3 S

 

07.08.2006
Anasayfa
Başyazı
Kapak
Türkiye
Dünya
Özgün
Ekonomi
Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye


Atatürk
 Deniz Gezmiş Che Guevara

Dünya Prof. Dr. Şener Üşümezsoy

Prof. Dr. Şener ÜşümezsoyRus Avrasyacılığı mı Tatar petrollerinin Rus petrollerine dönüştürülme stratejisi mi?

Rusya’daki petrol yatakları

Dünya petrol rezervlerinin sistematik bir biçimde incelenmesi ile elde edilmiş sayıları göz önüne aldığımızda Rusya denilen bölge önemli petrol büyüklüğüne sahip bir ülke olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya petrollerini Dick Cheney’in dünya toplam petrol sistemi referansı ile incelediğimizde Rusya’da petrol yatakları başlıca Volga-Ural Bölgesi, Batı Sibirya Bölgesi, Kuzey Kafkasya Bölgesi ve Kuzey Denizi kıyısında Kimmonpaşava Bölgesi’nde yer almaktadır. Bu bölgeleri incelediğimizde özellikle Batı Sibirya’da dünya petrol rezervinin en büyük payını oluşturan dört yatak içinde yer alan iki yatak Batı Sibirya içinde bulunmaktadır. Batı Sibirya’daki Mezzorik yatakları 200 milyar varil bilinen gaz rezervine sahiptir. Bundan sonra ikinci büyüklük ise Baseneov yataklarıdır. Burada 120 milyar varil petrol bulunmaktadır.

Bu boyutuyla bakıldığı zaman 120 milyar varil petrol ve 200 milyar varil gazın bulunduğu bu bölge, Avrupa’nın yegane petrol alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında Rusya petrolleri olarak geçen Volga-Ural Paleosoic yataklarda 63 milyar varil petrol yer almaktadır. Bu yatak içindeki gazla beraber 81 milyar varillik bir rezerve sahiptir.

Daha sonra Kuzey Paleosoic Kuzey Hazar yatağında ise 35 milyar varil gazın bulunduğu bir bölge söz konusudur. Bunların dışında Toygur, Tümen kuzeydeki Ural Dağları’nın devamı olan bölgede 11 milyar varil petrol söz konusudur. Keza Domanik Paleosoic’de 13 milyar varil petrol söz konusudur.

Petrol, Tatar halklarının yaşadığı bölgede

Bu boyutuyla bakıldığında, bahsettiğimiz coğrafi alanları Kafkas Dağları’nın kuzey kenarından başlayıp Kuzey Hazar Bölgesi, daha sonra bugünkü Başkırdıstan, Tataristan boyunca uzanan Volga-Ural yatakları ve bunların yanında da geçmişte Sibirya Tatarları denilerek tanımlanan yani Katrina’nın Sibirya’yı işgali öncesi Sibirya Tatarlarının sahip olduğu alandaki yataklar söz konusudur. Bu anlamda Rusya’nın petrol rezervleri dediğimiz rezervlerin, gerçekte Altınordu Devleti’nin temelini oluşturan Tatar halkları dediğimiz halkların yaşadığı bölgelerde olduğu ortaya çıkmaktadır.

1917’lerde bu bölgede Galiyev’in öne sürdüğü İdil-Ural Sovyeti projesinin aslında yalnız politik nedenlerle değil, Rus emperyalist yayılmasının petrol üzerinde egemenliğini pekiştirmek için engellendiği ortaya çıkmaktadır. Bunun yerine Başkırdistan, Tataristan, Kalmukistan, Çuvasistan gibi özerk bölgeler oluşturulmuştur.

Keza aynı şekilde Altınordu egemenliğindeki Batı Sibirya bölgeleri Rusya’ya bağlanarak petrol yatakları üzerinde Rus egemenliği ortaya çıkmıştır. Nasıl ki İngiliz emperyalizmi 1920’lerde petrol yataklarını tespit ettikten sonra Arap ulusunu petrol yataklarına göre parçalayıp, Kerkük’te ayrı bir alan yani Irak’ı oluşturmuş, Basra Körfezi’nin kuzeyindeki alanı ise İran’a vererek Farslarla beraber oluşturduğu bir iktidar ile bu petrol yataklarının önemli bölümlerini paylaştırmışlardır. Daha sonra Basra Körfezi’nin güneyinde Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan Krallığı, Bahreyn gibi küçük küçük bölgelere ayırmışlar ise, bunun sosyalizm adı altındaki benzeri Rusya’da gerçekleştirilmiştir. Osmanlı’nın parçalanması döneminde Türkiye’ye petrol yataklarını bırakmayacak şekilde haritaların çizilmesinde ısrar eden İngiliz emperyalizmi Ortadoğu’nun bugünkü açmazlarını ortaya çıkarmıştır. Aynı olgu, Rusya’da sosyalizm adı altında gerçekten milli komünizm ve ulusal sosyalizmin teorisyenliğini yapan Galiyev Rusların petrol üzerindeki bu amacını göremediği için, Rusların beyninde geçen politikayı kavrayamamıştır.

Yağlı Kayalar

Oysa Volga-Ural dediğimiz bölge bugün hem önemli petrol rafinerileri hem petrol yataklarının olduğu bölgedir. Bu bölge Kuzey Kafkasya’dan başlar ve bugün Mykop Formasyonu olarak bilinen Azerbaycan’da yer alan yataklar geçmişteki ismi ile bakıldığı zaman Yağlı Kayalar anlamına gelen bir isimlendirmedir. Bunun devamına baktığımız zaman güneyde Azerbaycan bölgesi de geçmişte Kafkasya Tatarları olarak tanımlanan bir bölgedir ve geçen sayımızda belirttiğimiz petrol yatakları da İngilizlerle yapılan anlaşma sonucu Rusya’ya Azerbaycan petrolleri bırakılır iken, İran’ın güneyindeki Huzistan bölgesindeki petroller de İngilizlere bırakılmıştır.

Yukarı doğru çıktığımız zaman tarihsel olarak aynı kökenden gelen Başkır ve Tatar halklarının Kazan’da bir Bulgar prensliği biçiminde ayrılması, bunun güneyinde Ufa’da ve Oranburg’da da Başkırtların bölünmesi, Galiyev’in politikasına karşı saplanmış bir hançer gibi görülse de aslında Rusların petrole olan gereksinmelerinden doğan ve Rusların emperyalist amaçları için olmazsa olmaz bir olgudur. Galiyev’in düşündüğü olgu olsaydı bugün dünyanın en büyük ikinci yatağına sahip olan bu bölge bir Türk-sosyalist devletinin elinde olacaktı.

Bu bölgenin sayılarına tekrar dönersek, aslında gaz olarak olayı yorumladığımızda Sibirya’da, yani geçmişte Sibirya Tatarları olarak tanımlanan bölgedeki yatakları incelediğimiz zaman, günümüzde Yakutistan olarak kısmen bakılan bu bölgede, Ok Bölgesi petrol yataklarında dünyanın en büyük gaz rezervi söz konusudur. Bu rezervlere baktığımız zaman Batı Sibirya’da 200 milyar varil gaz söz konusudur. Bunun dışında yine Batı Sibirya’nın kesiminde Rusya’daki en büyük petrol yatağı olarak bulunan Bazeova yataklarında 120 milyar varil petrol ve 20 milyar varil gaz bulunmaktadır. Volga-Ural dediğimiz, yani Başkırdistan ve Tataristan bölgesindeki rezervlere baktığımız zaman 18 milyar varil gaz, buna karşılık 65 milyar varil petrol söz konusudur. Keza gaz olarak devam ettiğimiz zaman Volga-Ural petrol yataklarının yanında 18 milyar varil gaz, Kuzey Hazar Bölgesi’nde ise 35 milyar varil gaz söz konusudur. Bunlar kısmen Kazakistan ile paylaşılan bir bölgedir.

Geçmişte petrol yatakları bilinse Kazakistan’a bırakılmazdı

Geçmişte bu yataklar bilinebilseydi Kazakistan’a bu bölgenin bırakılmayacağı bir açık gerçektir. 90’lı yıllardan sonra bu rezervler geliştirilmiştir. Keza bunun dışında Ukrayna Dinyeper’de de 11 milyar varil gaz söz konusudur. Bu haliyle Rusya dediğimiz alanda 280 milyar varil gaz vardır. Bunun 11 milyar varili Ukrayna’dadır. Gerisi ise Batı Sibirya, Başkırdistan, Kazakistan ve Tataristan dediğimiz, aslında Altınordu ulusunun, Tatar ulusunun yaşadığı bölgededir. Ulusların kendi kaderini belirleme formülü ile bu bölgelerde gerçek anlamda ulusal özerklik yoktur. Ulusal özerklik vardır diyerek Stalin’in formülasyonuyla, İngiliz modeli uygulanmış ve Rusya Komünist Partisi’ne bağlı bu özerk devletçikler oluşturularak, bu petrol yatakları üzerinde Rus egemenliği sağlanmıştır. İngilizler nasıl zamanında Arap ulusunu parçalamış, hatta bu parçalamaya bugün Amerika devam ederken, Ruslar da geçmişte sosyalizm adı altında Tatar ulusunun bütünlüğünü parçalamıştır. Bu petrol yatakları üzerinde egemen olamayacak şekilde, her yatak üzerinde farklı bir devletçik, özerk bölge, otonomi gibi isimlerle Rusya Komünist Partisi’ne bağlı yapılanmalar oluşturup burada sosyalist devrim için yaşamını veren, milli komünistlere bağlı olan İdil-Ural Sovyeti’nin kurulmasına karşı çıkmıştır. Stalin neden İdil-Ural Soyveti’ne karşı çıkıyor diye sorduğunda, Galiyev’in kitabını okuduğumuzda bu gerçeği görmediğimizde karşımıza acaba bunlar milliyetçilik mi yapar tezi çıkıyordu. Oysa gerçek büyük ulus milliyetçiliği bu petrol yatakları üzerinde egemenlik için ortaya çıkmıştı.

Keza gaz açısından bu şekillerle baktığımızda Avrupa’nın da ana gaz alanının bu bölgeden kaynaklandığını görmekteyiz. Diğer taraftan petrol olarak baktığımızda Basenova dediğimiz Batı Sibirya’da 120 milyar varil petrol, Kuzey Sibirya’da 10 milyar varil petrol, Palesoic Domanic Formasyonu’nda 10-13 milyar varil ve Toygar-Tümen’de 12 milyar varille, 230 milyar varillik Rusya petrollerinin tarihsel olarak bırakın günümüzde bundan 100 yıl evvel dahi hiçbir zaman Rus halkının olmadığı, bütünüyle İdil-Ural ve bunun devamındaki Batı Sibirya’daki Sibirya Tatarlarının alanında olduğu ortaya çıkmaktadır.

Rus ve İngiliz emperyalizmi aynı planı uyguluyor

Şimdi bu boyutunu açıklıkla gördüğümüzde, karşımıza çıkan bu resmi dört harita ile vurguladığımızda, günümüzde Basra Körfezi’ndeki bölünmenin aynı mantıkla Ruslar tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir. Geçmişte İngilizlerin böldüğü iktidarlar daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi İran’daki Huzistan Petrol bölgesi olan bölgeyle Basra Bölgesi’ni birleştirmek ve burada Şii-Arap devleti oluşturmak, keza kuzeyde Kürt bölgesini birleştirmek ve aradaki petrolsüz bölgeyi Sünni Araplara bırakmak amacındadır. Benzer proje Kazakistan, Sibirya, Tataristan, Çuvasistan, Kalmukistan, Çeçenistan gibi Altordu Devleti’nin egemen olduğu bir bölgelerde de Ruslar tarafından uygulanmıştır. Tarihsel ve etnik olarak da baktığımızda, buradaki yapıyı incelediğimiz zaman Kazakistan dediğimiz bölgede küçük bir alan Elimoğlu, Beyoğlu, Cediuruk bütünüyle Altınordu Nogaylarının egemen olduğu yapıdır.

Keza Başkırdistan’a baktığımız zaman Kıtaylar, Kıpçaklar, Mangırtlar dediğimiz kabileler Altınordu Nogaylarıdır. Ama onlardan bir Başkırt ulusu çıkarılmaya çabalanmıştır. Keza Kazan Şehri’nin bin yılını kutlamalarına karşılık Kazan Şehri bin yıllık bir şehir olmayıp eski Bulgar Hanlığı’nın yıkılmasıyla Altınordu tarafından 1500’lerde yeniden kurulmuş bir hanlıktır. Burada esas etnik ulus olarak baktığımız zaman Mangırtlar ve Kıpçaklardan oluşmaktadır. Astargan’a ve bugün Kuzey Hazar dediğimiz bölgeye baktığımız zaman burası da Mangırtlar ve Kıpçakların egemen olduğu alanlardır.

Batı Sibirya’da ise Batı Sibirya Hanlığı dediğimiz aynı etnik gruplar söz konusudur. Aynı etnik grupları suni bir biçimde bölünmüştür. Örnek olarak Batı Kazakistan’daki Küçük Güz ve Orta Cüz dediğimiz Nayman, Kıpçak, Argun ve Kerey’den oluşmuş kabileler hem Özbekistan’da hem de Kırım Hanlığı’nda egemen olan kabilelerdir. Ama onlardan Orta Cüz deyip Orta Kazakistan, Batı Kazakistan’daki Elimoğlu, Beyoğlu, Cediuruk gibi Başkırdistan’daki bu kabileleri ayırarak karşımıza bir dizi Başkırt, Sibirya, Batı Kazak, Orta Kazak ve giderek Kırım Hanlığı, Astargan Hanlığı bölgesinde özerk bölgeler oluşturup her petrol yatağı üzerinde Rusya’ya bağlı farklı bir kabilenin egemen olduğu yapılar oluşturulmuştur. Oysa bu kabilelerin tümüne birlikte baktığımız zaman tümü hem Kırgızistan’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Tataristan’da ve Kırım’da yer alan bu kabilelerden ayrı uluslar yaratma başarısını göstermişlerdir. Aynı olayı İngilizlerin Araplardan ayrı devletçikler çıkarma olgusudur. Oysa bu ulusların kendi kaderini tayin hakkına yapılan bir saldırıdır.

Tatarlar, Kıpçaklar, Nogaylar bozkırda Ruslaşarak kaybolacak uluslardır

Günümüzde Avrasyacılık olarak ileri sürülen tezlerde, özellikle Gumilyev’in öne sürdüğü Rus etnojenezi tezinde, Tatarlar, Kıpçaklar, Nogaylar bozkırda Ruslaşarak kaybolacak uluslardır. Rusya Batılı bir ulus değil, Türk ve Slav karışımı bir ulustur diyen tezle aslında Rusların İdil-Ural ve Sibirya’daki petrole sahip olma planları ifade edilmeye çalışılmaktadır. Günümüzde bu daha da bir anlam kazanmıştır. Avrasyacılık, Amerika’ya karşı direnebilmek için Avrasya’daki ekseni oluşturma çabası olarak gösterilemeye çalışılmaktadır. Ama tarihsel olarak İngilizlerin Arap ülkelerini sömürerek, parçalayarak kendine petrol sömürgesi oluşturduğu yıllardaki çelişki bugün çözülmüş değildir. Tersine bugün o çelişki Amerika tarafından daha da pekiştirilmektedir. 1920’lerdeki bu çelişki çözülmediği gibi çok daha fazla keskinleşmiştir. Ama bugün Rus petrolleri denilen bölgenin artık Tatar bölgesi olduğunu herkes unuttuğu gibi Rus Avrasyacılığı dediğimizde Tatarlarla Rusları aynı görme karşımıza çıkmaktadır. Bu aslında İngilizlerle Arapları aynı görmekten öte bir nokta değildir.

İngilizlerin Araplarla işbirliği yaparak Amerika’ya karşı çıkması gibi komik bir durum olamayacağı gibi, Tatarların Ruslarla işbirliği yaparak Amerika’ya karşı direnebilmesi mümkün değildir. Kaldı ki Amerika’daki stratejistlerin vurgulamasına göre, Rusya eğer bu yatakları Amerikan şirketleri ile birlikte işlemezse bir kez daha parçalanacak; Başkırdistan, Tataristan, Sibirya gibi devletçikler oluşacaktır. Rusya geçmişte İngiliz emperyalizminin metotlarıyla tehdit altına alınmaktadır. Bir başka ifadeyle Rus emperyalistlerinin sosyalizmi benimsememiş olduğunun açık kanıtı olan karşı çıktıkları Galiyev’in önerdiği, İdil-Ural Sovyeti, Rusya Sovyeti, Ukrayna Sovyeti gibi yapıların oluşturacağı büyük ve sağlam bir Sovyetler Birliği emperyalizme karşı mücadele verecekken; Rus emperyalistlerinin İngilizlerle anlaşarak Tatar bölgesine egemen olmaları ve petrolü kendilerine bağlamaları İngiliz politikasının birebir uygulanmasıdır. Bunun adına sosyalizm denmesi de, sosyalizm adına bir yüz karasıdır. Bu noktada Rusya’nın, bu petrol bölgelerinde egemenliğini sürdürme çabası Avrasyacılık olarak karşımıza çıkmaktadır. Buradaki Tatarların en önemli sorunu kendi petrol yataklarına sahip olmaları dışında, Rusya’ya karşı çıkmak için Kuzey Irak’ta Kürtlerin olduğu Amerika’nın piyonu olma durumuna düşme tehlikeleridir. Aynı olay İran’daki Türk iktidarının yıkılarak Fars bölgesindeki petrolün İran’a ve İngilizlere bağlanması projesine tarih boyunca karşı çıkmamıza karşılık, bu gün Amerika’nın İran’a saldırması durumunda, Türklerin Amerika’yla birlikte hareket etmeye zorlanması Türklere dayatılan bir işbirlikçiliktir.

Devrimci ve ulusalcı bir çizgi bu işbirlikçiliği reddetmektir. Orta Asya’da Ruslara karşı Almanlarla birlikte işbirliği yapan Tatarlar tarihlerinin en büyük hatalarını işlemişlerdir. Keza bugün Amerikalılarla beraber Ortadoğu’da işbirliği yapan Kürtler tarihlerinin en büyük hatalarını işliyorlar. Benzer şekilde İran’daki Türklerin, Fars-Şia faşizmine karşı mücadelelerinde Amerika’yla yan yana gelmesi de aynı hatanın tekrarı olacaktır. Türklerin Orta Asya’daki Galiyevciliğinin vurguladığı ana nokta İdil-Ural bölgesindeki petrol yataklarına sahip çıkarak Amerikan ve Rus emperyalizmine karşı koymalarıdır. Bunun için Tatarların, Ruslarla işbirliği içinde Amerika’ya karşı mücadelesi olamaz. Çeçenistan’da gördüğümüz katliamlar bunu doğrulamaktadır. Aynı şekilde Ruslara karşı Amerikalılarla işbirliği yapmakta hatadır. Bölgedeki ulusalcı politika iki ucu keskin bir çelişkiyle karşı karşıyadır. Bu çelişki ancak Galiyevci çizginin ön plana çıkarılmasıyla çözülebilir.

Diğer taraftan Avrupa’nın petrol rezervlerinin büyük bir potansiyel olarak gördüğü alan Rusya’dadır. Avrupa yıllık 550 milyon tonluk petrol tüketiminin, 150 milyon tonunu Rusya’dan almaktadır. Bu şekilde Rusya’ya bağımlılığı vardır. Ama Amerika’nın Rus petrolü konusundaki birlikte işbirliği yapma politikasına, Rusya’nın da girebilmesi mümkündür. Birebir işbirliği olmasa dahi, petrolünün fiyatının varil başına 100 dolara yaklaşmasından en çok kâr edecek ülkelerin başında Rusya gelmektedir. Ama burada Amerika’yla olan işbirliği nedeniyle, Tatar halklarına hem Rusların, hem de Amerikalıların çifte saldırısı olmuştur. Geçmişte petrol fiyatlarının 30 dolardan yukarı çıkmayacağını ileri süren ASAM uzmanları, örnek verecek olursak Necdet Pamir’in bugün hala konuşmasına rağmen petrol fiyatları 100 dolara doğru çıkmaktadır. Oysa biz bunları 2000 yıllarının başında vurgulamıştık. Rus petrol bölgeleri incelendiğinde aslında Rusya petrolsüz bir bölgedir. Gerçek anlamda Altınordu ulusu dediğimiz, Çöçi ulusu dediğimiz Batı Türklerinin sentezi olan Tatar halklarının olduğu bölgeler asıl petrol bölgeleridir. Bir başka açıdan güneyde Arap, kuzeyde ise Tatar bölgeleri petrole sahiptir. Araplar, Amerikan ve İngiliz emperyalizminin saldırısına uğrarken, Tatar bölgeleri ise Amerikan ve Rus emperyalizminin saldırısı altındadır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise Almanlar bu bölgelere sahip olmak istemişlerdir. Bu bölgelerin bir Chavez gibi petrolüne sahip çıkamamaları tarihsel olarak kadersizliğidir. Galiyev’in mücadelesi örgütlü bir tabana oturamadığı için Bolşevikler tarafından kullanılmıştır. Ama günümüzde Tatar halklarının Türkiye ile birlikte hareket ederek petrolüne sahip çıkması bir zorunluluktur.