Arayan Mevlasını da bulur...
Geçen hafta ABD’nin üçüncü uçak gemisini de Körfez bölgesine gönderdiğini yazmıştık. ABD’nin gönderdiği ikinci uçak gemisi olan USS Dwight D. Eisenhower da bu hafta içinde bölgeye ulaştı.
Tüm bu gelişmeler olurken ABD’nin İran’a yönelik saldırı planlarının çoktan hazırlandığı açıklandı. BBC’nin diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere göre ABD büyük bir hava saldırısı planlıyor. Yapılması düşünülen hava saldırısı kapsamında yalnızca nükleer santrallerin değil, hava ve deniz kuvvetlerinin de hedef kapsamında olduğu bildirildi.
ABD ise bu iddiaları yanıtlamakta gecikmedi. Pentagon sözcüsü Bryan Whitman söz konusu bilgilerin ancak gülünç olarak nitelendirilebileceğini, şiddet kullanma gibi bir niyetlerinin olmadığını ifade etti. Whitman, “sorunları diplomatik platformlarda çözmeyi tercih ettiklerini” belirtti. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tom Lantos da, Rusya ziyareti ardından yaptığı açıklamada, İran’a askeri saldırıda bulunmak gibi bir niyetleri olmadığını söyledi. Irak’ta girdikleri kara savaşlarında sürekli kayıplar veren ABD yönetimi bu sefer bir kara harekâtı düşünmüyor. İran’da kendisi ile işbirliği yapacak Kürt grubunun sayıca çok az olması, ABD yönetiminin elini bağlamış görünüyor.
İran ise, tüm bu tehditlere “İktidar” adını verdiği son bir yıl içindeki en büyük askeri tatbikatla karşılık verdi. Ülkenin 16 eyaletinde devam eden tatbikat süresince 750 kadar füzenin kullanılacağı, Fecr-3, Fecr-5 ve Zilzal füzelerinin deneneceği bildiriliyor. Güvenlik kapsamında ise geçen hafta Devrim Muhafızları’na yönelik yapılan ve 11 kişinin öldüğü saldırının sorumlularından biri yakalandı ve idam edildi. (Darısı bizdekilerin başına!)
ABD yönetimi, İran’ın petrol kaynaklarına el koymak için kararlı gözüküyor. Bush, Irak’tan sonra İran’da belasını arıyor olabilir; ama nedense Mevlasını bulan hep Yankee askerleri oluyor.
|
Dikkat: Türk yürüyüşü
İspanya’da yapılan Türk yürüyüşünün ardından bu kez de Belçika’da Türk yürüyüşü yapıldı. Anımsanacağı üzere, İspanya’daki yürüyüşte İspanyollar çeşitli ulusların adı altında yürüyorlardı. En fazla Türk adına sahip olunmak istendiğinden dolayı ise, Türk adını kullanabilmek için yürüyüşçüler arasında kıyasıya çekişme yaşanıyordu. Belçikalılar ise şanslı sayılır. Onlar doğrudan Türk adını kullanabiliyorlar.
Belçika’nın Faymonville Köyü’nün şanslı sakinleri her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk giysilerini giyip sokaklarını Türk bayrakları ile donattılar. Köyün futbol takımının adı bile Turukania ve sahaya Türk bayraklarıyla çıkıyor. İşin ilginç tarafı, köyde yaşayan bir tek Türk’ün bile olmaması. Kendilerine niçin Türk denildiğini ise şöyle açıklıyorlar: “Yağmacı Haçlı Seferleri’ne katılmadığımız için!”... Köyün Türk bayrakları ile donatılmasının yararını İkinci Dünya Savaşı’nda gördüklerini söyleyen köyün yaşlıları, “Hitler bile köyün Türk bayrakları ile donatıldığını görünce yağmalamaktan çekindi.” diyorlar.
1000’lerce kilometre uzaktan bile Türk’ün ne anlama geldiğini bilen Belçikalılara bizim de bir önerimiz var: Sıkıyorsa aynı gösteriyi Türkiye’de yapın. Hitler bizimkilerin yanında melek kalır. Yatın kalkın da Belçika’da “aydın” olmadığına dua edin. Bu yürüyüşü Beyoğlu’nda yapsanız, ne ırkçılığınız kalır ne de provokatörlüğünüz. Hiçbir şey demeseler bile, bütün Belçika yürüseniz “Topu topu 50 kişiler. Hepsi bu kadar mı?” derler. En iyisi mi siz yol yakınken hemen geri dönün.
|
Chavez de küreselciler safına geçti
Gazetelerdeki en ince ayrıntıyı bile atlamadan okuyan okurların dikkatini çekmiş olabilir. Kuzey Kore ya da Küba’da açlıktan milyonlarca insanın öldüğünü 72 puntoyla yazan yurdum gazeteleri, bu hafta küçük puntolarla bir haberi de yazmak zorunda kaldılar.
