w

02.04.2007
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Mesaj Panosu

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Kapak

Serap Yesiltuna

Çanakkale bir devrin başladığı yerdir

Milli Mücadele Derneği olarak 25 Mart’ta Çanakkaledeydik. Bir devri başlatmak için…

“Yan gelip yatan” 250 bin şehidin başında, rehavet uykusundaki 75 bin nüfusluk bir kenti uyandırmak için… Ve bu kadar mevziyi kaybettikten sonra “Ya biz ne yapacağız?” diyen Milli Mücadelecilere yeni bir cephe açmak için…

Diğerlerinden farkımız budur! Umudunu yitirmiş bir ulusu, çoluk çocuk, kadın erkek demeden toparlayarak yeniden diriltmek…

Bunun çok zor bir görev olduğunu biliyoruz. Hem kuşatılmış bir ülkede çelikleşmiş bir mücadele cephesi yaratmak, hem de herkesin “Kuvvacılığa” soyunduğu bir ortamda “asıl” mücadelenin nasıl olması gerektiğini anlatmak.

Çanakkale bu anlamıyla seçilmiş bir örnektir. Yenilgiyi kabul etmek ve onursuzca teslim olmak ya da bir direniş göstermek arasındaki farkın kanla ispatlandığı bir cephedir. Tüyleri diken diken eden bir öyküden, mücadeleye ikna edici bir tarihe dönüşmüştür. Bu nedenle içinde bulunduğumuz gerici ve bölücü kuşatmayı yarmak, Kürt-İslamcı faşistleri püskürtmek için yürütülecek mücadele adına güç ve cesaret vermektedir. İlk miting bu nedenle Çanakkale’de yapıldı.

Çanakkale, Gelibolu yarımadasındaki şehitler gibi uyuyan bir şehirdir; ancak onlarınki gibi tedirgin bir uyku değil, aksine derin bir rehavet uykusudur bu. Ülkenin üzerindeki kara bulutların etkisini en az gösterdiği bu sessiz kenti, şehitlikleri mabete çeviren karaçarşaflılar bile tedirgin etmemektedir. Belki de biraz da bu yüzden ilk miting burada… Çanakkale kentinin kimliğinde, uyuyan bütün Atatürkçüleri harekete geçirebilmek için. Ve biraz da Tayyip’in, altındaki binlerce kefensiz yatanı düşünmeden yaptığı 18 Mart gezisine cevaben, Çanakkale’nin geçilmezliğini toprak diyerek bastığı bu “yerlerden” haykırmak için…

Milli Mücadele ruhunu harekete geçirdiğimizi ve ilk adımı attığımızı düşünüyoruz. Tüm “ulusalcı güçler”, “Ne yapsak da bir şeyler yapıyor gibi görünüp çıkarlarımızı zedelemeden ve konumumuzu kaybetmeden bu işten sıyrılsak?” diye düşünürken, Milli Mücadele Derneği bu işin masa başı hesaplarla yürümeyeceğini göstermiştir. Kuşatmayı yaratanlara karşı artık sokaklara dökülüp açıkça “Sizi istemiyoruz ve bu ülkeyi Atatürkçü olmayanlara teslim etmeyeceğiz!” dedik. Kısa vadeli stratejiler çizme ve küçük hesaplar yaparak Türk Milleti’ni oyalama dönemini de kapatmış olduk.

Ellerinde bayraklar ve Tayyip’in üzeri çarpılı fotoğrafının bulunduğu dövizlerle “Kürt-İslam faşizmine geçit yok!” sloganları atan Atatürkçüler, sürece müdahil olduklarını göstermişlerdir. Tayyip Cumhurbaşkanı olduktan sonra yürütülecek kampanyanın ve açılacak davaların propagandasını yaparak halkı pasifize etmeye çalışan yazar-çizer takımımın ve rantçıların aksine, halkın gözünde bu seçimin meşruiyetinin olmadığını sesli olarak dile getirmişlerdir.

Ve bundan sonrası için de bir mesaj olacaktır. Milli Mücadeleciler hiç ummadıkları bir yerde, hiç ummadıkları bir durumda karşılarına dikilecektir. 6. Filo’yu denize döken 68 gençliğinin “devrim andı” bundan sonra her yerde okunacak ve yüzlerine tokat gibi çarpacaktır. Kemalizmin hayaleti dolaşmaya başlamıştır. Kâbus yaratmaktadır ve tıpkı 1915’te İngiliz emperyalistlerinin kâbusları gibi gerçeğe dönüşecektir.

25 Mart’ta, bir şeyi daha hatırlatmaya çalıştık: Çanakkale bir subaylar savaşıydı, en önde savaşan, kendi hayatını değil, arkasındaki neferleri ve zaferi düşünen komutanların savaşıydı. Savaşın stratejistyenleri de, neferleri de birdi. Herkes hem bir komutan, hem de bir askerdi. Milli Mücadele, bunu bir felsefe olarak benimsetmeye çalışacaktır. Artık masa başında, internet odalarında, kapalı kapılar ardında uydurulan “Kuvayimilliyecilik” oyunu bitmiştir. Kimsenin fazladan akla ihtiyacı yok. Milli Mücadele Derneği’nin tüm neferleri, yazarları, çizerleri, bundan sonra meydanlarda mitinglerde ve yürüyüşlerde olacaktır. Çanakkale’de olduğu gibi önder, elinde Türk Bayrağı’yla en ön saftadır ve işin başındadır. Neferleri de her an “57. Alay” olabilecek kararlılıktadır. Gerçek Çanakkale ruhu budur. Emperyalistleri ve işbirlikçilerini korkutacak bir Atatürkçü yöntemdir.

Herkesten tüm gücünü ortaya koymasını ve bu inançla katılmasını istiyoruz. 25 Mart’ta “şeriatçılığa, etnik Kürtçü bölücülüğe karşı tek yol Atatürkçülük, tek bayrak Atatürk diyenleri” davet etmiştik meydana. Şehitliklere yaptığımız anma ziyareti de turistik bir gezi ya da kabir ziyareti değil, “bir hilal uğruna” savaşacak ve sınırları koruyacak kararlılıkta olduğumuzu göstermekti.

Artık yeni bir kuşak vardır. “İleri Okulu”nun yetiştirdiği bu kuşak, bir ütopyayı değil, 68 gençliğinin yarım kalmış İkinci Kurtuluş Savaşı mücadelesini hayata geçirmek için önderlik misyonunu eline almıştır. Bizi kuşatmaya çalıştıkları her durumda “devrim andını” okuyarak Türk’ün sesi olmaya çalışacağız, ve çağrılarımıza kulak vermeyen tüm “Atatürkçü” parti ve derneklere mücadelenin nasıl yapılacağını göstereceğiz. Çanakkale, bu yüzden bir mesajdır aynı zamanda…


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe