdi; ama ne oldu? Tam aksine, AKP’nin oylarında patlama oldu. Bence boş boş hayaller kuracağımıza birilerini eleştireceğimize, biraz daha gerçekçi olalım. Önce eğitim lazım ülkemize. Toplumumuz bilinçlenmedikçe bu yazıları yazmaya devam ederiz. Bir şeyler yapmanın zamanı geldi. Neden bizler de birer Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan olmayalım? Tek yol devrim! Saygılarımla... Necati Dinçmen; Eskişehir Sayın Ali Özsoy, Ben Kemalistim, Atatürk devrimcisiyim ve bu memleketin kurtuluşunun emperyalist güçlerden arınarak olacağına inancım sonsuz. AKP tam bir vatan hainidir ve bu cahil milletimiz bunu göremiyor. İnşallah görecek; ama canım vatanımdan bu zaman diliminde çok şeyler götürüyorlar. Geri dönüşü zor uygulamalar yapıyorlar. İnşallah bu hainlik en az zararla giderilir. Benim görüşüm, AKP’nin en başta İslam devrimi için askeriyemizi zayıflatması lazım. Bunu da PKK ve ABD’yle başarmak istiyor. Yazınıza sonuna kadar katılıyorum ve sizi destekliyorum. Zaten Tayyip Türk değildir, bu kesin... Adam zaten konuşmalarında Türk milleti kelimesini kullanmıyor, “Türkiye milleti” diyor. Müslüman olmasından da şüphe ediyorum; ama Allah yardımcımız olsun, bu devletin başına Recep Yazıcıoğlu gibiler gelmedikçe işimiz çok zor. Bir hareket, bir devrim olsa, sonuna kadar arkasındayım ve yanında olacağım. İnşallah o ışığı görürüz. Umudum, Kemalist ideolojinin bir gün tekrar doğması... Saygılar... Emrah Kasapoğlu, Denizli Sayın Celal İmren, Ben hiç bu yönden düşünmemiştim. Teşekkürler aydınlattığınız için... Mustafa Yıldırım, Ankara Ben henüz 15 yaşımda olmama rağmen olayların gidişatını tahmin edebiliyor ve Türkiye’nin geleceğinin ne kadar karanlık olduğunu görebiliyorum ve herkesi solda birleşmeye davet ediyorum. Tek yol devrim! Ergün Yağız, Edirne Sayın Gökçe Fırat, YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!... İşte parolamız bu. Biz devrimciyiz, devrimimizi sonuna kadar savunuruz. Biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Belki bugün ölebiliriz; ama yüzümüzde en ufak bir tereddüt dahi olmadan.... Çünkü arkamızdan mutlaka birileri gelecektir ve devrim bayrağını alacaktır. Her şeyimi bağlı olduğum vatanımı, toprağımı, bayrağımı, anamı, yârimi, nenemi, devrim arkadaşlarımı, kedimi, köpeğimi, ağacımı, düşünürüm. Fidanımı düşünürüm; bir gün gelip ulu bir çınar olacak... Ve geldiğimde bir selam vereceğim ona, bana hayat olduğu için. Şehitlerimin arkasından hep vatan sağ olsun diyeceğim. Ağlamayacağım, görevimi yapacağım ve üzülmeyeceğim de; çünkü devrim şehitleri ölmez... Bırakmayacağım bu vatanın bir karış toprağını kalleşlere, bölücülere, gericilere, emperyalistlere ve onun köpeklerine. En zor anımda bakacağım Atamın Gençliğe Hitabe’sine, Bursa Nutku’na. Açacağım Kuran-ı Kerim’imi, rahat rahat okuyacağım yobazlara inat. Kimse rahatsız edemeyecek, arama giremeyecek yaradanımla. Yaşayacağım dinimi, vatanımı, aşkımı bu topraklarda. Yaşatacağım sonuna kadar devrimimi. Hiçbir zaman karamsar olmayacağım. Atamı örnek alacağım; çünkü o devrimci karakterin en güzel örneğidir ve bana “Bu işlerin sonu yok!” diyenleri dinlemeyeceğim. Ben bir vatan savunucusuyum; vatan söz konusu olduğunda biliyorum ki gerisi teferruattır. Tek kişi kalsam bile, vatan sana canım feda! Ne mutlu Türk’üm diyene!... Onur Cüre, Kocaeli 68’li yıllar tabii ki bu kadar kısa bir sayfada özetlenemez; ama ben o yıllarda yaşamak isterdim. Bu yaşımda ve bu düşüncemle... Halkın koyun gibi yönetildiği, gençlerin pop-rock’tan başka bir şey bilmediği bir dönemde yaşamak kahrediyor beni ne yazık ki. Düşüncenin suç olduğu bir ülkede sesimi çıkarabileceğim bir toplulukta olurdum en azından. Belki Deniz, Mahir olamazdım; ama onlarla olurdum ben de. Her ne kadar yaşım dolayısıyla olmasa da, 68 ruhunu ben de yaşıyorum tüm benliğimle. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi! Hülya Gökmen, Denizli Yaşım 17, henüz devrimciliği öğrenme aşamasındayım; fakat ülkemizin durumu çok kritik. Türbanın okullarımıza rahatça girmesi kötü sonuçlar doğuruyor. Sonuçta Kemalizme karşı yapılan başkaldırıdır bu. Ayrıca hiç kimsenin Atamızın çizdiği bu çerçeveleri silme gibi bir hakkı yoktur. Biz kendini bu haklara sahip hisseden insanların karşısındayız. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti ve yaşasın bu ülkeyi devrimciye yakışır şekilde koruyan halkımız! Devrim Gamze Yalçın, Mersin Sayın Ali Özsoy, Yazı başlığınız ülkemizin içinde bulunduğu durumu özetlemesi bakımından ilginç... İlginç olduğu denli de düşündürücü; ama bence eksik. Şöyle ki; siz bu olayların arkasındaki güçleri gözler önüne sererken İngiltere’yi unutmuşsunuz. Ancak onunla birlikte bu sacayağı tamamlanmış olur. Elbette onların yanına bugünkü (deyim yerindeyse) Vahdettin artıklarını da eklemek gerekir diye düşünüyorum. Bu saptamayı yaptıktan sonra da elbette yapılacak tek iş ve tek çözüm kalıyor, o da yeni bir Kurtuluş Savaşı’na başlamak. Bunun için de ülkesini seven herkesin çok geç olmadan elini taşın altına koyması ve Amerika’daki salya, sümük ağlayan kişi ve yandaşlarına dur demesi gerekiyor. Ali Adnan Erbiş, Mersin Sayın Gökçe Fırat, Yazdıklarınızın hepsine katılıyorum. Bunlar acı; ama gerçek. Bu ülkede yarım akıllı, aç gözlü insanlar olduğu sürece bu böyle devam edecektir; ama onlar devam ettikçe ben de bir birey olarak baş kaldırmaya ve elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Pes etmek yok! Bu vatan bizim, unutmayalım. Şennur, Aydın Sayın Utku Erişik, Yazınız gerçekten çok güzel ve kendini tamamen emperyalist güçlere adamış halkımın insanlarının okuması gereken nitelikte; çünkü Türk Milleti hiçbir zaman başkalarının altında ve emrinde yaşamamıştır. Bunu tarih de yazmıştır. Çin baskısına dayanamayan atalarımız 40 yıl sonra bağımsızlıklarını kazanarak tekrar kendi bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Bunu bilmeyen insanlarımız unutmamalı ki, 1919’da Mustafa Kemal’in önderliğinde başlayan bağımsızlık mücadelesi bunun diğer bir belgesidir. Ama şunu da unutmamak lazım: Halkımız artık kendi özbenliklerini kaybetmeye başladılar ve bugünlerde bu tür yazılar halkımızın okuyabilmesi için gerçekten güzel... Bizler hiçbir zaman emperyalizmin kölesi olmadık. Bunu uzak tarih de, yakın tarih de yazdı. Görkem Aktaş, Muğla Ankara Kalesi Coşar yüreğim, her gümleyişinde davulun Şule Türel, Ankara |