04.09.2006
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Kapak
Yön
Türkiye
Dünya
Özgün
Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Dünya Nedret Ebcim

ABD İran'a saldırırsa
büyük hata yapar

İran-ABD gerginliği

İran, Batı Asya’da yer alan 1.700.000 km2’ye yakın yüzölçümü 60 milyon civarında nüfusuyla, yaşlı dünyanın en eski uluslarından, güçlü tarihi ve zengin kültürüyle bölgenin önemli ülkelerinden birisidir. Var olan petrolü, potansiyel doğal gazlarıyla dünyanın en tehlikeli haydut devleti ABD için bir enerji kaynağıdır. ABD çıkarları için herşeyi mübah gören anlayışı ile bölgeyi karıştırmaktadır. Irak, Afganistan derken sırada Suriye ve İran bulunmaktadır. Ancak İran kolay yutulabilecek bir lokma değildir.

ABD, gelişen sanayisi için petrol ve diğer enerji kaynaklarını büyük ölçüde ihtiyaç duymaktadır. Günümüzdeki en büyük enerji kaynağı petroldür. Körfez ülkeleri olarak bilinen Kuveyt, Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Irak ve İran’da dünya petrol rezervlerinin %50’ye yakını bulunmaktadır. Körfez ülkeleri dünya petrolünün %30’unu üretmektedirler. Körfez ülkeleri İran dışında ABD’nin kontrolü altındadır. Daha önce Irak’ın sözde tehlikeli silahlar barındırıyor diye işgal edilmesindeki asıl gerçeği artık çocuklarda bilmektedir. Üretim olarak dünyanın ikinci petrol üreticisi İran’da petrolün en fazla 30 yıllık ömrü kaldığını bilim adamları söylemektedir. Ancak İran diğer körfez ülkeleri gibi doğalgaz rezervlerine de sahiptir. İran, dünyada Rusya’dan sonra doğalgaz rezervinde ikinci sırada yer alan ülkedir. Ancak bu rezervlerin çıkarılması işlenmesi için büyük yatırımlara ihtiyaç bulunmaktadır.

1979’dan itibaren rejimi ele geçiren İslami bir düzen mevcuttur. Küresel imparator ABD, Ilımlı İslam’dan yanadır ve radikal İslam’ı kendisine tehdit olarak görmektedir. ABD İran saldırı planlarını yıllardan beri yapmaktadır. Uydu fotoğrafları ile vurulacak hedefler bile belirlenmiştir.

İran’ın 2006 tarihinde işbaşına gelen yeni Cumhurbaşkanı Ahmedinecad Basra Körfezi’nde ve Hürmüz Boğazı’nda yabancı güçlerden arınmış, ekonomik, jeo-politik statüye sahip bir bölgeyi hedeflemektedir. Ayrıca nükleer çalışmalarıyla, uranyumu %3,5 oranında zenginleştirdiği için nükleer bomba yapmasından çekinilmektedir.

İran, bölgede asker sayısı ve silah bakımından da en güçlü ülkedir. Küresel imparator ABD’nin bu durum hiç hoşuna gitmemektedir. Bu arada İran’ın İsrail’i haritadan silme düşüncesi, Büyük İsrail’i yani ABD’yi oldukça rahatsız etmiştir. Fakat Küçük İsrail sinirlerine hakim olamayıp İran’a saldırması halinde bölgede ciddi çatışmalar çıkabilir ve bu sorun işi “Medeniyetler Savaşı”na kadar getirebilir. Ancak uzmanlar tarafından bu durum uzak bir olasılık olarak görülmektedir.

ABD, Türkiye ve Azerbaycan’ı da savaşın içine çekebilir mi?

