w
|
Okur Mesajları |
Sayın İlyas Salman, Satılmış, işbirlikçi holding medyası koskoca bir Ankara yürüyüşünü görmezden geldi. hâlâ toplumu uyutmak için dinsel duyguları kullanıyorlar. Büyükanıt Paşa'nın açıklamaları çok önemlidir. Örneğin tarihi bir söz var: Sözde değil,özde olmak… İşte o öz sadece bizde var. Sağın hiçbir kesimi Kemalizmi benimsemez. Hepsi sahtekârdır. Hilmi Özkök'leri dahil… İnşallah bir gün hepsi hesap verecekler. Büyükanıt Paşa kimleri uyardı? Ne yazık ki, Kürt-İslam faşizmi Türkiye'ye köy köy yayılıyor ve doğudan batı köylerine büyük bir Kürt göçü var. Tabi ki bu göç normal bir göç değil; ama köylerimizde de gizli bir milli bilinç söz konusu. Çevre köylerde gördüğüm kadarıyla köye yerleşmek isteyen Kürt kökenli ailelere köy ahalileri karşı çıkıyor ve köylerinde barındırmıyorlar. Bu çok önemli bir ayrıntı ve köylülerimizi bu konu hakkında daha çok bilinçlendirmemiz gerekiyor. Tarım kökenli bir toplum olduğumuzdan, ne kadar şehirde yaşasak da, mutlaka çevre köylerle ilişkimiz oluyor. Her vatandaşımız kendi köyünü bilinçlendirse, üniversite öğrencileri boş zamanlarının büyük bölümünü gezip tozmaya ayıracağına, gruplar halinde en yakın köyü bilinçlendirmeye çalışsalar, bu bizim için daha iyi olacaktır. Sayın İmren, "Yurttan" köşeniz çok başarılı, tebrik ederim. Bunlar azıcık ülke meselelerine kafa yoran insanların çıkarabileceği düşünceler aslında; ama mütareke basını yüzünden pek farkında değiliz bunların. Gözümüzün önünde; ama hür düşünce masallarıyla uyutulmak isteniyoruz. Ben açıkçası sol düşünceye meyilli bir insan değilim; ancak bu başka türlü düşünebilme yeteneğinizden ötürü takip etmeye çalışıyorum sizi. Sonuçta vatandaş olarak ülkemizin çıkarlarını düşündüğümüz muhakkak. Aynı düşüncelere sahip olmayabiliriz; ama aynı düşmana sahibiz. Sayın Gökçe Fırat, Böyle bir gazete hazırladığınız için teşekkürler… Öncelikle, daha tam olarak güven içinde okuyamıyoruz, sakınıyoruz, okurken herkes kötü bakıyor bize; ama bugünlerin biteceğini herkesin bilinçleneceğini temenni ediyorum. Che Guevara, Atatürk vb kişiler hep çıktı, çıkacak da ve yön verecek bu millete; ama bu sefer biz hepimiz olalım ve onlara gerek kalmadan bitirelim şu işi. Kürtler nasıl toplanıyor ve saldırıyor ise, bari onları örnek alalım ve savaşalım. Böyle çatışarak olmasa da, biz de aklımızı kullanarak savaşalım; ama bunu yapalım. Benim içim kan ağlıyor böyle gördükçe bu milleti… Bize düşen bir iş olursa bana da ulaşın. Sevgilerimle, tüm faşist sevmeyenlere… Sayın Kuzey Fırat; Sayın Özaltındere'nin teşhisleri çok doğru ve yerinde… Yalnız KKTC değil, Türkiye de aynı durumda. Türk halkı AB potası içinde eritilmeye çalışılıyor. Hiçbir dönemde hem KKTC hem de Türkiye'de aynı anda iki ''gaflet delalet hatta hıyanet içinde olan'' hükümetler olmamıştı. Acaba kabahatli olan bizler miyiz? Saygılar… Sayın Gökçe Fırat, yazmış olduğunuz bu makalenin içinde bulunduğumuz bu acı vaziyeti tam anlamıyla ifade etmeye yeterli olduğunu düşünür ve sizi canı gönülden tebrik ederim. Ben bir üniversite öğrencisi olarak düşüncelerinizi tam anlamıyla desteklemekteyim; ancak içinde bulunduğumuz ve AKP Hükümeti ile maalesef daha da ön plana çıkan demokrasi yozlaşması, bizler gibi düşünen üniversite öğrencilerini karamsarlığa düşürmüş ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin başta AKP yüzünden "sözde" laik ve demokratik olduğuna inandırmıştır. Atatürkçü, laik, demokratik yeni kuşağı da etkisiz hale getirmeye çalışan AKP Hükümeti'nin bizim