|
Okur Mesajları |
Gerçekten çok önem verdiğim bir gazetesiniz. Yurtdışında yaşadığım için Deniz Gezmiş´i anma törenine katılamıyorum; fakat benim adımın olmasını çok istiyorum. Sayın İlyas Salman´a bu konuda rica ediyorum. Duyurumdan bahsederseniz sevinirim. Perinçek'i anlamak için geçmişine bakmak gerekir. 1968-1970 arası TİP’te muhalefet ve MDD’ci. Bu dönem beraberiz. 1972 proleter devrimci. Bu dönemde Sovyetleri emperyalist, ABD’yi gerileyen emperyalist olarak nitelerler ve ABD baş düşmandır. Kültür devriminde Lin Pia’nın yanındadır. 12 Eylül’de ben avukatlarından biriydim ve faşizmin zulmüne uğramış düşüncesi ile vekalet almıştım. İlk duruşmada, sizinle aynı düşünüyorum, “Ben neden buradayım?” savunması yaptı ve sıkıyönetimlere destek olmak için yaptıklarını anlattı… İhbarlar vs. Ben duruşmayı terk ettim ve bir daha hiçbir duruşmasına girmedim… Sonra en az beş kez daha rota değiştirdi… Perinçek bu... Kesinlikle tartışılmaz; mükemmel bir yazı… 1 yıldır Güneydoğu’daki bir polis okulunda okuyorum; bunu çok iyi gözlemledim. Kürtlerdeki Türk düşmanlığı artarak devam ediyor. Bilakis bunu devam ettirenler de büyükleri; çocuklara bu düşmanlığı aşılamaktalar. Bize de ufak da olsa, düşüncelerimizi açıklama fırsatı verdiğiniz için teşekkürler… Sizi seviyorum, sizin gibi düşünenleri seviyorum. Ben Mustafa Kemal sevgisiyle büyüdüm, ben büyüdükçe bu sevgi de büyüdü. 10 yıllık ilkokul öğretmeniyim. Öğretmenlikteki tek kazancımı, çocuklara ülkelerini, Atatürk’lerini sevmeyi aşılamak olarak görüyorum. İkinci üniversitemi okurken, 2003-2004 yıllarında Mersin Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanlığı yaptım. Mersin’i yurt edinen bu Kürt sempatizanları ile hem doğuda 8 yıl, hem Mersin’de 4 yıl uğraştım. Yani ne tür insanlar olduklarını ancak onlarla yaşayanlar bilir... Yolunuz açık olsun. Geçen cumartesi ben ve yanımdaki binlerce insan hep bir ağızdan aynı şeyi haykırdık: Türkiye laiktir, laik kalacak!... Tehlikenin farkındayız ve bu tehlikenin ortadan kaldırılması için milletçe tek yürek, tek bilek olduk. Biz gençler, Kasımpaşa imamı ve onun yandaşlarını birer ibret abidesi olarak görüyoruz. Sizlerle hemfikirim ve bu yazı için teşekkürlerimi sunuyorum. Kaygılar bitsin artık, Çankaya'nın yolları şeriata kapalıdır! Ben 16 yaşındayım ve şu an sol için ne gerekiyorsa yapmak istiyorum. Gerçekten böyle açıklayıcı yazılarınızla aydınlanıyorum. Sizi tebrik ediyorum. Benim gibi onlarca arkadaşım var ve solu tam manasıyla öğrenip uygulamaya hazır… Bu yazılarınızla, bizim de ne yapmamız gerektiğini, nerede durmamız gerektiğini öğretiyorsunuz. Her konuda böyle aydınlatıcı bilgilerinizden faydalanmak istiyorum. Saygılarımı sunuyorum… Sayın Salman, Harikasın İlyas Salman! Bu adam, gerçekten halkını düşünen gerçek bir solcu. Zaten eskiden çevirdiği filmleri de bunu gösteriyor. Onu tıpkı Deniz’i, Yusuf’u ve Hüseyin’i sevdiğim gibi seviyorum. Sevgili İlyas Salman, yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum. Her okumamda bilgilerime bilgi katıyorum. Bundan dolayı çok teşekkür ederim. Sayın İlyas Salman, İlyas Salman, öncelikle seni çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Düşüncelerini sonuna kadar da destekliyorum; ama şimdi adam gibi sol yok. Ben üniversite öğrencisiyim; solculara bakıyorum, dejenere olmuşlar… Yine de yaşasın gerçekten bağımsız Türkiye! Ali Özsoy, siz böyle yazdıkça daha iyi anlıyorum AKP zihniyetini. Lütfen yazmaya devam… Halk sizin ve TÜRKSOLU’nun farkında, devam... Utku Bey, Sayın Utku Erişik, yazınız başyapıt! İlgiyle okunan yazınız, doruğuna sonunda ulaşıyor. Sayın Yekta Güngör Özden, bence Cumhurbaşkanı olmaya en layık olan kişidir. Sayın Özden’in bu düşüncelerine katılmamak mümkün değil. Eline sağlık, yüreğine sağlık. Ben hep isterdim ki, Saygıdeğer Özden Cumhurbaşkanımız olsun. Bu Türkiye bir başka güzel olurdu. Cumhuriyet yeniden en parlak bir şekilde doğardı. Saygılarımla… Sayın Yekta Güngör Özden, okuduğum yazıda tespitlerinizin doğru olduğu kanısındayım; çünkü AKP bu Meclis’ten yani kendilerinden birini Cumhurbaşkanı seçemeyecek. Ben bir vatandaş olarak düşüncem şu: Hem Mustafa Kemal’e küfredeceksin hem de onun koltuğuna oturmak için halkın karşısına geçip “Beni cumhurbaşkanı yapmıyorlar!” diye dert yanacaksın. Yok öyle yağma! Önce sizler kafanızı bir değiştirin, kafanızdaki sarıkları bir çıkarın, başınız açılsın. Mustafa Kemal’i ve Kemalizmi bir öğrenin; ondan sonra halkın karşısına çıkın. O dert yandığınız halka önce hitap etme zarafetini öğrenin. Ha bilmiyor iseniz, size ABD’deki babanız öğretir. Ondan fikir alınız; nasıl olsa milletvekili olmadan pazarlık yapmaya başlamıştınız. Herhalde bu işleri sizlere öğretmeyi unutmuş olmalılar. Gidin onlardan ders alın ki, kültürünüz artsın. Ben ise Mustafa Kemal’in yolunda yürümek isteyen sadece bir neferim. Onun kurduğu bu Cumhuriyet’te sizler gibilerini asla düşünmek istemiyorum; hatırladıkça ağırıma gidiyor, üzülüyorum. Doğrusu, sizleri öyle bir makamda, öyle bir Meclis’te istemiyorum. Sizleri sevmiyorum. Yaşasın Mustafa Kemal! Yaşasın Atatürk düşüncesine sahip insanlar! Yaşasın vatanı uğruna Kürt-İslam şovenizmine karşı gelenler! Sizi Anayasa Mahkemesi Başkanı iken takdir ediyordum; şimdi ise aynı düşüncede olduğumuz için ve bilginizi bizlerle paylaşacağınız için sizi seviyor, başarılarınızın devamını diliyor, saygılar sunuyorum. Gökhan’ın yazısı çok harika ve yerinde yazılmış. Gökhan'ı kutluyorum. Sevgili Umut Bey, bu tablo kırk yıldır değilse de otuz yıldır böyle… Bizim kardeş gözüyle baktığımız insanlar, bizim şehirlerimizin demografisini bilinçli olarak değiştiriyorlar. Ayrıca bizim Rumlar, İngilizler gibi günlük konuşmalarda kullandığımız tarzı bize küçümseme ve nefret içeren üslupla “Türkler” diye kullanıyorlar. Yıllardır hem de!.. Merhabalar, kolay gelsin. Biz “Tayyip’i kim vurmak ister?” kapaklı sayınızı istiyoruz; gönderebilirseniz sevinirim. Ey yoldaşlarım, bu ülkeyi Tayyip ve onun gibi