14.05.2007
TÜRKSOLU Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Mesaj Panosu

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Özgün

Yekta Güngör Özden

Yekta Güngör ÖzdenDinci kıyım ve sürpriz!

Son günlerin ağırlıklı konuları Malatya’daki dinci kıyım ile Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesidir. Geçmişte, özellikle son bir yılda derin acıları duyulan dinci kıyımlarla iktidarların yaklaşımları gözetilirse bu tür insanlıkdışı olayların yinelenmesi olasılıkları yadsınamaz. Yurt, ulus, ulusallık kavramları oluşmamış, yurttaşlık bilincinden yoksun kimilerinin milliyetçiliğe saldırarak köktendinciliği koruma çabaları üzüntüyle izlenmektedir. Irkçılık, turancılık-faşistlik ve gericilikle asla ilgisi bulunmayan çağdaş milliyetçiliği anlatan Atatürk milliyetçiliğine yönelik karalama kampanyası utandırıcıdır. Malatya’da Türkler öldürülmüştür. İstanbul’da Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı öldürülmüştür. Öldürülenler ırkları nedeniyle değil, inançları, dinleri nedeniyle öldürülmüşlerdir. İncil ve Hıristiyanlık çabaları yüzünden öldürülmüşlerdir. Öldürenler de dincilerdir. Bu suçu milliyetçilerin üstüne yıkmak da bir tür soysuzluktur. Ülkemizi çok güç durumlara düşüren cinayetlerden sürekli gerçekleri değiştirmeye, örtmeye çalışanlar da sorumludur.

Cumhurbaşkanı seçimi yöntemlerine ilişkin tartışmalar sürerken Başbakan iktidarın, partisinin adayını açıklamıştır. Aslında Türkiye’ye özgü demokrasiye uygun biçimde kendi adayını açıklamıştır. Anayasa’ya, hukuka uygun seçim yapılır da aday gösterilen kişi Çankaya’ya çıkarsa gerçekte oraya oturan Başbakan RTE olacaktır. Ad, biçim, kılık değişikliği önemli değildir. Anlayış, amaç ve tutum ayrılığı olmadığından Başbakanın olmasıyla olmayışı arasında bir fark yoktur. Abdullah Gül, RTE ve anlayışını yansıtacaktır. Mitingler ulusun canlanmasına, toplumsal dayanışmaya etkili olmuştur ama ulusa değil ümmete, cemaate önem veren iktidara etkili olmamıştır. Sürekli ve yaygın olduğu zaman olumlu sonuçları izlenebilir kanısındayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş görünümü, Cumhurbaşkanlığının örnek ve öncü durumu olumsuzluklar ağına düşmeyecek midir? Göreceğiz.

Sürpriz, umulan, beklenen, olasılıklar dışında gerçekleşendir. RTE’ın sürprizinin kendinden başkası olacağı belliydi. Geçmiş, nitelik, kişilik benzerliği sürprizi biçimsel ve sözde bırakmıştır.

Ulusal egemenlik

Müdafaa-i hukuk ruhu ve kuva-yı milliye ateşiyle başarılan Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın amaçlarından biri de ulusal egemenlik idi. 20 Ocak 1921 Anayasası’nın 1. maddesiyle gündeme gelen, cumhuriyete yönelik bu olgunun günümüzdeki durumu doyurucu ve güven verici değildir. Seçim sisteminin kötü olması azlıktaki partiyi iktidar yapmakta, parti içi demokrasinin yokluğu nedeniyle de lider sultasına yol açılmaktadır. Yeni Cumhurbaşkanı adayı belirlenmesi de bu gerçeği ortaya koymuştur. Demokrasi çoğulcu, katılımcı, kurallar ve kurumlar düzeni olma düzeyine gelememiştir. Ulusal istenç, özgür davranışlarla yansımamakta, ulusal egemenlik de sözden ileriye gidememektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusal egemenliğe verdiği önemi anımsamalı, onun demokrasi ve ulusal egemenlik öğretisi Medeni Bilgiler kitabından izlenmeli, dersi iyi çalışılmalıdır. Egemenlik ulusun mudur, bir partinin ya da liderinin midir, seçimler nasıl yapılmaktadır iyi düşünülmelidir. 23 Nisan 1920’nin cumhuriyetin gerçek kuruluşu olduğu asla unutulmamalıdır. 29 Ekim 1923 cumhuriyetin adının konulduğu gündür. Cumhuriyeti gerçek kılan, ulusu söz, hak sahibi rejimin vazgeçilmesi olanaksız öğesi kılması, özü ve dayanağı saymasıdır. Tek seçiciyle, önseçimsiz, bir tür atamalı aday çizelgeleriyle, seçmenin istemeyerek kullandığı oylarla ulusal egmenlik de, demokrasi de olmaz.

Başkanlık sisteminin savunulması, önerilmesi de yanlıştır, yanılgıdır. Günümüzdeki ABD örneğine bakmak yeter. Ülkemizin ve toplumumuzun kültürel, siyasal, ekonomik düzeyini gözetmek gerekir. Atatürk en güçlü olduğu zamanlarda bile başkanlık sistemini aklından geçirmemiş, ulusuna güvenerek en demokratik yolu seçmiştir. Gerçek demokrat, gerçek halk adamı olduğundan cumhuriyeti taçlandıracak demokrasiyi yeğledi.