Emperyalist ABD’nin kukla başkanı Bush, çok uluslu şirketler tarafından iktidara getirilmiş bir gerizekalıdır. Birkaç kez yaptığı sakarlıklardan dolayı ölümden dönmüş ama dünya için hayırlı iş bir türlü gerçekleşmemiştir. ABD de Irak’ta girdiği bataklıktan akıllanmayıp bu sefer de İran’da macera aramaktadır. Yakın müttefik olarak gördüğü Türkiye’yi bu işin içine sokma planları içindedir. ABD etnik ve dinsel kışkırtmalar yapıp ulusları bölmek istemektedir. Bunu Irak’ta halen denemektedir. Irak, Sunni-Şii-Kürt olarak üçe bölünmüştür. Suriye’de de zaman zaman ajanlarıyla yaptığı kışkırtmalarla ülkedeki etnik grupları hareketlendirmektedir. ABD ülkemizde de son yıllarda çeşitli taktiklerle ulus bilincini körelterek bölünmelere destek vermektedir. Ülkemizdeki sözde Türk-Kürt ayrımı bunun en açık örneğidir. ABD Ortadoğu’da bölünmüş, parçalanmış, pasif ama kendi imparatorluğuna bağlı devletçikler peşindedir.

Türkiye İran’la binlerce yıldan beri zaman zaman savaşmış, zaman zaman da dostluk içerisinde komşuluk ilişkilerini sürdürmüştür.

Günümüzde İran’la ilgili zaman zaman gazetelerde, dergilerde ve kitaplarda çıkan yazılarda bazı Atatürkçü aydınlarımızın bu ülke tarafından suikast yapılarak öldürüldüğü iddia edilmiştir. İran’ın dört bin yıllık devlet geleneği olduğu için bu tür cinayetleri işlemediği kanısındayım.

ABD, kötü niyetli tavrıyla yıllardan beri Türkiye’yi kışkırtıp olası İran savaşında yanına çekmek istemektedir. Ancak Türk halkı bu konuda oldukça bilinçlenmiştir. ABD’ye karşı halkımızda büyük bir tepki bulunmaktadır. İran’a karşı rejimine rağmen sempati ile bakılmaktadır. İktidardaki AKP’de halkı karşısına alabilecek ABD yanlısı davranışlardan uzak duracağı düşüncesindeyiz.

ABD ayrıca yine bir Türk devleti olan Azerbaycan’ı da kışkırtmak istemektedir. Bilindiği gibi İran halkının %30’u Azeri Türküdür. ABD Azerbaycan’ı kandırmak peşindedir. Bu yüzden de Washington-Bakü trafiği hızlanmıştır. Son aylarda üst düzeyli ABD’li politikacılar, askerler Azerbaycan’ı sık sık ziyaret etmektedirler. Kardeş Azerbaycan, Ermeniler tarafından topraklarının %16’sını işgal edilirken buna göz yuman ABD’ye acaba ne kadar güven duyabilir?

Sonuç

ABD, herşeye rağmen İran’a saldırırsa çok büyük hata yapar. Zaten ABD’nin gelecek bilimcilerinin de bunun büyük bir hata olacağını ve bu savaşın en az 30 ile 40 yıl sürebileceğini iddia etmektedirler. İran halkı, aynı Türk halkı gibi ülkesi için rahatlıkla canını verebileceğini ABD unutmamalıdır. İran, “İranlılık” anlayışı ile ulus bilinci olmayan Irak’a hiçbir şekilde benzememektedir. Eğer bu savaş çıkarsa ABD dünyada artarak devam eden nefreti üzerinde iyice hissedecektir. Asimetrik savaşta da zararlı çıkacağı ortadadır.

Tarihe baktığımızda büyük güçlerin nasıl yıkıldıklarını görürüz. Bütün dünyayı yöneteceğim derken savaş için yapılan masrafların altında kalabilirsiniz. Ünlü tarihçi Paul Kennedy’nin yazdığı “Büyük Güçlerin Yükselişleri ve Çöküşleri” ABD için önemli bir kaynaktır. ABD gün geçtikçe nefret edilen bir ülke durumundan kurtulması için önünde çeşitli seçenekler bulunmaktadır. Örneğin ilk yapılacak ABD başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’den bir kadın aday veya bir siyah başkan ülkesini çatışmalar içinden çekerek en nefret edilen ülke durumundan kurtarabilir. Başka seçenekler de bulunabilir. Tersi durumda küresel imparatorluk GOP projesi adı altında belki de dünyayı Üçüncü Dünya Savaşlarına getirebilir.