faşist ve emperyalistlere bırakmayacağız! Gazetenizi İstanbul’da internetten takip ediyorum. Hakikaten güzel ve yerinde tespitler var. Ayrıca başta Gökçe olmak üzere, diğer bütün yazarların tespitlerini uygulayacak keşke bir erke sahip olsak. Bu arada Umut Yalım'ın yazısı farklı ve özgün bir yazı oluyor. Siyaset dışı gibi görünen ama bir o kadar da siyasi bir yazı bu. Yazısını okuduğumda rahatlıyorum. Herkese selamlar, başarılar... TÜRKSOLU gazetesi, tamamen Atatürk'e ve Atatürkçülüğe bağlı olarak faaliyet gösteren sosyal bir gazetedir. Son zamanlarda TÜRKSOLU hakkında olmayacak yazılar yazılıyor, iftiralar ve senaryolar yazılıyor ve tuhaf olan da hiçbir parti, kurum, kuruluş, dernek, vakıf vs. destek vermiyor, savunmuyor. Üzücü; ama gerçek maalesef… Atatürkçü olmak neredeyse suç sayılıyor. Bu şartlar altında diğer kurum ve kuruluşların TÜRKSOLU'na destek çıkmamaları onların ne kadar Atatürkçü oldukları sorusunu akla getiriyor. Sizce ne kadar Atatürkçüler?... Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının boşuna ölmediğini emperyalistler de, AKP de anlayamıyor... Birçok solcu gibi ben de dile getirmek istiyorum; bu vatan böyle kişilere kalmayacaktır! Düşüncelerimi sonuna kadar söyleyeceğim. Deniz’ler gibi TÜRKSOLU gazetesini bu yüzden seviyor, destekliyorum ve bir gazete değil de, düşünce arkadaşım gibi görüyorum. Her zaman, her yerde biz ve bizim gibiler mutlaka çıkacaktır. Yüreğimizde yaktığımız devrim ateşi, hiçbir zaman sönmeyecek ve söndürmeyeceğiz. Biz Atatürk'ün evlatları, deniz'lerin kardeşleriyiz. Sağımızda Deniz, solumuzda Atatürk. Ne mutlu Türk'üm diyene! TÜRKSOLU gazetesini internet üzerinden takip ediyorum. Türkiye’de yayımlanan gazete ve dergilerin hepsinden daha cesursunuz. Bu duruşunuzun devam etmesi dileğiyle… TÜRKSOLU gazetesi, yapılmak isteneni yapmıştır. Önerim, resimleri çoğaltmanızdır. Son olarak, “Kahrolsun faşizm, yaşasın sosyalizm!” Gazetenizi çok beğeniyorum; ama bu haftaki köşenizde Deniz Gezmiş’e daha çok yer vermenizi beklerdim. O, bunu hak ediyor… Sevgili TÜRKSOLU Ailesi, Merhaba, Asıl Atatürkçülük, Atatürk'ün ilke ve devrimlerine sahip çıkmaktır. Bunu göremeyen, yani görmek istemeyen hükümetler, birçok yoldaşımızı öldürmüş ve üç fidanı asmıştır. Bu gazete de insanların gözünü açmadaki en güzel yoldur. Gerçek Atatürkçü gençlik susma! Doğru yoldasın!... Gazetenizi yeni okumaya başladım; anladım ki yalnız değilim. Bu kadar duyarlı olmanız beni çok mutlu etti. Güzel vatanımızın kanayan yarasına ilaç olmak çok büyük bir görev… Başarılarınızın devamını dilerim. Gazetenizi çok takdir ediyorum. Gerçekten çok dobra bir gazete. Sözünü sakınmayan, milletin haklarını arayan ve bu hakları kamuoyuna yansıtan bir gazetesiniz. Tebrik ediyorum... Süpersiniz!... Ben 13 yaşındayım. Biz arkadaşlarla şimdiden örgütleniyoruz; 10 kişiyi bulduk. Beyin fırtınası yapıyoruz olaylarla ilgili yani. Grubun başı yok; ama kurucusu benim. Böyle siteleri de çok seviyorum ve ayrıca sitenizi beğeniyorum. Eğer msn adresiniz var ise verebilir misiniz? Veya bir e-posta ile cevap verin lütfen… Sizleri ve eylemlerinizi aktif bir şekilde görmek istiyoruz. Ne mutlu Türk’üm diyene! Yaşasın Türkçülük! Kahrolsun ümmetçilik! Çok beğeniyorum, iyi ki sizler varsınız. Ben de İzmir’de TÜRKSOLU ile ilgili bir şeyler yapmak ve herkesi uyandırmak istiyorum. Bence gerçekten bizleri anlatan bir gazete. Bu ülkede faşizme karşı atan yürekler olduğu sürece bizi susturmaya kimsenin gücü yetmez. Ne bugün ne de gelecekte. Yaşasın TÜRKSOLU! Faşizme hayır! Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Kahrolsun emperyalist güçler! Tüm devrimcilere selam olsun! Bu gazetede emeği geçen herkese selam olsun… CHP ilçe örgütünde delegeyim. Faşizme karşı Amerikan emperyalizminin dinci işbirlikçi faşistlerine karşı, anti-faşist cepheden yanayım. Bütün duyarlı yurtseverleri, gelecek kaygısı taşıyan bireyleri birleşmeye çağırıyorum! Laiklik düşmanları yönetimi tamamen ele alıp düşüncelerimize de kara çarşaf giydirme niyetinde. Tehlike geldi, dayandı kapıya... Sayın Baykal, konuşun artık! Artık solda birlik istiyoruz… Türkiye’nin geleceği açısından bu çok önemli bir gelişme olacaktır. Türkiye’nin bu hale düşmesine neden olan AKP’yi ve özellikle Tayyip Erdoğan’ı şiddetle kınıyorum!... Laik, tam demokrat bir ülkede yaşamak biz gençlerin en büyük hakkıdır… Tayyip'ten önce, top sakallı takıyecilerle çember sakallı takıyecilerin ortaklıklarını bozalım. Sonra gerisi kolay; kan emecek ortam bulamayan Tayyip güneş görmüş kar gibi erir, gider… Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti’ne Cumhurbaşkanı olacak bir insan değil. Ve onun yandaşları da... Burası laik Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu devleti yobazların, işbirlikçilerin, Amerikan ayakçılarının eline teslim edecek değiliz. Biz Atatürkçü devrimci gençliksek, buna izin vermeyeceğiz. Atatürkçülük sadece makam odalarına Atatürk’ün resmini asmakla olmaz. Bunu onlara göstereceğiz… Laik, sözde değil özde demokrat bir Türkiye için; Türkiye için, tam bağımsızlık için, lütfen el ele verelim ve bu aşağılık düzeni yıkalım. Teşekkürler… Bu yazının tespitleri son derece yerinde; ortada büyük bir tepki var. Toplumu alıştırdılar; papağan gibi “Birleşin, birleşin!” diyorlar ve geçmişten ders alınmamışa benziyor. Hâlâ sağ-sol diye bir safsatadır gidiyor. Bütün bunlar bana çok mantıklı geldi; fakat anlamadığım, yani anlamaya çalıştığım, çevremdeki çoğu insanın cahilce davranıp bunları neden görmedikleri… Erdoğan’ın ekonomiyi düzelttiğini görüyorlar; fakat bu nasıl oldu araştırmıyorlar. Bunun Erdoğan’ın Amerika’ya cevap vermesiyle, Amerika’ya yüz vermesiyle olduğunu görmüyorlar. Diyorlar ki “Öyle bile olsa, Amerika’nın Türkiye’den ne çıkarı olacak ki?”... İnsanlarımıza bunu anlatmanın iyi bir yolu olmalı. İnsanlarımız din ve devleti karıştırıyorlar, bunu anlamıyorlar. Laikliğin ne demek olduğunu bilmiyorlar. Bunu anlatmanın iyi bir yolunu bulamazsak, Tayyip ve Tayyip gibiler hep kazanacak. Ben 20 yaşında bir gencim; ülkem için endişeleniyorum. İnsanlarımıza bunu çok iyi anlatmamız gerekli. Önce insanlarımızı bilinçlendirip sonrasına bakmalıyız. İnanın, ülkemizin %60'ı ne gazete okuyor ne de haber izliyor ve benim araştırmalarımın sonucu bunlar Tayyip ve Tayyip gibi insanları destekliyor. Dinci-Kürtçü kuşatmasını yok etmek için, Kürt-İslam faşizmine dur demek için sizinleyim. Amerikan imamı Fettoş'un manyak müritlerini hep beraber süpürelim. İlgi çekici, güzel bazı yazılar okudum sitenizde. Deniz Gezmiş’e sıkça vurgu yapmanızı takdir ediyorum. Türk Milleti en güzel cevabını yakında verecek… Dini kullanmak da çare olamayacak artık onlara… Değerli Arkadaşlarım, Öncelikle şunu belirtmek isterim: Ülkemiz çok ciddi bir tehlike altındadır. Bu tehlike, bir bölme, bir gayri nizami savaş durumudur. Ki bu gayri nizami savaşlara casusluk dünyasında çok rastlanır. Maksat toplumdaki kilit noktaları etkileyerek toplumun gidişatını ve kimyasını değiştirmek. Bunun için tüm piyonlar kullanılmaktadır. DYP, MHP ve ANAP dahil, hepsi AKP'nin yerini alacak piyonlardır. Ne yazık ki aynı şeyi sol partiler için de söyleyeceğim. 2-3 parti hariç, birçoğu piyon parti durumundadır ve partiler tamamıyla paravan kuruluşlardır, tıpkı AKP gibi…(Başarılı olduğu sürece en yüksek seviyede desteklenir, başarısız olduğunda bir mendil gibi fırlatılır.) Bu konunun yanı sıra gündem çok sıcak. Türkiye çok dikkat edilmesi gereken bir dönemden geçiyor. Şimdi birlik zamanı solda; Atatürk'ün partisinin çatısının altında. Biraz da bunlara yer verin. Verin ki, birleştirelim ellerimizi; sonra iktidar, sonra ülke sol! Sevgili Gökçe Fırat, yazılarınızı fırsat buldukça takip ediyorum; fakat anlayamadığım şu: Türkiye sisteminde, yani şu anki durumda CHP’nin iktidarı devirecek kadar oy alacağına inanmıyorum. Farz edelim ki CHP’ye attım; değişen ne olacak? Bu şartlarda, hiçbir şey… Çünkü bence CHP yeteri kadar duruma el atmıyor. Eğer CHP bir sol partiyse, biz solcular buradayız. Peki Baykal nerede? Tayyip Erdoğan ile ilgili bu haberi Samanyolu kanalında gördüm ve internetten okumak istedim. Okuduktan sonra anladım ki, televizyonda haber yanlış lanse edilmiş. Çok güzel bir haber yapmışsınız, tebrikler. Medya da ABD’nin elinde artık, özgün ve doğru haberlere çok zor ulaşır olduk. Umudumuzu kaybetmek üzereyken sizi yeniden alanlarda görmek güzel. Yazıyla ilgili yorum daha sonra… İmkânlarım elvermediği için Deniz Gezmiş'le ilgili olan bu anlamlı toplantıya çok istememe rağmen katılamıyorum. Toplantıdan sonra sitenizde bu konu hakkında detaylı bilgi verirseniz sevinirim. Toplantıya katılamayan birçok kişinin de, isteğinin bu doğrultuda olduğuna inanıyorum. Sitenize ilk defa girdim, çok beğendim. CHP’nin görevi tabi ki, faşizme karşı halk partisi olmak… Merhaba, Yazılanların gerçekliği tartışılır belki; ama verilen mesajlar güzel. Emeğinize saygılar, devamlılığını dilerim… Evet, gerçekten yüreğimizdeki “dev” Deniz Gezmiş belki de bu kadar iyi ifade edilemezdi. Biz gençlerin daha iyi tanıması için iyi bir metin... Ama bazen de uyanışın gereksinimi asiliktir. Asilik ilkel olabilir; ama yol bulmaya, örgütlenmeye yardım eder. Gelişim süreci devrimciliğe ulaşabilir. Tabi ki iyi yönetilirse. Deniz olmak tabi ki kolay değil… Abdullah Gül diyemese de, NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE! Hayır, Renkli gibi dergiler kısa soluklu olmak zorundadır! Size ilk önce böyle tarafsız yayın yaptığınız teşekkür ederim. Sizi çok beğeniyorum; böyle devam etmenizi rica ediyorum, bir solcu olarak böyle yazılar okumaktan şeref ve gurur duyuyorum. 137. sayıdaki kapak yazısı tam anlamıyla muhteşem! Tebrikler TÜRKSOLU… Zorda kalmak, ekmeğe muhtaç olmak değildir. Zorda kalmak, bir gram peynir bulamamak da değildir. Zorda kalmak, derdini içine atıp bir köşede içten içe ağlamak da değildir. Zorda kalmak, özgürlüğüne düşkün halkların kardeşçe birleşerek haykıramamasıdır; işte bu yüzden kardeşçe haykırışlarımız olsun diye özgürlüğümüze, AKP Hükümeti defol! Gerçekleri okumak güzel!... Bildiğin gerçekleri herkesin öğrenebileceğini bilmek daha güzel; çok teşekkürler!... “Çağlayan mitingi ve benzerleri yapılmalı mı?” sorusuna bir yanıt vermek istedim. Şu soruyu kendime hep sordum: Acaba ülkemizde laiklikle ilgili bir problem mi var veya böyle bir problemin oluşmasını isteyen belli bir zümre mi var? Şunu gördüm ki, halkın dili ile siyasetçinin dili tamamen farklı. Aslında halkın arasından seçilerek Meclis’e taşınanların bir müddet sonra kullandıkları lehçeleri değişmekte, milli menfaatlerin çatısı altında fikirlerini toplum için örmeyip tamamen siyasi kaygılara ve yaranmalara yönelik tasaların bir gösterimi haline dönüşmektedir. Maalesef bazı medya ve çıkar uzantıları kaos ortamını sevdikleri ve bu ortamdan nemalandıkları için hep bu laikliğin tehlikesine dikkatleri çekmekte. Elbette insanımız ahmak değil; neyin doğru, neyin yanlış olduğunu biliyor. Nasıl doğunun feodal yapısına, aşiret anlayışına “Artık dur!” diyen halk, töre cinayetlerini cahilce bir tutum olarak sergiliyorsa, -ki bunlar, aşılması çok güç olan anlayışlardı- halkın dini ve manevi duygularıyla oynayıp tek düşünceleri siyasi kariyer olan ve gariban halkın keneleri diye nitelediğim din düşmanlarını da görmektedir. Temiz bir toplum için artık şu kavgaların bırakılması gerekiyor. Şu unutulmamalı: Kainatın sahibi olan yüce Allah bile, kendisine asi olanlara rızk verip karınlarının doymasına müsaade edebilecek kadar müsamaha sahibiyse, biz insanların bu konuda biraz daha fazla düşünmemiz gerekir. Baykal gereğini yapmıştır. Türkiye kendisine müteşekkir olmalıdır. Ne diyebilirim, ben 20 yaşındayım ve Deniz gibi olmak için her şeyimi verirdim. Her şeyi anlıyorum da, ben Türk genci olarak kime güveneceğimi anlamadım. Bir yanda sevimli yüzleriyle Nurcular, diğer yanda bekleyen Deniz’in solu… Peki, ne yapmalı şimdi? Eğer sol dediğimiz, CHP gibi bir