Satır aralarına sıkıştırılan haberlere göre Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde halkın % 20’si yoksulluk sınırının altında yaşıyormuş; ama haberin konusu Avrupa Birliği ülkeleri olduğu zaman akan sular duruyor. Onlar her ne kadar gizlemeye çalışsalar da bu araştırma verileri Venezüella’nın Devlet Başkanı Hugo Chavez’in dikkatinden kaçmamış.
Latin Amerika kıtasını IMF’nin yok edici politikalarından kurtarmak için bölge ülkelerine IMF’ninkilerle karşılaştırılamayacak koşullarda ve hiçbir şart koşmadan ardı ardına kredi açan Chavez bu sefer elini Avrupa Birliği’nin yoksullarına uzattı.
Anlaşma İngiltere’nin başkenti Londra’da Venezüella Dışişleri Bakanı Nicolas Maduro’nun da katıldığı bir törende Venezüella şirketi “Petroleos de Venezuela Europa” ile Londra Belediyesi arasında imzalandı. Livingstone, ucuz mazot sağlama fikrinin, dünya çapında yoksullukla mücadele konusunda çalışmalar yapan Venezüella Cumhurbaşkanı Hugo Chavez’den çıktığını kaydetti. Görüleceği üzere, Chavez artık yalnızca Latin Amerika’nın yoksulları ile ilgilenmeyip, tüm yerkürenin yoksulları için politikalar üretmeye başlamış.
|
Haydi ulusalcılar kuduz aşısına
“Türk’üm!” demenin suç haline geldiği bir ülkede Türkler için korkutucu bir haber de Bulgaristan’dan geldi. Bulgaristan’da Jivkov döneminden sonra durulmaya yüz tutan Türk düşmanlığı ırkçı ATAKA Partisi ile birlikte tekrar yükselişe geçti ve Türklere yönelik saldırılar hız kazandı.
ATAKA Partisi’nin Varna İl Başkanı Tsveta Georgiyeva Deniz Parkı’nda yürürken köpeğinin bir çocuğa yönelmesi yüzünden çocuğun annesi tarafından uyarıldı. Annenin kendisini uyarmasına sinirlenen Tsveta çocuğun annesi ile ağız dalaşına başladı. Olayı gören parkın güvenlik görevlisinin olaya müdahale etmesiyle iyice sinirlenen Tsveta, güvenlik görevlisine hakaretler yağdırdıktan sonra hızını alamayıp “Sen Türk’sün!” diyerek güvenlik görevlisine önce demokratik şekilde küfür etti, sonra da ensesinden ısırdı.
Enternasyonal dayanışmanın gereği olarak, olayın Türkiye’ye sıçrama olasılığı oldukça güçlü görünüyor. Şimdilik “Türk’üm” diyenlere küfür etmekle yetinen faşist aydınlarımızın da yakın zamanda bu yeni taktiği benimseyeceklerini düşündüğümüzden TÜRKSOLU gazetesi çalışanları olarak önlem gereği topluca kuduz aşısı yaptırdık. Hâlâ “Türk’üm!” diyebilen cesur insanlarımızı da aşı yaptırmaları konusunda uyarıyoruz.
|
Taliban hükümet yıktı
Taliban’ın Afganistan’da NATO güçlerine karşı kazandığı zaferler sonunda bir hükümetin de devrilmesine neden oldu. İtalya’da Romani Prodi liderliğindeki sol koalisyon hükümetinin Afganistan’daki İtalyan askerlerinin finansmanına ilişkin yasa teklifinin Senato’dan onay alamamasının ardından Prodi, Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’ya istifasını sundu. Tasarının kabul edilmesi için 160 oy gerekirken, hükümet 158 oyda kaldı. Koalisyona dahil olan bazı sol milletvekilleri de tasarının aleyhine oy kullandı. Daha önceden de hükümet içindeki bazı milletvekilleri Prodi’nin Afganistan politikasını eleştiriyorlardı.
Prodi hükümeti ayrıca sol seçmenden oy alarak iktidara gelmesine karşılık Vicenza kentinde bulunan ABD üssünün genişletilmesi kararını desteklemiş, hükümetin bu kararı 100.000 kişinin katıldığı bir miting ile protesto edilmişti. Üssün genişletilmesi kararı Berlusconi’nin başkanlığını yaptığı eski sağ koalisyon zamanında alınmıştı. Bu Prodi’nin 3. istifası oluyor.
|
Lula ile Brezilya’da röportaj yaptık
TÜRKSOLU gazetesi olarak, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın daveti üzerine, hem Rio Karnavalı’nı izlemek hem de Başkan’la röportaj yapmak üzere geçen hafta Brezilya’daydık. Latin Amerika coşkusunu en iyi biçimde yansıtan bu karnaval, halk için de bir moral kaynağı oluyor.
TÜRKSOLU’nun sorularını yanıtlayan Lula, karnaval kapsamında 13 samba okulunun tüm hünerlerini gösterdiğini ve bu karnavallar sırasında 700.000 turistin ülkeye geldiğini söyledi. Başkan Lula, Türkiye’ye selam yollayarak “Eskiden dans etmek üzere Brezilya’ya gelen dansözleriniz vardı. Birisini hâlâ unutamıyorum: Nesrin Topkapı. Sizden artık yeni Topkapı’lar bekliyoruz. Topkapı’lar her zaman Brezilyalıların kalbinde yaşayacaktır.” dedi.
Çok istememize karşın sayfa sayımızın sınırlı olmasından dolayı röportajı yayımlayamadık; ama isteyen okurlarımız röportajın devamını Evrensel’de okuyabilirler.
|
Soğuk savaş ısınmaya başladı
Rusya ile ABD arasındaki soğuk savaş, ABD’nin Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne kuracağını açıkladığı füze kalkanının ardından iyice ısındı. İki ülkeye 10 adet füze kalkanı kuracağını açıklayan ABD, bunların her ne kadar İran’a yönelik olduğunu açıklasa da Rusya bu açıklamalara ikna olmamışa benziyor.
Putin’in “Füze kalkanını bir tehdit olarak görüyoruz. Gereken yapılacak.” açıklamasının ardından Rus Stratejik Füze Güçleri Komutanı General Nikolay Solovtsov da, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ni uyararak böyle bir girişime izin vermeleri durumunda Stratejik Füze Güçleri’nin bu ülkeleri hedef alacağını açıkladı. Rus Uzay Güçleri Komutanı Popovkin ise ilginç bir şekilde, “ABD füze bataryalarını Türkiye’ye yerleştirsin.” önerisini yaptı. Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı ise Ruslarla daha önceden deneyimleri olduğunu söyleyerek yapılan şantajlara boyun eğmeyeceklerini bildirdi.
Bu arada Avrasyacıları üzecek bir haber de Rusya’dan geldi. ABD’ye karşı meydan okuyan İran’ı Rusya ve Hindistan da terk etti. Rus yönetimi İran’ın aldığı nükleer malzemelerin parasını ödemediği gerekçesiyle İran’a yapılan sevkıyatları durdurdu. Uzmanlar ise Rusya’nın ABD baskısına boyun eğdiğinden dolayı böyle bir yolu tercih etmiş olabileceğini bildiriyorlar. Füze kalkanının Çek Cumhuriyeti ve Polonya’dan kaldırılması karşılığında Rusya’nın İran’ı feda etmiş olabileceği de gelen yorumlar arasında.
|
Burası İkitelli medyası: Asparagasta sınır yoktur!
Artık kanıksamaya başladık desek yeridir. İkitelli medyası asparagas haber üretme konusunda oldukça yaratıcı. Yakın zaman önce Castro’nun öldüğünü kaçıncı kez yazmışlardı. Ondan önce de Nasrallah ile hayali röportajlar yapılmıştı. Yaşları 30 ve üzerinde olanlar belki anımsarlar. Yıllar önce yine aynı İkitelli medyası, sakallı bir bebeğin dünyaya geldiğini ve 3 gün sonra kıyametin kopacağını söylediğini yazmışlardı. O zaman herkesi bir telaş almış, insanlar birbirleri ile vedalaşmaya başlamışlardı. Tabiî ki haber fos çıkmıştı.
Bu seferki asparagasın konusu ise Kuzey Kore. Daha önce Kuzey Kore’de yılda 1 milyon kişinin açlıktan öldüğünü yazanlar, Kuzey Kore’nin ABD karşısında diplomatik zafer kazanmasının ardından bu kez kafayı Kim Jong İl’e taktılar.
Gazetelerde yazılan haberlere göre bir Japon otomobilin bozulup yolu tıkaması üzerine Kuzey Kore lideri Kim Jong İl çok sinirlenmiş ve ülkedeki tüm Japon otomobillerine el konulması emrini vererek bundan sonra Japon otomobili kullanılmasını yasaklamış. Haberlerin devamında ise, ülkedeki otomobillerin çoğunun Japon otomobili olduğu ve bu yüzden halkın kara kara düşünmeye başladığı yazıyor.