Yaklaşım bozukluğu

Köktendincilerin kötülükleri için Başbakan bir türlü gerçeği söyleyemiyor. Danıştay saldırısından bu yana hep başka nedenlere dayanmak, başkalarının üstüne atmak yolunu izliyor. Menderes bile 6187 no.lu Yasa’nın kabulü için “Şeriat devleti hayali peşinde olanlar”dan söz etmişti. Başbakan, şeriat isteyen, bu yolda eğitilip koşullandırılan, barındırılıp bakılan aldatılmış çocukların yaptığını söylemese, geldiği çevreyi, gözetse bile dinin sömürülüp kötüye kullanıldığını, böyle dindarlık olamayacağını söyleyebilmelidir. Oy ve iktidar beklentisiyle ülkeye kıyılmaktadır, asıl dinci kıyım budur. Böyle içtenlikli ve gerçekçi tutumdan kaçınmalarının nedeni sanırız ucunun kendilerine dokunacağı korkusudur. Yerleştikleri, yetiştikleri yerleri belli olan çocukların kimlerin maşası olduğunda duraksanamaz. Kimi kurslardaki “yeminler”, kimi okulardaki göstermelik ve teftişlik Atatürk fotoğrafları ile büstlerine yapılan çirkin saldırılar yıllardır yazılıyor. Kimlerin ne yaptığı, ne söyleyip ne yazdığı biliniyor. Kim kimi kandırıyor? RTE hemen milliyetçiliği suçlamaya çalışıyor. Biz yine yıllardır yalnız sözde milliyetçilere, sözde demokratlara, sözde ilericilere, sözde dindarlara değil, sözde Atatürkçülere de karşı olduğumuzu söylüyor, yazıyoruz. Atatürk milliyetçiliği çağdaş milliyetçiliktir, ırkçılık-turancılıkla, faşizmle, Türk İslam senteziyle, ılımlı İslam’la, gericilik ve tutuculukla asla bağdaşmayan tam bağımsızlıkçı, insanlık ve onur anlayışıdır. Her tür kafatasçılığa, kafa karıştırıcılığa, kafayı torba ve bohçaya, bedeni çuvala sokmaya, sömürülere karşıdır. İktidarın tutumu kötülüklerin yinelenmesine neden olabililr. İrticanın tehlike olmadığını savunan, tertemiz milliyetçiliğe-ulusalcılığa saldıran aymaz, bağnaz, çıkarcı , şakşakçı, sapkın türediler oyunlarını sürdürmekte, giderek genişleyen sözde ermeni soykırım kararlarıyla Türkiye’ye yönelik kuşatmayı görmezlikten gelmektedirler. Maşalar da dinlerine zarar verdiklerini görmeyecek kadar gözleri dönmüş, kararmış, körleşmiş durumdadır.

Öğrencilere yönelik Kutlu Doğum Haftası etkinliğinin sayısı 12 bine yaklaştı. Dincilik gösterileri Bakanlık koridorlarında, metro geçişlerinde, her yerde. Yönetim ne yapıyor?

A.N.Sezer Cumhurbaşkanı iken iktidarın yaptıkları gözetilirse kendi adamları cumhurbaşkanı olduğunda neler yapacaklarını kestirmek güç değildir. Kadrolaşma, partizanlık, şeriat düzeni çabaları. Yargı başta, önemli yerleri ele geçirme, bildiğini her şeye karşın okuma. Dalkavukluk şimdiden başladı. Gidecek ve gelecek olanlar için. Haklı övgülerse, beklentiler, dileklere bir diyeceğimiz yok. Ama tiksindirici tutumları gördükçe ilerde daha neler duyacak, okuyacak ve göreceğiz düşüncesi yoruyor.

Kimileri Ayayorgi Kilisesi’nde dilek kuyruğunda. Şans, olanak arayan Müslüman dilekçiler.

Umut ışıkları

Almanya Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Dursun Atılgan “tek başına ordu” sözünü anımsatır biçimde çalışıyor. Örnek duyarlığı, duygu ve düşünce düzeyi ve gücüyle gerçekleri dile getiriyor. Ona yetişemeyenler kıskançlıkla eleştiriyor.

Son altı ayda üniversitedeki derslerden ve etkinliklerden ayrı olarak Karadeniz Ereğlisi’nde Burhaniye’de, Malkara’da, Eskişehir ve İzmir’de, İstanbul’da katıldığm paneller, TV izlenceleri, Milli Mücadele Derneği şube açılışları, verdiğim konferanslar, dinlediğim konuşmalar umut verdi. Özlemler, arayışlar sürüyor.1

Not: Bu yazı 25 Nisan 2007 tarihinde kaleme alındığında Abdullah Gül’ün adaylığı yeni açıklanmıştı ve Mecliste Cumhurbaşkanlığı seçim turlarına henüz geçilmemişti. Geçen sayı yayınladığımız “Seçim Koşusu” başlıklı yazı, bu yazıdan sonra hazırlanmıştır. Ancak “Seçim Koşusu” başlıklı yazının güncelliğini yitirmemesi gerektiğini düşündüğümüz için önce yayınladık. “Dinci Kıyım ve Sürpriz!” başlıklı bu yazıyı ise bu sayı yayınlama fırsatı bulduk.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe