Filistin’de ortak düşmana karşı artık birleşme zamanı
Mekke’de yapılan toplantının ardından El Fetih ve Hamas, ortak bir hükümet kurma konusunda nihayet anlaştı.
Yeni hükümeti kurma görevi ise, halen hükümetin başında bulunan Haniye’ye verildi.
Anlaşmaya göre Hamas’a kabine başkanlığı dahil olmak üzere dokuz, El Fetih’e altı, diğer gruplara ise dört koltuk verilecek. Kurulacak yeni hükümetin Filistin’deki iç savaşı bitireceği sanılıyor.
“Akan kanın durdurulmasının bir zorunluluk haline geldiğini ve Filistin’in geleceğini düşünerek bu karara vardıklarını” söyleyen İsmail Haniye, gelecek hakkında biraz da olsa umut veriyor.
Filistinlilerin tekrar birleşmesinden en çok rahatsız olan ise İsrail. İsrail Stratejik İşler Bakanı Avigdor Lieberman, “Filistinlilerin ulusal birlik hükümeti kurulması konusunda anlaşmaya varmalarının Hamas’a uluslararası meşruiyet vereceğinden endişe ettiğini” söyledi.
Şin Bet’in Başkanı Yuval Duşkin de, Filistinli liderlerin ulusal birlik hükümeti kurulmasıyla ilgili yapılacak görüşmelerin başarı ile sonuçlanmasının İsrail için iyi olmayacağını daha önce söylemişti.
Hamas ilk kez iktidara geldiğinde Batı ülkeleri ve İsrail için son derece tehlikeli olarak görülüyordu. Gerçekten de Hamas’ın iktidara gelirken kullandığı söylemler El Fetih’in söylemleri ile karşılaştırılamayacak kadar sertti; fakat gelinen nokta hiç de beklendiği gibi olmadı.
Hamas’ın iktidara gelmesi ile birlikte ölenler İsrail askerleri değil, Filistinli siviller oldu. Süren iç savaş sürecinde onlarca Filistinli, kardeş kavgasında can verdi. Hamas her ne kadar sert söylemlere sahip olsa da, İsrail’e karşı savaşta yürüttüğü strateji son derece yanlış bir eksene dayanıyordu.
Arafat zamanındaki milliyetçi ve laik anlayışın yerini Hamas ile birlikte dini temele dayalı bir mücadelenin almasıyla birlikte ülke büyük bir kargaşanın içine sürüklendi. Arafat’ın uyguladığı milliyetçi ve laik politikanın bir arada tuttuğu Filistin halkı, dini eksenli bu politikalar sonucu birlik olmak yerine birbirlerinin kanını dökmeyi tercih etti, ülke ikiye bölündü.
Anlaşmadan en çok rahatsızlık duyan İsrail, iç savaştan da en kârlı çıkan ülke. İsrailli yetkililerin “Olanlar bizleri ilgilendirmiyor, kendi iç sorunları.” demesi ve ardından iç savaşı fırsat bilip Mescid-i Aksa’yı yok edecek çalışmalara başlaması da bunun en büyük kanıtı.
Filisitinli liderler de herhalde bu durumu artık farketmiş olmalı.
|