Ve yine kaynağı olmayan müthiş bilgiler. Kuzey Kore gazetelerinin yazdığına göre Kim Yong İl uyurken bile araba kullanabilirmiş, bilim adamları onun nükleer enerji ve elektronik bilgisi karşısında saygıyla önünde baş eğerlermiş, doğum gününde donmuş göller dağları bile çatlatacak biçimde çatırdıyormuş, o kadar güçlü bir belleği varmış ki bir keresinde mezarda yatan 100 askerin adını, hoşlandıkları şeyleri, başarılarını teker teker saymış.
Bizim gazetecilerin Kuzey Kore ile ilgili asparagas uydurmalarına hiç gerek yok. Başlarını biraz çevirebilseler gerçekleri görürler. Bizimkinin yanında Kim Yong İl ne ola ki. Bizimki sonsuz uykuya daldığınızda sizi anında Mercedes marka cenaze arabasına bindirir, tarım alanındaki bilgisi karşısında çiftçiler anasını da alıp gitmek zorunda kalır, bindiği arabaların camları İlahi Hikmet karşısında balyoz yemiş gibi dağılır.
Şimdi sormak gerekiyor. Daha önce yiyecek ekmek bulamadığını yazdığınız bu halk, Japon otomobillerine verecek parayı nereden buluyor? Neden bu haberi yayımlayan gazetelerin bu haberi nereden, hangi ajanstan aldığına ilişkin gazetede hiçbir bilgi yok? Bu sorular yanıt bekliyor! Sakın ABD propaganda servisinin haberine balıklama atlamış olmayasınız!
|
Kolombiya’da işler karıştı
Yaklaşık kırk yılı aşkın bir süredir Kolombiya Devrimci Güçleri (FARC) ile hükümet ve paramiliter faşistler arasında bir iç savaşın yaşandığı ülkede Dışişleri Bakanlığı’nda görev değişikliğine gidildi. Kolombiya hükümeti daha önceleri paramiliter güçlere olan yardımını yadsıyordu; fakat Dışişleri Bakanlığı’nı yürüten Maria Consuelo Araujo’nun kardeşinin yasadışı paramiliter örgütlere mali destek sağladığının ortaya çıkması nedeniyle tutuklanması hükümetin faşist paramiliterlere verdiği desteği gün yüzüne çıkardı. Sağcı paramiliterler daha önce solcu gerillalara karşı uyguladıkları insanlık dışı tutumlarından dolayı ve uyuşturucu ticareti yaptıkları için tüm dünyadan tepki görüyorlardı. Ayrıca ABD’nin desteklediği Devlet Başkanı Alvaro Uribe’ye yakın 5 kongre üyesi için daha tutuklama emri çıkarıldığı bildirildi.
Maria Consuelo Araujo’nun yerine getirilen Fernando Araujo (yalnızca soyadı benzerliği) ise eski bakandan çok daha sert bir karaktere sahip. FARC gerillalarına karşı sertlik yanlısı bir tutum içinde olduğu biliniyor ve gerillaların elindeki rehinelerin güç kullanılarak kurtarılması görüşünü savunuyor. Yeni Bakan Fernando Araujo, 2000 yılında Ekonomik Kalkınma Bakanı iken FARC gerillaları tarafından bir plajdan kaçırılmış. 7 Ocak 2006 tarihinde yani 6 yıl sonra
kaçmayı başarabilmişti.
|
Hillary
rövanşı
alabilecek mi?
Demokrat Parti’den başkan adayı olan Hillary Clinton’un Başkanlığı kazanması durumunda kendisinden boşalacak olan New York senatörlüğü için eşi Bill Clinton konuşulmaya başlandı. ABD yasalarına göre boşalacak olan koltuk için valilerin senatör atama yetkisi bulunuyor.
New York Valisi Eliot Spitzer’in Demokrat Partili olması nedeniyle, Hillary’in seçimi kazanmasının ardından boşalacak koltuğa kocasının atanması büyük bir olasılık olarak değerlendiriliyor. Bu düşünce Demokrat Parti’nin ağır topları tarafından da destekleniyor.
Hillary’nin başkan olması durumunda bizim de merak ettiğimiz bir konu var. Acaba kocası Bill’den Monica’nın rövanşını almayı başarabilecek mi? Beyaz Saray’ı eğlenceli ve sansasyonel günler bekliyor gibi. |
|