w

12.03.2007
Anasayfa
Başyazı
Türkiye
Dünya
Özgün
Ekonomi
Mesaj Panosu

Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Başyazı

Gökçe Fırat

CHP’ye Çağrı
Meclis’i Boşaltın!

Oyalanacak vakit artık yok

Cumhurbaşkanlığı makamının bir Kürt-İslamcının eline geçecek olması ihtimali bir yıldır tartışılıyor. Tartışa tartışa bu bir yıl geçti. 16 Mayıs tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine sadece 1.5 ay kaldı.

Bundan tek bir sonuç çıkar; tartışma sadece ve sadece AKP’ye zaman kazandırmakta ve onun işine gelmektedir. Bugün Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ihtimali ve gücü, bir yıl öncesine göre kat kat artmış durumdadır.

O halde oyalanacak vakit artık kalmamıştır.

“Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı nasıl engellenir?” sorusu sürekli soruluyor ve cevap aranıyor.

Bundan 8 ay önce 1 Mayıs 2006 tarihinde bu sütunda CHP’ye sine-i millete dönme çağrısı yaptık.

Bu çağrı sonrasında CHP içinde yoğun bir sine-i millete dönme tartışması yapıldı ancak bu karar alınamadı.

Bu kararın alınamamasında büyük sermayenin ve özellikle iktidar yanlısı Fethullahçı medyanın etkisi büyüktür. Bu güçler CHP yönetimi üzerinde bir psikolojik baskı kurarak, CHP’nin sine-i milletten zararlı çıkacağı propagandasını yürüttüler.

Oysa CHP sine-i milletten zarar görecek olsaydı, CHP’nin tarihsel düşmanları olan bu güçler, CHP’nin sine-i millete dönmesini isterlerdi.

Daha doğrusu bugünkü iktidar bugün yapılacak bir seçimden güçlü çıkacağını bilse, kesinlikle erken seçime giderdi.

Peki neden gitmiyor?

AKP’nin planı

Çünkü AKP, yapılacak seçimde meclis aritmetiğinin değişeceğini ve bir daha anayasayı tek başına değiştirecek ve Cumhurbaşkanını da tek başına seçecek bir güç elde edemeyeceğinin farkında.

Bunun farkında olan AKP’nin planı basittir. Bu bir ayı kamuoyunu oyalayarak geçirecekler, kendilerine yönelik bir müdahaleden kaçınmaya çalışacaklar ve Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçeceklerdir.

Burada muhalefet güçleri farklı stratejiler geliştirmektedir. Ama bu stratejiler büyük bir yanlışlık içermektedir.

Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını Anayasa Mahkemesi’ne giderek iptal ettirme düşüncesi bulunmaktadır.

Sabih Kanadoğlu’nun görüşünden hareket eden ve CHP içinde de destek bulan bu görüşe göre, Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanlığı seçimini Anayasaya aykırı bularak iptal edecektir.

Bu son derece riskli bir stratejidir.

Birincisi bugünkü Anayasa Mahkemesi üyelerinin böyle bir kararı alamaması ihtimali almasından daha güçlüdür.

Çünkü mevcut kurul, iktidarın görüş perspektifine daha yakındır.

Bunun aksi olacak olsa bile, yani kurul üyeleri de seçimin iptali görüşünde olsalar bile bunu yapacak fırsat, zaman ve cesareti bulamayabilirler!

Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından tıpkı Danıştay’daki gibi bir suikastçi Anayasa Mahkemesi’nin bir üyesini öldürse, yerine Tayyip Erdoğan üye atasa, o kuruldan çıkacak karar kesinlikle Tayyip Erdoğan’ın lehine olacaktır.

Bu ihtimal dışı demiyelim, çünkü bu iktidarın bu tür bir sabıkası zaten bulunmaktadır.

Muhtemel senaryo

Ama çok daha önemli gelişmeler olacaktır Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçiminin ardından.

Biz muhtemel bir senaryo yazalım.

16 Mayıs’ta Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olur.

Meclis toplanarak Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini artıran bir Anayasa değişikliğine gider.

Bu değişikliklerle Tayyip Erdoğan’a Başkanlığa yakın yetkiler verilir.

Basına sansür getirilir.

Muhalif gazeteler kapatılır, muhalif televizyonlar susturulur.

Muhalif gazeteciler için başlatılan mali incelemeler nedeniyle bu gazeteciler hapse atılır.

Böylesi bir ortamda AKP seçim kararı alır.

Seçim döneminde tek sesli bir medya olur ve AKP’ye çalışır.

CHP ve diğer muhalefet partilerinin seçim çalışmaları bizzat kanunlarla engellenir.

Böylesi bir ortamda yapılacak seçimlerde AKP yine birinci parti olarak çıkar ve hükümeti kurar.

Komutanlar emekliye!

Fakat Cumhurbaşkanlığına Tayyip Erdoğan’ın geçmesinin çok daha büyük bir riski de bulunmaktadır.

Birincisi Hükümet mevcut Ordu komutanlarını emekli edecektir.

Geçtiğimiz hafta yapılan 28 Şubat tartışmalarında zamanın Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı 28 Şubat öncesinde bazı kuvvet komutanlarının emekli edilmesi için kararname hazırladıklarını ama bunu uygulamadıkları için 28 Şubat’ın gerçekleştiğini açıklamıştır.

AKP bu defa bu hatayı yapmayacaktır. Başta Yaşar Büyükanıt olmak üzere kuvvet komutanlarını emekli edecek ve bunu televizyon haberlerinden duyuracaklardır!

İkinci önemli risk, bu Meclis muhtemelen seçimden önce İran’a operasyon için toplanacak ve orada ABD ile birlikte savaşma kararı alacaktır.

Bilindiği gibi savaş anında tüm yetkiler Cumhurbaşkanına geçecektir.

Böylesi bir durumda seçimler de “başka bahara” kalacaktır!

Kısacası bugün bir önlem alınmaz, Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa, bundan sonra Türkiye’de bir daha seçim yapılamayabilir!

Bugün muhalefetin demokratik kanalların kapatılmayacağı yönünde bir varsayımla davranma lüksü yoktur. Aksine AKP iktidarı altındaki tüm yaşananlar, bu iktidarın demokrasiyi adım adım rafa kaldırdığını, yavaş yavaş faşizme doğru ilerlediğini göstermektedir.

Demokrasiden nasibini almamış, demokrasiyi sadece bir araç olarak gören ve bunu avaz avaz bağıran bir zihniyetin mensubuna Cumhurbaşkanlığı makamı teslim edilemez.

CHP Meclis’i boşaltsın

Bu noktada ikili bir görev bulunmaktadır.

Ya askeri müdahale beklenecek, top Ordu’ya atılacaktır.

Ya da sivil bir müdahale.

Sivil güçler bu müdahaleden kaçınmamalıdır.

Bugün çeşitli sivil muhalefet güçlerinin Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığını engelleme gücü yoktur. Çünkü bu muhalefet unsurlarının baskı yapabilecek bir tabanları bulunmamaktadır.

Bu güç, etki ve taban sadece CHP’de mevcuttur.

CHP, hiç vakit geçirmeden Meclis’i boşaltmalıdır.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Meclis kürsüsüne çıkar ve bugün burada Meclis çatısı altında son konuşmamı yapacağım diyerek söze başlar.

Demokrasinin nimetlerinden faydalanarak iktidara gelen güçlerin, demokrasiyi ortadan kaldıracak bir Cumhurbaşkanlığı darbesine soyunduğunu, buna engel olmak için CHP’nin sine-i millete döndüğünü açıklar.

Böylesi bir durumda, Fethullahçı medyanın ve AKP’lilerin Meclis’in istifaları kabul etmesi gerektiği yolundaki açıklamaları safsatadan ibarettir. İstifa kişisel bir karardır hiçbir şart altında sınırlandırılamaz.

Kaldı ki Meclis’ten istifanın asıl anlamı parlamentonun meşruiyetini kaybetmesidir.

Muhalefetsiz bir seçimle AKP Cumhurbaşkanlığı seçimine kesinlikle gidemeyecektir.

Ancak CHP’nin çok basit bir eylem planı olmalıdır.

Bu iktidarı CHP’nin devirmesi ve bir erken seçime zorlaması son derece kolaydır.

CHP Meclis’i boşaltır boşaltmaz şöyle bir eylem planı koyar.

5 milyon kişiyle Ankara’ya

Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına ve AKP’ye karşı tüm ulusal güçleri sokağa, tepkilerini göstermeye davet eder. Bunnu için halk mitingleri programını açıklar.

İlk miting Trakya bölgesinde Tekirdağ’da, ikinci miting Karadeniz bölgesinde Trabzon’da, üçüncü miting Akdeniz bölgesinde Antalya’da, dördüncü miting Ege Bölgesinde İzmir’de yapılır.

Mitinglere tüm muhalif güçler ve CHP teşkilatları katılır. İlk üç miting nereden baksanız en az 250’şer bin kişi ile yapılır.

Dördüncü miting İzmir’de yapılır ve 1 milyon kişi toplanır.

İzmir’deki mitingde Ankara’da iktidarı devirme mitinginin tarihi açıklanır ve çağrısı yapılır.

16 Mayıs’tan bir hafta önce Ankara’da CHP’nin çağrısı ile 5 milyon kişi toplanır.

Bu kolaylıkla toplanabilecek bir rakamdır.

Danıştay saldırısından sonra bir günde toplanan 300 bin kişi bir göstergedir.

Tüm Türkiye’de CHP örgütleri ve diğer muhalefet güçlerinin 5 milyon kişiyi Ankara’da toplama gücü vardır.

Ankara’da toplanan 5 milyon kişilik kalabalığın karşısında dayanabilecek bir iktidar yoktur.

Bu 5 milyon kişinin içinde halkın tüm kesimleri bulunacaktır.

Sendikalar tulumları ile işçileri meydana getirecektir.

Üniversite öğrencileri...

Köylüler...

Ve elbette binlerce Harbiyeli ve binlerce subay...

Bu tabloyu yaratmak ve bu iktidarı devirip, erken seçim yolu ile demokrasinin önünü açmak sadece ve sadece CHP’nin elindedir.

CHP bu fırsatı kullanmazsa bu ülke ya açık bir Kürt-İslam faşizmine teslim olur ya da askeri bir darbeye..


Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi
iletmek için lütfen yazınız



Size ulaşmamız için isminizi, telefon numaranızı ve
e-posta adresinizi gönderin:
İsim: 
Soyisim:
Telefon: ( 0 )
 e-posta:    
Şehir:     
İlçe