w

02.04.2007
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Mesaj Panosu

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Kapak

Şükrü Aykutlu

Irkçılara inat,
o ırkın ahfadıyız..

Hanidir üstünde düşünüyor ve “Bu işte bir yanlışlık var.” deyip duruyordum kendi kendime.

İçimi rahatlatan yanıtlar, peşisıra, hem de üstelik o çok ibadet halinde oldukları ve bir mandaya sap olma hevesiyle, ne denilse baştacı yaptıkları Batı dünyasından gelmeye başladı.

Ulus ve ulusalcı düşmanlarına geçmiş olsun!..

rrr

Her Allah’ın günü, enternasyonal bir yumurta yumurtlamak için ıkınan sıkınan bu beylere ilk darbe, ağababaları Francis Fukuyama’dan geldi. Hani şu küresel şebekenin strateji ve trend üreten beyni Fukuyama’dan..

1999’da yazdığı “Tarihin Sonu ve İnsan” adlı kitabı ile liberallerimizi ve hatta sosyalistlerimizi kendine hayran bırakıp, fareli köyün kavalcısı misali peşine takan Fukuyama, çokça beyin bulandırmış, ulus devletler çağının bittiği masalının revaçta olduğu bir döneme girilmesini sağlamıştı. Bizim “Büyük Ortadoğu Projesi” diye bildiğimiz, kendi terminolojisindeki özgün adıyla; “Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Ortak Bir Gelecek ve İlerleme İçin Ortaklık” gibisinden afilli bir ad koyduğu stratejinin de babasıydı.

İşte bu “Neo-Con” Fukuyama, bizim liberaller daha bu Amerikan yumurtasını midelerinde doya doya sindiremeden, bu kez 2005’te kalktı ne yazdı dersiniz? Amerikayı yeniden keşfetme misali, tarihi gerçekleri yeniden keşfetti ve “State Building / Devlet İnşası” kitabında, dünyamızı tehdit eden bütün müsibetlerin, zayıf devletçiklerin zaafiyetinden kaynaklandığını anladığını ve çareninse güçlü ulus devletlere yöneliş olduğunu yazdı; bir nev’i “Tövbe estağfurullah!” der gibi..

Geçmiş olsun!..

Sosyalizm okulundan ‘Belge’li Murat, ulus devlet düşmanı ‘Alttan Mehmet’, çok bir entelektüel Ak(p)yolların Taha’sı... Hadi seni de sayalım, ‘Ulu’ ve ‘Engin’ fikirli Brüksel lahanası.. Gene sınıfta kaldınız.

Geçmiş olsun!.. Ne diyelim? Rehberi lağım faresi olanın ağzı boktan, başı bataktan kurtulmaz.

rrr

Daha kendilerini toparlayacak bir başka önder bulamadan, ikinci darbe de gecikmedi beylere.

Bu kez “eşitlik-özgürlük-kardeşlik” mabedlerinin Fransa’sından. Üstelik bir sosyalistten. Buyurun cenaze namazına...

“...

Haydi anavatanın evlatları
Zafer günü işte geldi
Bize karşı zulüm,
Kanlı bayrağını çekti.
Duyuyor musunuz meydanlardan gelen
Böğüren barbar savaşçıların seslerini?
İşte geldiler kollarınızın önüne kadar
Oğullarınızı ve kadınlarınızı boğazlamak için..
Silahlanın ey vatandaşlar!
Tabur tabur dizilin
Yürüyelim.. Yürüyelim..
Bulanık bir kanla
Topraklarımızı sulandırıncaya değin...”

Bu dizeler ne mi? İşte o ülkenin, Fransa’nın milli marşı “La Marseillaise”den bir bölüm. 3. Napolyon tarafından “devrimci fikirler” taşıdığı gerekçesiyle yasaklanan, sonra 1879’da yeniden ulusal marş olarak söylenmeye başlanan Fransız vatanseverlerinin marşından..

Her ülkede peydahlandığı gibi Fransa’da da ortaya çıkan Fukuyama çocuklarının birkaç yıl önce ülke genelinde bir kampanya yaparak “ırkçı dizeler” diye eleştirdikleri, okullarda söyletilmemesini talep ettikleri o marş.

Şimdi yeni Cumhurbaşkanı adayı sosyalist Segolene Royal çıkıyor ve Sosyalist Parti’nin seçim kampanyasında (daha önce hiçbir sol partinin yapmadığı) La Marseillaise’i çaldırıyor. Bununla da yetinmeyerek diyor ki:

“... Cumhurbaşkanı seçilirsem, herkes La Marseillaise’in sözlerini öğrenecek, her evde bir bayrak olacak ve ulusal bayramlarda camlarına asacaklar..”

Royal, “aşırılara bırakılan ulusal sembolleri de yeniden fethedeceklerini” arkasından ekliyor.

Buyurun bakalım sosyalist(!) geçinenler... Biraz da buradan buyurun.

“Belgeli Murat”, “Hadi Oradan Brüksel Lahanası”, “Alttan Ahmet”, “AvrupaSol tayfası”, “Bayan Mitterand beslemesi kavimci takımı”, “Diyaspora meczupları”...

Gene sınıfta gümlediniz. Geçmiş olsun!..

rrr

Biz baştan beri ne diyoruz?

“Sosyalizm” eşittir, antiemperyalizm. “Millet” eşittir, çağdaş yaşama evrilme boyutu. “Milliyetçilik” eşittir, çağdaş yaşama evrilmiş ulusun hareket alanını kısmaya yönelik her türlü yaklaşıma karşı direniş bilinci.

Avrupa ve ABD kuyrukçularının, etnikçilerin, kavimcilerin, evrensel ırkçıların, “aşkın partisi” AvrupaSol çocuklarının, bu külliyen Brüksel lahanalarının; daha çok fırın ekmek yemeleri, her dönemde sınıfta kaldıkları “toplumculuk / sosyalizm ve devrimcilik” okulunun ders kitaplarına sarılıp daha bir “sıkı okuma” yapma dönemine girmeleri, artık kaçınılmaz bir hal almış görünüyor.

İçlerinde bir türlü alevlenmeyen kurumuş yüreklerine, birazcık umut vermesini dilediğimiz o güzel dizelerimizi serpmeye devam edelim, ırkçılara inat:

Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız
Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız,
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti
Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.

Onun için her gün Çanakkale’de, her gün Samsun’da, her gün Anadolu’dayız.


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe