Şeriatçıların, bölücülerin, emperyalistlerin sevdiği komutandı Darbeyle geldi Hilmi Bey artık emekli... İkinci Cumhuriyetçi, Şeriatçı, Kürtçü takımının teşekkürleri, şak şakları ile emekli oldu. Böylesi bir onur daha önce hiçbir Genel Kurmay Başkanı’na nasip olmamıştı doğrusu. Hilmi Özkök, AKP’nin iktidara gelmesinden hemen önce Genel Kurmay Başkanı oldu. Genel Kurmay Başkanı olduğu döneme baktığımızda önemli bir olgu göze çarpar: Türkiye’de Turuncu Devrim! 3 Ağustos AB Yasaları ile 3 Kasım’da AKP’nin iktidar olması arasındaki bağlantı halkası Hilmi Özkök’ün Genel Kurmay Bakanlığı’dır. Halkaları dizen ve düzenleyense ABD’dir. ABD’nin Irak saldırısı öncesi Türkiye’de hem sivil darbe, hem de askeriyede darbe gerçekleşmiştir. Sivil darbe, Ecevit hükümetinin yıkılmasıdır. Askeriyedeki darbe ise Hilmi Özkök’ün Genel Kurmay Başkanı yapılmasıdır. Bunun hemen ardından da AKP’nin iktidarı gelecektir. Tayyip Erdoğan nasıl ABD’nin Türk hükümetinin başında görmek istediği politikacı ise, Hilmi Özkök de askeriyenin başında görmek istediği isimdi. Nitekim son dört yıla Türkiye’de Hilmi Özkök-Tayyip Erdoğan ikilisi damgasını vurmuştur. Hilmi Bey’i Tayyip Bey’siz, Tayyip Bey’i ise Hilmi Bey’siz değerlendirmenin imkânı yoktur... Onlar şiir gibi ikilidir... İkisi de darbe ile gelmiştir ama demokrat geçinirler. Turuncu Devrimlerin yasası da budur zaten...
ABD’nin sevdiği komutandı Peki Hilmi Bey’in dönemini nasıl değerlendireceğiz? Hilmi Özkök dönemi Türk Ordusu’nun üst kademede ABD ile birlikte hareket ettiği bir dönemdir. Hatırlayalım, ABD Irak’a saldırırken Hilmi Özkök ABD’yi destekliyordu. Oysa bugün hem ABD’nin işgaline karşı çıkıp hem de Hilmi Özkök’e demokrat diyenler var! ABD işgalini destekleyip de demokrat olabilmek nasıl bir şeydir acaba! Hilmi Özkök’ün Genel Kurmay Başkanlığı, İsmail Hakkı Karadayı ile başlayan ve Hüseyin Kıvrıkoğlu ile devam eden bağımsızlıkçı, ABD’ye mesafeli, dönemin son bulmasıdır. 1996-2002 arasında Türk Genelkurmayı’na diş geçiremeyen ABD, Hilmi Özkök ile istediğini kabul ettirecek bir komuta bulmuştur. Hilmi Özkök dönemi bu nedenle 12 Eylül, 12 Mart çizgisine doğru bir geri dönüştür. Türk Ordusu’ndaki demokratikleşme eğiliminin son bulduğu, gericiliğin, Amerikancılığın güç kazandığı bir dönemdir. Denklemi değiştiren komutan! Türk Ordusu açısından tüm denklemi değiştiren bir komutan olmuştur aynı zamanda. Türkiye’de Ordu, başından bu yana, Şeriatçılarla ve bölücülerle mücadele etmiştir. Aynı şekilde Şeriatçılar ve bölücüler de güçlenebilmek için önlerinde engel olarak hep orduyu görmüşlerdir. İşte Özkök döneminde bu denklem tersine dönmüştür. Türkiye tarihinde ilk defa tarikatların, Şeriatçı grupların, İkinci Cumhuriyetçilerin, Kürtçülerin, azınlıkçıların, yani tüm Cumhuriyet düşmanlarının desteklediği bir komutan olmuştur. O halde soralım, acaba Şeriatçılar Şeriatçılıklarından, Kürtçüler bölücülüklerinden mi vazgeçtiler? Elbette hayır. Türkiye’de Şeriatçıların ve bölücülerin bu kadar güçlü olduğu bir dönem hiç olmamıştı. Cumhuriyet’in tüm ilkelerini ve devrimlerini çiğneye çiğneye ilerliyorlar. Neden ilerliyorlar? Çünkü artık onlara dur diyecek bir komutan olmadığını, yani tepe noktada kendilerinden biri olduğunu düşünüyorlar! Denklemdeki diğer bozulma da dikkate değer. Ordu’yu genelde Şeriatçı ve Kürtçülere karşı savunan ve destekleyen, Atatürkçü, milliyetçi, laik kesimler olmuştur. Hilmi Özkök’e kadar! Hilmi Bey’le birlikte iş tersine dönmüştür. Atatürkçü, ilerici, laik kesimler Hilmi Özkök yönetimini eleştirirken, Hilmi Özkök’ü cansiperane savunan, Şeriatçılarla bölücüler olmuştur! Hilmi Özkök’ün askeri başarısı var mı! Peki Özkök döneminde askeri konumumuz ne duruma gelmiştir? Hilmi Özkök dönemi için bir muhasebe yapmak, onun askeri görevlerini ne ölçüde yerine getirdiğini de bir vatandaş olarak sorgulamalıyız. Türk Ordusu, Ortadoğu’da, Orta Asya’da, Balkanlar’da ve genel olarak dünyada stratejik bir güçlenme mi yaşamıştır, yoksa zayıflama mı? Her üç bölgede de Türkiye mevzi kaybetmiştir. Ortadoğu’da, Kuzey Irak’ta kırmızı çizgiler çiğnenmiş, Türk Ordusu’nun operasyonel yeteneği yitirilmiştir. Az şey mi? Savaşta mevzi kaybeden komutana ne yapılır acaba? Ya Hilmi Özkök gibi, seve seve mevzi terk edenlere? Türkiye aynı zamanda Akdeniz’de mevzi kaybetmiştir. Ki bu da Hilmi Özkök’ün Annan Planı’nı destekleyen tavrı nedeniyledir. Peki yurtiçinde? Yurtiçinde de son dört yıldır terör almış başını gitmiştir. Türk Ordusu, ilk defa PKK’dan fazla kayıp veren bir ordu konumuna Hilmi Özkök komutasında gelmiştir! Bu başarılar, onun askeri karnesidir! Sizce nasıl? Şeriatçılarla barışık, Atatürkçülerle davalı Türkiye’de Ordu’yu eleştirmek 12 Eylül döneminde, darbe dönemlerinde yasaktır. Faşizm buna izin vermez! Peki Ordu’yu eleştirmenin, yanlışları söylemenin cezalandırıldığı ikinci dönem ne zamandır? O da Hilmi Özkök dönemidir! Hilmi Özkök döneminde, Ordu komutanını eleştirmek büyük bir cesaret işi olmuştur. Çünkü Hilmi Özkök’ü eleştirirseniz, medyadaki Fethullahçı, Apocu, Amerikancı yazarlar hemen bir linç kampanyası başlatırlar! Yetmez Hilmi Özkök hemen davalar açar peşpeşe. PKK ile, terör örgütleri ile, Şeriatçılarla barışık ama Atatürkçülerle, milliyetçilerle davalı bir komuta dönemidir onunki! Tıpkı 12 Mart gibi, tıpkı 12 Eylül gibi... O zaman da Ordu Atatürkçüleri hapse atıyordu, şimdi ise atmak için çırpınıp duruyor. Giderayak görev ifa etti Normalde asker tezkere sayar, aileler sayar, eşler sayar... Gel tezkere gel tezkere... İlk defa bir Genel Kurmay Başkanı için bir halk tezkere saymıştır, bitse şu dört yıl diye... Ve ilk defa yeni Genel Kurmay Başkanı bu kadar coşkuyla karşılanmıştır. Bunun nedeni elbet yeni Genel Kurmay Başkanı’nın üstün meziyetleri değil. Gidenin meziyet yetmezliğidir. Son devir teslim törenlerinde bile misyonuna uygun davranmıştır Hilmi Özkök. Ne diyor Meclis Başkanı’na “Döneminizde TBMM’nin saygınlığı arttı.” Acaba Cumhurbaşkanlığına değil, “stand up”çılığa mı hazırlanıyor? Peki başka ne diyor? İhtiyacımız olan tek şey demokrasi! İlahi Hilmi Bey, bu halkın ihtiyacı artık şehit cenazelerinin bir son bulması! Acaba emekliliğinizde sokağa çıkabilecek misiniz... Gerçi bu dört yıl içinde vatandaşı sevindiren tek açıklamasını da yaptı: “İki yıl inzivaya çekileceğim”. Gerçi kendimi unutturacağım da demiş... Demiş ama kolay olmayacak sizi unutmak Hilmi Bey. Hilmi Bey sörfte Bir de “internet çıktı mertlik bozuldu” demiş... Neden? Çünkü yeni Genel Kurmay Başkanımız aleyhinde internette aşağılık bir karalama kampanyası sürüyor iki senedir. İki sene Hilmi Bey! İki senedir bu ordu, kendi komutanına açıktan sövülmesine seyirci... Acaba neden... İnternet namertlerin, korkakların yeridir diyorsunuz. Ondan mı? Yoksa internette bunu engellemenin de çok basit bir yolu var, bunu kullanmadığınızdan mı? Şemdinli’deki suskunluğunuzu da unutmadık. Sonradan nasıl ve hangi koşul altında zoraki tavır aldığınızı da elbet bir gün açıklayacağız... Açıklayacağız ki, halk kapalı kapılar ardında namertlik yapanları öğrensin. Bu arada bir soru daha: Namertliği açıktan yapanlara karşı bir şey yaptınız mı peki? Mesela PKK’lı teröristlere? Hilmi Bey bundan bir iki yıl önce tv’de geceleri belli saatler arasında iki saat internete girip sörf yaptığınızı söylemiştiniz. Biz yıkılmıştık, internet gibi bir açık kapıya evinden giren bir Genel Kurmay Başkanı mı demiştik... ABD Hilmi Özkök’ün her saniyesini, her gece öğreniyor diye üzülmüştük. Acaba internetin korkakların, namertlerin mekanı olduğunu nereden öğrendiniz Hilmi Bey, sörf yaparken mi?.. |
||