gibi düşünen Türk gençleri olduğu sürece iğrenç emellerine ulaşamayacağını, bizleri yıldıramayacağını ve daha nice Deniz Gezmiş'lerin, Yusuf Aslan'ların ve Hüseyin İnan'ların var olduğunu söyleyerek bizim bu yola tüm kalbimiz ve beynimizle baş koyduğumuzu söylemek isterim. Yazılarınızı takip etmeye devam edeceğim. İyi çalışmalar… 135 sayının başyazısındaki yorum çok doğru bir yorum; ama anlayana! Genelkurmayın, cumhurbaşkanımızın ve 14 Nisan mitinginde halkımızın uyarısını anlamamakta ısrar ediyorlar; ama halk meydanlara inmiştir. Bundan sonra da inecek, Atatürk ve devrimlerine sahip çıkacaktır. Sayın Cihan Dura'nın yazısı her şeyi çok net ortaya seriyor. Evet adım adım Sevr'e geldik. Şu andaki durumumuzun 1919'dan ne farkı var? Bir Allah'ın kulu söylesin. Büyük Atatürk'ün Nutkunu hiç mi okumamışlar? Atatürk'ün söylediği gibi "geldikleri gibi giderler"… Türk gençliği buna dur demeli. Sayın Adıgüzel'e aynen katılıyorum. Cumhurbaşkanı; hırsız olmamalı, sevgi içinde dünyaya yurtta barış sözünü uygulatmalıdır. İnsanlara yardım edip muhtaçları kurtarmalıdır. Cumhurbaşkanı bu askerlerin bir komutanı olmalıdır. Atatürk'e sadık olmalıdır. Cumhurbaşkanı tarikatın temsilcisi olmamalıdır! Sayın Erişik'e aynen katılıyorum. Türkiye Cumhuriyeti asla şeyhlerin, dervişlerin olamaz! Dahası bu laik cumhuriyetimize aykırıdır. Atatürk'ün gittiği yol bu değildir. Laik cumhuriyet medeniyet yolunda gidilmiş en iyi yoldur. Selam yoldaşlar, sizleri yakından takip ediyorum ve yazdıklarınıza katılıyorum. Ben bu yolda ölmeye hazırım; başarılarınızın devamını dilerim. TÜRKSOLU ailesine öncelikle teşekkür ediyorum; çünkü gerçekten halkın dili olabildikleri için. Türk halkının, Türk gencinin bilinçlenmesi için böyle doğruları yazan ve gerçekten gerçek solu savunan bir gazeteye ihtiyacımız vardı. Sayın Özsoy,
Kesinlikle Atatürkçü bir görüş sergiliyor bu gazete. Tam bağımsızlık, tam özgürlük isteyen, vatan sevdalısı, Atatürk hayranı gençlerin buluşma yeri… Teşekkürler… Solcu değilim, sağcıyım; ama hepimiz ayni görüşteniz, hepimiz milli birlik ve beraberliğimiz için varız ve vatanımızı, milletimizi seven fertleriz. Hepimiz milliyetçiyiz; ama ne yazık ki kendimizi ortaya koyamıyoruz. Emperyalizme karşı tam bağımsızlığı savunduğunuz için size teşekkür ederim. Ben bu ülkede geleceğin öğretmeni olacak bir insanım ve ben de sizinle aynı endişeleri paylaşıyorum. Yani bu ülke bağımsız değil ve şeriat tehlikesi de had safhada… Buna karşı mücadele verenlere selam olsun. Bir veya iki gün önce TÜRKSOLU'nu ilk kez aldım ve çok beğendim. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Çok objektif aynı zamanda devrimci Türk gençliğinin sesi diye düşünüyorum. Saygılar… Kürt-İslam faşizmi köşke çıktığı takdirde Türkiye teokratik bir sistemin altına girecektir. Bu nedenle çok zor dönemler yaşanacaktır. Türkiye'nin 80 öncesi dönemi yeniden yaşaması kesindir. Yine canlarımızdan cananlar gidecektir; ama biz bu yolda başkasının kanını bırak kendi canımızdan vazgeçtik. Davamız sevdamızın bile önüne geçmişken bizim büyüklük beklediğimiz büyüklerin üzerine düşeni yapmaması bizi kahretmektedir. Bu konuda üzerlerine düşenlerini yapmalarını rica ediyorum. Yazmışsınız zaten her şeyi, başka ne diyeyim? Yalnız, hafıza-i beşer nisyan ile malûl olduğundan, Perinçek'in özellikle 12 Eylül'de solcuları ihbar ettiğini, Apo'yla olan aşklarını gösterir Aydınlık arşivlerinden somut örnekler ve sayfalar konulursa, yeni kuşaklar da görsel olarak, bu seyri izleyebilirler.
|