şeyse hiç bana yaramaz; ama Deniz’in düşünceleriyse sol, işte o zaman “Ben bir solcuyum!” diye gururlanarak söyleyebilirim. Merhaba, ben Deniz büyük albümü ile ilgili naçizane bir fikrimi ileteceğim, daha doğrusu sorumu. Deniz Gezmiş’in kitabının 50 YTL gibi bir ücrete sahip olmasının özel bir sebebi var mıdır? (Derleme süreci vs..) Tabi ki kitapların sizler için önemli bir gelir kaynağı olduğu kuşku götürmez bir gerçektir; ancak ücret, kitaba sahip olmak isteyen birçok öğrenci kardeşimiz için zorlayıcı değil midir? Saygılar… Bu topraklar yüzyıllardır misyonerlerin istilası altındadır. En doğusundan en batısına bu insanların dinleriyle değil de kimlikleriyle oynamaktadırlar. “Bir Millet Uyanıyor” serisinin "Cudi Dağı - Ölüm Dağları Bekler" kitabının yazarı Abdullah Ağar, PKK yuvası dağlar için "Bu dağlar bizden fazla, sünnetsiz gördü" demektedir. Sadece dağlarda değiller. Ankara'dalar, İstanbul' dalar. Sağolsunlar, bize Orhan Pamuk'lar, Cüneyt Zapsu'lar, Ecevit'ler yetiştiriyorlar. İnönü'den beri vatanımız, kültürümüz günden güne eriyor, benliğimizi Batıya verip 700 yıllık geleneğimiz eriyorsa misyonerlere her açıdan bakmak gerekir. Sizin de belirttiğiniz gibi bu belanın odak noktasına dini koymamak gerekir; fakat din bizim kültürümüzün bir parçasıdır. Belli sofu bir kesimin inancı değildir. Türkiye Müslümandır ve bu kimlik korunmalıdır; fakat bunu Cumhuriyet mitinglerindeki gibi din eksenine indirgemek Türkiye için çok tehlikelidir. Bağımsızlığımızın mevzubahis olduğu bir dönemde insanlarımızı kamplaştırıp Tayyip gibi bir sermaye oyuncağını taraflardan biri haline getirip elini güçlendirmek tarihsel bir yanlıştır. İstanbul'daki Cumhuriyet mitinginin 1/4 çoğunluğu Şişli-Mecidiyeköy bölgesinden katılmıştır. Türkiye'nin emeğinin hakkıyla para kazananların söz söyleyeceği mitinglere, bu vatanı kuranların bu vatanı savunacakları mitinglere ihtiyaç vardır. Bugün bağımsızlık vurgusunun yapılmadığı hiçbir miting Türkiye'nin sesini yansıtmayacaktır. Bence misyonerlik olgusu laiklik tartışmalarının dışındadır; fakat İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin koridorlarına kadar giren misyonerler tehlikedir. "Ne yapalım? Dışarı mı atalım?" diyen dekan yardımcıları tehlikedir. Din bu insanların kimliğidir, tıpkı toprakları gibi, tıpkı devletleri gibi. Son olarak gerçek milliyetçiler hiçbir zaman ırk, dil, din üzerinden insanlara bakmazlar. Bu toprakların Hıristiyanları Müslüman takkesi takmaktadır. Ve milliyetçiyim diyenler bu taarruzu kırmak zorundadır. Misyonerliği ikincil bir tehlike gibi ortaya koymamak lazımdır. Madem Gazi Tevhid-i Tedrisat'ı getirmiş; sapına kadar direnmek ve korumak lazımdır. İnönü’lere, Menderes’lere, Demirel’lere, Özal’lara aldırış etmeden okullarını teker teker kapatmak lazımdır. Konsolosluk kapılarına değil, Galatasarayların, Robert’lerin, Saint-Joseph’lerin kapılarına siyah çelenk bırakmak gerekir; çünkü Müslüman takkeli Hıristiyanlarımız oralardan çıkmaktadır.
|