20.11.2006
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Özgün
Dünya
Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Türkiye

Yavuz Selim

Ecevit ne Atatürkçü ne de solcuydu...

Vasiyet gibi mesaj

Dayatmalara boyun eğmedi

Çankaya laiktir laik kalacak

Cenazesinde laiklik sloganları atıldı ama ölümüne en çok gerici gazeteler üzüldü.

Yaşamı çelişkiler ve tutarsızlıklar ile doluydu. Ölümünün ardından gözyaşı dökenler de bu tutarsızlıkların en büyük göstergesi oldu. Batı tipi demokrasinin ülkemize kazandırdığı bir değer olan ikiyüzlü siyaset “Kel olur sırma saçlı olur. Kör ölür badem gözlü olur” şeklinde tepe değerlerine Ecevit’in cenazesinde ulaştı. Bunayan kimdi? Ecevit mi yoksa ardından timsah gözyaşları dökenler mi? Daha düne kadar “Başımızdan artık çek git” diyen medya, “Dört kaz versen üçünü akşama kaybeder” diyen Demirel ve daha niceleri boncuk bulmuşçasına Ecevit’in arkasından ağıtlar yaktılar.

Tutarsızlık dedik ama aslında Ecevit kendi içinde oldukça tutarlı bir politika izledi. Tutarsızlık bir bakıma Ecevit’in tutarlı bir biçimde sürdürdüğü tek politikaydı. Atatürkçülük ve sol adına ne kadar değer varsa günü geldiğinde reddi miras ediverdi.

Laikliğin yılmaz kalesi Ecevit

Bunun en bariz örneği olarak Ecevit’in Atatürkçülük anlayışını ya da laiklik anlayışı gösterebiliriz. İnançlara saygılı laiklik garabetini Türk siyasetine ilk sokan kendisidir. Bu Ecevit’in Şeriatçıların zafer hanesine yazdırdığı sayılardan yalnızca birisi idi. Böylece yıllardır laikliğin inançlara saygısız olduğu varsayımı dillerine pelesenk eden Şeriatçılara en büyük desteklerden birini, Altı Ok’un en büyük savunucularından olması gereken bir sol (!) siyasetçi veriyordu.

Belki de Bülent Ecevit için samimi gözyaşları döken tek grup Fethullahçılardır. Kolay değil! En sıkıştıkları anlarda bile kendilerine destek olacak bir insan olarak yanlarında Bülent Ecevit’i buldular. Merve Kavakçı’ya haddini bildiren Ecevit’in, bu eyleminden sonra Fethullah’ın okulları için övgüler düzmesi çelişkilerinden yalnızca birisiydi. İnançlara saygılı laiklikten önce “İyi huylu tarikatlar da vardır” diyecek kadar Atatürkçü, laik bir Cumhuriyet yurttaşıydı Ecevit. Zaten o iyi huylu tarikatlardan biri de bu sözlerinden dolayı kendisine ödül vermişti. Atatürk tekke ve zaviyeleri yanlışlıkla kapatmıştı ne de olsa! Ecevit bu sözleriyle bu büyük tarihi yanlışı bir parça düzeltmişti.

Bülent Ecevit aileden solcu (!) bir siyaset adamıydı. CHP ile başlayan siyaset serüveni ta babasına kadar dayanmaktaydı. Babası CHP milletvekili olan Fahri Ecevit’ti. Hani o komünizm propagandası yaptıkları gerekçesiyle Pertev Naili Boratav, Niyazi Çıtakoğlu ve Niyazi Berkes gibi kendi çalışma arkadaşları hakkında ihbarda bulunan Fahri Ecevit. Belki de babasının bu hizmetinden dolayı USIS ve Rockefeller bursunu kazanıp ABD’ye davet edilen ilk Türk gazeteci ünvanını kazanmıştır. Kim bilir? Bizim bildiğimiz tek şey, USIS’ın CIA’nın beşinci kol faaliyetlerini yürüten yardımcı kuruluşlardan birisi olduğu. Elbette ki her vefalı insanın yapacağı gibi Ecevit de ABD’nin yaptığı bu yardımları unutmaz. En basitinden emperyalizm karşıtı olan Nasır’a karşı, yazı yazdığı gazetede inciler döktürür. Diyet borcunu bir parça ödemişse ona ne mutlu! Borcunun bir kısmını da Celal Kargılı’nın Deniz’lerin idamına karşı Anayasa Mahkemesi’ne yapacakları başvuruyu engelleyerek ödedi.

İşçi dostu Ecevit

Yıllar sonra siyaset sahnesinde de bu borcunu ödemeye devam eder. Ecevit’in cenazesinde gözyaşı döken maden işçileri ya da birçok kişi belki anımsamaz ama Morrison unvanını ilk alan kişi Süleyman Demirel değil Bülent Ecevit’tir. İşçi dostu Bülent Ecevit, Morrison firmasının 300 işçiyi işten çıkarması hakkında Meclis’te bir konuşma yapar:

“Böylesine asılsız iddialara dayanarak Batılı dost ve müttefiklerimizin süratle kalkınabilmemiz için bize yaptıkları yardımlara karşı, Türk kamuoyunda şüphe ve tepki uyandırmaya çalışmada bazı çevreler fayda görüyor olabilir... Türk İşçisinin emeğinin sömürüldüğü yolundaki iddiaların da hakikatle hiçbir ilgisinin olmadığı, müfettişlerin teftişleri ve müşahedelerimiz sonunda meydana çıkmıştır. Tersine, yapı işçilerine en yüksek ücretleri de itiraf etmek gerekir ki, Morrison firmasının vermekte olduğu görülmüştür.”

Ne kadar işçi dostu değil mi? Haklarını arayan işçilere ne kadar çok yardım ediyor!

Atatürkçü Ecevit

Atatürk’ün kurduğu partinin başkanı olmuş bir kişinin doğal olarak Atatürkçü olması gerekir. Fakat her ne hikmetse Ecevit’in son dönemleri hep Atatürk’ü sorgulamakla, düşmanıymış gibi Atatürk’le hesaplaşmakla geçmiştir. Örneğin Ecevit, Atatürkçülüğü devrimci bir hareket olarak kabul etmez. Ona göre Atatürkçülük “Türk toplumunun yapısını, üretim ilişkilerinin biçimini” değiştiremeyecek statik bir ideolojidir. Öyle ya! Altı Ok içinde Devrimcilik ilkesi olmadığına göre Atatürkçülük bu topluma yeni bir şeyler kazandıramaz. Ecevit o yüzden Zaman gazetesine verdiği röportajda Altı Ok’un tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyordu.

Ölmeden önce bizlere bahşettiği son bilgilerden biri de Vahdettin’in vatan kurtaran bir kahraman olduğuydu. “Bazı şeyleri açıklamanın zamanı geldi” diyerek üstün tarih bilgisini konuşturdu. Atatürk Nutuk’ta yanılmış olamaz mıydı? Yani Atatürk’ün Vahdettin’i soysuz ve alçak olarak nitelemesi yanlış olamaz mıydı? Eğer Vahdettin bir kahraman ise birisi yalan söylüyordu. Ecevit acaba kimin yalan söylediğini, ya da tarihi çarpıttığını iddia ediyordu? Son seçenek olarak İngiliz arşivlerinin de yanlış yazılmış olma olasılığı var. Ne de olsa onlar da Vahdettin’in kendilerine ne kadar yardımcı olduğunu yazıyor. Şeriatçıların Ecevit’in ardından gözyaşı dökmeleri boşuna değil. Tam kafalarına göre böyle bir solcuyu bir daha nereden bulacaklar?

Dürüst Ecevit

Ecevit’e siyaset yaşamı boyunca yakıştırılan en büyük nitelik hiç kuşkusuz dürüst olmasıydı. Diğerleri gibi çalıp çırpmamış, kendi cebini hiç düşünmemiş, dürüst bir biçimde siyaset yapmıştı. Siyasetin kirli dünyasından lekelenmeden çıkan ender insanlardan biriydi. Acaba öyle mi?

11’ler Olayı’nı anımsayanlar için hiç de öyle değil. Ecevit sırf hükümet kurup koltuğa oturabilmek için siyaset tarihimize milletvekili transferini ilk sokan kişidir. Hükümet kurmak için yeter sayıya ulaşamayan Ecevit, 11 milletvekilini partisine transfer etmiş ve transfer ettiği 11 kişiden 10’nuna Bakanlık koltuğunu vermişti. Ecevit dürüst bir siyasetçi olduğundan transfer ettiği milletvekillerine devletin parasını vermemiş ama hükümetin bakanlığını vermişti. Ecevit’in ardından bu yol genişleyecek, siyaset sahnemize fırıldakların doluşmasının yolu açılacaktı.

Milliyetçi Ecevit

Ecevit popülerliğinin zirvesine Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra vurdu. Rumların eline neredeyse geçmekte olan Kıbrıs, bu harekatın ardından ikiye bölündü. Ecevit ise tipik bir politikacının yapacağını yaptı ve bu harekatı oy hanesine yazdırmak için hemen seçimlere gitti.

Aynı Ecevit ise yıllar sonra AB yasalarını bir bir uygulamaya başlayacak, Kıbrıs’ı alan fatih Türkiye’yi Avrupa’nın sömürgesi durumuna getirecek kararları hiç düşünmeden imzalayacaktır. Aynı Ecevit binlerce Türk’ün katili olan AB beslemesi Apo’nun asılmaması için idam cezasını da kaldıracaktır. Ecevit’in teslimiyetçi dış politikasının açtığı yolun sonucunda bugün Kıbrıs Türkiye’nin avuçlarından kayıp Rumların eline geçme noktasındadır. Ecevit’ten bayrağı devralan Erdoğan da Kıbrıs konusunda ne kadar iyi bir çırak olduğunu göstermektedir. Boynuz kulağı geçer derler.

Kısacası Ecevit ne Atatürkçü ne de solcudur. Tipik bir burjuva siyasetçisidir. Biz gerçek Atatürkçüler onu öyle anımsayacağız. Kişi yaptıklarıyla anılır. Onu en hoş biçimde anımsayacağımız anı ise Hacıbektaş şenliklerinde Kültür Bakanı İstemihan Talay’ı “Kültür Talayı İstemihan” diye çağırması olacak. Keşke tüm yanlışları hep böyle olsaydı! Ne diyelim! Biz hiç değilse timsah gözyaşları dökmüyoruz. Diriyken ne yazmışsak, öldükten sonra da aynısını yazıyoruz. Hiç değilse birilerinin tutarlı olması gerekmiyor mu?


Bir Ecevit hatırlatması

Atatürkçü Ecevit: Erbakan’la koalisyon yaptı.

Atatürkçü Ecevit: Erbakan’la koalisyon yaptı.

Laik Ecevit: Fethullah’la defalarca görüştü, en zor dönemlerinde okullarını savundu.

Laik Ecevit: Fethullah’la defalarca görüştü, en zor dönemlerinde okullarını savundu.

Halkçı Ecevit: Bush’tan kredi almak için ne

Halkçı Ecevit: Bush’tan kredi almak için ne
gerekiyorsa yaptı.

Atatürkçü Ecevit: Döneminde AB’nin istediği bütün yasalar geçti, AB’nin takdirini kazandı.

Atatürkçü Ecevit: Döneminde AB’nin istediği bütün yasalar geçti, AB’nin takdirini kazandı.

Şahin Ecevit: Clinton’un karşısında el pençe divan durdu.

Şahin Ecevit: Clinton’un karşısında el pençe divan durdu.

Milliyetçi Ecevit: Apo asılmasın diye idamı kaldırdı